Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydın’da “Ev Sahibi Türkiye” kura çekimi, anahtar teslim ve toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Ev Sahibi Türkiye sloganıyla bir konut projesi başlattık. Projemizde, ülkemiz genelinde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. Ayrıca 500 mahalle konağını, 500 ana okulunu, aile sağlığı merkezlerini, gündüz bakım evlerini, taziye evlerini, misafirhanelerini ve spor salonlarını da sosyal konutlarla birlikte Türkiye’mize kazandıracağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın Büyükşehir Belediye Binası önünde düzenlenen; “Ev Sahibi Türkiye” 6.973 Kura Çekimi, 1.482 Konut Anahtar Teslimi, Şehir Hastanesi ve Yapımı Tamamlanan Diğer Yatırımların Toplu Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün hayatını kaybeden eski AK Parti Milletvekili Mehmet Altay’a Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı diledi.
Aydın’ın Büyük Menderes’in bereketiyle, zeytiniyle, inciriyle, çalışkan insanıyla Türkiye’nin yüz akı şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adnan Menderes’in demokrasi bayrağını yükselttiği ve kalesi olarak gösterdiği Aydın’ın gönüllerinde müstesna bir yerinin olduğunu belirtti.
Tarih ve medeniyet kokan ovası, dağı, deniziyle, eşsiz güzelliklere sahip Aydın’da olmanın bahtiyarlığını yaşadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizi bağrınıza bastınız, kucakladınız. Bugün bir kez daha efeler şehri, merhum Menderes’in şehri olduğunuzu gösterdiniz. Coşkunuz, dayanışmanız, sevginiz, heyecanınız, ahde vefanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizin şu güveninizi boşa çıkarmamanın çabası içindeyiz. Aydın’a mahcup olmamak, Aydın’ı mahcup etmemek için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Büyükşehir belediyemiz bir taraftan, valiliğimiz diğer taraftan, bakanlıklarımız öbür taraftan Aydın için seferber olmuş durumdalar. Devletimizin tüm kurumları tam bir iş birliği içinde, koordinasyon içinde Aydın’ı daha da güzelleştirmenin kalkındırmanın mücadelesini veriyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün, toplam değeri 87,5 milyar lirayı aşan yatırımları şehrin hizmetine sunduklarını ifade etti.
“Ev Sahibi Türkiye” sloganıyla bir konut projesi başlattıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Projemizle ülkemiz genelinde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. Ayrıca 500 mahalle konağını, 500 anaokulunu, aile sağlığı merkezlerini, gündüz bakımevlerini, taziye evlerini, misafirhaneleri ve spor salonlarını da sosyal konutlarla birlikte Türkiye’mize kazandıracağız. Yüzyılın Konut Projesi’nin kura çekimlerine geçen ay başladık. Bugün de Aydın’da merkezde 2 bin 100, ilçelerde 4 bin 873 olmak üzere toplam 6 bin 973 konutun kurasını çekiyoruz. Konutlarımızın ilk teslimatlarını 2027 yılının mart ayından itibaren yapmak niyetindeyiz. Sosyal konutlarımız, şimdiden Aydınlı kardeşlerimize hayırlı uğurlu olsun.”
“MİLLETE MAHCUP OLMAMAK İÇİN ADETA ÇIRPINDIK”
Yapılacak bu konutların anahtarlarını hak sahiplerine teslim etmeyi Allah’tan dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şimdi ana muhalefetin genel başkanı yine çıkıp ‘bu evleri bitiremezler’ diyecektir. Kendisinin bile inanmadığı bir sürü abuk sabuk argümanı öne sürerek, bu evlerin niçin yapılamayacağını millete anlatmaya çalışacaktır. Bunu nereden mi biliyorum, aynısını deprem bölgesinde yaptı da ondan biliyorum. Hatırlayın, 6 Şubat depreminden sonra bize neler neler söylediler. ‘Hükûmet bu enkazın altında kalır, bunlar enkazı kaldıramaz, evleri inşa edemezler’ dediler. Aynı şeyi İzmir için de söylediler. Peki İzmir’de, o depremde, biz bütün enkazı kaldırdık mı? Vatandaşlarımızı hamdolsun o konutlara yerleştirdik mi? Dünyanın en büyük şantiyesini deprem bölgemizde kurarak, 7 gün, 24 saat esasıyla çalıştık, çabaladık, millete mahcup olmamak için adeta çırpındık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Aralık’ta, yıl bitmeden 455 bininci konutun anahtarlarını Hatay’da hak sahiplerine teslim ettiklerini anımsattı.
Millete söz verdiklerini, sözlerini de yerine getirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Avrupası dahil dünyada hemen hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı bir yükü alnımızın akıyla sırtladık. Geçenlerde nasıl olduysa CHP Genel Başkanı’nın yolu Hatay’a düşmüş. Baktım orada kendince yaşadığı utancı gizlemeye çalışıyor. Hatay’da yapılan işleri gördükçe konutları, yolları, caddeleri, okulları, hastaneleri, ticarethaneleri gördükçe vakti zamanında ettiği o büyük laflar aklına geliyor ve herhâlde onların altında eziliyor. Normalde bizden açıkça özür dilemesi gerekirken, lafı eğip bükerek işin içinden ayrılmak istiyor, sıyrılmak istiyor. Daha fazla pot kırmasa aslında bu yaptığı anlaşılabilir. Fakat bu zat, depremin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra çıkıyor, ‘deprem bölgesini yalnız bırakmayacağız’ diyor. İyi hoş da sormazlar mı sana? ‘Üç yıldır neredeydin Özgür efendi?’ Sormazlar mı, 455 bin konut yapılıyorken sen neyle meşguldün Özgür efendi? Deprem bölgesine sahip çıkmak şimdi mi aklınıza geldi? Neredeyse üç yıldır sürecin hiçbir yerinde yoktunuz. Hayırdır, daha yeni mi ayıldınız? İnşa ve ihya çalışmaları bitmek üzere ama CHP Genel Başkanı’nın aklına deprem bölgesine sahip çıkmak daha yeni geliyor. Hep söylüyorum, bunların ülkede ne olup bittiğinden inanın haberleri yok. Bunlar, bizim verdiğimiz sözleri, kendilerinin bedava traktör vaatleri gibi zannediyorlar. Her çiftçiye bedava traktör, her depremzedeye bedava ev vereceklerdi ama bütün işleri gibi, onlar yalan oldu.”
“NE EMEKLİ UMURLARINDA NE MAAŞ YERİNE HARÇLIK VERDİKLERİ İŞÇİLER”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefetin emekliler üzerinden bir istismar arayışı içinde olduğunu dile getirdi.
“Yönettikleri belediyelerde işçiye maaş yerine harçlık veren kendileri değilmiş gibi emeklilerimizi, hükûmetimize karşı kışkırtmaya çalışıyorlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Emekçiler, maaşlarını alamadıkları belediye önünde eylem yapıyor. Bunlar ya tropikal adalarda keyif çatıyor ya da Meclis’i panayır yerine çeviriyor. Madem emekçinin, emeklinin hakkını düşünüyorsunuz, Ankara’da kürsü basacağınıza belediye çalışanlarının maaşlarını düzenli ödeseniz ya. Maalesef işte böyle tutarsızlar. Ne emekli umurlarında ne maaş yerine harçlık verdikleri işçiler. Bunların tek bildiği hakaret etmek, çamur atmak, karalamak, kabir başında rakı kadehi tokuşturup, milletin parasıyla tropik adalarda keyif çatmak.”
İnşa ettikleri eserlerle, ülkeye kazandırdıkları hizmet ve projelerle konuştuklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bulabiliyorsanız siz de eserlerinizden bahsedin. Siz de hizmetlerinizden bahsedin Özgür efendi. Türkiye için bugüne kadar hangi katma değeri ürettiniz? Eğer cesaretiniz varsa gelin ondan bahsedin. Yapabiliyorsanız bizimle laf değil, eser yarıştırın, hizmet yarıştırın. Ege’nin incisi Aydın’dan bir kez daha ilan ediyorum, nasıl 455 bin konutu söz verdiğimiz gibi yaptıysak, 500 bin sosyal konutu da aynı hızla, aynı kararlılıkla inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal konut projesi tamamlandıktan sonra Aydın’a gelip yeni yuvalarına kavuşan hak sahipleriyle de buluşacaklarını belirterek, “Bugün ayrıca farklı mahallelerimizde inşası tamamlanan 1467 konut ve 15 iş yerini Aydınlı kardeşlerimizin kullanımına sunuyoruz. 64 bin metrekare alana sahip 4 millet bahçemizi hizmete açmıştık, 123 bin metrekare alanda yapımı devam eden 4 millet bahçemizi daha inşallah çok kısa süre içinde tamamlayacağız” bilgisini verdi.
“GURUR VERİCİ BİR ŞİFA MERKEZİNİ AYDINIMIZA KAZANDIRIYORUZ”
Yeni açılan Aydın Şehir Hastanesinin her açıdan Aydın’a layık bir eser olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçerisinde 365 polikliniğin ve 34 ameliyathanenin yer aldığı 1300 yatak kapasiteli Aydın Şehir Hastanemizin kurdelesini bugün kesiyoruz. 65,5 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip Aydın Şehir Hastanemizde 2 bin 269 araçlık açık ve kapalı iki adet otoparkımız bulunuyor. Nükleer tıp merkeziyle, 45 diyaliz cihazıyla, 16 yanık yatak sayısıyla, toplam 250 yoğun bakım yatağıyla, 3 MR, 3 tomografi cihazıyla her açıdan gurur verici bir şifa merkezini Aydınımıza kazandırıyoruz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydın Şehir Hastanesinin aynı zamanda bir eğitim ve araştırma hastanesi de olacağını dile getirerek, şunları kaydetti: “Hem nitelikli kadrosuyla Aydın halkına sağlık hizmeti sunacak hem de ülkemize tıp alanında kadro yetiştirecek. Benim Aydınlı kardeşim birinci sınıf sağlık hizmetini başka yere gitmeden kendi şehrinde alacak. Aralarında 75 yataklı Çine Devlet Hastanemizin, Didim Devlet Hastanemizin 75 yataklı ek binasının, Nazilli’de 40 üniteli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin de olduğu diğer sağlık yatırımlarımızın da şehrimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Hizmete sunduğumuz eğitim kurumları, hükûmet konakları, spor tesisleri, köprüler, 276 kilometre uzunluğunda sinyalizasyon projesi, yangın havuzu ve göletlerin de Aydın’a hayırlı olmasını diliyorum.”
Aydın Büyükşehir Belediyesinin yatırımlarına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aydınlı kardeşlerimin ‘Topuklu Efesi’ Özlem Çerçioğlu, maşallah sosyal belediyecilik alanında başarı çıtasını sürekli yükseğe taşıyor. Büyükşehir Belediyemizin 8 adet projesini bugün hizmete veriyoruz. İncirliova ve Kuyucak’ta 2 adet çocuk gelişim merkezimiz tamamlandı. Efeler’de tekstil alanı içerisindeki tescilli binalarımızın restorasyonu yapıldı. Belediyemiz Didim’de huzurevimizi güçlendirdi, kültür merkezimizin bakım ve onarımını başarıyla bitirdi. Ayrıca Nazilli ilçemizin 2’nci, Aydın’ın 7’nci otizm merkezi tamamlandı. Nazilli’de diş sağlığı polikliniği, Efeler’de Acarlar-Şehir Hastanesi yolunun ve Hayvan Doğal Yaşam Alanı’mızın birinci etabının bakım işleri bitti. Bunları da sizlerin istifadesine sunuyoruz. Bu yatırımlardan emeği geçen bakanlıklarımızı, kurumlarımızı ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı tebrik ediyorum. Yüklenici firmalarımızla birlikte şantiyede fedakârca ter döken işçi, mimar ve mühendis kardeşlerimizin tamamına gönülden teşekkür ediyorum.”
“İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASINDA KURULAN KÜRESEL NİZAM KÖKTEN ÇATIRDIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel nizamın kökten çatırdadığını belirterek, “Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir yapıya doğru hızla ilerliyoruz” dedi.
Yıllardır konforlu bir coğrafyada bulunmanın keyfini çıkaran ülkelerin ilk defa hayatın gerçekleriyle yüzleştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim senelerdir uğraştığımız meselelerin çok küçük bir kısmıyla onlar da burun buruna gelmeye başladı. Davos’taki tartışmalara baktığımızda küresel sisteme yönelik yaptığımız eleştirilerin artık Batı dünyasında da karşılık bulduğunu görüyoruz. Düne kadar bize küresel sistemi öven Batılı liderler, bugün çarpıklıktan, adaletsizlikten, sistemin sorunlarından bahsediyorlar. Bizi acımasızca eleştirenler, görüyorum ki bugün bize hak veriyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki mazlumlara sahip çıktıkları için 13 yıl boyunca kendilerine denilmedik laf kalmadığına değinerek, şöyle devam etti: “‘Türkiye yalnızlaşıyor’ dediler. ‘Türkiye, Orta Doğu bataklığına saplanıyor’ dediler. Hatta ülkemizi ‘DEAŞ terör örgütüne destek vermekle’ suçladılar. Peki sonuçta ne oldu? Suriye’de zalim rejim devrildi, zulüm bitti. Elinde 1 milyona yakın Suriyelinin kanı olan bir yönetim yerine, Türkiye’nin çok yakın dostu bir hükûmet geldi. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın dirayetli liderliğinde, ülkemizin de güçlü desteğiyle şimdi Suriye hızla toparlanıyor. 13,5 yıllık çatışmaların ardından güvenlik ve istikrar yeniden sağlanıyor. Terör örgütleri işgal ettikleri yerlerden Suriye Ordusu tarafından yavaş yavaş çıkartılıyor. Eski rejim döneminde vatandaş bile sayılmayan Kürt kardeşlerimiz yeni Suriye’nin asli parçası oluyor, hakları en üst seviyede teslim ediliyor. Türkmen kardeşlerimiz aynı şekilde yeni yönetimde çok önemli görevler üstleniyor. DEAŞ denilen terör örgütüyle, bu belayla mücadele eskisinden bile daha güçlü ve kararlı bir hâle geliyor. Bölgemizde her türlü terörün kökü hamdolsun kurutuluyor. Yani yıllardır ülkemiz için endişe kaynağı olan sorunlar birer birer çözüme kavuşuyor. Tarihin doğru tarafında durmamızın, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirmemizin, komşuluk hukukuna riayet etmemizin meyvelerini hamdolsun topluyoruz. Halep’te, Hama’da, Humus’ta, Afrin’de, İdlib’de milyonlar cıvıl cıvıl Türkçe konuşuyor, Türkiye’yi konuşuyor. Bize hayır duaları ediyor. İnşallah çok daha iyi olacak.”
“SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ AYRILIKÇI TERÖR TEHDİDİ TAMAMEN ORTADAN KALKINCA TÜM BÖLGEMİZ RAHATLAYACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin kuzeyindeki ayrılıkçı terör tehdidi tamamen ortadan kalkınca sadece Suriye halkı değil, tüm bölgemiz rahatlayacak. Suriye bölgede bir refah ve istikrar adasına dönüştükçe bundan hepimiz istifade edeceğiz. Bir bütün ve güvenli Suriye’nin kazananı Araplar, Türkmenler, Kürtler, Nusayriler, Dürziler, Hristiyanlar ve diğer tüm Suriye vatandaşları olacak. Bunun için önce 86 milyon olarak birbirimize kenetleneceğiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep beraber Türkiye olacağız” dedi.
İslam kardeşliğinin ortak faydasında bölgedeki halklarla bir araya geleceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağduyulu, sabırlı ve soğukkanlı davranacaklarını, oyuna gelmeyeceklerini, sosyal medyadan körüklenmek istenen fitne ateşine karşı uyanık olacaklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kutuplaşmanın, kamplaşmanın hem kendilerine hem de bölgeye acıdan başka bir şey getirmeyeceğini, etnik köken ve mezhep üzerinden gerilimin coğrafyalarına sadece hüzün ve gözyaşı getireceğini söyledi.
Hükûmet olarak, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ne yaptıklarını çok iyi bildiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İç siyasette de dış politikada da Terörsüz Türkiye sürecinde de attığımız her adımı hesaplıyor, ölçüyor, biçiyor, ondan sonra harekete geçiyoruz. Bugüne kadar ne ülkemizin ne milletimizin kılına dahi zarar getirmedik. Çevremizdeki ülkeleri tesiri altına alan yangının ülkemize sıçramasına, Allah korusun bize de sirayet etmesine izin vermedik” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok zorlu süreçleri çok başarılı şekilde yönettiklerine dikkati çekerek, “Bunu da siz Aydınlı kardeşlerimizin desteği ve duası sayesinde başardık. Şundan milletim emin olsun, Türkiye ehil kadroların yönetimindedir. Türkiye tecrübeli kadroların idaresindedir. Türkiye AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın riyasetinde tam bir güven içindedir. Rabb’im bizi milletimize hizmet yolundan ayırmasın, Rabb’im Aydınımızı daha nice güzel hizmetlerle buluşturmayı bizlere nasip etsin diyorum” ifadelerini kullandı.
Aydın halkına müjde vermek istediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Değerli kardeşlerim Aydın Çıldır Havalimanı’nın ticari uçuşlara açılması için gerekli çalışmaları başlatıyoruz. Ulaştırma Bakanıma gerekli talimatı verdim, hayırlı, uğurlu olsun. Bu düşüncelerle açılışını yaptığımız tüm eserlerin Aydınımıza, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu yatırımları şehrimize kazandıran bakanlıklarımıza, Aydın Büyükşehir Belediyemize, kurumlarımıza, firmalarımıza, mühendislerimize, işçisine, herkese, her bir kardeşime tekrar teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından açılış törenine geçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çine Devlet Hastanesi ve Nazilli Sağlık Kompleksi’nin açılışını canlı bağlantıyla gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Aydın’da yapımı tamamlanan 1482 konuttan 10’unun anahtarını hak sahibi ailelere teslim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, daha sonra 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında Aydın’da yapılacak 6 bin 973 konutun kurasını butona basarak noter huzurunda çekti. Yapılan duanın ardından kurdele kesilerek yapımı tamamlanan tesislerin açılışı gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından Aydın Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır, Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi tebrik ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın 158. yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Milletin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kızılaya canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti.
“Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın kurucuları Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı Aziz Bey ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’yı saygıyla yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan fakat artık fani dünyadan ebedi âleme göç eden tüm büyüklere Allah’tan rahmet niyaz etti.
Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşenleri rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dört ana kategoride ödüllerini verecekleri kişi, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik etti, başarılarının daim olmasını diledi.
“DERDE DEVA OLMAK İÇİN KELİMEYE, CÜMLEYE İHTİYAÇ DUYULMAZ”
Tarihin her sayfasında Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim millî seciyemizin temel unsurlarıdır, hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar, millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi, hâl ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle ‘Hakkı tutup kaldırmak’, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz, tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Haziran 1868’de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılayın bu müesseselerden biri olduğunu ifade etti.
Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılayın 93 Harbi’nden Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar milletin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bilhassa, Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı’nda Kızılayın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız, millî mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakâr milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor; ‘Size selam, size hürmet, ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet, ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi, ne güzel iş. Kullarına Cenabıhakk bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allah’ımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.’ Ben de Rabbim bizi Kızılaydan mahrum bırakmasın diyorum.”
“Kızılay, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil zihin ve hafızalarına da kazınmıştır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin, iç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere bir ensar şuuruyla yaklaştığını ve şefkat kucağını açtığını söyledi.
Hilal-i Ahmer’in, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum” diye konuştu.
“KIZILAYIMIZ BUGÜNE KADAR 26 BİN TONU AŞKIN İNSANİ YARDIM MALZEMESİNİ GAZZE’YE ULAŞTIRDI”
Türk Kızılayın afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psiko-sosyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu’nun başını çektiği siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de, Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptık. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı ‘Gazze, Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psiko-sosyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze’nin yanı sıra siyonist barbarların hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır. Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi İsrail, mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür”
“Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Hitler’in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır” dedi.
Türkiye’nin bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu da gururla ifade etmek isterim, Kızılayımız, 190’ı aşkın üyeye sahip Kızılay-Kızılhaç Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur” diye konuştu.
Kızılayın elde ettiği bu başarının aynı zamanda Türk milletinin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunun da altını önemle çizmek durumundayım, 6 Şubat depremlerinde Kızılayımız tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. On binlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra AFAD’ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır.
Depremden en çok etkilenen altı ilimizde kurulan toplum hizmet merkezleriyle koruma, barınma, su ve sanitasyon alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve Çiftçi Destek Programları dâhilinde on binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Kızılay ve AFAD’ımızla birlikte arama-kurtarma çalışmalarından, şehirlerimizin yeniden inşasına deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“KRİTİK İLAÇLARI ARTIK ÜLKEMİZDE ÜRETECEĞİZ”
Kızılayın geçtiğimiz yıl 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışıyla yeni bir rekora imza attığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor. Birazdan inşallah canlı bağlantıyla temelini atacağımız Çubuk ilçemizde 130 bin metrekare alana sahip Protürk Fabrikası da bunlardan biridir. Protürk Projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz. Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız. Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz” ifadesini kullandı.
Projenin ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutladı.
Yurt dışından ithal edilen kan torbalarının da Türkiye’nin kendi imkânlarıyla üretileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Silivri’deki fabrikamızın da kuruluş çalışmaları sürüyor. Bu fabrikanın tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasını ülkemizde ve kendi tesisimizde imal ederek 1 milyar liralık ithalat maliyetini sıfıra indireceğiz. Çok yakın bir dönemde hizmete alacağımız bu yatırımın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kızılay camiamızın her bir mensubuna, iyiliği omuzlayan merhamet çınarımıza gözü gibi bakan tüm gönüllülerimize, bağışçılarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”
Konuşmasının ardından Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Millî Mücadele döneminde Hilal-i Ahmer Cemiyeti gönüllüsü ve Balkan Harbinde iki evladını şehit veren Bandırmalı Nuriye Hanım’ın Filistin Cephesinde düşmana karşı kahramanca mücadele eden ve cephenin düşmesi neticesinde kendisinden haber alınamayan son oğlu Murat’ın akıbetini öğrenmek üzere Türk Kızılayına hitaben kaleme aldığı mektubun yer aldığı bir tablo takdim etti.
Kızılay Ödülleri kapsamında Filistin Özel Ödülü’ne layık görülen 12 yaşındaki Gazzeli Renad Attallah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tasarımını kendisinin yaptığı ve üzerinde “Free Palestine” yazılı tişörtü hediye etti.
Ödül törenin ardından Ankara Çubuk’ta kurulacak Protürk plazma ilaç tesisinin canlı yayın bağlantısıyla temel atma töreni gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.
Koç Topluluğu, kuruluşunun 100. yılını temellerinin atıldığı Ankara’da özel bir davetle kutladı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç yaptığı konuşmada, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir” dedi.
Koç Topluluğu’nun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık yolculuğunun yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film gösterildi. Ayrıca Semahat Arsel ve Rahmi M. Koç’un tanıklıklarıyla aile hafızasına ve iki yüzyıla uzanan birikime ışık tutan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filmi de davetlilerle buluştu. Davete Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk katıldı.
Koç Topluluğu, kuruluşunun temellerinin atıldığı Ankara’da, 100. yıl etkinlikleri kapsamında Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da özel bir davet düzenledi. Davette, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk bir araya geldi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel, Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da davete katıldı.
Koç Topluluğu’nun kurucusu merhum Vehbi Koç’un 100 yıl önce Ankara’da mütevazı bir ticarethanede attığı adımla başlayan yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film davetlilerle buluştu. Rahmi M. Koç ve Semahat Arsel’in tanıklıklarıyla hazırlanan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filminin de özel gösterimi gerçekleştirildi.
Ömer Koç: “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hâmlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir.” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç konuşmasına “Ankara; Millî Mücâdele yıllarında milletimizin istiklâl kararlılığının simgesi olmuş, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte kalkınma ve çağdaşlaşma irâdesinin de merkezi hâline gelmiştir. Bu şartlarda, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilât; çatısı altında bulunduğumuz Ankara Ticaret Odası’na 31 Mayıs 1926 tarihinde kaydedilmiştir. O teşebbüsün, bugün ülkemizin sanâyi, üretim ve mühendislik gücünü dünyâ ölçeğinde temsîl eden itibârlı bir müesseseye dönüşmüş olması bize gurur veriyor” diyerek başladı.
Ömer Koç, Koç Topluluğu’nun asırlık hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma yolculuğuyla aynı istikâmette geliştiğini vurgulayarak, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir. Ülkemizde ilk anonim şirketin kurulması, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding olma ve ilk özel vakfı kurma gibi pek çok alanda öncü olmuştur. Genç Cumhuriyet’in çalışma azmi, üretim heyecânı ve aydınlık istikbâl tasavvurunda filizlenen topluluğumuz; sanâyileşmeyi vatan için üstlendiğimiz çok mühim bir mesûliyet olarak değerlendirmiştir. Vehbi Bey’in “Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” şiârı yalnızca ferdî bir yaklaşımı değil; nesilden nesile taşınan bir vâzîfe anlayışını ifâde etmektedir” diye ekledi.
Ömer Koç: “Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük.” Koç Topluluğu’nun geride bıraktığı ilk yüzyıl boyunca büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmediğini vurgulayan Ömer Koç, “Bu anlayışla; geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdâmı müşterek refâhın unsurları olarak telâkki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmedik. Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük” diye konuştu.
Ömer Koç, Topluluğun sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addettiğini belirterek, “Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışma arkadaşımızla faâliyet gösteren uluslararası bir topluluk hâline geldik. Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Koç Holding olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağlıyor, hizmet veriyor ve mühendislik kapasitemizi geliştiriyoruz. Hangi coğrafyada faâliyet gösterirsek gösterelim, dâimâ memleketimize karşı duyduğumuz mesûliyetin ve bayrağımızı dünyânın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz. Hangi alanda çalışırsak çalışalım; işimizi dâimâ ülkemize kalıcı değer üretme hedefiyle yürütüyoruz. Sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addediyoruz” dedi.
Ömer Koç: “İkinci yüzyılımızda da aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz.” İkinci yüzyıllarına aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yürümeye devâm edeceklerini belirten Ömer Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İkinci asrımıza adım atarken; genç nüfusumuzun girişimcilik kâbiliyetinden, sanâyi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Koç Topluluğu olarak; ilk yüzyılımızı büyük bir gayret ve kararlılık duygusuyla geride bıraktık. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda lâik cumhuriyetin değerlerine sâhip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki; elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sâyesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”
Davette Ömer Koç’un ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Koç Topluluğu’nun hikayesi Cumhuriyet’imizin ekonomik kalkınma serüveniyle kesişen, örtüşen bir hikayedir. Ankara’nın köklü ticaret kültürü ahilik geleneğinden beslenen iş ahlakı ve girişimcilik anlayışı içinde filizlenen bu yolculuk zamanla ülkemizin en büyük sanayi ve hizmet topluluklarından birine dönüşmüştür. Merhum Vehbi Koç’un henüz genç yaşlarda Ankara’da başladığı ticaret hayatı çalışkanlık, dürüstlük ve ileri görüşlülük temelinde yükselmiş ortaya koyduğu vizyon nesiller boyunca taşınan güçlü bir kurumsal yapının temelini oluşturmuştur. Topluluğun tarihine bakıldığında Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunun birçok önemli durağında izlerini görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.