Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGİK 7. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Büyük, güçlü, müreffeh, muzaffer ve muteber bir Türkiye için; iş dünyamızla yol yürümeye, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru hep birlikte ilerlemeye devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu (TÜGİK) 7. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGİK 7. Olağanüstü Genel Kurulunun ülke, iş dünyası ve millet için hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonominin büyümesi ve Türkiye’nin kalkınmasına katkı sunan üretim, istihdam, yatırım ve ihracatın bu seviyelere ulaşmasında payı olan herkese şükranlarını sundu.
TÜGİK Genel Başkanlığı görevini 16 yıl boyunca başarıyla sürdüren Erkan Güral’a, yönetim kurulu üyelerine, kuruluşun tüm mensuplarına, ülke ve millet adına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güral’ın ve ekibinin bugüne kadar hayata geçirdikleri proje ve çalışmalarla TÜGİK çatısı altında ekonomiye çok kıymetli katkılar yaptığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul neticesinde teşekkül edecek yeni yönetime de çalışmalarında şimdiden muvaffakiyetler diledi.
Ülkenin en geniş kapsamlı sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonunun bünyesindeki altı federasyon, 60 dernek, 500 farklı sektör ve mesleği temsil eden 10 bine yakın üyesiyle, üretim ve ihracat odaklı yeni iş birlikleriyle, ekonomi ve iş dünyasına daha nice hizmetlerde bulunacağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşundan itibaren burada vazife üstlenmiş, çalışmalarıyla bu organizasyona değer katmış ancak bugün hayatta olmayanlara rahmet diledi.
“İŞ DÜNYAMIZIN DA TAKDİRE ŞAYAN GAYRETLERİYLE TÜRKİYE’Yİ HER ALANDA ŞAHA KALDIRDIK”
TÜGİK’in, kuruluş misyonuna uygun şekilde istihdamın artırılmasının yanı sıra genç girişimcilere de önemli destekler sağladığını, reel sektördeki kurumsal tecrübeyi gençlerin dinamizmi ve heyecanıyla bir araya getirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için de konfederasyona teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkenin gençlerine rehberlik ettiğiniz, bilgi ve deneyimlerinizle genç kardeşlerimize yeni ufuklar çizdiğiniz için sizleri kutluyorum. Büyük, güçlü, müreffeh, muzaffer ve muteber bir Türkiye için iş dünyamızla yol yürümeye, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru hep birlikte ilerlemeye inşallah devam edeceğiz” dedi.
Üstat Necip Fazıl’ın 1940’lı yıllarda kaleme aldığı bir yazısında “şöyle bir gelecek nizamı tasavvur” ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “100 yıldan beri bir toplu iğne yapmaktan bile aciz yaşayan bu milleti, radyosunu, otomobilini, traktörünü, dikiş makinesini yapmaya zorlayacak bir nizam. ‘İstersen bunları tenekeden yap ama kendin yap’ diyecek bir nizam. Evet, uzun yıllar münevverlerimizin hayali buydu. Sadece fikir ve sanat erbabımız değil, siyasetçilerimiz, yöneticilerimiz de işte böyle bir Türkiye’nin hayalini kuruyordu. Toplu iğne dahi olsa, tenekeden dahi olsa kendisi yapan, kendisi üreten bir Türkiye. Ekonomide de kendisine biçilen rolleri kabul etmeyen, tam tersine bunlara meydan okuyan bir Türkiye. Sanayide, ticarette, savunmada kendi göbeğini kendisi kesen güçlü bir Türkiye. Tek parti döneminin zorlukları içinde satırlara dökülen bu tahayyülü bugün hamdolsun fazlasıyla gerçeğe dönüştürmeyi başardık. Son çeyrek asırda Rabbimizin yardımı, milletimizin desteği, iş dünyamızın da takdire şayan gayretleriyle Türkiye’yi her alanda şaha kaldırdık.”
Cam tavanları kırdıklarını, fitne duvarlarını yıktıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önlerine çıkartılan ne kadar engel varsa milletle birlikte yürek yüreğe vererek bunların hepsini aştıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasiden hak ve özgürlüklere, enerjiden eğitime, sağlıktan turizme kadar akıllara gelebilecek her başlıkta Türkiye’ye tarihinin en büyük başarılarını tattırdıklarını ifade etti.
“BÜYÜME VE İHRACAT RAKAMLARINDA REKORLAR KIRAN BİR TÜRKİYE GERÇEĞİ VAR”
Uzun ve sabırlı bir mücadele verdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fakat sonunda bize inanan, bize güvenen, istikbalini tam bir gönül huzuru içinde bizlere emanet eden milletimize mahcup olmamak için ne gerekiyorsa yaptık. Şunu bugün bir kez daha gururla ifade etmek isterim. Birileri hâlen hazmetmekte zorlansa da artık kendi teknolojisini üreten, tasarlayan, geliştiren ve bunları dünyaya ihraç eden bir Türkiye gerçeği var. Büyüme ve ihracat rakamlarında rekorlar kıran bir Türkiye gerçeği var. Mevcut pazarlara yenilerini ekleyen, küresel konumunu günden güne perçinleyen bir Türkiye gerçeği var. ‘Fabrikası yok’ dedikleri millî elektrikli aracımız Togg, ülkemizin yanı sıra artık Avrupa’daki yolları da süslüyor. ‘Balıklar ürküyor’ iddiasıyla karşı çıktıkları mühendislik harikası savunma ürünlerimiz dünyanın dört bir yanında büyük rağbet görüyor. Uçaklarımız, helikopterlerimiz, İHA ve SİHA’larımız, deniz platformlarımız ve daha nicesi deyim yerindeyse siparişlere yetişemiyor.”
İş insanlarının, firmaların, yatırımcıların ülkenin ticaret hacminin artmasında, ticaret diplomasisinin gelişmesinde önemli roller üstlendiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, her alanda büyük bir atılım içinde olduklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üstat Necip Fazıl’ın 80 yıl önce özlemini dile getirdiği ideallerin de ötesine geçen bir Türkiye’ye doğru emin adımlarla ilerlediklerini, hatta koştuklarını söyledi.
“Bunu da öyle birilerinin ihsanıyla değil, önümüze çıkartılan engellere, ekonomimizi ve sanayimizi hedef alan kısıtlamalara rağmen başarıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunları gururla, mutlulukla, kıvançla söylerken burada asla hamaset yapmadıklarının bilinmesini istediğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayal satmak, göz boyamak bizim siyasetimizde yeri olmayan bir tavırdır. Bizim buna zaten ihtiyacımız da yok. Çünkü biz, 23 yılını şanla, şerefle tamamladığımız iktidarlarımız boyunca hep eserlerimizle, icraatlarımızla, projelerimizle konuştuk” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, rakamların, ülkenin 23 yılda nereden nereye geldiğinin, somut başarıların, 23 sene önce hayal dahi edilmeyen kazanımların ortada olduğunu belirtti.
Tüm karalama kampanyalarına karşın Türkiye ekonomisinin geçen senenin 3. çeyreğinde yüzde 3,7 büyüdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı, gümrük tarifeleri üzerinden yürütülen ticaret savaşlarının tırmandığı, yakın çevremizde ve dünyada gerilimlerin hâkim olduğu bir dönemde tam 21 çeyrek boyunca kesintisiz büyümeyi başardık. Bu oranla Türkiye OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen 3. ekonomi oldu” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025 yılının 3. çeyreğinde ekonomiyi 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine çıkartarak yeni bir rekora daha imza attıklarını söyledi.
Geçen yıl 273,4 milyar dolarlık mal ihracatıyla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aynı dönemde hizmet ihracatımız 123,1 milyar doların üzerine çıktı. 2025’teki toplam mal ve hizmet ihracatımızı 396,5 milyar dolara ulaştırdık. Savunma ve havacılık ihracatında ise adeta devrim yaptık. 2002’de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı 2025’te tam 40 kat artırarak 10 milyar 554 milyon dolara yükselttik. Sadece büyüme ve ihracat rakamlarında değil, istihdamda da hamdolsun oldukça iyi bir yerdeyiz. İşsizlik oranımız 31 aydır tek hanede seyrediyor. Sanayicilerimizin, üreticilerimizin, tarım, turizm, hizmet sektörümüzün şu an bizden temel beklentisi, yetişmiş eleman ihtiyaçlarının karşılanması. Geçtiğimiz haftalarda açıkladığımız Gençliğin Üretim Çağı Programıyla burada önemli bir açılım sağlıyoruz. GÜÇ adını verdiğimiz bu programla inşallah hem eğitim ve istihdam süreci arasındaki kopukluğu giderecek hem de 3 yıl içinde 3 milyon gencimizi iş hayatına doğrudan dahil edeceğiz. Maaş ve sigorta primi gibi kalemlerde özel sektörümüzü de rahatlatacak yeni destekler sağlayacağız. Bizim prensibimiz şudur; üretenin, istihdam sağlayanın, ihracat yapanın her zaman yanındayız. Türkiye’ye katma değer üreten, Türk ekonomisine katkı sunan kim olursa olsun hükûmetimizin tam desteğine sahip.”
“KOBİ’LERİMİZ İÇİN HAZİNE DESTEKLİ KEFALET PAKETLERİNİ HAYATA GEÇİRDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırım taahhütlü avans kredisi programının büyüklüğünü 500 milyar liraya çıkardıklarını, yüksek teknolojili üretim hedefleyenler için HİT 30 Programını devreye aldıklarını aktardı.
İhracatçıların günlük reeskont kredi limitini 4,5 milyar liraya yükselttiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: İhracatçılarımıza 2025 yılında 1 trilyon liranın üzerinde reeskont kredisi kullandırdık. KOBİ’lerimiz için Hazine destekli kefalet paketlerini hayata geçirdik. Çiftçilerimizin kredi maliyetlerinin yüzde 70’ini, esnafımızın kredi maliyetinin yarısını bütçeden karşıladık. İşverenlere sağladığımız asgari ücret desteğimizi 1270 liraya çıkardık. İstihdamını koruyan KOBİ’lerimize, çalışan başına verdiğimiz aylık 2 bin 500 liralık desteği 3 bin 500 liraya yükselttik. Bu programa büyük ölçekli firmalarımızı da dahil ettik. İhracatçılarımıza bu sene 45 milyar lira hibe desteği vereceğiz. Hasılı, kimseyi ayırmadan, dışlamadan, ekonominin paydaşları arasında ayrım yapmadan herkese gereken desteği verdik.”
ENFLASYONLA MÜCADELE
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem en büyük baş ağrısı olan enflasyon ve hayat pahalılığında da güzel sonuçlar aldıklarını gördüklerini dile getirdi.
Geçen yılı yüzde 30,9 enflasyon oranıyla kapattıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İnşallah bu sene çok daha düşük oranları yakalayacağız. Enflasyonla mücadeleyi tek bir araçla değil birbiriyle uyumlu ve birbirini tamamlayan kapsamlı politika adımlarıyla yönetiyoruz. Attığımız adımların etkisi, mutfağa, pazara, kiraya daha fazla yansıyacak, vatandaşlarımız hayat pahalılığının azaldığını günlük yaşamlarında daha fazla hissedecekler. İnşallah biraz daha rahatlayacaklar. Yine bu süreçte en büyük başarımız deprem konutlarının inşasıdır. ‘Yapamazsınız’ diyenleri burada da hayal kırıklığına uğrattık. Allah’a hamdolsun, 455 binden fazla konutun kurasını çekip, anahtarını hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Böylece, milletimize verdiğimiz bir sözümüzü daha tutmanın bahtiyarlığını yaşadık.”
“YENİDEN ŞEKİLLENEN DÜNYA DÜZENİNDE KUTUP BAŞLARINDAN BİRİSİ İNŞALLAH TÜRKİYE’MİZ OLACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş dünyasından, bölgede ve dünyada yaşanan hadiselere bakıp umutsuzluğa veya endişeye kapılmamalarını istedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Artan ticaret savaşları, artan belirsizlikler, her gün bir yenisi patlak veren krizler sizi umutsuzluğa kesinlikle sürüklemesin. Özellikle Godot’yu bekler gibi yıllardır Türkiye’nin krize, kaosa, kargaşaya, ekonomik olarak sıkıntıya girmesini bekleyen mandacı ekonomistlere asla kulak vermeyin. Allah’ın izniyle Türkiye bu zorlu süreci de alnının akıyla atlatacak. Hatta Türkiye, bu süreçten en kazançlı çıkan ülkeler arasında yerini alacak. Yeniden şekillenen dünya düzeninde kutup başlarından birisi inşallah Türkiye’miz olacak.”
“Suriye’de olduğu gibi fedakarlıklarımızın, emeklerimizin, tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın semeresini toplayacağımız farklı bir döneme giriyoruz.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Nasıl 13,5 yıl boyunca bizi eleştirenler, sırf ülkemize sığınan muhacirlere ensarlık yaptığımız için bizi topa tutanlar şimdi bize hak veriyorsa, emin olun aynısı yarın başka alanlarda da yaşanacak. Bugün bizi sırf anlamadıkları için acımasızca eleştirenler, yarın büyük bir mahcubiyet içinde hakkımızı teslim etmek zorunda kalacaklar. Ülkemiz, milletimiz ve gençlerimiz için verdiğimiz çok boyutlu mücadelenin değeri gelecekte daha iyi anlaşılacak, daha net görülecek. Yavaş yavaş dünya bizim dediğimize doğru geliyor. Bizim küresel siyasete dair yıllardır yaptığımız eleştirilerin haklılığı bugün ortaya çıkıyor. Davos’ta yapılan tartışmaları inanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz. Doğruları cesaretle haykırdığımız için yıllardır bize demediklerini bırakmayanlar, şimdi bakıyorsunuz, bizimle aynı cümleleri kuruyor. Küresel adaletsizliklerden, küresel sistemin çarpıklıklarından bahsediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin umutsuzluk yaymaya çalışabileceğine ve felaket tellallarının 23 yıldır yaptıkları gibi yine karamsar tablolar çizebileceğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bunların hiçbirine aldırmayacağız. Ekonomik tetikçilerin öngörü diye pazarladıkları karanlık senaryolarına prim vermeyeceğiz. Şundan buradaki tüm kardeşlerim emin olsun. Türkiye’nin yolu da bahtı da hamdolsun açıktır. Önümüzde yeni kapılar aralanacak. Karşımıza yeni fırsatlar çıkacak. Tahminlerimizin de ötesinde imkânlar belirecek. Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz inşallah daha da hızlanacak. Destanlarımızın ezberden okunacağı, zafer marşlarımızın tüm dünyada yankılanacağı, başarılarımızı dost düşman herkesin konuşacağı, sonunda büyük ve güçlü Türkiye’nin olduğu yepyeni bir yolculuktayız. İnşallah bu yolu da son 23 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte alacağız. Bugün hayal gibi görünen nice hedefe yine hep beraber ulaşacağız. Biz buna yürekten inanıyor, iş dünyamız ve aziz milletimize güveniyoruz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun.”
TÜGİK Genel Başkanı Erkan Güral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “elif ve vav” harflerinin yer aldığı hediye takdim etti.
Programa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır, Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi tebrik ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın 158. yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Milletin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kızılaya canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti.
“Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın kurucuları Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı Aziz Bey ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’yı saygıyla yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan fakat artık fani dünyadan ebedi âleme göç eden tüm büyüklere Allah’tan rahmet niyaz etti.
Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşenleri rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dört ana kategoride ödüllerini verecekleri kişi, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik etti, başarılarının daim olmasını diledi.
“DERDE DEVA OLMAK İÇİN KELİMEYE, CÜMLEYE İHTİYAÇ DUYULMAZ”
Tarihin her sayfasında Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim millî seciyemizin temel unsurlarıdır, hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar, millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi, hâl ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle ‘Hakkı tutup kaldırmak’, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz, tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Haziran 1868’de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılayın bu müesseselerden biri olduğunu ifade etti.
Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılayın 93 Harbi’nden Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar milletin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bilhassa, Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı’nda Kızılayın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız, millî mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakâr milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor; ‘Size selam, size hürmet, ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet, ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi, ne güzel iş. Kullarına Cenabıhakk bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allah’ımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.’ Ben de Rabbim bizi Kızılaydan mahrum bırakmasın diyorum.”
“Kızılay, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil zihin ve hafızalarına da kazınmıştır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin, iç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere bir ensar şuuruyla yaklaştığını ve şefkat kucağını açtığını söyledi.
Hilal-i Ahmer’in, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum” diye konuştu.
“KIZILAYIMIZ BUGÜNE KADAR 26 BİN TONU AŞKIN İNSANİ YARDIM MALZEMESİNİ GAZZE’YE ULAŞTIRDI”
Türk Kızılayın afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psiko-sosyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu’nun başını çektiği siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de, Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptık. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı ‘Gazze, Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psiko-sosyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze’nin yanı sıra siyonist barbarların hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır. Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi İsrail, mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür”
“Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Hitler’in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır” dedi.
Türkiye’nin bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu da gururla ifade etmek isterim, Kızılayımız, 190’ı aşkın üyeye sahip Kızılay-Kızılhaç Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur” diye konuştu.
Kızılayın elde ettiği bu başarının aynı zamanda Türk milletinin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunun da altını önemle çizmek durumundayım, 6 Şubat depremlerinde Kızılayımız tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. On binlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra AFAD’ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır.
Depremden en çok etkilenen altı ilimizde kurulan toplum hizmet merkezleriyle koruma, barınma, su ve sanitasyon alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve Çiftçi Destek Programları dâhilinde on binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Kızılay ve AFAD’ımızla birlikte arama-kurtarma çalışmalarından, şehirlerimizin yeniden inşasına deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“KRİTİK İLAÇLARI ARTIK ÜLKEMİZDE ÜRETECEĞİZ”
Kızılayın geçtiğimiz yıl 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışıyla yeni bir rekora imza attığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor. Birazdan inşallah canlı bağlantıyla temelini atacağımız Çubuk ilçemizde 130 bin metrekare alana sahip Protürk Fabrikası da bunlardan biridir. Protürk Projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz. Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız. Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz” ifadesini kullandı.
Projenin ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutladı.
Yurt dışından ithal edilen kan torbalarının da Türkiye’nin kendi imkânlarıyla üretileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Silivri’deki fabrikamızın da kuruluş çalışmaları sürüyor. Bu fabrikanın tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasını ülkemizde ve kendi tesisimizde imal ederek 1 milyar liralık ithalat maliyetini sıfıra indireceğiz. Çok yakın bir dönemde hizmete alacağımız bu yatırımın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kızılay camiamızın her bir mensubuna, iyiliği omuzlayan merhamet çınarımıza gözü gibi bakan tüm gönüllülerimize, bağışçılarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”
Konuşmasının ardından Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Millî Mücadele döneminde Hilal-i Ahmer Cemiyeti gönüllüsü ve Balkan Harbinde iki evladını şehit veren Bandırmalı Nuriye Hanım’ın Filistin Cephesinde düşmana karşı kahramanca mücadele eden ve cephenin düşmesi neticesinde kendisinden haber alınamayan son oğlu Murat’ın akıbetini öğrenmek üzere Türk Kızılayına hitaben kaleme aldığı mektubun yer aldığı bir tablo takdim etti.
Kızılay Ödülleri kapsamında Filistin Özel Ödülü’ne layık görülen 12 yaşındaki Gazzeli Renad Attallah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tasarımını kendisinin yaptığı ve üzerinde “Free Palestine” yazılı tişörtü hediye etti.
Ödül törenin ardından Ankara Çubuk’ta kurulacak Protürk plazma ilaç tesisinin canlı yayın bağlantısıyla temel atma töreni gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.
Koç Topluluğu, kuruluşunun 100. yılını temellerinin atıldığı Ankara’da özel bir davetle kutladı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç yaptığı konuşmada, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir” dedi.
Koç Topluluğu’nun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık yolculuğunun yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film gösterildi. Ayrıca Semahat Arsel ve Rahmi M. Koç’un tanıklıklarıyla aile hafızasına ve iki yüzyıla uzanan birikime ışık tutan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filmi de davetlilerle buluştu. Davete Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk katıldı.
Koç Topluluğu, kuruluşunun temellerinin atıldığı Ankara’da, 100. yıl etkinlikleri kapsamında Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da özel bir davet düzenledi. Davette, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk bir araya geldi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel, Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da davete katıldı.
Koç Topluluğu’nun kurucusu merhum Vehbi Koç’un 100 yıl önce Ankara’da mütevazı bir ticarethanede attığı adımla başlayan yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film davetlilerle buluştu. Rahmi M. Koç ve Semahat Arsel’in tanıklıklarıyla hazırlanan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filminin de özel gösterimi gerçekleştirildi.
Ömer Koç: “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hâmlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir.” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç konuşmasına “Ankara; Millî Mücâdele yıllarında milletimizin istiklâl kararlılığının simgesi olmuş, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte kalkınma ve çağdaşlaşma irâdesinin de merkezi hâline gelmiştir. Bu şartlarda, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilât; çatısı altında bulunduğumuz Ankara Ticaret Odası’na 31 Mayıs 1926 tarihinde kaydedilmiştir. O teşebbüsün, bugün ülkemizin sanâyi, üretim ve mühendislik gücünü dünyâ ölçeğinde temsîl eden itibârlı bir müesseseye dönüşmüş olması bize gurur veriyor” diyerek başladı.
Ömer Koç, Koç Topluluğu’nun asırlık hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma yolculuğuyla aynı istikâmette geliştiğini vurgulayarak, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir. Ülkemizde ilk anonim şirketin kurulması, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding olma ve ilk özel vakfı kurma gibi pek çok alanda öncü olmuştur. Genç Cumhuriyet’in çalışma azmi, üretim heyecânı ve aydınlık istikbâl tasavvurunda filizlenen topluluğumuz; sanâyileşmeyi vatan için üstlendiğimiz çok mühim bir mesûliyet olarak değerlendirmiştir. Vehbi Bey’in “Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” şiârı yalnızca ferdî bir yaklaşımı değil; nesilden nesile taşınan bir vâzîfe anlayışını ifâde etmektedir” diye ekledi.
Ömer Koç: “Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük.” Koç Topluluğu’nun geride bıraktığı ilk yüzyıl boyunca büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmediğini vurgulayan Ömer Koç, “Bu anlayışla; geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdâmı müşterek refâhın unsurları olarak telâkki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmedik. Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük” diye konuştu.
Ömer Koç, Topluluğun sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addettiğini belirterek, “Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışma arkadaşımızla faâliyet gösteren uluslararası bir topluluk hâline geldik. Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Koç Holding olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağlıyor, hizmet veriyor ve mühendislik kapasitemizi geliştiriyoruz. Hangi coğrafyada faâliyet gösterirsek gösterelim, dâimâ memleketimize karşı duyduğumuz mesûliyetin ve bayrağımızı dünyânın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz. Hangi alanda çalışırsak çalışalım; işimizi dâimâ ülkemize kalıcı değer üretme hedefiyle yürütüyoruz. Sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addediyoruz” dedi.
Ömer Koç: “İkinci yüzyılımızda da aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz.” İkinci yüzyıllarına aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yürümeye devâm edeceklerini belirten Ömer Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İkinci asrımıza adım atarken; genç nüfusumuzun girişimcilik kâbiliyetinden, sanâyi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Koç Topluluğu olarak; ilk yüzyılımızı büyük bir gayret ve kararlılık duygusuyla geride bıraktık. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda lâik cumhuriyetin değerlerine sâhip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki; elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sâyesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”
Davette Ömer Koç’un ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Koç Topluluğu’nun hikayesi Cumhuriyet’imizin ekonomik kalkınma serüveniyle kesişen, örtüşen bir hikayedir. Ankara’nın köklü ticaret kültürü ahilik geleneğinden beslenen iş ahlakı ve girişimcilik anlayışı içinde filizlenen bu yolculuk zamanla ülkemizin en büyük sanayi ve hizmet topluluklarından birine dönüşmüştür. Merhum Vehbi Koç’un henüz genç yaşlarda Ankara’da başladığı ticaret hayatı çalışkanlık, dürüstlük ve ileri görüşlülük temelinde yükselmiş ortaya koyduğu vizyon nesiller boyunca taşınan güçlü bir kurumsal yapının temelini oluşturmuştur. Topluluğun tarihine bakıldığında Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunun birçok önemli durağında izlerini görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.