Cumhurbaşkanı Erdoğan, Metal Sanayicileri Sendikası 51. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “2023 Mayıs ayına göre yıllık cari açıktaki düşüş 44 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Rezervlerimiz artmaya devam ediyor. Merkez Bankası brüt rezervleri 156 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da gerçekleştirilen Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) 51. Olağan Genel Kurulu’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin başında Genel Kurul’un sendika, iş dünyası ve Türkiye için hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol’un sendika aracılığıyla metal sanayicilerine önemli hizmetleri olduğunu ifade etti ve Akkol ile yönetimini tebrik etti.
“MESS ÜYELERİMİZ BURS PROGRAMIYLA DA NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞIMIZIN YETİŞMESİNE KATKI SAĞLIYOR”
Sendikanın 14 Ekim’de 65. kuruluş yıl dönümünü geride bıraktığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O günden bugüne metal iş kolunda faaliyet gösteren işverenlerimiz Türkiye’nin sanayi atılımlarında her zaman öncü roller üstlendi. Sanayi ihracatımızın yüzde 40’ını gerçekleştiren otomotiv sanayisi, demir-çelik, dayanıklı tüketim gibi sektörlerle üretimin lokomotifi olan 264 üye şirket sendikamızın çatısı altında yer alıyor. Üyeleri ve oluşturduğu ekosistemle MESS 1 milyon kişiye istihdam imkânı sağlıyor. Sadece üretim, istihdam ve ihracat boyutuyla değil, MESS üyelerimiz burs programıyla da nitelikli insan kaynağımızın yetişmesine katkı sağlıyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesleki eğitim alanında 50 bin bursiyere ulaşıp eğitime destek veren sendikayı bu sosyal sorumluluk projelerinden dolayı kutladı.
İnsana yapılan yatırımın bir ülkenin geleceğine yapılmış en büyük ve en kalıcı yatırım olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi daha müreffeh yarınlara taşıyacak olanın insan kaynağının niteliğini artırmaya dönük “MESS Yarınım” tarzı projeler olduğunu dile getirdi.
“BAŞARILARA YENİLERİNİ EKLEMEK İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gelişmesine, kalkınmasına, büyümesine yaptıkları katkılar için kuruluşundan bugüne MESS bünyesinde gayret gösterenlere ve tüm metal sanayicilerine ülke ve millet adına teşekkür etti.
“Burada şu hakikati tekrar vurgulamak istiyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son 22 yılda millî gelirimizin 236 milyar dolardan 1,1 trilyon doları aşmasında, ekonomimizin her yıl ortalama yüzde 5,5 oranında büyümesinde, satın alma gücüne göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi olmamızda, iş gücü sayısındaki artışa rağmen istihdamımızın 33 milyon sınırına yaklaşmasında, ihracatımızın 36 milyar dolardan 261 milyar dolara yükselmesinde, hâsılı Türkiye ekonomisinin son 22 yılda her alanda gerçekleştirdiği atılımlarda sizlerin katkısı asla yadsınamaz. Birlikte elde ettiğimiz tüm bu başarılara yenilerini eklemek için yine birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”
“TÜRKİYE, ETRAFINDAKİ ATEŞ ÇEMBERİNE RAĞMEN GÜÇLÜ ALTYAPISIYLA ADINDAN DAHA FAZLA SÖZ ETTİRDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ekonominin son 5 yıldır içinde bulunduğu sancılı ve fırtınalı sürecin bilindiğini söyledi.
Koronavirüs salgını ve jeopolitik gerilimlerin, tedarik zincirlerinde kırılmalara yol açtığını, enerji ve gıda fiyatlarında keskin artışlara sebep olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel büyüme bu tür şoklara görece dayanıklı olsa da bazı bölgelerde büyüme oldukça zayıf bir performans gösterdi. Bölgemizdeki krizlerin de bu belirsizlik iklimini derinleştirdiğini görüyoruz. Bölgesinin istikrar adası ve yükselen yıldızı olan Türkiye, etrafındaki ateş çemberine rağmen üretim kabiliyetleri, güçlü altyapısı, nitelikli insan kaynağı, küresel entegrasyonuyla adından daha fazla söz ettirdi” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yol açtığı ilave 104 milyar dolarlık faturaya rağmen, vatandaşların refahını kalıcı olarak artırma hedefiyle uyguladıkları ekonomi programının olumlu etkilerini görmeye başladıklarını dile getirdi.
“EYLÜL İTİBARIYLA YILLIK İHRACATIMIZ 260 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI”
Son 1,5 yıldır makro dengesizlikleri gidermek adına büyük bir mesafe katettiklerini ve başarılı olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ağustos’ta 4,3 milyar dolar ile 5 yılın aylık en yüksek cari fazlasını verdik ve yıllık cari açığımız 11 milyar dolara geriledi. Böylece 2023 Mayıs ayına göre yıllık cari açıktaki düşüş 44 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Rezervlerimiz artmaya devam ediyor. Merkez Bankası brüt rezervleri 156 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Eylül itibarıyla yıllık ihracatımız 260 milyar doların üzerine çıktı. İş gücü piyasası sizlerin de desteğiyle oldukça iyi gidiyor. Bu yılın ilk 8 ayında istihdam artışı 654 bin kişi oldu ve işsizlik oranı yüzde 8,5 olarak gerçekleşti. İstihdam sayımız aynı dönemde 78 bin kişi artarak 32 milyon 776 bin kişi, istihdam oranı ise 0,1 puan artarak yüzde 49,7 oldu. Yılbaşından bugüne geçen 8 aylık süreçte 650 binin üzerinde bir istihdam artışı sağladık. 2005 yılından bugüne 13,5 milyon kişiye istihdam oluşturduk.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençler ve kadınların çalışma hayatındaki konumlarını güçlendirmeye öncelik verdiklerini, gerçekleştirdikleri program ile 600 binden fazla kadın vatandaşı çalışma hayatına kazandırdıklarını anlattı.
Yakın zamanda devreye aldıkları “İşgücü Uyum Programı” sayesinde özellikle kadınlar, engelliler ve üniversite öğrencilerinin iş gücü piyasasına geçişini kolaylaştırmayı hedeflediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda esnaf, tüccar, sanayici dâhil, işverenlerin en çok şikâyet ettiği hususların başında çalıştıracak personel bulamamak geldiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeğin yoğun olduğu iş kollarında ara eleman sıkıntısı yaşandığını, iş gücü arzının yeterli olmadığı durumlarda tüm dünya gibi uluslararası iş gücünün tamamlayıcı rolünden istifade ettiklerini kaydetti.
“ENFLASYONLA MÜCADELEDE KAYDA DEĞER MESAFE ALDIK”
Çalışanın, üretenin, ihracat yapanın yanında olmaya devam edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İşsizliği azaltmayı, istihdamı artırmayı, iş gücü piyasasında kayıt dışılığı önlemeyi amaçlayan istihdamı destekleyici politikalarımız sürecektir. Aynı şekilde iş sağlığı ve iş güvenliği başta olmak üzere üretimimizin sürekli ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak adımları da hızla atmalıyız. Ekonomi programımızın önceliği olan enflasyonla mücadelede hamdolsun kayda değer mesafe aldık. Ekmeğimize, soframıza, alın terimize, dişimizden tırnağımızdan ayırarak bir tarafa koyduğumuz birikimimize musallat olan enflasyon, yavaş yavaş dizginlenmeye başladı. Yıllık enflasyon son 4 ayda 26,1 puan geriledi. Yeterli mi? Değil. Yeterli olmadığının biz de farkındayız. İnşallah biraz daha sabredecek ve çok daha güzel neticeleri göreceğiz.”
“MALİ DİSİPLİNDEN ASLA TAVİZ VERMİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomi programının asla tek ayaklı olmadığını ifade ederek, “Yani sadece enflasyon odaklı, mali sıkılaştırma odaklı bir anlayışla hareket etmiyoruz. Para, maliye ve gelirler politikasını tam bir eşgüdüm içinde yürütüyoruz. Mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Deprem harcamaları dışındaki tüm harcamalarda tasarruf bilincini ön planda tutuyoruz. Artık sırada yapısal reformlarda mesafe katetmek var” diye konuştu.
Verimliliği ve rekabet gücünü artıracak reformları zaman kaybetmeden hayata geçireceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayimizi dönüştürme konusunda kararlıyız. Siz sanayicilerimizle, yeni projelere, üretken ve verimli yatırımlara imza atmak istiyoruz. İzleyeceğimiz aktif sanayi politikalarıyla reel sektörümüzün gerekli sıçramayı yapmasını sağlayacağız. Ayrıca sanayinin yer ve lojistik ihtiyaçlarını da karşılayacağız. Planlı sanayi alanlarını genişletecek endüstri bölgeleri ve organize sanayisi ile ilgili demir yolu ve liman bağlantılarıyla güçlenmeye ve güçlendirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’Yİ KALKINDIRMA MÜCADELEMİZDE 22 YIL BOYUNCA PEK ÇOK ENGELLE KARŞILAŞTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi kalkındırma mücadelesinde 22 yıl boyunca pek çok engelle, çok çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını vurgulayarak, şunları söyledi: “Biz köprü, yol, havalimanı, baraj, fabrika inşa ederken sondajlarla petrol, doğal gaz ararken yılların ihmallerini ortadan kaldırırken, muhalefetin ve belli çevrelerin neler yaptığını hepimiz hatırlıyoruz. Mega projelerimizin mahkeme yoluyla engellenmeye çalışılmasından ülkemizin gurur kaynağı şirketlerimizin açıkça tehdit edilmesine, binlerce insanımıza iş kapısı olan müteşebbislerimizin yıpratılmasından savunma sanayi alanındaki firmalarımızın itibar suikastlarına uğramasına, ülke ülke dolaşıp uluslararası yatırımcılara ‘gelmeyin’ çağrısı yapılmasına kadar akla gelebilecek her türlü sabotajla karşılaştık.”
Bu ülkenin yabancı yatırımcılara kendi ülkesini kötüleyen, kendi ekonomisini şikâyet eden ana muhalefet partisi genel başkanları gördüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülke Meclis kürsüsünden iş dünyasına tehditler savuran siyasetçiler gördü. Bu ülke paralel örgütün uzantılarıyla iş birliği yapıp Türkiye’ye ve Türk ekonomisine operasyon çeken muhalif aktörler gördü. Öyle trajikomik durumlarla karşılaştık ki ‘Millet yol mu yiyecek?’ diyen vizyonsuzları mı ararsınız? Gazi Mustafa Kemal’i bahane edip ülkemizin dünyada ilk üçe girdiği İHA ve SİHA’larına saldıranları mı ararsınız? Allah rahmet etsin, Özdemir Bey bu işin aşkıyla yanıp tutuşan, kalp ameliyatı olduğu zaman kendisini hastanede ziyaret ettiğimde orada o hasta yatağında bile SİHA’ların son durumunu bana özellikle soracak kadar bu işin aşkıyla yanıp tutuşan bir sanayiciydi. İktidara geldiğimizde savunma sanayi projelerine dokunacağız diyenleri mi ararsınız? Bu ülke bunları da gördü.”
“BİZİ BUGÜNLERE GETİREN, DOĞRU BİLDİĞİMİZ YOLDA KARARLILIKLA VE EMİN ADIMLARLA YÜRÜMEMİZDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidara muhalefet etmeyi, sermaye ve yatırım düşmanlığına dönüştüren zihniyetin her çeşidine şahit olduklarını söyleyerek, “21. yüzyıl Türkiye’sine asla yakışmayan bu arkaik zihniyetin 13 seçim yenilgisi sonrasında bizzat partileri tarafından Türk siyasetinden perte çıkarılmasını, ülkemizin kalkınmasının yolculuğu adına, Türkiye’nin aydınlık geleceği adına fevkalade önemli buluyoruz. Sırtından hançerlenmenin öfkesini sosyal medyada sürekli birilerine hakaret ederek çıkarmaya çalışanlara sadece acıyarak bakıyoruz” diye konuştu.
“Onlar ne yaparlarsa yapsınlar eski Türkiye’nin unutulmaya yüz tutmuş kötü hatıraları olarak anılmaktan kurtulamayacaklar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların eskiden olduğu gibi ülkenin siyasetini zehirlemeyi, milleti birbirine düşürmeyi başaramayacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “85 milyonun arasına öfke ve nefret duvarları öremeyecekler. Allah’ın izniyle biz de bunlara umdukları fırsatı vermeyeceğiz. Bir hakikati bugün bir kez daha hatırlatmak durumundayım: Bizi bugünlere getiren, doğru bildiğimiz yolda sabırla, kararlılıkla ve emin adımlarla yürümemizdir” ifadelerini kullandı.
“ÇOK DAHA İYİ YERLERE GELECEĞİMİZDEN HİÇBİR ŞÜPHE DUYMUYORUZ”
Türkiye’nin hayrına olacağına inandıkları hiçbir meselede başkalarının ne dediğini umursamadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayalleri hedeflere, hedefleri somut projelere, projeleri de zamanla tek tek esere, yatırıma ve hizmete dönüştürdüklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de her konuda duruş, bakış ile tavırlarının bu şekilde olduğunun altını çizerek tek bir dertlerinin olduğunu söyledi.
Bunun Türkiye’ye aşkla hizmet etmek olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim tek bir gayemiz var. O da insanımızın hayır duasını almak. Bizim tek bir hedefimiz var. O da Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmektir. Bunun dışında hiçbir derdimiz, hedefimiz, endişemiz yoktur. 22 yılda elde ettiğimiz başarıları kendimize basamak yaparak çok daha iyi yerlere geleceğimizden hiçbir şüphe duymuyoruz” dedi.
“ÜLKEMİZİ DEMOKRASİYLE, HUKUKLA, ADALETLE VE KARDEŞLİKLE BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Çetin mücadeleler neticesinde tesis ettikleri güven ve istikrar ortamının bozulmasına kesinlikle müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “22 yıldır yürüdüğümüz uzun ince bu yolda ülkemizi demokrasiyle, hukukla, adaletle ve kardeşlikle büyütmeye devam edeceğiz. Siyasetten topluma sirayet edecek yumuşama ikliminin kökleşmesinde işçi ve işveren fark etmeksizin tüm sendikalarımızın desteği çok ama çok önemlidir. Bölgemizde gerilimin had safhaya tırmandığı bu dönemde toplumumuzun tüm kesimleri arasındaki diyalog zeminini genişletmemiz gerekiyor.”
“TÜRKİYE ÜZERİNDE BİRLEŞTİĞİMİZDE NE KADAR BÜYÜK OLURSA OLSUN EVELALLAH HER BADİREYİ ATLATIRIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “İsrail’in koçbaşı olarak kullanıldığı kirli planın hedefine ulaşamaması her şeyden önce 85 milyonun Türkiye ortak paydasında buluşma iradesi göstermesine ve bu doğrultuda adım atmasına bağlıdır. Türkiye üzerinde birleştiğimizde ne kadar büyük olursa olsun evelallah her badireyi atlatırız, her meselenin üstesinden geliriz, her türlü sıkıntıyı çözeriz. Ama iç kalemizde bir gedik açılırsa, Allah korusun dışarıda verdiğimiz mücadelenin de bir anlamı kalmaz. Gün bir olma, birlik olma, hep beraber Türkiye olma günüdür. Gün, ezelî ve ebedî kardeşliğimizi güçlendirme günüdür. Tüm siyasi partilerin, tüm sendikalarımızın hangi görüşe mensup olursa olsun tüm sivil toplum kuruluşlarımızın kardeşlik seferberliğimize samimi destek vermesini bekliyoruz. ‘İşçi olmadan işveren olmaz. İşveren olmadan işçi olmaz. Devlet olmadan hiçbiri olmaz.’ yaklaşımıyla hareket eden Türkiye Metal Sanayicileri Sendikasının diğer sendikalarımıza da örnek olmasını temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MESS’e başarılar dilediği konuşmasını sendikanın 51. Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak sonlandırdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır, Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi tebrik ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın 158. yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Milletin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kızılaya canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti.
“Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın kurucuları Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı Aziz Bey ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’yı saygıyla yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan fakat artık fani dünyadan ebedi âleme göç eden tüm büyüklere Allah’tan rahmet niyaz etti.
Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşenleri rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dört ana kategoride ödüllerini verecekleri kişi, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik etti, başarılarının daim olmasını diledi.
“DERDE DEVA OLMAK İÇİN KELİMEYE, CÜMLEYE İHTİYAÇ DUYULMAZ”
Tarihin her sayfasında Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim millî seciyemizin temel unsurlarıdır, hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar, millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi, hâl ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle ‘Hakkı tutup kaldırmak’, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz, tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Haziran 1868’de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılayın bu müesseselerden biri olduğunu ifade etti.
Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılayın 93 Harbi’nden Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar milletin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bilhassa, Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı’nda Kızılayın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız, millî mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakâr milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor; ‘Size selam, size hürmet, ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet, ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi, ne güzel iş. Kullarına Cenabıhakk bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allah’ımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.’ Ben de Rabbim bizi Kızılaydan mahrum bırakmasın diyorum.”
“Kızılay, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil zihin ve hafızalarına da kazınmıştır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin, iç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere bir ensar şuuruyla yaklaştığını ve şefkat kucağını açtığını söyledi.
Hilal-i Ahmer’in, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum” diye konuştu.
“KIZILAYIMIZ BUGÜNE KADAR 26 BİN TONU AŞKIN İNSANİ YARDIM MALZEMESİNİ GAZZE’YE ULAŞTIRDI”
Türk Kızılayın afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psiko-sosyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu’nun başını çektiği siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de, Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptık. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı ‘Gazze, Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psiko-sosyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze’nin yanı sıra siyonist barbarların hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır. Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi İsrail, mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür”
“Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Hitler’in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır” dedi.
Türkiye’nin bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu da gururla ifade etmek isterim, Kızılayımız, 190’ı aşkın üyeye sahip Kızılay-Kızılhaç Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur” diye konuştu.
Kızılayın elde ettiği bu başarının aynı zamanda Türk milletinin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunun da altını önemle çizmek durumundayım, 6 Şubat depremlerinde Kızılayımız tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. On binlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra AFAD’ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır.
Depremden en çok etkilenen altı ilimizde kurulan toplum hizmet merkezleriyle koruma, barınma, su ve sanitasyon alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve Çiftçi Destek Programları dâhilinde on binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Kızılay ve AFAD’ımızla birlikte arama-kurtarma çalışmalarından, şehirlerimizin yeniden inşasına deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“KRİTİK İLAÇLARI ARTIK ÜLKEMİZDE ÜRETECEĞİZ”
Kızılayın geçtiğimiz yıl 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışıyla yeni bir rekora imza attığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor. Birazdan inşallah canlı bağlantıyla temelini atacağımız Çubuk ilçemizde 130 bin metrekare alana sahip Protürk Fabrikası da bunlardan biridir. Protürk Projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz. Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız. Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz” ifadesini kullandı.
Projenin ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutladı.
Yurt dışından ithal edilen kan torbalarının da Türkiye’nin kendi imkânlarıyla üretileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Silivri’deki fabrikamızın da kuruluş çalışmaları sürüyor. Bu fabrikanın tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasını ülkemizde ve kendi tesisimizde imal ederek 1 milyar liralık ithalat maliyetini sıfıra indireceğiz. Çok yakın bir dönemde hizmete alacağımız bu yatırımın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kızılay camiamızın her bir mensubuna, iyiliği omuzlayan merhamet çınarımıza gözü gibi bakan tüm gönüllülerimize, bağışçılarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”
Konuşmasının ardından Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Millî Mücadele döneminde Hilal-i Ahmer Cemiyeti gönüllüsü ve Balkan Harbinde iki evladını şehit veren Bandırmalı Nuriye Hanım’ın Filistin Cephesinde düşmana karşı kahramanca mücadele eden ve cephenin düşmesi neticesinde kendisinden haber alınamayan son oğlu Murat’ın akıbetini öğrenmek üzere Türk Kızılayına hitaben kaleme aldığı mektubun yer aldığı bir tablo takdim etti.
Kızılay Ödülleri kapsamında Filistin Özel Ödülü’ne layık görülen 12 yaşındaki Gazzeli Renad Attallah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tasarımını kendisinin yaptığı ve üzerinde “Free Palestine” yazılı tişörtü hediye etti.
Ödül törenin ardından Ankara Çubuk’ta kurulacak Protürk plazma ilaç tesisinin canlı yayın bağlantısıyla temel atma töreni gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.
Koç Topluluğu, kuruluşunun 100. yılını temellerinin atıldığı Ankara’da özel bir davetle kutladı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç yaptığı konuşmada, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir” dedi.
Koç Topluluğu’nun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık yolculuğunun yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film gösterildi. Ayrıca Semahat Arsel ve Rahmi M. Koç’un tanıklıklarıyla aile hafızasına ve iki yüzyıla uzanan birikime ışık tutan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filmi de davetlilerle buluştu. Davete Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk katıldı.
Koç Topluluğu, kuruluşunun temellerinin atıldığı Ankara’da, 100. yıl etkinlikleri kapsamında Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da özel bir davet düzenledi. Davette, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk bir araya geldi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel, Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da davete katıldı.
Koç Topluluğu’nun kurucusu merhum Vehbi Koç’un 100 yıl önce Ankara’da mütevazı bir ticarethanede attığı adımla başlayan yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film davetlilerle buluştu. Rahmi M. Koç ve Semahat Arsel’in tanıklıklarıyla hazırlanan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filminin de özel gösterimi gerçekleştirildi.
Ömer Koç: “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hâmlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir.” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç konuşmasına “Ankara; Millî Mücâdele yıllarında milletimizin istiklâl kararlılığının simgesi olmuş, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte kalkınma ve çağdaşlaşma irâdesinin de merkezi hâline gelmiştir. Bu şartlarda, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilât; çatısı altında bulunduğumuz Ankara Ticaret Odası’na 31 Mayıs 1926 tarihinde kaydedilmiştir. O teşebbüsün, bugün ülkemizin sanâyi, üretim ve mühendislik gücünü dünyâ ölçeğinde temsîl eden itibârlı bir müesseseye dönüşmüş olması bize gurur veriyor” diyerek başladı.
Ömer Koç, Koç Topluluğu’nun asırlık hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma yolculuğuyla aynı istikâmette geliştiğini vurgulayarak, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir. Ülkemizde ilk anonim şirketin kurulması, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding olma ve ilk özel vakfı kurma gibi pek çok alanda öncü olmuştur. Genç Cumhuriyet’in çalışma azmi, üretim heyecânı ve aydınlık istikbâl tasavvurunda filizlenen topluluğumuz; sanâyileşmeyi vatan için üstlendiğimiz çok mühim bir mesûliyet olarak değerlendirmiştir. Vehbi Bey’in “Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” şiârı yalnızca ferdî bir yaklaşımı değil; nesilden nesile taşınan bir vâzîfe anlayışını ifâde etmektedir” diye ekledi.
Ömer Koç: “Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük.” Koç Topluluğu’nun geride bıraktığı ilk yüzyıl boyunca büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmediğini vurgulayan Ömer Koç, “Bu anlayışla; geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdâmı müşterek refâhın unsurları olarak telâkki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmedik. Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük” diye konuştu.
Ömer Koç, Topluluğun sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addettiğini belirterek, “Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışma arkadaşımızla faâliyet gösteren uluslararası bir topluluk hâline geldik. Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Koç Holding olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağlıyor, hizmet veriyor ve mühendislik kapasitemizi geliştiriyoruz. Hangi coğrafyada faâliyet gösterirsek gösterelim, dâimâ memleketimize karşı duyduğumuz mesûliyetin ve bayrağımızı dünyânın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz. Hangi alanda çalışırsak çalışalım; işimizi dâimâ ülkemize kalıcı değer üretme hedefiyle yürütüyoruz. Sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addediyoruz” dedi.
Ömer Koç: “İkinci yüzyılımızda da aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz.” İkinci yüzyıllarına aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yürümeye devâm edeceklerini belirten Ömer Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İkinci asrımıza adım atarken; genç nüfusumuzun girişimcilik kâbiliyetinden, sanâyi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Koç Topluluğu olarak; ilk yüzyılımızı büyük bir gayret ve kararlılık duygusuyla geride bıraktık. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda lâik cumhuriyetin değerlerine sâhip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki; elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sâyesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”
Davette Ömer Koç’un ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Koç Topluluğu’nun hikayesi Cumhuriyet’imizin ekonomik kalkınma serüveniyle kesişen, örtüşen bir hikayedir. Ankara’nın köklü ticaret kültürü ahilik geleneğinden beslenen iş ahlakı ve girişimcilik anlayışı içinde filizlenen bu yolculuk zamanla ülkemizin en büyük sanayi ve hizmet topluluklarından birine dönüşmüştür. Merhum Vehbi Koç’un henüz genç yaşlarda Ankara’da başladığı ticaret hayatı çalışkanlık, dürüstlük ve ileri görüşlülük temelinde yükselmiş ortaya koyduğu vizyon nesiller boyunca taşınan güçlü bir kurumsal yapının temelini oluşturmuştur. Topluluğun tarihine bakıldığında Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunun birçok önemli durağında izlerini görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.