Bizimle iletişime geçin

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle buluştu

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, YKS’ye girecek öğrencilerle video konferans aracılığıyla yaptığı görüşmede, “Sınavın sağlıklı ve huzurlu bir şekilde geçmesi için gerekli tüm tedbirler alınmıştır. Gençlerimizden yarın ve öbür gün sadece önlerindeki sorulara ve hedeflerine odaklanmalarını istiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek öğrencilerle video konferans aracılığıyla buluştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek sınava girecek tüm öğrencilere başarılar diledi.

“KORONAVİRÜS SALGINI NEDENİYLE SINAV TAKVİMLERİNDE DEĞİŞİKLİĞE GİDİLDİ”

Video konferansa Muğla’dan bağlanan Kardelen Büyükavcu’nun sınavın önce ileri bir tarihe ertelenip, ardından ilk belirlenen tarihinden bir hafta sonra yapılmasının nedenini sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür sınavların tarihlerinin aylar öncesinden ilan edildiğini ancak koronavirüs salgını nedeniyle sınav takvimlerinde değişikliğe gidildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ÖSYM ve YÖK salgının tüm hızıyla devam ettiği dönemde tedbir amacıyla yeni bir sınav tarihi belirledi. Dünyanın ve ülkemizin önündeki belirsizlikler sebebiyle her alanda olduğu gibi sınav tarihlerinde de bu tarz tedbirli davranışlar kaçınılmaz bir durumdu. Yeni tarih, belirsizliğe karşı bir tedbir olarak tespit edilmiştir” dedi.

“TÜRKİYE, DÜNYADA SALGINLA MÜCADELEYİ EN BAŞARILI YÜRÜTEN ÜLKELER ARASINDA YER ALDI”

Türkiye’nin dünyada salgınla mücadeleyi en başarılı yürüten ülkeler arasında yer aldığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının kontrol altına alınmasıyla birlikte 11 Mayıs tarihinden itibaren normalleşme takviminin açıkladığını hatırlattı.

Bu çerçevede sınav tarihleri konusunda da hassas bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Eğitim Bakanlığı ve YÖK’te yapılan hazırlıkların yanında, pedagoglar, öğrenciler ve velilerle birlikte yoğun istişareler gerçekleştirdiklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu çalışmalar sonunda sınavın asıl tarihine en yakın zamanda yapılmasının öğrencilerimiz için daha doğru, daha hayırlı olacağı görüşü ortaya çıktı. Bunun üzerine sınav tarihi ilk açıklanan tarihe en yakın zaman olan 27 ve 28 Haziran olarak belirlendi. Böylece yıllardır zaten ilk tarihe göre hazırlık yapan öğrencilerimizin gereksiz yere yaklaşık bir ay daha sınav stresi yaşamalarının önüne geçildi” diye konuştu.

Sınavdan sorumlu olunacak konuların azaltılmasından sınav süresinin uzatılmasına kadar gençlere pek çok ilave avantaj sağladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınavdaki baraj puanlarını düşürerek daha çok gencin cazip bölümlere girebilmesini temin ettiklerini söyledi.

“Bazılarının bu tarihin turizm sektörünü canlandırmak amacıyla belirlendiğini iddia etmesi tamamıyla spekülasyondur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Gençlerimizin geleceğinin böylesine basit bir tercihe kurban edileceğinin düşünülmesi dahi sağlıksız bir zihniyetin ifadesidir. Her birini kendi evlatlarımla eş gördüğüm tüm öğrencilerimize, gençlerimize sınavda başarılar diliyor, her birinin gözlerinden öpüyorum. Sınavın sağlıklı ve huzurlu bir şekilde geçmesi için gerekli tüm tedbirler alınmıştır. Gençlerimizden yarın ve öbür gün sadece önlerindeki sorulara ve hedeflerine odaklanmalarını istiyorum.”

“KREDİ VEYA BURS ALAN ÖĞRENCİ SAYISI BU YIL 1 MİLYON 600 BİNİ BULDU”

Video konferansa Van’dan katılan Fatmanur Bildirici’nin yurtlar ve burslar konusunda atılacak yeni adımları sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevde bulunduğu süre içerisinde burslar noktasında Türkiye’nin çok farklı bir noktaya geldiğini kaydetti.

Lisans öğrencilerine 550 lira, lisans üstü öğrencilere bin 100 lira, doktora öğrencilerine ise bin 650 lira kredi veya burs imkânı verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, başvuran her öğrencinin kredi veya burs alabildiğini, kredi veya burs alan öğrenci sayısının bu yıl 1 milyon 600 bini bulduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin büyük sıkıntı çektiği öğrenci harçlarının da kaldırıldığına dikkati çekerek, “Öğrenci harçlarını da kaldırdık. Artık harç diye bir durum söz konusu değil. Öğrencilerimiz artık harç ödemiyor. Barınma konusuna gelince bu konuda da önemli projeler hayata geçirdik. Yılsonuna kadar 17 bin 450 yeni yurt yatağını daha hizmete alacağız. 2021 yılı sonuna kadar 72 bin yeni yurt yatağını daha hizmete sunmayı planlıyoruz. Bu yurtların bir kısmı kamu yatırımı olarak inşa edilecek, bir kısmı da kiralama yoluyla hizmete açılacak” bilgisini paylaştı.

“BÜYÜYEN, GELİŞEN, KALKINAN TÜRKİYE’NİN YETİŞMİŞ İNSAN İHTİYACI HER YIL KATLANARAK ARTACAKTIR”

Amaçlarının; her genci eğitim öğretimini rahatça sürdürebilmesini sağlayacak barınma, beslenme ve gelir imkânlarına kavuşturmak olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyüyen, gelişen, kalkınan Türkiye’nin yetişmiş insan ihtiyacı her yıl katlanarak artacaktır. Eğitimi diğer kademeleriyle birlikte yükseköğretimde de altyapıyı sürekli güçlendirerek bu potansiyeli desteklemekte kararlıyız. Sizlerden tek isteğim, bütün enerjinizi ve vaktinizi kendinizi daha iyi yetiştirmeye vermenizdir. Onun dışındaki tüm sorunları çözmek, zaten bizim görevimizdir. Bu da milletin bize verdiği görevdir” dedi.

Rize’de yaşayan Umut Çorbacı da Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan üniversite mezunu işsizlere bir mesajı olup olmadığını sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, işsizliğin genç ya da ileriki yaşta olsun herkes için ciddi bir sıkıntı olduğunu söyledi.

Şehirleşmenin artmasıyla tarım kesiminde gizlenen gerçek işsizliğin kendini göstermeye başladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 18 yılda yapılan çalışmalarla ilk ve orta öğretim ile yükseköğrenimde altyapıyı güçlendirerek nüfusun genel eğitim seviyesini yükselttiklerini anlattı.

Üniversite eğitimi alan kişi sayısı arttıkça gençlerin hayata atılma yaşının da yükseldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, lisansın ardından yüksek lisansına devam eden bir kişinin 30 yaşına ulaştığını, mesleki eğitimin 28 Şubat döneminde imam hatip okullarının önünü kesmek için getirilen engeller sebebiyle cazibesini yitirmesinin de hayata atılma yaşının yükselmesinde etkili olduğunu ifade etti.

“TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE ÇOK BÜYÜK BİR POTANSİYEL VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir tarafta sanayide çok ciddi bir tekniker, teknisyen, usta, tarım kesiminde çalışacak insan açığımız var, diğer tarafta ciddi bir genç işsizlik var. Bu çarpık tabloyu değiştirmemiz gerekiyor. Tabii hepsinden önemlisi gençlerimize, eğitimlerine, birikimlerine, kabiliyetlerine, hedeflerine uygun iş alanları oluşturmaktır. Bu da ülkenin genel ekonomik ve sosyal gelişmişliğiyle ilgilidir” diye konuştu.

Türkiye’nin son yedi yılda yaşadığı onca badireye rağmen hedeflerine sıkı sıkıya bağlı olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ekonomide hem dış saldırılara karşı aldığımız tedbirlerin hem de büyümeyi ve kalkınmayı hızlandırmak için attığımız adımların meyvelerini yavaş yavaş alıyoruz. Salgın dönemi tarım başta olmak üzere temel üretim alanlarında öncelikle kendi kendine yeterli olmanın, onun ötesinde dünyanın taleplerine cevap verebilmenin ne derece önemli olduğunu gösterdi. Bu bakımdan Türkiye’nin önünde çok büyük bir potansiyel var. Önümüzdeki bu fırsatı değerlendirerek kendilerini geliştiren, birikimi ve yeteneğiyle öne çıkan her gencimize gönül huzuruyla çalışabileceği iş alanı sağlama konusunda kararlıyız. Ancak her üniversite mezununun kamuda istihdam edileceği gibi bir yanlışa da düşülmemesi gerekiyor. Kamunun görevi iş yapmak, üretmek, kazanmak isteyen herkese ön açmak, destek vermek, yol göstermektir. Asıl istihdam özel sektörde, üretimde, sanayide, yüksek teknolojide, ticarette, tarımda olacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerden kendilerine ve kabiliyetlerine güvenerek geleceklerini özel sektörde aramalarını isteyerek, “Kaldı ki dünyanın hiçbir yerinde her üniversite mezununa hemen iş hazırlığı diye bir şey de söz konusu değildir. Örneğin, dünyanın değişik ülkelerinde ara eleman diye bir konu söz konusudur. Özellikle ara elemanlar daha çok da tabii ki bu teknik liseler buralar ara elemanları yetiştirir ve bu ara elemanlarda kamuda görev almaktan çok, özel sektörde görev alabilme, oralarda bu imkânı yakalayabilme şansına sahiptir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı illerde ara eleman bulmakta çok ciddi sıkıntılar yaşandığını bildirerek, “Yani bu konuda bizler yeter ki kararlı olalım, biz kendi mesleğimizle bir ara eleman olarak iş bulmada adımı attığımız zaman iş var. Kamuda da yine aynı şekilde lisansüstü, yüksek lisans bu alanlarda açılan imtihanlarla bizler bütün evlatlarımıza inşallah iş bulma noktasında imkânları hazırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“SALGINLA MÜCADELEDE MESLEK LİSELERİNİN BÜYÜK DESTEĞİ OLDU”

Görüşmeye Kayseri’den katılan Ahmet Can Erdoğan da meslek lisesi öğrencisi olduğunu belirterek koronavirüsle mücadele kapsamında meslek liselerinin dezenfektan, kolonya, siperlik gibi malzemeler ürettiğini hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan meslek liselilere sahip çıkmasını istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da salgınla mücadelede meslek liselerinin maske, dezenfektan, tulum üretimi konusunda büyük desteği olduğuna işaret ederek meslek liselerine teşekkür etti.

Meslek liselerinin mobilya sektöründe de âdete tahrik gücü olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkenin tüm çocukları, gençleri, hangi okullarda okurlarsa okusunlar benim şahsen evladım. İnsan evlatlarını birbirinden ayırt edebilir mi? Benim için de imam hatipli neyse, meslek liseli de, Anadolu liseli de, diğer okullarda okuyan çocuklarımız da hep birdir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “İmam hatip meselesini çok fazla dile getirmemin sebebi 28 Şubat döneminde âdeta bu okulları kökünden kazımak için girişilen haksız, hukuksuz, adaletsiz saldırılara dikkat çekmektir. Sayıları 60 bine kadar düşen imam hatip okulu öğrencileri bugün 1 milyon 270 binlere kadar çıkmışsa burada gerçekten kasıtlı bir ön kesme gayreti var demektir. Aynı şekilde meslek liselerinin öğrenci sayısını 800 binlere kadar geriletmişlerdi. Biz bunu da 1 milyon 400 binin üzerine çıkardık. Fen lisesinde bu sayıyı 12 binden 123 bine, Anadolu liselerinde 218 binden, 1 milyon 585 bine yükselttik. Tüm okullarda hem sayıyı hem kaliteyi yükselterek evlatlarımızın tamamına yapılan haksızlıkları giderdik. Kat sayı gibi suni engelleri kaldırarak tüm gençlerimizin yarışa eşit şartlarda girmelerini sağladık. Üniversite kontenjanlarını sınava girenlerin 10’da birine yetecek seviyeden neredeyse sınava giren herkesin talebini karşılayacak düzeye çıkardık. Bunların hepsi burada bir baba şefkatiyle evlatlarına eşit mesafede bulunmanın bir gereğidir, bundan sonra da bu yine böyle olacaktır.”

“SOSYAL MEDYANIN ASLA İHMAL EDİLEMEYECEK DERECEDE ÖNEMLİ BİR MECRA OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi öğrencisi Ozan Ferhat Aktaş’ın, “Siz aslında sosyal medyayı aktif kullanan bir siyasetçisiniz, ama bazı açıklamalarınızdan ve tepkilerinizden sosyal medyayı sevmediğiniz veya mesafeli olduğunuz sonucu çıkıyor, gerçekten bu böyle mi? Bunun sebebi sosyal medyada sizi eleştiren kesimlerin olması mı?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Özellikle gerçeklere gözümü kapatacak veya sırtımızı dönecek kadar hayattan kopuk değiliz. Her şeyden önce ben bir siyasetçiyim, bir siyasetçi olarak da gerçeklere gözümü kapamam veyahut da sesleri duymamam söz konusu değil hem göreceğim hem de bu sesleri duyacağım. Günümüz dünyasında dijital platformların ve sosyal medyanın asla ihmal edilemeyecek derecede önemli bir mecra olduğunu biliyoruz. Sosyal medyadan nefret etsek böylesine yaygın ve etkin şekilde kullanmazdık. Ülkemizde 16,2 milyonu bulan takipçiyle Twitter’da en çok izlenen kişi olduğumu burada hatırlatmak isterim. Buradaki asıl mesele, sosyal medyanın ve internet platformlarının her türlü yalanın, iftiranın, sapkınlığın serbestçe dolaşabildiği bir mecra hâline getirilmesidir. Yanlış içeriği kaldırmadığı gibi düzeltilmesine de izin vermeyen internet mecralarının mahkeme kararlarını dahi hiçe saymasını görmezden mi geleceğiz? Sizlerden birinin telefonuna sızılsa, kendinizin veya kardeşinizin mahrem görüntüleri çalınıp Twitter’da, Facebook’ta veya benzeri yerlerde yayınlansa ne olacak biliyor musunuz? Çaresiz kalacaksınız. Çünkü bu mecralar bazı ülkelerde yaptıklarının aksine Türkiye’de mali ve hukuki muhataplıklarını sağlayacak temsilcilik açmaktan ısrarla kaçınıyorlar. Hâlbuki her vatandaşımızın ve kurumumuzun tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi sosyal medya ve dijital platformlarda da maddi ve manevi itibarlarını koruma hakkı olmalıdır. Gençlerimiz başta olmak üzere tüm vatandaşlarımızın sosyal medyayı etkin ve aynı zamanda ahlaki zeminde kullanabilmelerini sağlamak Devlet Başkanı olarak görevimdir. Bu konuda güçlü bir hukuki altyapı oluşturmanın hazırlıkları içindeyiz. Milletimizi sadece içeriğiyle zengin değil, aynı zamanda güvenilir bir internet mecrasına inşallah yapacağımız yasal düzenlemelerle kavuşturacağız.”

“GENÇLERİMİZİN HAYALLERİNİ HAYATA GEÇİRMEYE GAYRET GÖSTERİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tekirdağ Güzel Sanatlar Lisesi’nden bu yıl mezun olan Sude Beyazova’nın, “2023 seçimlerinde ben ve benim gibi ilk defa oy kullanacak gençlerin desteğini almayı nasıl planlıyorsunuz?” sorusu üzerine siyasette gençlere güvendiğini belirterek, seçilme yaşını 30’dan önce 25’e, ardından da 18’e indirenin AK Parti olduğunu hatırlattı.

“Eğitimden sağlığa, haberleşmeden spora kadar her alanda yaptığımız hizmetlerin, ortaya koyduğumuz eserlerin amacı sizin için en mükemmel altyapıyı oluşturmaktır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasette hep gençlerle yol yürümeye özen gösterdiğini, şu anda da yakın çalışma ekibinin çok büyük bir bölümünün genç denilebilecek kişilerden oluştuğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her fırsatta gençlerle yüz yüze görüştüğüne işaret ederek, “Yeni yönetim yapımızı oluştururken Gençlik ve Spor Bakanlığını kurmuş olmamız gençlerimize verdiğimiz özel önemin ispatıdır. Gençlerimizin enerjilerinin ve dünyalarının büyüklüğünün gayet iyi farkındayım. Gençlerimizin dünyalarına girmeye, onları anlamaya, hayallerini hayata geçirmeye gayret gösteriyoruz. İnşallah sizlerle birlikte bunu başaracak ve geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz. Biz ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmaya çalışırken, sizlere de 2053 ve 2071 vizyonlarını emanet ediyoruz” dedi.

“SALGININ BELİRLİ BİR SEVİYENİN ALTINA DÜŞMESİYLE ALDIĞIMIZ TEDBİRLERİN BİR KISMINI GEVŞETTİK”

Görüşmeye Antalya’dan katılan Alara Şişmanoğlu ise koronavirüs salgını sürecinde normalleşme adımları sonrasında sosyal hayatta ve ekonomide eski seviyeye ne zaman gelineceğini sordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, soru üzerine, Türkiye’nin koronavirüs salgınına karşı dünyaya örnek teşkil eden bir mücadele yürüttüğünü yineleyerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Dünyada salgın sürecini en şeffaf yöneten ülkelerden biri olarak ne milletimizden ne de uluslararası kamuoyundan hiçbir şeyi gizlemedik. Gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı veya vatandaşlarını çaresiz bıraktığı tüm sınamalardan Türkiye olarak alnımızın akıyla çıktık. Salgının belirli bir seviyenin altına düşmesiyle birlikte aldığımız sıkı tedbirlerin bir kısmını gevşettik. Günlük vaka ve ölüm sayısının henüz istediğimiz seviyelere düşmemiş olması, dikkati ve tedbiri elden bırakmamız gerektiğine işaret ediyor. Bu konuda en büyük görev gençlerimize düşüyor. Esasen gençlerimiz yaşları ve sağlık durumları itibariyle salgından en az etkilenen kesimdir. Bununla birlikte gençlerimizin, aile büyüklerinin ve genel olarak toplumun yararı için özellikle, temizlik, mesafe, maske, yani T-M-M, TMM dediğimiz ilkelere sıkı sıkıya uyması gerekiyor.”

“HEP BİRLİKTE KURALLARA UYMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın pek çok ülkesinde yaşlıların bakım evleri veya kendi evlerinde âdeta ölüme terk edilirken, Türkiye’de yaşlıların üzerine titrediklerini anlatarak, gençlere ve 65 yaş üstü vatandaşlara uygulanan sokağa çıkma sınırlamasını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başımızın tacı, gönlümüzün sultanı olan büyüklerimiz, kronik hastalarımız ve genel olarak toplum sağlığımız için hep birlikte kurallara uymaya devam edeceğiz ve buradan da asla taviz vermeyeceğiz. Çünkü vereceğimiz taviz şunu bilmemiz gerekir ki; bu büyüklerimizi Allah göstermesin kaybetme gibi bir durumla bizi karşı karşıya getirebilir” diye konuştu.

Mesire yerlerinde, piknik alanlarında salgınla mücadelede açıklanan tedbirlere dikkat edilmemesinden duyduğu endişeyi dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm milletime sesleniyorum; gelin, maske, mesafe ve temizlik kuralını her yerde uygulayalım” dedi.

Hafta sonu sınava girecek tüm öğrencilere başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aman heyecanlanmayın, aman sakin olun ve sakinlikle, sükûnetle ben inanıyorum ki sizler büyük bir başarıyla bu sınavlardan çıkacaksınız. Rabbim zihninizi ve bahtınızı açık etsin. Sizlerle bir sonraki buluşmamızı üniversite öğrencisi sıfatıyla yapacağımıza inanıyorum. Ailelerinize ve arkadaşlarınıza da sevgilerimi, selamlarımı iletin” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, YKS’ye girecek öğrencilerle görüşmesi, Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi öğrencisi Ozan Ferhat Aktaş’ın seslendirdiği “Fincanın Etrafı Yeşil” türküsünü söylemesiyle sona erdi.

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Tatar, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki resmi geçit töreninde konuştu

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Tatar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen Resmi Geçit Töreni’ne katıldı ve bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konuşmasına, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan’dan gelen milletvekili heyetleri ile tüm konuklar ve halkı selamladıktan sonra başladı.

“Kıbrıs Türk halkının özgürlüğüne kavuştuğu 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nın 50. yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutlamanın sevinci ve mutluluğunu yaşıyoruz” diyen Tatar, şöyle devam etti:
“Rum liderliği, Kıbrıs Türklerini 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silah zoruyla dışlayarak bu Cumhuriyeti Enosis’e bir sıçrama tahtası olarak kullanmaya kalkmıştır. 21 Aralık 1963’de Kıbrıs Türklerini imha Planı olan Akritas planını Kanlı Noel’le acımasızca uygulamaya koyan Rumlar, 103 köyümüzü yakmış, yıkmış halkımızı yerinden yurdundan göç etmek zorunda bırakmıştır. Vefakâr ve cefakâr halkımız, 11 yıl boyunca en zor koşullarda göçmen çadırlarında yaşamış, açlığa ve yoksulluğa itilmiş, boyun eğmemiş, esir olmamış; başı dik, mücadele ederek Türklüğün onur ve şerefini çiğnetmemiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 186 sayılı 4 Mart 1964 tarihli kararı ile 60 yıl önce yaratılan statüko sayesinde Rum liderliği haksız, hukuksuz ve talihsiz bir şekilde Adanın tek hükümeti olarak hala daha kabul görmektedir. 1963 Kanlı Noel saldırıları ile başlayan çatışma ve katliamlar Erenköy ve Geçitkale dahil Kıbrıs’ın çeşitli bölgelerinde 1974 yılına kadar devam etmiştir. Erenköy Şehidi Milli Şairimiz Süleyman Uluçamgil; Ne çıkar aramızda Akdeniz varsa, Ne fark var aramızda, Hep aynı sınırlarda sıvanmışız, Kimimiz ‘ölürken’ diyoruz Kimimiz ‘ölürkana’ dizeleriyle Anadolu ve Kıbrıs Türklerinin ortak mücadelesini dile getirmiştir. Şehit Şairimiz Uluçamgil’i bu vesileyle rahmet ve minnetle anıyorum.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rum-Yunan ikilisinin 1963-1974 yılları arasında bir taraftan katliamlar yaparken, diğer yandan da Adayı Yunanistan’a ne zaman bağlanacağının hesabını yapmaya devam ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
“Nitekim, Yunanistan’daki askeri cunta yönetimi ile EOKA milisleri, 15 Temmuz 1974 darbesiyle ‘Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’ni ilan ederken ana hedefleri halkımızı yok edip Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmekti. Bu süreçte Halkımızın gözü Toroslarda, kulağı da Ankara’daydı. 15 Temmuz darbesinden sonraki günler sanki de aylara bedeldi. Garantör ülke Anavatan Türkiye’nin Başbakanı Ecevit, önce 18 Temmuz günü Garantör ülke İngiltere’ye giderek İngiliz Başbakanı Callahan ile istişare etmiş, ardından Amerika Birleşik Devletleri Özel Temsilcisi Cyrus Vance ise acilen Atina ve Ankara’ya gönderilmişti. Ecevit, Cyrus Vance’e, ‘ülkenize dönmek istiyorsanız acele edin, çünkü biraz sonra havalimanları kapanacak. Türk Silahlı Kuvvetleri şu anda Kıbrıs açıklarında’’ uyarısında bulunmuştu.
Kıbrıs’ta ise silah sesleri susmuş ne Türk tarafında ne de Rum tarafında çıt çıkmıyordu. Yunan Birlikleri ile Eoka B, Atina’dan Cunta’nın talimatlarını bekleye dursun, Türk Havva Kuvvetlerine ait Türk Jetlerinin gökleri yırtıp Kıbrıs Semalarında yankılanacak sesi Kuzey’den gelmek üzereydi. Kıbrıs Türk Halkının artık tahammülü kalmamıştı. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkını kullanarak 20 Temmuz 1974 sabahı Barış Harekâtını gerçekleştirme kararı almıştı. 20 Temmuz 1974 sabahı Türk askeri Girne sahillerine ayak basarken, paraşütlerle de gökten yağmur gibi toprağa iniyordu. O gün, halkımız ve Mücahitlerimiz büyük bir özlemle Mehmetçikle kucaklaşırken sevinç gözyaşları hala hafızalarımızdan silinmemiştir.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Raif Denktaş’ın yaktığı meşalelerin yollarını aydınlatırken, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerinin de yollarını çizdiğini vurguladı.
“Bu yol özgürlük, bağımsızlık ve hürriyet yoludur” diyen Tatar, “Ne diyor İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy? Hakkıdır, hakka tapan milletimin istiklal. Dünyada hak ettiğimiz yeri er geç bir gün mutlaka alacak, hedeflerimize ulaşacağız” vurgusu yaptı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Türk tarafı olarak müzakere süreçlerinde uluslararası çözüm önerilerine her zaman samimi, olumlu ve yapıcı bir tutum gösterdiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:
“Amacımız, Kıbrıs’ın ve bölgenin yararına olacak, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşmaya ulaşmaktı. Ama ne var ki, değişmeyen Rum zihniyetinin hâkimiyetçi ve dayatmacı tutumu tüm müzakere süreçlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmuştur. Rum tarafı hala daha federal çözüm adı altında Kıbrıs Türkü’nün azınlık pozisyonunda olacağı ve Avrupa Birliği içerisinde üniter bir yapıya dönüştüreceği çözümde ısrar etmektedir. Bu çözüm şekliyle de Türkiye’nin garantörlüğünün ve müdahale hakkının kaldırılmasını, Türk askerinin Kıbrıs’tan uzaklaştırılması talebiyle, devletimiz ile egemenliğimizi yok etme hedeflerini kabul etmemiz asla mümkün değildir”
-İzolasyonlar asla kabul edilebilir değil
Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkına 60 yıldır uygulanan insanlık dışı ambargoların savunulacak hiçbir yanı olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Türkeri’ne uygulanmakta olan ambargolar ve izolasyonlar günümüz dünyasında asla kabul edilebilir değildir. Annan Planı sonrasında 1 Mayıs 2004 tarihinde Rum tarafının tek yanlı, haksız yere Kıbrıs sorununa çözüm bulunmadan Avrupa Birliği ilkelerine ters düşülerek üyeliğe alınması Kıbrıs sorununun çok daha karmaşık hale gelmesine neden olmuştur. Avrupa Birliği güvencesini arkasında hisseden Kıbrıs Rum Kesimi hiçbir antlaşmaya yanaşmamakta, Kıbrıs Türkleri’ni Kıbrıs adasında bir azınlık haline getirmek ve kendine muhtaç etmek amacı ile sürekli farklı söylemler üreterek zamana oynamaktadır. 60 yıldır çözüm bulmak adına geçirilen boşa zaman, Annan planı süreci ve Crans Montana’da yaşananlar, artık yerini 2021 yılında Cenevre’de ilk kez gündeme getirdiğimiz yeni siyasetimize bırakmıştır. Beklentimiz, Egemen Eşit ve Eşit Uluslararası Statü temelinde Kıbrıs Türk Halkının pozisyonunun teyit edilmesidir.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cenevre zirvesinin ardından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres tarafından yapılan tespitin çok net olduğunu vurgulayarak, “Sayın Guterres, bir sürecin başlamasına yönelik olarak iki taraf arasında ortak zeminin bulunmadığını ortaya koymuş ve değişik fikirlerle gelinmelidir demiştir. Sayın Guterres’in bu söylemi Kıbrıs gerçekleriyle uyum sağlamaktadır” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Rum Yönetiminin, bazı ülkelerle anlaşmalar yaparak Güney’i, askeri bir operasyon merkezi haline getirmesinin Ada’yı tehlikeye attığına da işaret ederek, şöyle devam etti:
“Rum yönetiminin yaptığı tarihi hatalar Güney Kıbrıs’ı bazı büyük örgütler tarafından hedef haline getirmiştir. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, 16 Temmuz 2024 günü Güney Kıbrıs Rum kesimine yaptığı ziyarette Larnaka yakınındaki Mari’de bir deniz üssü inşa edilmesi konusunda Rum yönetimiyle anlaştıklarını açıklamıştır. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı’ndan 17 Temmuz 2024 tarihinde yapılan açıklamada da ifade edildiği üzere Kıbrıs Türklerini ve kahraman Türk ordusunu hedef alan Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ın, düzeysiz, yalan ve iftira dolu açıklamasını biz de şiddetle kınıyoruz. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile Kıbrıs Adasında son 50 yıldır sürdürülen barışı bu şekilde tarihi hatalarla bir çatışmaya veya birilerinin hedef tahtası yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Rum tarafının provokatif adımları, üçüncü ülkelerle yaptığı askerî anlaşmalar ve ortak tatbikatlar gerginliğe hizmet etmektedir. Uluslararası camia, nasıl ki 1963-74 döneminde Rumların Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırılarına seyirci kaldıysa, günümüzde de Gazze’ye yapılan saldırılara da benzer şekilde seyirci kalmaktadır. Hemen yanı başımızda Gazze’de yaşananlar bizlere bir kez daha Kıbrıs’ta Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü ile Türk askerinin varlığının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı, ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nda gözlemci üye olarak yer almasının kendilerini uluslararası alanda kabul edilmesine büyük destek arz ettiğine vurgu yaptı.
Türk Dünyasının manevi başkenti Şuşa’da, 44 günlük Vatan Muharebesi sonucunda Muzaffer Başkomutan İlham Aliyev liderliğindeki kahraman Azerbaycan ordusu tarafından 8 Kasım 2020 tarihinde işgalden kurtarılarak azad edildiğini anımsatan Tatar, şunları kaydetti:
“5-6 Temmuz 2024 tarihinde Azerbaycan’ın Şuşa kentinde gerçekleşen Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmamız ve orada bayrağımızın dalgalanması iki devletli siyasetimizin kabul görmesi bakımından büyük bir başarıdır. Sayın İlham Aliyev’e bu vesileyle en samimi duygularımla teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Şuşa Zirvesi’nde, Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın, ‘Egemen Eşit ve Eşit Uluslararası Statü’ temelindeki yeni siyasetimize güçlü şekilde destek vermesi nedeniyle kendisine teşekkür ediyorum. Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde de ifade edildiği gibi Kıbrıs Türk Halkı, Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Devletleri ile her alanda ilişki kurmaya hazır bir devlet yapısına sahiptir.

  1. Yüzyıl’da tüm siyasi dengeleri derinden etkileyebilme potansiyeline fazlasıyla sahip olan Türk Devletleri Teşkilatı’nın sınırları Doğu Akdeniz’e kadar genişletilerek, en Güneydeki Türk Devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin katılımıyla daha da güçlü hale gelmiştir. Doğu Akdeniz’de Türk Dünyasının kalesi konumunda olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Mavi Vatandaki ve hava sahasındaki hak ve hukukumuzun korunması için gemilerimizin, iha ve sihalarımızla mücadelemiz sürmektedir.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben, “Siz Kıbrıs Türk Halkı’nın hakkının çiğnenerek temsil ettirilmediği Birleşmiş Milletler Platformunda sesimiz, soluğumuz, nefesimiz oldunuz” dedi. Tatar, şöyle devam etti:
“77. ve 78. Genel Kurul Toplantılarında milat niteliğindeki konuşmalarınız Kıbrıs Türk Halkı için tarihi anlamda büyük onur ve gurur vesilesidir. Ortaya koyduğunuz güçlü irade münasebetiyle ve her platformda sesimiz olduğunuz için Zat-ı Devletlerine teşekkür ederiz. Rum Yönetimi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelik izolasyonları daha da yoğunlaştırmıştır. Kısa bir süre önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hilafına mülkiyet konusunu siyasileştirerek baskı, tehdit ve diğer yöntemlerle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni çökertmeye çalışmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik Örgütler Platformu’nun çağırısında da ifade edildiği gibi mülkiyet meselesinde çare, Taşınmaz Mal Komisyonudur”
-Kıbrıs konusunda kınanması gereken en başta Yunanistan’dır
Yunanistan Başbakanı Mitsodakis kendi ifadeleri ile Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıldönümünü kınamak üzere Güney Kıbrıs’ta bulunmasına da değinen Tatar, “Kıbrıs konusunda kınanması gerekenlerin en başında Yunanistan gelmektedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:
“Nitekim Yunan Eski Başbakanlarından Andreas Papandreou ‘Namlunun Ucundaki Demokrasi’ kitabında babası Başbakan Yorgo Papandreou’nun sivil kıyafet giydirilmiş yirmi bin Yunan askerinin tam teçhizatlı olarak 1964 Haziran’ında gizlice Kıbrıs’a çıkarılması emrini verdiğini iftiharla anlatmaktadır. Türkiye 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatarak Yunanistan’daki Cunta yönetimi ile Rumların oluşturduğu EOKA-B’nin 15 Temmuz’da başlattıkları katliama dur demiş, bir iç savaşı sonlandırmıştır. Merhum Bülent Ecevit’in vurguladığı gibi 20 Temmuz Barış Harekâtı hem Güney Kıbrıs’ta hem de Yunanistan’da barış ve demokrasinin tesis edilmesini sağlamıştır.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıtmak, ekonomisini güçlendirmek, refahını artırmak için Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle canla başla çalıştıklarını ifade ederek, şunları vurguladı:
“Çalışmalarımıza ve bizlere her alanda desteğini esirgemeyen Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca, Hükümetimizle imzalan İktisadi ve Mali İşbirliği protokolleri çok önem arz etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz ile Başbakan Sayın Ünal Üstel arasında imzalanan 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Protokolü tarihi büyüklüktedir. Tüm bu çaba ve gayretlerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ekonomik başarıya dönüşmesini temenni eder, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’a teşekkürlerimi sunarım.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kıbrıs konusunda alınan iki tarihi karara da dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“İlk tezkere; elli yıl önce Kıbrıs Türk Halkının can güvenliğini sağlamak amacıyla garantörlük hakkını kullanarak yapılacak olan 20 Temmuz 1974 tarihli Barış Harekâtı tezkeresidir. İkinci tezkere ise iki gün önce 18 Temmuz 2024 tarihindeki ‘iki devletli çözüm siyasetimizi destekleyen’ tezkeredir.
Bu kararı oy birliği ile alan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş nezdinde tüm milletvekillerine şahsım ve Kıbrıs Türk halkı adına teşekkürlerimi ifade eder, en derin sevgi ve saygılarımı sunarım. Bu tezkere, 50. yılını kutlamakta olduğumuz Barış Harekatı’nın yıldönümünde davamıza, bizlere büyük güç ve destek vermiştir.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Barış Harekatı’nın 50’nci yıldönümünü büyük bir gurur, coşku ve heyecanla kutlarken, özgürlük mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ü, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ı, tüm dava arkadaşlarını, Kıbrıs Türkünün haklı mücadelesine büyük katkı sağlamış olan Türk Devlet adamları, Adnan Menderes’i, Fatin Rüştü Zorlu’yu, İsmet İnönü’yü, Süleyman Demirel’i, Bülent Ecevit’i, Necmettin Erbakan’ı ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar’ı sevgi, saygı ve rahmetle andı.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Bu duygu ve düşüncelerle bu tarihi günde halkımızın bir asırlık direnişini, Mücahitlerimizi ve Gazilerimizi en içten duygularımla selamlarken, her zaman ve her koşulda yanımızda olan Anavatan Türkiye’ye, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’ne şahsım ve Kıbrıs Türk Halkı adına şükranlarımı sunar aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarım” dedi.
20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı’nın 50. yıldönümünü kutlarken, 20 Temmuz 1974 sabahı doğan özgürlük güneşinin sonsuza dek parlayacağına ve sönmeyeceğine yürekten inandığını da vurgulayan Tatar, “20 Temmuz karanlıkları aşarak aydınlığa kavuştuğumuz gündür. 20 Temmuz Kıbrıs Türkü’nün yoktan varoluşudur. 20 Temmuz varoluş destanıdır. 20 Temmuz halkımızın küllerinden yeniden doğuşudur. Bayramımız kutlu olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene” diyerek, konuşmasını tamamladı.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacaktır. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında ilk olarak Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan ve anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’de olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek, her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi.

“KUZEY KIBRIS BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı.

Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Ana vatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Millî meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜ BİLE CİNNET FURYASINI DURDURAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihî gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi.

Kıbrıs, Barış Harekâtı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihî bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir.”

“TÜM DÜNYAYA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

“Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ‘20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise; ‘20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hâkimse, Türkiye’de aynı bayram havası hâkimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.”

“KIBRIS’TA FEDERAL BİR ÇÖZÜMÜN MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hâkimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dâhil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhâlde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam.”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“KIBRIS TÜRK TARAFI, RUM TARAFIYLA HER ALANDA EŞİT OLARAK MÜZAKERE MASASINA OTURMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakârlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum.”

Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e de bizzat söylediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“ADANIN KADİM VE ASLİ UNSURU KIBRIS TÜRKLERİNİN YOK SAYILMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini bildirerek, şu ifadeleri kullandı: “Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum; temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ercan Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye ulaştı.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA4 gün önce

Cumhurbaşkanı Tatar, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki resmi geçit töreninde konuştu

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DÜNYA4 gün önce

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DÜNYA4 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DÜNYA7 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programına katıldı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ehlibeyt sevgisi bize Peygamberimizin bir emridir,...

DÜNYA2 hafta önce

GIDA SANAYİSİNDE 246 BİN İSTİHDAMIN ÖNÜNÜ AÇTIK

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, gıda sanayisini çok yönlü desteklediklerini belirterek “2002’den bugüne gıda ürünleri imalatına yönelik olarak...

DÜNYA2 hafta önce

TÜRKİYE’NİN UZAYDAKİ GARANTİSİ TÜRKSAT 6A

ABD Florida | Genç gazeteciler

DÜNYA2 hafta önce

DÜNYA DEVİNDEN TÜRKİYE’YE YATIRIM KARARI

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

DÜNYA2 hafta önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İletişim Fakültesi Mezuniyet Törenine katıldı

YENİ ANAYASA İLE TÜRKİYE YÜZYILI’NI ADALETİN, HAKKANİYETİN YÜZYILI YAPACAĞIZ

DÜNYA3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü 24’üncü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

Kazakistan

DÜNYA3 hafta önce

DIŞ TİCARETE DENİZ YOLU DAMGASI

Türkiye Denizcilik Zirvesi İstanbul

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

seers cmp badge
tr_TRTurkish