Yeşilay’ın bu yıl 5’inci kez düzenlediği Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ne yurtdışından 16, toplamda 36 konuşmacı katıldı. Teknoloji bağımlılığının ekran kullanımından sosyal medyaya, çevrim içi oyunlardan kumara ve pandeminin etkilerine kadar pek çok farklı açıdan ele alındığı kongre 2 gün sürdü. Kongre kapsamında konuşan 4 ana konuşmacı COVID-19 ve oyun oynama bozuklukları, sağlıklı oyun oynama alışkanlıkları ve bağımlılıklar, teknoloji bağımlılığını önlemenin yolları ve oyun içi harcamaların bağımlılıklara etkisi i konularını ele aldı. Teknoloji kullanımının bir noktaya kadar ihtiyaç olduğunu belirten Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Biz çocuk ayaklandığı andan itibaren onu ekranla, telefonla, tabletle tanıştıran bir nesil görüyoruz. Dolayısıyla da özellikle 2 yaşından itibaren çocuklar ve 30 yaşa kadarki genç yetişkinlerin risk altında olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Yeşilay, 5. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ni dünyadan ve Türkiye’den alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirdi. Dijital bağımlılıklar, COVID-19 döneminin etkileri, oyun ve kumar bağımlılıkları arasındaki ilişki, sosyal medyanın ve akıllı telefonların aşırı kullanımı gibi temaların ele alındığı kongrede 16 ülkeden 16 yabancı konuşmacının yanı sıra; toplamda 36 konuşmacı yer aldı. Açılış konuşmasını Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk’ün yaptığı kongrenin ana konuşmalarını Queensland Üniversitesi Gençlerde Madde Kullanımı Araştırmaları Ulusal Merkezi’nden Prof. Dr. John B. Saunders, Lausanne Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Joel Billieux, Kore Katolik Üniversitesi Uijongbu St.Mary’s Hastanesi’nden Prof. Dr. Hae Kook Lee ve Flinders Üniversitesi’nden Doç. Dr. Daniel King gerçekleştirdi.
Kongrenin açılış konuşmasında Yeşilay’ın teknoloji bağımlılığı konusundaki çalışmalara ve araştırmalara öncülük ettiği ve bu alandaki çalışmaları yakından takip ederek gelişen riskleri erken fark ettiğini ve bu kapsamda 5. kez Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ni düzenlemekten mutluluk duyduklarını belirten Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk şunları söyledi:
“Teknoloji bağımlılığı söz konusu olduğunda farklı bir durumla karşı karşıyayız. Tütün, alkol, madde ve kumar bağımlılıklarıyla ilgili; bağımlılık yapıcı nesne ya da durumdan kesinlikle uzak durulmasını söyleyebiliyoruz ancak teknoloji söz konusu olduğunda durum değişiyor. Hepimiz haberleşme teknolojilerini kullanmak, araştırma yapmak ve eğlenmek istiyoruz. Bunda yanlış bir şey yok. Teknoloji kullanımı bir noktaya kadar ihtiyaç; bu nedenle de tümden reddetmek akıl dışı bir yaklaşım olur. Ancak ‘onsuz yapamam’ demeye başlandığında bağımlılık riski ortaya çıkıyor. Üstelik doğumdan değil belki ama 2 yaşından itibaren 80’li yaşlara kadar herkes risk altında; çünkü biz çocuk ayaklandığı andan itibaren onu ekranla, telefonla, tabletle tanıştıran bir nesil görüyoruz. Dolayısıyla da özellikle 2 yaşından itibaren çocuklar ve 30 yaşa kadarki genç yetişkinlerin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Bu yaş grubunda akademik başarıda ve iş başarısında düşüş, sosyal ilişkilerden kaçma, hareketsiz yaşam, sanatsal faaliyetleri sürdürememe gibi pek çok sorun yaşanıyor. O kadar çok değer kaybediyoruz ki, sonra telafisi mümkün olmayabiliyor.”
“İletişimde ve duygularını ifade etmede sorunlu bir nesille karşı karşıyayız”
Kendilerine sosyal alan olarak sanal âlemi seçen çocuk ve gençlerin buradaki riskleri fark etme konusunda da çok yetkin olmadığının altını çizen Öztürk, “Ebeveynlerin içerik ve süreyi mutlaka kontrol altına alması gerekiyor; bu şekilde riski minimize etmek mümkün. Bugün tüm dünyanın risk altında olduğunu söyleyebiliriz. İlişkileri sanal ortamda kuran çocuklar nedeniyle iletişim becerilerinde problem yaşayan, konuşma ve duygularını ifade etmekte sorun olan bir nesille karşı karşıyayız. Sosyal medyanın kullanım şekli de bunun en güzel örneklerinden biri, öfke boşaltma aracı olarak kullanılıyor. Günlük hayatta gördükleri bir kişiye söyleyemeyecekleri sözleri ekran aracılığıyla aktarıyorlar. Bu riskleri yönetmenin yolu bilinçli internet kullanımıdır” dedi.
Yeşilay Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM) kapsamında her yıl 8 milyon öğrenciye ve 3 milyon yetişkine teknoloji bağımlılığı konusunda farkındalık kazandırırken, Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek Yetenek Yarışması ile öğrencilerde küçük yaşlardan itibaren bağımlılıklarla ilgili farkındalık oluşturulması hedefleniyor. Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) çatısı altında da bağımlılara ve ailelerine ücretsiz psikososyal destek sunuluyor.
Günde 3-4 saatten fazla çevrim içi oyun oynamak bağımlılık riski taşıyor
Queensland Üniversitesi Gençlerde Madde Kullanımı Araştırmaları Ulusal Merkezi’nden Prof. Dr. John B. Saunders kongrede “Oyun oynama bozukluğu: Pandemi çağının zorluklarıyla karşılaşma” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Günümüzde oyun oynama bozukluğunda dijital devrimin ve COVID-19 pandemisinin 2 önemli etken olduğunu belirten Saunders şunları söyledi:
“COVID-19 tüm dünyada yaşamı etkiledi, koruyucu tedbir olarak kapanmalar yaşandı. Sosyal izolasyon özellikle gençler ve yaşlıları çok etkiledi. Anksiyete bozuklukları, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu yaşayanlar oldu. Oyun endüstrisi bu dönemde ‘farklı yerlerde ama birlikte oynama’ gibi söylemlerle faaliyetlerini sürdürdü. Mart 2020’den itibaren oyun kullanıcılarının Amerika’da 28 milyon, İngiltere’de 8,6 milyon arttığını görüyoruz. Mobil oyun kullanıcılarına baktığımızda ise Amerika’da yüzde 28, İngiltere’de yüzde 50, Güney Kore’de yüzde 34 ve Almanya’da yüzde 25 artış var. Üstelik kullanıcıların yarısından fazlası daha sonra da oyun oynamaya devam edeceğini söylüyor; yani bu artış dönemsel bir artış değil; ancak burada önemli olan bu aktivitenin ne zaman tehlikeli ve riskli hale geldiği. Araştırmalar günde 3-4 saatten fazla çevrim içi oyun oynamanın risk taşıdığını gösteriyor. Bunun dışında akademik performans, anksiyete, depresyon, otizm spekturum bozukluğu, ebeveyn ilişkilerinde bozulmalar gibi belirtiler de ortaya çıkabiliyor. Oyun oynama üzerinde kontrol kaybolduğunda, oyuna verilen önem arttığında ve kişi negatif sonuçlarına rağmen oyun oynamaya devam ettiğinde biz bunu artık oyun oynama bozukluğu olarak tanımlıyoruz.”
Tedavide amacın oyun dışı internet kullanım alışkanlığını sürdürmek olduğuna değinen Saunders, COVID-19 döneminde aktivite planı yapmak, düzenli uyku ve sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres azaltma tekniklerini öğrenme, çocukların elektronik aletlere erişimini planlama, çevrim içi oyun sürelerini sınırlama gibi tekniklerin önleyici çalışmalar açısından önemli olduğunu vurguladı.
Uzaktan eğitim döneminde öğrencilerin yüzde 65,5’inin dijital medya kullanımı arttı
COVID-19 pandemisinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini “COVID-19 ve aşırı dijital kullanım: Mevcut durum ve önleme stratejisi” başlıklı sunumunda anlatan Kore Katolik Üniversitesi Uijongbu St. Mary’s Hastanesi’nden Prof. Dr. Hae Kook Lee şöyle konuştu:
“COVID-19 hastalığına yakalanma endişesi zamanla düşüyor ancak depresyon, anksiyete ve intihar eğiliminin zamanla arttığını görüyoruz. Kore’de yapılan bir araştırmaya göre 2018 yılına oranla depresyonda 6 kat ve intihar eğiliminde 3,5 kat artış var. Bu durum yakın ilişkilerin kurulamamasından ve sosyal hayatın bitmesinden kaynaklanıyor. Bireyler hazzı çevrim içi alanlarda aramaya başlıyor ve burada da bağımlılık riski ortaya çıkıyor. Yine Kore’de yapılan bir araştırmada akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 44,3’ü ve çevrim içi oyun oynayanların yüzde 24,4’ü bu aktivitelere ayırdıkları zamanın arttığını belirtiyor. Bu artışın özellikle 20’li yaşlardaki bireylerde meydana geldiği görülüyor. Uzaktan eğitim nedeniyle öğrencilerin bilgisayar karşısında daha uzun zaman geçirmesi, onlar açısından da riski artıyor. Öğrencilerin yüzde 65,5 dijital medya kullanımının arttığını ifade ediyor. Kız öğrenciler akıllı telefon ve alışverişe yönelirken, erkek öğrenciler ise çevrim içi oyunlar ve yetişkin içerikleriyle daha fazla zaman geçiriyor.”
Ruhsal problemleri olan bireylerin teknoloji bağımlılığı riski geliştirme riskinin de daha fazla olduğunu vurgulayan Lee, “Teknoloji bağımlılığını önlemek için dijital hayatla gerçek hayat arasında denge kurulması, bireylerin ve endüstrilerin çıkarlarının bir denge içinde gözetilmesi ve bu bağımlılık alanına özel stratejilerle hem önleyici hem de tedavi edici alanda adımlar atılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Oyun içi harcamalar oyun oynama bozukluğunun bir parçası olabilir
“Çevrim içi oyunlarda yağmalayarak para kazanma” başlıklı konuşmasına COVID-19 pandemisinin oyun sektörünü büyüttüğünü belirterek başlayan Flinders Üniversitesi’nden Doç. Dr. Daniel King, oyun içi harcamalarla ilgili konuşmasında şunları söyledi:
“Geleneksel oyunlara baktığımızda etkileşime dayalı, karar vermeyi destekleyen, gerçek bir ödülün olduğu, belli yetenekler gerektiren bir mekanizma görüyoruz. Kumarın tanımında ise değerli bir şeyi riske atma, yarış ya da şans unsuru ve belirli bir değerde kazanç elde etme durumu söz konusu. Bugün en çok oynanan dijital oyunlara baktığımızda hem oyunların hem de kumarın belli özelliklerini taşıdıklarını görüyoruz; ancak oyun içi harcama mekanizması kumardan çok daha karışık şekilde işliyor. Oyun endüstrisi oyun içi harcamaları teşvik etmek amacıyla farklı stratejiler kullanıyor. Üstelik kullanıcı ile oyun endüstrisi arasında ciddi bir bilgi eşitsizliği söz konusu. Endüstri kullanıcının oyun alışkanlıklarını, harcadığı zamanı, genel olarak oyun içi harcama trendini biliyor ve buna göre yönlendirmeler yapıyor. Ve buralarda harcanan çok ciddi miktarlar söz konusu. Örneğin, bir kullanıcı oyundaki liderliğini koruyabilmek için 2 milyon dolar harcamıştı. Gençler de ailelerinin kredi kartlarıyla harcama yaparak onları çok ciddi borçlar altına sokabiliyor. Avustralya’da 8-17 yaş arası her 3 gençten 1’i oyun içi harcama yapıyor.”
Oyun içi harcamaların oyun oynama bozukluğunun bir parçası olabileceğine değinen King, “Oyun oynama bozukluğuna sahip kullanıcılar, tedavi olduklarında oyun oynamayı durdurmak değil kontrol altına almak istiyorlar. Yüzde 30’u ise tedaviyi sürdürmüyor. Bu bozukluğa sahip olanların tedavi sürecinde depresif hislerinde de artış olduğunu görüyoruz; çünkü oyunlar dışında bir duygusal dengelenme kaynakları bulunmuyor” dedi.
2 gün boyunca 7 farklı oturumda her yönüyle teknoloji bağımlılığı konuşuldu
Kongrenin ilk günü Hindistan Ülke Yeşilayı Başkanı Saiju Hameed başkanlığında gerçekleşen oturumda Matthew Browne “SF-D6 eğilim puanı ağırlıklandırma paradigması kullanarak kumar sorunları ve zararları için sağlık fayda ölçümleri”, Sally Gainsbury “Web sitesi tasarım özellikleri: Riskli çevrim içi kumarda sosyal ipuçları, düzenleyici ipuçları, kumar etkinliği ve tüketici koruma uygulamalarının rolü”, Atul Ambekar “COVID-19 ve bağımlılık tedavisi: Hindistan’dan bakış” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Üyesi ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Vedat Işıkhan başkanlığında gerçekleşen ikinci oturumda, Zsolt Demetrovics “Oyun oynama ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB): İki geniş ölçekli araştırmadan sonuçlar”, Yankı Yazgan “Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ve dijital oyunlar” ve Daria Kuss “Daima çevrim içi – Bir varoluş biçimi olarak sosyal ağ kurma” başlıklarıyla sunum yaptı.
İlk günün Nijerya Ülke Yeşilayı Başkanı AlHaji Audi Kongila Mohammed başkanlığında yapılan son oturumunda ise Marc Potenza “COVID-19 sırasında oyun oynama, pornografi izleme ve internet kullanımının problemli biçimleri”, David Hodgins “Ne kadarı çok! Uluslararası verileri kullanarak düşük riskli kumar oynama kuralları oluşturma” ve Daniel Spritzer “Oyun oynamada mikro hareketler” konularını ele aldı.
Kongrenin ikinci günü Malezya Ülke Yeşilayı Başkanı Ahmad Mohammed Fairuz’un başkanlığını üstlendiği oturumla başladı. Oturumda Dünya Sağlık Örgütü’nden Natacha Carragher “COVID-19’un problemli oyun ve kumar oynama üzerindeki etkisini değerlendirme: Uluslararası bir kilit bilgi kaynağı anketinin sonuçları”, Sophia Achab “Oyun oynama bozukluğunun yol açtığı halk sağlığı sorunlarını hafifletme” ve Jiang Long “Oyun oynama bozukluğuna dair Çin Ulusal Sağlık Komisyonu tarafından yakın zaman önce yayımlanan ulusal klinik kılavuzlar ve uzman konsensüsü” başlıklı sunumlarını yaptı.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Peyami Çelikcan başkanlığındaki oturumda Cam Adair “Ready Player 2021: Oyun oynama bozukluğu, akış ve elektronik sporlar”, Prof. Dr. Kemal Sayar ve Berna Yalaz “Sanal yorgunluk”, Doç Dr. Orhan Gürsu “Teknoloji bağımlılığı ile mücadelede din” konularını ele alırken; başkanlığını Türkiye Yeşilay Cemiyeti Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Balcı’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Kültegin Ögel “İnternet bağımlılığının tedavisinde iyi ve kötü haberler”, Prof. Dr. Gül Karaçetin “İnternet oyun oynama bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde ebeveyn tutumları” ve Dr. Mehmet Dinç “Çocuk ve gençlerin sanal dünyası: Ebeveynler ve eğitimciler için bir rehber” konularında konuştu.
Kongrenin Türkiye Yeşilay Cemiyeti Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak başkanlığındaki son oturumda ise Dr. Şahin Bayzan “Aşırı sosyal medya kullanımı: Türkiye’de ve dünyada mevcut durum”, Hakan Çetin ve Melike Şimşek “Yeşilay’ın teknoloji bağımlılığını önleme ve müdahale çalışmaları”, Dilan Dolan ve Nisa Nur Peker “Teknoloji bağımlılığına genç bakış” başlıklı sunumlarını yaptı.
2 gün boyunca devam eden kongrede ayrıca İstanbul, İzmir ve Bolu’’da farklı liselerde öğrenim görmekte olan beş lise öğrencisi internet ve teknolojiyle ilgili davranışsal bağımlılıkların özgül yüzlerine ilişkin çeşitli sunumlar yaptılar. Ahmet Keçeci “Oyun oynama bozukluğuna genç bakış”, Asude Güvener ve Zehra Miray Özge Türkmen “Sosyal medya kullanımına genç bakış”, Ertuğrul Tunç “Teknoloji bağımlılığıyla teknoloji yoluyla mücadele” ve Özge Türkmen “Okul öncesi dönem çocuklarında teknoloji kullanımı” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.