Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Afrika 5. İş ve Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Hızla büyüyen ekonomisiyle, hızla gelişen yatırım ortamıyla, üç kıtanın tam merkezindeki coğrafi konumuyla, Türkiye’nin kapısı, dünyanın farklı bölgelerinden her yatırımcıya, her girişimciye ardına kadar açıktır. Devletimizin ilgili tüm kurumları, ilgili bakanlıklarımız, Cumhurbaşkanlığına bağlı yatırım ajansımız, ülkemize huzurla yatırım yapmak isteyen herkese gereken desteği vermeye hazırdır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye-Afrika 5. İş ve Ekonomi Forumu’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına bakanlar ve heyet başkanlarını, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf ve diğer katılımcıları millet ve özellikle de ailesi adına selamlayarak başladı.
Yeni iş birliklerine zemin oluşturması temennisinde bulunduğu forumun düzenlenmesinde emeği geçen Ticaret Bakanlığı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile tüm kurum ve kuruluşları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılında ilki tertip edilen forumun, zaman içerisinde Afrika’nın dört bir yanından katılımcının desteğiyle somut projelere dönüşen kararların alındığı bir platform hâline geldiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ticarette belirsizlik ve risklerin arttığı bir dönemde iki gün süresince gerçekleştirilecek toplantılarda tarım, gıda, tekstil, enerji, madencilik ve sağlık gibi konularda çok kıymetli değerlendirmelerin paylaşıldığını kaydederek, “Afrika’nın farklı ülkelerinden İstanbul’umuzu teşrif eden misafirlerimiz ülkelerindeki yatırım ortamını ve ticari imkânlarını hem diğer katılımcılara hem de Türk iş dünyasına anlatma fırsatı buldu. Neticede ticari münasebetlerimizin geleceğine dair güçlü bir sinerji oluştu. Burada yeni dostlukların kurulmasını, yeni iş birliklerinin oluşmasını, yeni ortaklıkların tesis edilmesini önemsiyor, bunların kalıcı olmasını diliyorum” diye konuştu.
“GELECEK YIL TÜRKİYE-AFRİKA ORTAKLIK ZİRVESİ’NİN DÖRDÜNCÜSÜ YAPILACAK”
Bir konuyu özellikle ifade etmek istediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hızla büyüyen ekonomisiyle, hızla gelişen yatırım ortamıyla, üç kıtanın tam merkezindeki coğrafi konumuyla Türkiye’nin kapısı, dünyanın farklı bölgelerinden her yatırımcıya her girişimciye ardına kadar açıktır. Devletimizin ilgili tüm kurumları, ilgili bakanlıklarımız, cumhurbaşkanlığına bağlı yatırım ajansımız, ülkemize huzurla yatırım yapmak isteyen herkese gereken desteği vermeye hazırdır. Bunu buradaki tüm dostlarımızın çok iyi bilmesini rica ediyorum. Ülkemizde bulunduğunuz süre zarfında sizler de şahit oldunuz. Hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir ön yargı taşımadan özellikle kimseye bir dayatmada bulunmadan eşitlik, karşılıklı saygı ve kazan-kazan ilkeleri temelinde tecrübemizi, siyasi ve kültürel birikimimizi sizlerle samimiyetle paylaşmanın gayreti içerisindeyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2005’i Türkiye’de Afrika yılı ilan ederek kıtayla ilişkilerde yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, “O günden bu yana tam 20 sene geçti. Bu 20 yılda el ele, omuz omuza hepsinden öte, gönül gönüle vererek ilişkilerimizi hayal dahi edilemeyecek noktalara getirdik. Türkiye-Afrika ilişkilerinin müşterek çabalarımızla stratejik ortaklık seviyesine ulaşmasından fevkalade memnunuz” diye konuştu.
Bu sene ayrıca Türkiye’nin Afrika Birliği’ndeki gözlemci statüsünün 20’nci yılını idrak ettiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek yıl Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’nin dördüncüsünü tertipleyeceklerini, hazırlıklarına başladıkları bu önemli zirvenin kıtanın kalkınmasına ve refahına yönelik gayretlerin yeni bir nişanesi olacağına inandığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika kıtasıyla geçmişi 10. yüzyıla dayanan köklü bir muhabbete ve dostluğa sahip olduklarını söyledi.
Timbuktu’dan Haram’a, Kahire’den Cape Town’a kadar pek çok şehirde bu dostluğun, kardeşliğin ve kaderdaşlığın silinmez izleri ve hatıraları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin huzurunda büyük bir gururla söylüyorum. Görev süresi boyunca kıtaya 50’nin üzerinde ziyaret gerçekleştirmiş bir siyasetçiyim. Uzun yıllar sonra, 2011’de Mogadişu’ya giden ilk hükûmet başkanıyım. En kuzeyinden en güneyine, en batısından en doğusuna kadar Afrika’nın dört bir yanındaki kardeşlerimin misafiri oldum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyaretlerinde Afrika’nın zengin kültürü ve sıcakkanlı insanlarını yakından tanıma fırsatı bulduğunu belirterek, “Yüzlerimiz ve gözlerimizin renkleri farklı olsa da gözyaşlarımızın renginin aynı olduğunu Somali’den Sudan’a birçok yerde bizzat gördük. Her ziyaretimde hayatın tüm zorluklarına rağmen yüzlerinden tebessüm hiç eksik olmayan Afrikalı kardeşlerimin yaşama sevincine hayran kaldım. Şunu da bilmenizi isterim ki gittiğim her ülkede kendimi yabancı bir yerde değil, kendi evimde, kendi ülkemde gibi hissettim” ifadelerini kullandı.
“SON 23 YILDA KALKINMA VE REFAH YOLUNDA BÜYÜK MESAFELER ALDIK”
Şair Nazım Hikmet’in “Asya-Afrika Yazarlarına” adlı şiirini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de çok ciddi bir ekonomik, siyasi ve sosyal buhranlar yaşadığı bir dönemde yazılan bu mısraların evrensel bir dayanışmayı yansıttığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette 63 sene öncesinin o sancılı günleri artık ülkemizde geride kaldı. Hamdolsun Türkiye aradan geçen sürede çok değişti, çok gelişti. Özellikle son 23 yılda kalkınma ve refah yolunda büyük mesafeler aldık” dedi.
Türkiye’de nereden nereye gelindiğini göstermesi için bazı rakamları paylaşmak istediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “G-20 üyesi olarak cari fiyatlarla dünyanın en büyük 17’nci ekonomisiyiz. 2024 yılı satın alma gücü paritesine göre 12’nci sıradayız. İnşallah bu sene 11’inci sıraya yükseleceğiz. 23 yılda yıllık ortalama yüzde 5,4 oranında büyüme kaydettik. 2002’de 238 milyar dolar olan millî gelirimizi 2024 yılında 1,5 trilyon dolar sınırına getirdik. Kişi başına düşen millî gelirimiz, 3 bin 608 dolarken 2024 yılında 14 bin 751 dolara ulaştı. 2025 yılı ikinci çeyreğinde kişi başı millî gelir 17 bin dolara yaklaştı. Merkez Bankası rezervimiz – buraya dikkat edin – 27 milyar dolardı, bugün 189,7 milyar dolar. 36 milyar dolar olan ihracatımız bugün 270 milyar doları zorluyor. Turist sayımızı 15 milyondan 62 milyon 270 bine, turizm gelirimizi ise 61 milyar doların üzerine çıkardık. Savunma sanayindeki başarı hikâyemizi sizler zaten biliyorsunuz. Şuraya da özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. 2002 yılında ülkemizdeki motorlu kara taşıtı sayısı 8,5 milyonken bugün itibariyle 33 milyonu buldu. 2000’li yılların başında 13 milyon civarında binamız vardı. Son 23 yılda bunu ikiye katlayarak 26 milyona ulaştırdık. 26 olan havalimanı sayımız 58’e yükseldi. Eğitimde derslik sayımız 343 bindi, bugün 615 bini geçti. 76 olan üniversite sayımız aynı şekilde 308’e ulaştı. Sağlıkta yatak sayımızı 164 binden alıp 271 bine çıkardık. Şehir hastaneleri adını verdiğimiz 25 adet modern sağlık kampüsünü milletimizin hizmetine sunduk.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat 2023’te 53 binden fazla canlarını yitirdikleri asrın en büyük deprem felaketlerinden birini yaşadıklarını anımsatarak, deprem bölgesi için 90 milyar dolar civarında harcama yaptıklarını, yalnızca 2,5 yılda 304 bin konutu afetzede vatandaşlara teslim ettiklerini vurguladı.
Yıl sonuna kadar hedeflerinin 453 bin konutun anahtarlarını takdim etmek olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çarpıcı rakamları ve oranları daha da çoğaltabiliriz. Sadece 23 yılda başardıklarımız inşallah gelecekte başaracaklarımızın teminatıdır” diye konuştu.
“TÜRKİYE MİLLÎ GELİRE GÖRE DÜNYADA EN FAZLA YARDIM YAPAN ÜLKELERDEN BİRİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şurası da ülkemiz açısından gurur vericidir. Türkiye, millî gelire göre dünyada en fazla yardım yapan ülkelerden biridir. Kimsenin inancına, kimliğine, kökenine bakmıyor, nerede olursa olsun ihtiyaç sahiplerinin yaralarını sarmak için koşturuyoruz. Bunları yaparken de başkaları gibi hiçbir maddi karşılık beklemiyoruz. Kıymetli misafirler, çok değerli dostlarım, sizlerin de çok iyi bildiğine inandığım bir Afrika atasözü şöyle diyor, ‘Hızlı yol almak istiyorsan yalnız git. Ama eğer uzak menzilleri hedefliyorsan birlikte yürü’ İşte, hikmet dolu bu sözün ışığında Afrika’yla ilişkilerimizi uzun vadeli ve sürdürülebilir bir gelecek tasavvuru üzerine bina ettik. Hamdolsun biz tarihinin hiçbir sayfasında sömürgecilik lekesini, bu utancı taşımamış bir ülkeyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye-Afrika 5. İş ve Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada, gittikleri her yere asırlarca barışı, huzuru, sevgiyi ve saygıyı götürdüklerini belirtti.
Aynı zamanda refah ve istikrarı da götürdüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıtayla münasebetlerimizi hüsnüniyet ve samimiyetimizin yanı sıra işte bu tertemiz sicilimiz sayesinde günden güne geliştirdik, güçlendirdik. Kıtadaki büyükelçilik sayımızı 44’e çıkardık, kısa vadede hedefimiz 50. Bugün Ankara’da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği faaliyet gösteriyor. Bilhassa ticaret ve yatırım alanlarında yakaladığımız olağanüstü başarı hem ülkemizin hem de Afrika ülkelerinin refahına katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk yüklenicilerin Afrika’da toplam değeri 97 milyar dolara ulaşan 2 binden fazla projeyi üstlendiğini belirterek, “Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri ise 15 milyar doları aştı. Bu yatırımlar neticesinde 100 binden fazla Afrikalı kardeşimiz istihdama katılarak üretimi destekliyor. 49 Afrika ülkesiyle iş konseylerimiz, 31 ülkede de ticari müşavirliklerimiz var. Kıtanın geneliyle 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan ticaretimiz, 2024 yılı sonu itibarıyla 40 milyar dolar bandında” diye konuştu.
Türk Hava Yollarının (THY) kıta sathında 42 ülke ve 64 noktaya sefer düzenlediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eşim Emine Erdoğan’ın himayesinde Ankara’da açılan Afrika Kültür Evi’yle dokuz yıldır kıtanın kültürel ve beşeri zenginliğini ülkemize taşıyoruz. Türkiye burslarıyla, Maarif Vakfımızla, Diyanet Vakfımızla, TİKA’mız ve sivil toplum kuruluşlarımızla eğitimden kalkınma yardımlarına kıtadaki dostlarımızın her daim yanındayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Afrika Birliğinin barış çabalarına en güçlü desteği veren ülkelerden biriyiz. Ankara süreci kapsamında Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlığın çözümüne yönelik arabuluculuk rolümüz bu çabaların bir örneğidir. Sudan’da süren çatışmalar, sizin gibi bizi de derinden yaralıyor. Ülkede önce ateşkesin sağlanmasını ve ardından da kalıcı barışın diyalog yoluyla tesis edilmesini arzu ediyoruz. Sudan’da yaşanan insani dram artık felaket boyutuna varmıştır. Sudanlı kardeşlerimizi sadece kurşunlar ve bombalar değil maalesef açlık ve susuzluk da öldürüyor. Uluslararası toplumun ve kuruluşların Sudan’daki trajediye yeterince eğilmediğini üzülerek müşahede ediyoruz. Sudan’da akan kanın durması hepimizin insanlık görevidir.”
“TÜM İNSANLIĞIN GÖZÜ ÖNÜNDE İKİ YIL BOYUNCA BİR SOYKIRIM YAŞANDI”
Türkiye olarak her çatışma bölgesinde olduğu gibi Sudan’a da yardımları ulaştırdıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kolonyalizm kâğıt üzerinde yıllar önce son bulmuş fakat postmodern yöntemlerle varlığını bir şekilde devam ettirmiştir. Afrika’ya geçmişte beyaz adamın yükü gözüyle bakanlar, bugün de benzer bir yaklaşım içindedir. Batı dünyası ne yazık ki Afrika kıtasındaki iç savaş, çatışma ve ihtilafları kıtanın kaderi olarak görüyor. Bunun için ekonomik çıkarı olmayınca sorunların çözümü noktasında elini taşın altına koymaktan kaçınıyor. Hatta kimi aktörlerin bu çatışmaları körüklediğini hepimiz biliyoruz. Neticede savaş baronları kazanırken kaybeden masum siviller oluyor. Çatışma ve krizlerin yükünü ise genellikle çocuklar ve kadınlar çekiyor. Bunu sadece Sudan ve diğer çatışma bölgelerinde değil, işte en son hem de çok dramatik bir şekilde Gazze’de gördük.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in iki yıl boyunca sürdürdüğü saldırılarında 68 bin Filistinlinin şehit olduğunu, 170 bini aşkın kişinin yaralandığını, bazıları açlıktan olmak üzere 20 binden fazla çocuğun öldüğünü ve birçok gazetecinin de sırf hakikati duyurdukları için katledildiğini söyledi.
Enkazın altında ne kadar masumun naaşı olduğunu kimsenin bilmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm insanlığın gözü önünde iki yıl boyunca bir soykırım yaşandı ve sözde medeni dünya buna engel olamadı. Doğru düzgün tepki göstermedi. Daha vahimi, soykırım sürerken bize ve Afrikalı kardeşlerimize demokrasi dersi veren Batılı devletler İsrail’e silah yardımı yapmaya devam etti. Şunu burada büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Gazze soykırımında tıpkı Türkiye ve Türk milleti gibi Afrikalı kardeşlerimiz de gerçekten vicdanlı bir duruş sergilemişlerdir” diye konuştu.
Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanında İsrail aleyhine açılan soykırım davasının bu süreçte tarihe not düşen cesur bir tavır olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazzeli mazlumları yalnız bırakmayan Afrika halklarına yürekten teşekkür ettiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyorsunuz, bizim de gayretlerimizle Gazze’de ateşkes sağlandı. Pazartesi günü Şarm el-Şeyh’te dört ülkenin liderleri olarak çok önemli bir deklarasyona imza attık. Hamas ile İsrail arasında varılan mutabakatın kalıcı olması, kalıcı barışa zemin oluşturması için yoğun çaba içerisindeyiz. Ancak İsrail’in kötü sicili dolayısıyla tedbiri ve temkini elden bırakmıyoruz. Gazze’nin süratle yaralarını sarmaya ve yeniden ayağa kalkmaya ihtiyacı var. Biz bunun için ne gerekiyorsa yapmaya inşallah devam edeceğiz. Sizlerden de Filistin halkıyla dayanışmanızı güçlendirerek sürdürmenizi, özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı.
Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf’a 2025 yılında üstlendiği komisyon başkanlığı görevinde başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk iş insanları ve yatırımcılarını kıta genelinde gerek altyapı gerekse üst yapı noktasında sürdürdükleri çalışmalarından ötürü tebrik edip, forumun hayırlı olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır, Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi tebrik ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın 158. yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Milletin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kızılaya canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti.
“Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın kurucuları Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı Aziz Bey ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’yı saygıyla yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan fakat artık fani dünyadan ebedi âleme göç eden tüm büyüklere Allah’tan rahmet niyaz etti.
Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşenleri rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dört ana kategoride ödüllerini verecekleri kişi, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik etti, başarılarının daim olmasını diledi.
“DERDE DEVA OLMAK İÇİN KELİMEYE, CÜMLEYE İHTİYAÇ DUYULMAZ”
Tarihin her sayfasında Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim millî seciyemizin temel unsurlarıdır, hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar, millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi, hâl ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle ‘Hakkı tutup kaldırmak’, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz, tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Haziran 1868’de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılayın bu müesseselerden biri olduğunu ifade etti.
Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılayın 93 Harbi’nden Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar milletin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bilhassa, Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı’nda Kızılayın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız, millî mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakâr milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor; ‘Size selam, size hürmet, ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet, ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi, ne güzel iş. Kullarına Cenabıhakk bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allah’ımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.’ Ben de Rabbim bizi Kızılaydan mahrum bırakmasın diyorum.”
“Kızılay, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil zihin ve hafızalarına da kazınmıştır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin, iç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere bir ensar şuuruyla yaklaştığını ve şefkat kucağını açtığını söyledi.
Hilal-i Ahmer’in, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum” diye konuştu.
“KIZILAYIMIZ BUGÜNE KADAR 26 BİN TONU AŞKIN İNSANİ YARDIM MALZEMESİNİ GAZZE’YE ULAŞTIRDI”
Türk Kızılayın afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psiko-sosyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu’nun başını çektiği siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de, Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptık. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı ‘Gazze, Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psiko-sosyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze’nin yanı sıra siyonist barbarların hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır. Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi İsrail, mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür”
“Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Hitler’in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır” dedi.
Türkiye’nin bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu da gururla ifade etmek isterim, Kızılayımız, 190’ı aşkın üyeye sahip Kızılay-Kızılhaç Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur” diye konuştu.
Kızılayın elde ettiği bu başarının aynı zamanda Türk milletinin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunun da altını önemle çizmek durumundayım, 6 Şubat depremlerinde Kızılayımız tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. On binlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra AFAD’ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır.
Depremden en çok etkilenen altı ilimizde kurulan toplum hizmet merkezleriyle koruma, barınma, su ve sanitasyon alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve Çiftçi Destek Programları dâhilinde on binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Kızılay ve AFAD’ımızla birlikte arama-kurtarma çalışmalarından, şehirlerimizin yeniden inşasına deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“KRİTİK İLAÇLARI ARTIK ÜLKEMİZDE ÜRETECEĞİZ”
Kızılayın geçtiğimiz yıl 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışıyla yeni bir rekora imza attığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor. Birazdan inşallah canlı bağlantıyla temelini atacağımız Çubuk ilçemizde 130 bin metrekare alana sahip Protürk Fabrikası da bunlardan biridir. Protürk Projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz. Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız. Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz” ifadesini kullandı.
Projenin ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutladı.
Yurt dışından ithal edilen kan torbalarının da Türkiye’nin kendi imkânlarıyla üretileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Silivri’deki fabrikamızın da kuruluş çalışmaları sürüyor. Bu fabrikanın tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasını ülkemizde ve kendi tesisimizde imal ederek 1 milyar liralık ithalat maliyetini sıfıra indireceğiz. Çok yakın bir dönemde hizmete alacağımız bu yatırımın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kızılay camiamızın her bir mensubuna, iyiliği omuzlayan merhamet çınarımıza gözü gibi bakan tüm gönüllülerimize, bağışçılarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”
Konuşmasının ardından Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Millî Mücadele döneminde Hilal-i Ahmer Cemiyeti gönüllüsü ve Balkan Harbinde iki evladını şehit veren Bandırmalı Nuriye Hanım’ın Filistin Cephesinde düşmana karşı kahramanca mücadele eden ve cephenin düşmesi neticesinde kendisinden haber alınamayan son oğlu Murat’ın akıbetini öğrenmek üzere Türk Kızılayına hitaben kaleme aldığı mektubun yer aldığı bir tablo takdim etti.
Kızılay Ödülleri kapsamında Filistin Özel Ödülü’ne layık görülen 12 yaşındaki Gazzeli Renad Attallah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tasarımını kendisinin yaptığı ve üzerinde “Free Palestine” yazılı tişörtü hediye etti.
Ödül törenin ardından Ankara Çubuk’ta kurulacak Protürk plazma ilaç tesisinin canlı yayın bağlantısıyla temel atma töreni gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.
Koç Topluluğu, kuruluşunun 100. yılını temellerinin atıldığı Ankara’da özel bir davetle kutladı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç yaptığı konuşmada, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir” dedi.
Koç Topluluğu’nun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık yolculuğunun yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film gösterildi. Ayrıca Semahat Arsel ve Rahmi M. Koç’un tanıklıklarıyla aile hafızasına ve iki yüzyıla uzanan birikime ışık tutan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filmi de davetlilerle buluştu. Davete Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk katıldı.
Koç Topluluğu, kuruluşunun temellerinin atıldığı Ankara’da, 100. yıl etkinlikleri kapsamında Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da özel bir davet düzenledi. Davette, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk bir araya geldi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel, Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da davete katıldı.
Koç Topluluğu’nun kurucusu merhum Vehbi Koç’un 100 yıl önce Ankara’da mütevazı bir ticarethanede attığı adımla başlayan yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film davetlilerle buluştu. Rahmi M. Koç ve Semahat Arsel’in tanıklıklarıyla hazırlanan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filminin de özel gösterimi gerçekleştirildi.
Ömer Koç: “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hâmlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir.” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç konuşmasına “Ankara; Millî Mücâdele yıllarında milletimizin istiklâl kararlılığının simgesi olmuş, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte kalkınma ve çağdaşlaşma irâdesinin de merkezi hâline gelmiştir. Bu şartlarda, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilât; çatısı altında bulunduğumuz Ankara Ticaret Odası’na 31 Mayıs 1926 tarihinde kaydedilmiştir. O teşebbüsün, bugün ülkemizin sanâyi, üretim ve mühendislik gücünü dünyâ ölçeğinde temsîl eden itibârlı bir müesseseye dönüşmüş olması bize gurur veriyor” diyerek başladı.
Ömer Koç, Koç Topluluğu’nun asırlık hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma yolculuğuyla aynı istikâmette geliştiğini vurgulayarak, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir. Ülkemizde ilk anonim şirketin kurulması, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding olma ve ilk özel vakfı kurma gibi pek çok alanda öncü olmuştur. Genç Cumhuriyet’in çalışma azmi, üretim heyecânı ve aydınlık istikbâl tasavvurunda filizlenen topluluğumuz; sanâyileşmeyi vatan için üstlendiğimiz çok mühim bir mesûliyet olarak değerlendirmiştir. Vehbi Bey’in “Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” şiârı yalnızca ferdî bir yaklaşımı değil; nesilden nesile taşınan bir vâzîfe anlayışını ifâde etmektedir” diye ekledi.
Ömer Koç: “Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük.” Koç Topluluğu’nun geride bıraktığı ilk yüzyıl boyunca büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmediğini vurgulayan Ömer Koç, “Bu anlayışla; geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdâmı müşterek refâhın unsurları olarak telâkki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmedik. Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük” diye konuştu.
Ömer Koç, Topluluğun sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addettiğini belirterek, “Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışma arkadaşımızla faâliyet gösteren uluslararası bir topluluk hâline geldik. Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Koç Holding olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağlıyor, hizmet veriyor ve mühendislik kapasitemizi geliştiriyoruz. Hangi coğrafyada faâliyet gösterirsek gösterelim, dâimâ memleketimize karşı duyduğumuz mesûliyetin ve bayrağımızı dünyânın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz. Hangi alanda çalışırsak çalışalım; işimizi dâimâ ülkemize kalıcı değer üretme hedefiyle yürütüyoruz. Sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addediyoruz” dedi.
Ömer Koç: “İkinci yüzyılımızda da aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz.” İkinci yüzyıllarına aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yürümeye devâm edeceklerini belirten Ömer Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İkinci asrımıza adım atarken; genç nüfusumuzun girişimcilik kâbiliyetinden, sanâyi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Koç Topluluğu olarak; ilk yüzyılımızı büyük bir gayret ve kararlılık duygusuyla geride bıraktık. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda lâik cumhuriyetin değerlerine sâhip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki; elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sâyesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”
Davette Ömer Koç’un ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Koç Topluluğu’nun hikayesi Cumhuriyet’imizin ekonomik kalkınma serüveniyle kesişen, örtüşen bir hikayedir. Ankara’nın köklü ticaret kültürü ahilik geleneğinden beslenen iş ahlakı ve girişimcilik anlayışı içinde filizlenen bu yolculuk zamanla ülkemizin en büyük sanayi ve hizmet topluluklarından birine dönüşmüştür. Merhum Vehbi Koç’un henüz genç yaşlarda Ankara’da başladığı ticaret hayatı çalışkanlık, dürüstlük ve ileri görüşlülük temelinde yükselmiş ortaya koyduğu vizyon nesiller boyunca taşınan güçlü bir kurumsal yapının temelini oluşturmuştur. Topluluğun tarihine bakıldığında Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunun birçok önemli durağında izlerini görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.