Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Erzurum 8. Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Krizlerin ve çatışmaların da ekonomimize bazı olumsuz yansımaları oldu. Küreselleşen dünyada bunu engellemek maalesef mümkün de değil. Lakin biz şunu biliyoruz; bu sorunların, sıkıntıların, zorlukların tamamı konjonktüreldir. Yani gelip geçiçidir. Türkiye Allah’ın izniyle hepsinin üstesinden gelecek kabiliyete sahiptir. Şimdi bazı güçlüklerimiz olsa da Türkiye’yi hiç olmadığı kadar huzurlu, müreffeh ve güzel günler bekliyor” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yakutiye Buz Hokeyi Salonu’nda düzenlenen AK Parti Erzurum 8. Olağan İl Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasının başında, Isparta’da kaza yapan helikopterde şehit olan Astsubay Çavuş Taha Nergiz’e Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm Erzurumlulara başsağlığı dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm şehitleri de rahmetle andı.
AK Parti Erzurum teşkilatıyla eş zamanlı olarak il kongrelerini gerçekleştiren, Afyonkarahisar, Batman, Bartın, Bayburt, Çankırı ve Edirne’deki teşkilat mensuplarını da selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrelerin AK Parti için, davaları için, ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını diledi.
Teşkilat mensuplarına emekleri, gayretleri ve fedakârlıkları için şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti kongrelerinin düğün gibi, şölen gibi, bayram gibi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin hayatını kaybeden mensuplarını rahmetle yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nöbeti devreden dava arkadaşlarıma minnet duygularımı ifade ederken, sancağı devralan kardeşlerime de yüce Allah’tan muvaffakiyetler temenni ediyorum. Rabbim muhabbetimizi daim eylesin” ifadelerini kullandı.
“ERZURUM’UN HAK ETTİĞİ YERE GELMESİ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”
31 Mart Mahallî İdareler seçimlerinde verdikleri destek için Erzurumlulara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bugüne kadar size mahcup olmadık. Erzurum halkına olan teşekkür borcumuzu daha çok çalışarak, daha fazla hizmet ederek ödedik. İnşallah aynı şekilde yola devam edeceğiz. Erzurum’un hak ettiği yere gelmesi için elimizden geleni yapacağız. Şunu tüm dadaşların özellikle bilmesini istiyorum, Erzurum bizim millî değerimizdir, Erzurumlu İbrahim Hakkı’lar, Gazi Ahmet Muhtar Paşa’lar, Sümmani’ler, Reyhani’ler, Emrah’lar bizim millê değerlerimizdir. Nene Hatun bizim millî değerimizdir. Erzurum’daki her sanat eseri, her kültür eseri bizim millî değerimizdir. Erzurum türküleri bizim millî değerimizdir. Klasik şiirimizin en büyüklerinden Nefi, bizim millî değerimizdir. ‘Yalnız hüznü vardır kalbi olanın’ diyen Erzurumlu şairler bizim millî değerimizdir. Erzurum Kongresi kararlarıyla birlikte canlarını hiçe sayarak kongreye katılan delegelerin tamamı da bizim millî değerlerimizdir.
‘Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür’ diyen, mandayı ve himayeyi toptan reddeden, millî kuvvetlere sınırsız destek veren kongre üyelerini bugün bir kez daha kemali edeple yâd ediyorum.
Erzurum’un değerlerine aşina olmayanların Erzurumlu kimliği de millî kimliği de aşınma tehlikesiyle unutmayın karşı karşıyadır. Değeri hamaset olarak dile getirmek hiçbir işimize yaramaz. Onu bir hayat tarzına dönüştürdüğümüz, yeniden üreterek geleceğe taşıdığımız takdirde bir kültürel inkişafı gerçekleştirebiliriz.”
Yeni Emrah’lar, yeni İbrahim Hakkı’lar, yeni Sümmani’ler, yeni Gazi Ahmet Muhtar Paşa’lar yetiştirmenin yolunun Erzurum’un şehir kimliğini, zengin, dinamik kültürünü diri tutmaktan geçtiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Erzurum’un irtifa kaybına gönlümüz razı gelmez. Erzurum’u aynı şekilde dünyaya açmamız, dünyaya tanıtmamız lazım. Burada bir güzel haberi sizlerle paylaşmak arzusundayım. Gayretlerimiz neticesinde Erzurum, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı tarafından 2025 yılı turizm başkenti olarak seçildi. Tarihiyle, tabiatıyla, kültürüyle, mutfağıyla ve elbette dadaşıyla bu güzel şehir inşallah bu vesileyle tüm dünyaya tanıtılacak. Bu önemli organizasyonun şehrimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Bir diğer güzel haberimiz stadyum konusudur. Gençler, Erzurum’a modern bir spor tesisi kazandırmak istediğimizi daha evvel söylemiştim. 20 bin kişilik stadyumu programa aldık. Hazırlıklarını tamamladık. İnşallah yakında yapımına başlayacağız. Sevgili gençler görüyorsunuz, bizde ‘laf ola beri gele’ yok, icraat var. Değerli kardeşlerim, sevgili yol arkadaşlarım, tabii 20 bin kişilik stadyumu yaptıktan sonra kusura bakmayın ondan sonra bütün iş icraat, koşacaklar ve kendilerinden de şampiyonluk bekleyeceğiz.”
“TÜRKİYE, KARGAŞANIN ORTASINDA BİR İSTİKRAR ADASI OLARAK TAKDİR TOPLUYOR”
Dünyanın ve bölgenin son dönemde sancılı günler yaşadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel sistem, son 70-80 yılın en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıya. Koronavirüs salgını, ekonomiden ticarete, güvenlikten sosyal hayata her alanda yeni sıkıntıları ortaya çıkardı. Bilhassa Türkiye’nin etrafında çok kritik hadiseler vuku buluyor” ifadesini kullandı.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın şubat ayında dördüncü yılına gireceğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamları başlayalı 440 gün oldu. 50 bin Filistinli kardeşimiz bu saldırılarda şehit edildi, 110 bin yaralı var. Ateşkese rağmen İsrail, Lübnan’ı taciz etmeye devam ediyor. Elbette tüm bu olaylardan, savaşlardan, krizlerden ülkemiz de etkileniyor. Komşunun evi yanarsa ya alevi ya dumanı mutlaka size ulaşır. Bütün bunlara rağmen Türkiye, bu kargaşanın ortasında bir istikrar adası olarak takdir topluyor, ‘bölgenin kilit ülkesi’ kimliğiyle öne çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Etrafımızdaki yangının ülkemize sıçramasına asla müsaade etmedik. Dengeli, itidalli ve hakkaniyetli politikalarla bütün bu muhataralı süreçleri hamdolsun başarıyla yönettik, yönetmeye de devam ediyoruz. Biz bir de bu dönemde ‘asrın felaketi’ denilen 53 binden fazla canımızı kaybettiğimiz 6 Şubat depremlerini yaşadık. Sadece depremin Türkiye ekonomisine faturası, 104 milyar dolar. Diğer krizleri ve çatışmaların da ekonomimize bazı olumsuz yansımaları oldu. Küreselleşen dünyada bunu engellemek maalesef mümkün de değil. Biz şunu biliyoruz, bu sorunların, sıkıntıların, zorlukların tamamı konjonktüreldir. Yani gelip geçicidir. Türkiye, Allah’ın izniyle hepsinin üstesinden gelecek kabiliyete sahiptir.
Bazı güçlüklerimiz olsa da Türkiye’yi hiç olmadığı kadar huzurlu, müreffeh ve güzel günler bekliyor. Üstat Necip Fazıl ne diyordu? ‘Vur kazmayı dağa Ferhat, çoğu gitti azı kaldı.’ Milletçe biraz daha sabredersek inşallah her alanda hedeflerimize çok yaklaşmış olacağız. Bunu da son 22 yıldır olduğu gibi yine siz dadaşların desteği ve duasıyla yapacağız. Türkiye Yüzyılı’nın parlak günlerini inşallah hep birlikte idrak edeceğiz. Ülkemizde başını muhalefetin çektiği bir kesim, tali sorunları büyüterek, dönemsel sıkıntıları abartarak millete sürekli karamsarlık aşılıyor. Milletle aynı yöne bakmak, aynı sevinci paylaşmak, aynı yolda yürümek yerine rüzgârgülü misali, yel nerede eserse yönlerini oraya dönüyorlar. Bunlardan bir şey olmaz.”
Muhalefetin, milletin kazanmasına tahammülleri olmayan bir ruh hâli içinde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyle bir girdaba girmişler ki ülkenin kazanmasına tahammülleri yok. ‘AK Parti kaybetsin, AK Parti ve Cumhur İttifakı yıpransın da gerekirse Türkiye batsın’ diyecek kadar muvazeneyi yitirmiş vaziyetteler. Cehalet adeta paçalarından akıyor. Dünyada ne olup bittiğini zaten bilmiyorlar. Sınırlarımızın ötesinde olanlar umurlarında bile değil. Ezberlerinin, ideolojik saplantılarının esiri olmuşlar” ifadelerini kullandı.
“SURİYE HALKI MUHTEŞEM BİR ZAFERE İMZA ATTI”
Geçen günlerde Suriye’de kelimenin tam anlamıyla bir halk devriminin gerçekleştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “61 yıllık zulmün, baskının, katliamın ve karanlığın ardından Baas rejimi artık tamamen tarihe karıştı. Ülkesinde 1 milyon masumun ölümüne sebep olan Esed kuyruğunu kıstırıp bir gecede Şam’dan kaçmak zorunda kaldı. Suriye halkı 13 yıl süren çetin mücadele neticesinde kendileriyle birlikte bizleri de gururlandıran muhteşem bir zafere imza attı. Televizyonlardan sizler de izliyorsunuz, Halep’in, Hama’nın, Humus’un, Dera’nın, Lazkiye’nin, Şam’ın sokaklarında yıllar sonra insanların yüzü gülüyor. 13 yıl sonra ilk defa Suriyeli kardeşlerimiz geleceklerine umutla bakıyor. Sevinçle, heyecanla bakıyor. Suriyeli mazlumlar 13 senedir kendilerine kol-kanat geren Türkiye’ye ve Türk milletine en samimi duygularla teşekkür ediyor, dua ediyor.
Ay yıldızlı al bayrağımız, özgür Suriye bayraklarıyla yan yana Suriyeli kardeşlerimizin ellerini süslüyor. Suriyeli mazlumlar, ‘Allah Türkiye’den, Türk milletinden razı olsun’ diyor. Ama bakıyorsunuz birileri buna tahammül edemiyor. Bu sevinci, bu coşkuyu paylaşmaktan bile aciz durumdalar. Suriyeli kardeşlerimizin zaferini gölgelemek, bu önemli başarıya çamur atmak adına akla ziyan komplo teorileri üretiyorlar. Neymiş? Suriye halkının arkasında emperyalist mahfiller varmış. Neymiş? Baas rejiminin yıkılması Türkiye’nin çıkarlarına zarar verirmiş. Daha bunun gibi akla, mantığa, dış politikanın temel öğretilerine aykırı bir sürü zırvayı arka arkaya sıralayarak siyaset yaptıklarını sanıyorlar. Burunlarının ucunu görmeyecek kadar cehalet çukuruna batmışlar fakat Suriye’deki güya ‘büyük oyunu’ hemen çözüveriyorlar.”
“DİPLOMASİ, TIPKI SİYASET GİBİ AKIL İSTER”
Diplomasinin tıpkı siyaset gibi ince bir sanat olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diplomasi, tıpkı siyaset gibi akıl ister, birikim ister, öngörü ister, basiret, feraset, stratejik sabır ister. Diplomasi birkaç hamle sonrasını değil 10 hamle sonrasını hesaplamayı gerektirir. Diplomaside sadece bugünü değil yakın ve uzak geleceği de şimdiden planlamanız, çok iyi düşünüp kapsamlı analizler yapmanız icap eder. Kendi adımlarınızla birlikte rakiplerinizin hatta hasımlarınızın hamlelerini dikkate almak, her türlü senaryoya hazır olmak durumundasınız” ifadelerini kullandı.
Yarım asırdır siyaset sahnesinde olduğunu, aziz milletin teveccühüyle son 22 yıldır da bir nevi kurtlar sofrası olan uluslararası arenada Türkiye’yi temsil ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi tecrübelerimizin yanı sıra 2200 yılı aşan geleneğe sahip Türk devlet aklının rehberliğinde planlarımızı yapıyoruz, adımlarımızı yine buna göre atıyoruz” ifadelerini kullandı.
Şu ana kadar binlerce toplantıya ve zirveye iştirak ettiklerine, çok zorlu müzakerelerde ülkenin ve milletin hakkını savunduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Allah’a hamdolsun, 22 yıl boyunca milletimizin başını yere eğdirmedik. Her zaman bin düşündük ama bir söyledik. Üstat Necip Fazıl’ın o veciz ifadesiyle, ‘zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir akılla’ işte böyle bir titizlikle, işte bu teyakkuz hâliyle diplomasiyi yürüttük. Türkiye’nin büyüklüğüne, devletimizin itibarına, kuvvet ve kudretine hiçbir yerde halel getirmedik.
Muhalefetin eski genel başkanı gibi ülke ülke dolaşıp, Türkiye’yi şikâyet edenlerden, kendi ülkesini yabancılara kötüleyenlerden asla olmadık. Şunu büyük bir memnuniyetle söylemek isterim, dadaşlardan aldığımız güçle, her türlü uluslararası meselede adaletten yana, haktan yana, insani değerlerden, ahlaktan yana tavır takınan, dünyanın neresinde zulme uğrayan varsa; diline, inancına, derisinin rengine bakmadan, mazlumun yanında dimdik durduk.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan 13 yıl önce, ülkelerindeki çatışma ve terörden kaçan Suriyeli muhacirlere bu hassasiyetle gönüllerinin ve ülkenin kapılarını açtıklarını vurgulayarak, “Batılı ülkelerin sırtını döndüğü ve ölüme terk ettiği bu mazlumlara sadece insanlık adına, kardeşlik adına, Müslümanlık adına sahip çıktık. Muhalefet bunu anlayamadı ve anlayamaz” diye konuştu.
Kimi aydınların, gazetecilerin, medya mensuplarının bunu bir türlü kavrayamadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalnız bırakıldığımız, haksızca eleştirildiğimiz çok zaman oldu. Sığınmacıları siyaset ve seçim malzemesi olarak kullanacak kadar vicdanını kaybedenler oldu. 4 milyon Suriyeli kardeşimizi biz bu topraklarda misafir ettik. Ama CHP, ana muhalefet hep birlikte ne dediler, ‘Biz sizi gelir gelmez tekrar Suriye’ye göndereceğiz.’ Biz ne dedik, hayır, asla, biz ensarız ve bu muhacir kardeşlerimizi de göndermeyeceğiz. CHP eski Genel Başkanı’nın körüklediği nefret dalgasının asıl gayesinin ne olduğunu bugün daha net görebiliyoruz. Yere göğe sığdıramadıkları Baas rejiminin karanlık ve çirkin yüzü, hapishane denilen ölüm kamplarında şimdi tek tek ortaya çıkıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara rağmen ne CHP’nin eski Genel Başkanı ne de Özgür Özel’in “Suriye krizi ve sığınmacılar” meselesinde bir öz eleştiri yapmadığını ve haklarına girdikleri insanlardan helallik dilemediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son ana kadar neden Esed denilen zalimin reklamını yaptıklarını, neden Esed’den medet umduklarını millete izah edemiyorlar. Suriyeli kardeşlerimizin Türk bayraklarıyla zaferlerini kutlamasından niçin rahatsız olduklarını söylemiyorlar? CHP yönetiminin Baas diktatörlüğüne bu kadar sempati beslemesinin sebebi nedir? Açıkçası milletimiz gibi biz de merak ediyoruz. Ne oldu Baas düşünce, CHP’nin hayalleri de mi suya düştü? Baas kaybedince otomatik olarak CHP de mi kaybetmiş oldu? Rahatsızlıkları nedir? Bunu açıklığa ve açığa kavuşturmalılar.
Sayın Özel, önceki gün sığınmacılarla ilgili yanlış mantık yürütmeyle de olsa, ilk defa doğru bir cümle kurdu. Sığınmacıların savaş yorgunu bir ülkeye dönüşlerinin zaman alacağını dolaylı bir şekilde ikrar etti. Sayın Özel’in bunu bize değil, hâlâ mülteci düşmanlığı yapan kendi belediye başkanlarına söylemesi gerekir. Sayın Özel, bu tespitini, Esed’in ölüm kamplarını gördüğü hâlde Suriyeli mazlumlara nefret kusan belediye başkanlarıyla paylaşmalıdır. Bunu yapmadıktan sonra sehven de olsa söylediği doğru sözlerin hiçbir kıymeti olmaz. Burada şunu açık ve net ifade etmek durumundayım; muhalefetin kışkırtmalarına rağmen Suriye krizinde ne kadar isabetli davrandığımızı hamdolsun bugün daha iyi görüyoruz. Suriyeli kardeşlerimizi ölüme göndermeyerek ne kadar büyük bir hayra vesile olduğumuzu evet bugün daha iyi anlıyoruz. Hem kardeşlik ve komşuluk görevimizi hakkıyla yerine getirdik, hem de insanlık sınavından alnımız ak, başımız dik bir şekilde çıktık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği’ni faaliyete geçirdiklerine dikkati çekerek, “Suriye’nin yeniden imarı ve ayağa kaldırılmasında da tüm kesimleriyle Suriye halkının yanında olacağız. Bir kez daha ‘Erzurum’la birlikte muhacire ensar olan tüm vatandaşlarımdan Allah razı olsun’ diyorum. ‘Rabbim bizleri sıratı müstakimden ayırmasın’ diye dua ediyorum.” ifadelerini kullandı.
ERZURUM’DA GERÇEKLEŞTİRİLEN YATIRIMLAR
İşlerinin hizmet, güçlerinin millet olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, polemiğe, laf yarıştırmaya vakitlerinin olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, laf üretmenin değil, taş üstüne taş koymanın derdinde olduklarını belirtti.
Muhalefet boş işlerle uğraşırken son 22 yılda Erzurum’a güncellenmiş değerle toplam 411 milyar liralık kamu yatırımı yaptıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyle lafla bu işler yürümüyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, adalette 9,5 milyar, eğitimde 30 milyar, gençlik ve sporda 3 milyar, sosyal yardımlarda 82 milyar ve sağlıkta 17 milyar liralık eser ve hizmet kazandırdıklarını belirterek, çevre ve şehircilikte 54 milyar lira, ulaştırmada 107 milyar lira, tarım ve ormanda 26 milyar lira, sanayi ve teknolojide 4 milyar lira, enerjide kamu ve özel toplam 73 milyar lira, kültür ve turizmde 3,5 milyar lira, çalışma ve sosyal güvenlikte teşviklerle birlikte toplam 3 milyar lira değerinde yatırım yaptıklarını söyledi.
Erzurum’a ikinci bir devlet üniversitesi olan Erzurum Teknik Üniversitesi’ni kurduklarını ve içinde Erzurum Şehir Hastanesi’nin de yer aldığı toplam 2 bin 32 yataklı 24 hastane dâhil 107 adet sağlık tesisini inşa ettiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki sağlık tesisinin inşası ile altı sağlık tesisinin plan, proje ve arsa sürecinin devam ettiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOKİ vasıtasıyla 15 bin 219 konut uygulamasını hayata geçirdiklerini, bunlardan 12 bin 96 konutu tamamlayıp, hak sahiplerine teslim ettiklerini, 3 bin 123 konutun inşasının ise devam ettiğini anlattı.
13 millet bahçesinden 10’unu tamamlayıp kullanıma sunduklarını, diğerlerinin yapımının ise sürdüğünü bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 kilometreden devralınan bölünmüş yol mesafesine 571 kilometre daha ilave ederek toplam 620 kilometreye ulaştırdıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pirinkayalar Tüneli’ni tamamlayıp hizmete aldıklarını, Erzurum ayrımı İspir yolu ve güzergâhtaki Dallıkavak Tüneli ile Kırık Tüneli ve bağlantı yollarını, Aşkale Maden Yolu’nu, Olur-Ardanuç yolunu, Köprüköy-Hınıs ayrımı, Karayazı-Elmalıdere-Tutak yolunu ise 2025’te tamamlayacaklarını ifade etti.
Kop Dağı Tüneli ve Erzurum Aziziye ayrımı, Çat-Karlıova-Bingöl yolu ile güzergâhtaki Çirişli Tüneli’nin de 2026’da tamamlanacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Palandöken lojistik merkezini şehrin yatırım hanesine yazdırdıklarını aktardı.
Erzincan-Erzurum-Kars hızlı tren projesinin etüt proje çalışmalarının devam ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alvar Barajı ile çeşitli gölet ve sulama tesislerinden oluşan toplam 15 yatırıma ilişkin çalışmaların sürdüğünü vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hizmetlerin artarak devam edeceğinin altını çizdi.
Konuşmasının sonunda “Erzurum bizim canımız, sevdamız. Burası bizim göz bebeğimiz. Erzurum’u hep birlikte büyütmeye, güçlendirmeye ve kalkındırmaya devam edeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Erzurum il kongresinin başarılı geçmesi, Afyonkarahisar, Batman, Bartın, Bayburt, Çankırı ve Edirne il kongrelerinin de hayırlı olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 955. Yıl Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı’nda yaptığı konuşmada, “Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihî Millî Parkı’nda düzenlenen 955. Yıl Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve bazı siyasi partilerin genel başkanları ile katılımcıları selamlayarak başladı.
Dün Anadolu’nun giriş kapısı Ahlat’taki etkinlik alanını ziyaret ederek gençlerle kucaklaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Kabine Toplantısı’nı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyesi’nde üçüncü kez gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Bizans’ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu’nun cümle kapısını açtığımız Malazgirt’te sizlerle beraberiz. Konuşmamın başında Malazgirt Zaferi’mizin 955. yıl dönümü mübarek olsun diyorum. Malazgirt’te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan’ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemal-i edeple yâd ediyorum” ifadelerini kullandı.
Etkinlik meydanını tıka basa doldurarak, dünyaya çok güçlü birlik ve beraberlik mesajı veren vatandaşlara şükranlarını sunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Beyaz başörtüleriyle, beyaz leçekleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine çeviren hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Gelecekteki zaferlerimizin, istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum. Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için, Alparslan’ın ve gaza erlerinin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şad ettiğiniz için, şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Rabbim sizleri korusun. Rabbim bu aziz millete, bu büyük devlete en güzel, en hayırlı hizmetleri yapmayı siz gençlerimize nasip eylesin. Bugün aynı zamanda Anadolu’nun harimiismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz’un 104. seneidevriyesini idrak ediyoruz.”
“SÖZ KONUSU VATANIMIZ OLDUĞUNDA, KİMSEYE BOYUN EĞMEYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesileyle Millî Mücadele’de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şunu bilhassa ifade etmek isterim. Sevgili gençler, biz Malazgirt’te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş, istiklaline aşık bir milletiz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin devletin bekası, milletin varlığı, bayrağın göklerde gururla dalgalanması için anadan, yardan, serden geçmiş kahraman bir millet olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. İnşallah bundan sonra da başımız dik, alnımız ak bir şekilde, bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Malazgirt’in öneminin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya, burada yazılan o muhteşem destanı işte bu sözlerle ifade etmişti. Bakınız bundan tam 955 sene önce, 26 Ağustos 1071’de, Sultan Alparslan ordusuyla birlikte cuma namazını eda etti. Ardından askerleriyle birlikte Cenabı Allah’a dualar etti. Dua bitince o yiğit Sultan ordusuna dönüp şunları söyledi, ‘Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olduğu hâlde böyle bekleyeceğiz. Ben bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dualar ettikleri vakitte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek ne ala, aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz. Şu anda karşınızda ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim. Sizinle beraber kılıç sallayacağım. Benimle gelmek isteyenler gelsin, istemeyenler geri dönsün’ Sözlerini bitirince ‘Ölürsem kefenim olsun’ diyerek giydiği beyaz elbisesi sırtında, okunu ve yayını aldı, atının kuyruğunu bağladı. Düşmana yaklaştığında atından inip yüzünü toprağa sürerek yine Rabbine dualar etti, niyazda bulundu. Sonra atına tekrar binerek kendisi önde, Gazanferler yanında, düşmanın üzerine ok gibi atıldı. Savaşın sonunda ordusuyla beraber Malazgirt’te tarihe geçen görkemli bir destan yazdı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sultan Alparslan’ın muhteşem zaferiyle sadece Anadolu’nun kapılarını millete açmadığına işaret ederek, “Selahaddin Eyyubi ile Kudüs’e, Sultan Fatih’le İstanbul’a, Osmanlı Cihan Devleti’yle üç kıtaya giden yolları da açtı. Mevlana’yla, Yunus Emre’yle, Hacı Bektaşi Veli’yle, İdris-i Bitlisi ve Ahmed-i Hani’yle gönüllere giden yolları da açtı. Anadolu’dan Balkanlara, Hicaz’dan Kuzey Afrika’ya, Adriyatik’ten Atayurdu’muza giden yolları da açtı. Kilit diyoruz ya işte o kilidi Sultan Alparslan ve ordusu açtı. Merhum Fazıl Hüsnü Dağlarca bunu şöyle anlatıyor. ‘Bağladı atının kuyruğunu, yaptı bir topuz/Ölümü ölüme doladı Alparslan/Sürdük atlarımızı üstüne 300 binin atıldık/Sağlı sollu, damar damar yarıldı gökyüzü/Allığından varırken tanrısına bir şehit gökçe yollu/Her gören taş kesildi ulu görkemimizden/Atlar dört başlı, işte yiğitler sekiz kollu’ Alparslan ve yiğitlerinin aziz ruhları şad olsun. Medeniyet coğrafyamızı ihya eden ecdadın ruhu şad olsun. Bin yıldır şehitler tepesini boş bırakmayan cümle şühedanın ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.
“MİLLET OLARAK NE ZAMAN BİR OLDUYSAK BAŞARIDAN BAŞARIYA, ZAFERDEN ZAFERE KOŞTUK”
Tarihte bazı hakikatlerin tahrif edilmesinin, yok sayılmasının, inkâr edilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gerçeklerden biri de şudur. Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek başarıdan başarıya, zaferden zafere koştuk. 955 yıl önce Malazgirt destanını, unutmayın, böyle yazdık. Çanakkale’de, Millî Mücadele’de, 15 Temmuz’da zorlukları böyle aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık. Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şeyi özellikle vurgulamak istediğini belirterek, şunları kaydetti: “Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için, yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız. Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa tüm çabamız müessir ve müreffeh bir Türkiye’yi inşa etmek içindir. Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.”
“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA ETMEK İÇİN ATIMIZIN KUYRUĞUNU BAĞLADIK”
Millet olarak çok eski bir gelenekleri olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola baş koyduğumuz, bir işe giriştiğimiz zaman atımızın kuyruğunu bağlarız. Bunu ne olursa olsun geri dönmeyeceğimizi, sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. İşte biz de Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık. İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için atımızın kuyruğunu bağladık. Terör gibi ebedi kardeşliğimize vurulan hançerleri söküp atmak için atımızın kuyruğunu bağladık. Dost düşman herkes şunu bilsin ve anlasın bölgemizde tarih yeniden yazılıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin vicdanlı, ilkeli ve barışçıl politikalarıyla tarihe yön verdiğini, bunun önünü artık hiç kimsenin kesemeyeceğini vurgulayarak, “Tahriklerle, tuzaklarla Türkiye’nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracaklarını zannedenler hayal kırıklığına uğramaya mahkumdur. Biz ne doğru bildiğimiz yoldan saparız ne de birilerinin tahrikleriyle farklı yollara gireriz. Bugüne kadar olduğu gibi yolumuzdan dönmeyecek, azimle, sabırla ve elbette kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz. Mevla yolumuzu açık etsin diyorum” ifadelerini kullandı.
Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünün mübarek olmasını dileyerek, Anadolu’yu vatan eyleyen şehit ve gazilere Allah’tan rahmet niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, etkinliklere bu yıl 10. defa öncülük ederek gençlere tarih şuuru kazandıran Okçular Vakfı’nı tebrik etti, misafirlere teşekkürlerini iletti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü kutlama törenleri kapsamında Ahlat’taki etkinlikte yaptığı konuşmada, “Şehit ve gazilerin mukaddes emanetini hep birlikte omuzlayacak, Türkiye’yi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız. İki sene önce Ahlat’tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah, milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü kutlama törenleri kapsamında Bitlis’in Ahlat ilçesinde düzenlenen etkinliğe katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi, bazı siyasi partilerin genel başkanlarını, Okçular Vakfının mensuplarını ve katılımcıları selamlayarak başladı.
Anadolu’nun giriş kapısında, asırlar boyunca ilmin, sanatın, medeniyetin merkezi olan ata şehri Ahlat’ta katılımcılarla beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin şahsında Güroymak’tan Adilcevaz’a, Mutki’den Hizan ve Tatvan’a, Bitlis’in dört bir yanındaki kardeşlerime Ahlat’tan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Aynı şekilde, 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşımıza, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm dostlarımıza Ahlat’tan en kalbi muhabbetlerimi yolluyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı programı düzenleyen Okçular Vakfını canıgönülden tebrik ettiğini, organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve kuruluşları, belediyeleri, vakıf ve dernekleri ayrı ayrı kutladığını söyledi.
Kendilerini hüsnükabulle karşılayan Ahlat ve Bitlis halkına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, birlik, beraberlik ve kardeşliğin daim olması temennisinde bulundu.
“ANADOLU’NUN DÜĞÜMÜ, AHLAT’TA ÇÖZÜLMÜŞTÜR”
Yarın Türk tarihinin en şanlı, en ihtişamlı destanlarından biri olan Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünün idrak edileceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ahlat’tan hareket eden o mübarek ordunun fetih rüzgarını yine coşkuyla hissedecek, fethin mukaddes havasını bir kez daha teneffüs edeceğiz. Şunu öncelikle ifade etmek istiyorum. Ahlat, şehadete ermişlerin, yani şehitlerin, Ahlat, saadete, selamete ermişlerin, yani saitlerin, selimlerin Ahlat, İ’la-yı Kelimetullah yolunda gaza şuuruna ermişlerin, yani gazilerin mekânıdır. Ahlat, Anadolu’da yoğrulan millet ruhunun, hamurunun mayasıdır. Ahlat, 14 asır boyunca burada şehit düşen sahabelerin, Sultan Alparslanların, bu ordudan fırtına gibi esen alplerin, erenlerin, gazilerin diyarıdır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat’ın her hâliyle şüheda ocağı, gaziler otağı, milletin kimlik vesikası ve tarihin iftihar sayfası olduğunu kaydederek, “Şurası muhakkak ki Malazgirt’e giden yol, Ahlat’tan açılmıştır. Anadolu’nun düğümü, Ahlat’ta çözülmüştür. Kudüs ve İstanbul, Ahlat’ta vücut bulan imanla fethedilmiştir. Diyar-ı Rum’u Darülislam hâline getiren, bu toprakları iyilikle, erdemle, adaletle nakış nakış işleyen güç ve irade Ahlat’ta ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat’ın Kubbetü’l İslam olduğunu, bu toprakları imar, inşa ve ihya eden ecdadın Anadolu’ya giriş kapısı olduğunu söyledi.
“Önce Malazgirt’e, devamında ebedî yurdumuz Anadolu’ya, ardından üç kıtaya şerha şerha yayılan o ruh bugün yine buradadır, Allah’a hamd olsun dimdik ayaktadır.” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat halkına ata mirasına sahip çıktıkları, coşkuları ve heyecanları, dosta güven düşmana korku salan dik duruşları için teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat halkının teveccühüne layık olabilmek için çalışmaya kararlı bir şekilde devam ettiklerini dile getirdi.
Bitlis’in Tatvan, Ahlat ve Güroymak ilçeleri sınırlarında bulunan alanın Nemrut Kalderası’nın millî park ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece, tarihî ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bu alanı inşallah bundan sonra çok daha iyi koruyacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum” ifadesini kullandı.
Ahlat’taki Selçuklu Mezarlığı’nda ecdadın tezyin ettiği 10 bine yakın mezar taşı bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ayetlerle, kandillerle, mihrap ve hatlarla süslü, ataların âdeta dile getirdiği şahidelerimiz var. Bu şahideler, bizim bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın şahitleridir. Bu şahidelerdeki mukarnaslar, işletmeler, milletimizin hikmet ve estetikte ulaştığı seviyenin simgesidir. Bu şahidelerdeki çift başlı ejderler, tıpkı çift başlı Selçuklu Kartalı gibi kuvvet ve kudretimizin, basiret ve ferasetimizin nişanesidir. Bu kabirler, bu sandukalar, bu kitabeler milletimizin tapu senetleridir. Bizim millî hafızamız işte bu eserlere hem de silinmemek üzere kazınmıştır. Anadolu’yu yurt kılan şehit ve gazilerimizin her birinin ruhları şad olsun. Buradaki akıncı beylerinin, gaza erlerinin, komutanların, cümle ecdadın mekânı cennet olsun. Malazgirt Zaferi’nden İstanbul’un fethine, Çanakkale’den Millî Mücadele’ye, terörle mücadeleden 15 Temmuz destanına, bin yıldır bu aziz vatan için, bu asil millet için canlarını veren cümle şehitleri bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Bugün burada olduğu gibi, ecdadın hatırasına sahip çıkan, birliğimize, beraberliğimize dört elle sarılan herkesten Allah razı olsun diyorum.”
“AHLAT, MİLLET OLMA BİLİNCİMİZİN, BİRLİK VE BERABERLİĞİN EN GÜÇLÜ İŞARETİDİR”
Konuşmasında gençlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ahlat asırlar boyunca, farklı kültür ve kimliklerin barış ve huzur içinde bir arada ve kardeşçe yaşadığı belde olarak tebarüz etmiştir. İlim, kültür ve medeniyet yüzyıllar boyu burada neşet etmiştir. Burada yetişen alimler, edipler, büyük şahsiyetler Anadolu’yu mamur etmiş, şenlendirmiş, Ahlat’tan hareket edip gönüllere girmişlerdir. Burası yalnızca orduların hareket üssü değil, kalplerin ve zihinlerinde çekim merkezi olmuştur. Ahlat, millet olma bilincimizin, birlik ve beraberliğin remzidir, en güçlü işaretidir. Bitlisli merhum bir şairimizin de çok veciz bir şekilde ifade ettiği gibi ‘Her fikre hürmet et, olgun karşıla. Mücadele olmaz silahla taşla. Yabanı ağaca meyve aşıla, marifet kökünden kesmekte değil. Eksiltme yüzünden ar perdesini, kulak ardı etme Hakk’ın sesini. İnsan rozeti tak, at gerisini. Marifet birlikte, nifakta değil.’ Evet, insan rozeti takıp Hakk’ın sesine uyanlar, marifeti nifakta değil birlikte arayanlar işte buradadır. Aynı devleti, aynı milleti müdafaa edenler işte buradadır. Aynı vatanı, aynı bayrağı, aynı mefkûreyi namus bilenler işte buradadır. Aynı istikbalin, aynı hedefin, aynı ümidin peşinden gidenler işte buradadır. Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Alevi’siyle, Sünni’siyle omuz omuza verenler işte buradadır.”
“TÜRKİYE’Yİ ÇOK DAHA GÜÇLÜ YARINLARA TAŞIYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gönül, ülkü ve kader birliği içinde Ahlat’ta tarihî bir destan yazıldığını vurgulayarak “Millet olarak bu destana inşallah yenilerini eklemekte kararlıyız. 86 milyonun kardeşlik mürekkebini tek bir sayfada, Ahlat’ta olduğu gibi tek bir terkipte birleştirmek için canla başla çalışıyoruz. Şundan kimsenin şüphesi olmasın, büyük ve güçlü Türkiye’nin ufukta yükselişine buradaki şahideler gibi hep birlikte şahitlik edeceğiz. Şehit ve gazilerin mukaddes emanetini hep birlikte omuzlayacak, Türkiye’yi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İki sene önce Ahlat’tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak. Kardeşliğimizle birlikte ekonomimiz de güçlenecek. Refahımızla birlikte iç cephenin direnci de artacak. Suriye ve Irak başta olmak üzere yakın çevremiz yıllardır özlemini çektiği huzur ve istikrar iklimine kavuşacak” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NIN İNŞASI BAŞLAMIŞTIR”
Türkiye’yle ve Türk milletiyle birlikte coğrafyadaki tüm kardeş halkların kazanacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bunun kimleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Kimleri endişelendirdiğini biliyoruz. Onlara diyorum ki ne yaparsanız yapın bizi yolumuzdan döndüremezsiniz. Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşle kucaklaşmamızı engelleyemezsiniz. Hangi hesaplar içinde olduğunuzu biliyoruz. Ne tür oyunlar çevirdiğinizi gayet iyi biliyoruz. Biz, bize uzanan, yurdumuza uzanan, milletimize uzanan, kardeşliğimize, imanımıza, bölgemizin huzuruna uzanan o kirli elleri çok ama çok iyi biliyoruz. Herkesin bir hesabı varsa emin olun bizim de bir hesabımız, bir planımız var. Hepsinden önemlisi âlemlerin Rabb’i olan Cenabıallah’ın da bir hesabı var. O hesap eninde sonunda galip gelecek. Kan tüccarları kaybedecek, terörden nemalanan fırsatçılar kaybedecek. Coğrafyamızı istikrarsızlığa boğmak isteyen soykırımcılar kaybedecek. Kazanan insanlık cephesi olacak, kardeşlik olacak, barış ve istikrar olacak, kazanan 86 milyon vatandaşıyla Türk milleti olacak. Kimsenin tereddüdü olmasın büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı sökmüştür, Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Allah’ın izniyle önümüz de ufkumuz da açıktır. Rabb’imiz yar ve yardımcımız olsun diyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın kutlanacak Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünün hayırlı ve mübarek olması temennisinde bulunarak, “Buluşmamıza teşrif eden, bizleri samimiyetle bağrına basan siz kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Okçular Vakfımız başta olmak üzere programda emeği geçen tüm kurumlarımızı, kuruluşlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla” diye konuştu.
Hyundai Motor Türkiye, İzmit fabrikasında düzenlenen törenle IONIQ 3’ün seri üretimine başladı. Hyundai bu adımla, Türkiye’de elektrikli araç üreten ikinci otomotiv üreticisi oldu. Etkinlikte yaptığı konuşmada değerlendirmelerde bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, “Hyundai Motor Türkiye, 250 milyon Euro’luk yatırımla ilk aşamada yılda 30 bin IONIQ 3’ü ülkemizde üretecek” dedi. Hyundai Motor Europe CEO’su Xavier Martinet ise “IONIQ 3’ü Türkiye’de üretme kararımız, Hyundai’nin Türkiye’ye ve bu ülkenin Avrupa’nın mobilite dönüşümünün bir parçası olarak sahip olduğu potansiyele olan güvenini yansıtıyor. Ve bu güvenimiz IONIQ 3’ün ötesine uzanıyor” açıklamasını yaptı.
Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır faaliyetlerini sürdüren Hyundai Motor Türkiye (HMTR), İzmit’teki üretim üssünde tamamen elektrikli IONIQ 3 modelinin seri üretimine başladı. Hyundai bu adımla, elektirifikasyon stratejisi ve Avrupa’daki üretim faaliyetleri açısından önemli bir kilometre taşına imza attı. IONIQ 3 seri üretimi için İzmit’teki üretim üssünde geçtiğimiz 2 yılda kapsamlı bir dönüşüm gerçekleşti. Bu dönüşümle yeni nesil elektrikli araç üretimi için gerekli altyapı oluşturulurken; Türkiye’nin bir üretim üssü olma konumunu da güçlendirmesi hedefleniyor. İzmit fabrikasında üretilen araçların yüzde 80’i ihraç edilirken; bu da HMTR’nin hem Türk ekonomisini hem de Hyundai’nin bölgedeki stratejisini ve üretim faaliyetlerini desteklemedeki hayati rolünü vurguluyor.
Büyümeyi ve İhracat Başarısını Destekleyen Güvenilir Bir Üretim Merkezi
Hyundai’nin 1997’den beri faaliyet gösteren ve Güney Kore dışındaki en uzun süreli yurtdışı tesisi olan İzmit fabrikası, yıllık 200 bin araç kapasitesine ve toplamda 3,4 milyon adedin üzerinde üretime sahip. Başta Avrupa olmak üzere 2,6 milyondan fazla araç ihraç eden HMTR, Türkiye otomotiv endüstrisine önemli bir katkı sağlıyor. Yatırımlar arasında 1997’den bu yana HMTR’ye yapılan 1,47 milyar Euro, IONIQ 3, yenilenen i20 ve Bayon (elektrikli araçlar, hibrit araçlar, içten yanmalı motorlu araçlar dahil) için planlanan 715 milyon Euro yer alıyor.
HMTR’nin İzmit’teki fabrikasında düzenlenen IONIQ 3 Seri Üretim Başlangıç Töreni’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Kore Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Sukjong Boo, Hyundai Motor Europe (HME) CEO’su Xavier Martinet, HMTR CEO’su Alex Kim ve Kibar Holding CEO’su Ali Kibar’ın yanı sıra HMTR yetkilileri, merkezi ve yerel yönetim temsilcileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı.
Etkinlikte yaptığı konuşmada değerlendirmelerde bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, “Hyundai Motor Türkiye, 250 milyon Euro’luk yatırımla ilk aşamada yılda 30 bin IONIQ 3’ü ülkemizde üretecek. Hyundai Motor Türkiye’nin IONIQ 3 yatırımı; yeni nesil mobilite vizyonumuzun küresel otomotiv üreticileri nezdinde karşılık bulduğunun, ülkemizin güvenilir ve ölçeklenebilir bir üretim merkezi olarak konumlandırıldığının ispatıdır. Türkiye olarak; yatırım yapan, üreten, teknoloji geliştiren, nitelikli istihdam oluşturan ve ülkemizi küresel değer zincirlerinde daha ileri noktalara taşıyan tüm yatırımcıların yanındayız” dedi.
Kore Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Sukjong Boo ise “Bugün üretime başlayan IONIQ 3, Hyundai Motor Türkiye’nin geleceğe yönelik vizyonunu, teknolojik mükemmelliğini ve ileri inovasyon yoluyla Türkiye otomotiv sektörüyle birlikte büyüme konusundaki sarsılmaz kararlılığını yansıtıyor” dedi.
Yeni Hyundai IONIQ 3 ‘Aero Hatch’ modelinin üretimi fabrika için yeni bir dönemin başlangıcını simgelerken; IONIQ 3’ün yanı sıra yeni nesil Hyundai BAYON ve Hyundai i20 modellerinin üretimine yönelik hazırlıklar da HMTR’nin, Türkiye’deki yerli otomotiv tedarik sanayisini destekleme konusundaki kararlığını ortaya koyuyor.
Bu anlamda Türkiye’nin HME için önemine dikkat çeken Hyundai Motor Europe CEO’su Xavier Martinet, “Türkiye, güçlü bir otomotiv geleneğine, yetenekli bir iş gücüne, rekabetçi bir tedarikçi tabanına ve Avrupa ile Asya arasında stratejik bir konuma sahip. IONIQ 3’ü burada üretme kararımız, Hyundai’nin Türkiye’ye ve bu ülkenin Avrupa’nın mobilite dönüşümünün bir parçası olarak sahip olduğu potansiyele olan güvenini yansıtıyor. Ve bu güvenimiz IONIQ 3’ün ötesine uzanıyor” dedi.
Hyundai Motor Türkiye CEO’su Alex Kim ise konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye’de IONIQ 3’ü üretmekten gurur duyuyoruz. Dönüşüm sürecimizin bir parçası olarak, fabrikamızın yaklaşık yüzde 50’si modernize edildi ve bu dönüşüm boyunca binden fazla çalışan farklı roller üstlendi. IONIQ 3, Hyundai Motor Company, Hyundai Motor Europe ve Hyundai Motor Türkiye için uzun vadeli bir taahhüdü temsil ediyor. Önümüzdeki yıllarda üretim kapasitemizi daha da artırmak için çeşitli alanlara yatırım yapmaya devam etmeyi hedefliyoruz.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.