Ankara Sanayi Odası tarafından Ankara iş dünyası ile Ankara’daki yabancı misyon temsilcilerini bir araya getirmeyi amaçlayan ve bu yıl 10.’su düzenlenen ASO Büyükelçiler Resepsiyonu Etnoğrafya Müzesi’nde gerçekleştirildi.
ASO Başkanı Nurettin Özdebir’in ev sahipliğinde gerçekleşen resepsiyona Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nurettin Nebati, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Emrullah İşler, AK Parti Konya Milletvekili ve TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Şenol Sunat, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, ATO Başkan Yardımcısı Temel Aktay, Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Milletvekilleri, Büyükelçiler, Yabancı misyon temsilcileri, bürokratlar, STK Başkanları ASO Meclis ve Komite Üyeleri ile çok sayıda sanayici katıldı.
Resepsiyonun açış konuşmasını yapan ASO Başkanı Nurettin Özdebir’in konuşması söyle:
“Sayın Büyükelçiler, Sayın Milletvekilleri, Sayın Bakan Yardımcıları, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, Yabancı Misyonun değerli temsilcileri, Değerli bürokratlar, Sivil toplum örgütlerinin değerli başkan ve yöneticileri, iş dünyasının değerli temsilcileri, değerli basın mensupları, kıymetli konuklar, Hepinizi şahsım ve Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyor, hoşgeldiniz diyorum.
Bu güzel Ankara akşamında bu yıl 10.’sunu düzenlediğimiz ve artık geleneksel hale gelen resepsiyonumuzda sizlerle birlikte olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Pandemiden dolayı geçen yıl resepsiyonumuzu maalesef gerçekleştiremedik. Umarım tüm dünyanın aşı konusunda göstereceği duyarlılıkla bu sıkıntılı günleri bir an önce atlatırız. Geride bıraktığımız 9 yıl boyunca yabancı misyon temsilcileri ile Ankara iş dünyasını bir araya getirdiğimiz bu davetlerimizde çok güzel işbirliklerinin geliştiğini gördük. Ayrıca güzel dostluklar oluştu. Bundan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Aramızda Ankara’da göreve yeni başlayan yabancı misyondan konuklarımız da var. O nedenle izninizle önce Türkiye ekonomisiyle ilgili kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. Ardından da Ankara ile ilgili birkaç tespit yapıp sözlerimi tamamlayacağım.
Değerli Konuklar,
2020 yılının ekonomi gündemini, şüphesiz pandemi kaynaklı kriz oluşturdu. Dünyadaki tüm ülkeler krizin reel sektörde ve finansal sektörde yol açığı sarsıntıları tecrübe etti. İş hayatımızda da uzun vadeli değişimlere yönelik güçlü ve zorlayıcı etkilere yol açtı. Bu güçlü ve zorlayıcı etkilere rağmen Türkiye ekonomisi hızlı bir toparlanma süreci içesine girerek, en yüksek büyüme rakamlarına ulaşan ülkelerden birisi oldu. Korona virüsü pandemisinin gölgesinde geçen 2020 yılında %1,8 büyüyen Türkiye ekonomisi, 2021 birinci çeyreğinde %7, ikinci çeyrekte ise %21,7’lik önemli bir büyümeye imza attı. Ekonomimiz muhtemeldir ki 2021’in tamamında çift haneli bir büyümeye ulaşacaktır. Bunu destekler mahiyette son dönemde birçok uluslararası kuruluş büyüme beklentilerini revize ederek yukarı yönlü tahminlerini ortaya koymuştur. OECD Türkiye’ye ilişkin 2021 büyüme tahminini 5,7’den 8,4’e, Fitch ise küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminini düşürürken, Türkiye beklentisini 7,9’dan 9,2’ye yükseltmiştir. Diğer taraftan Moody’s ise 5’den 6’ya çıkarmıştır. Bu da pandemiye rağmen Türkiye’nin büyüme dinamiklerinin diğer ülkelerden olumlu yönde ayrıldığını net bir biçimde göstermektedir.
Diğer yandan ülkemiz ihracat tarafında da önemli başarılara imza atmaktadır. Sanayinin desteği ile ihracat artışındaki ivmelenme devam etmektedir. Zorlu koşullara rağmen üretebilme yeteneğini ve tedarikçi gücünü gösteren ihracatçılarımız Ağustos’ta yüzde 51,8’lik artışla 18.91 milyar dolarlık ihracat başarısını göstermiştir.
Yine ağustos ayı itibariyle yıllık bazda 207 milyar dolar ile cumhuriyet tarihinin ihracat rekoru kırılmıştır. Türkiye’nin ihracatının en önemli özelliklerinden biri esnekliktir. Tarihsel olarak da kıtalar arası geçiş noktası olması nedeniyle bu coğrafyanın girişimcileri dış ticarete oldukça yatkındır. Yani herhangi bir pazarda sorun olması durumunda Türk ihracatçısı hızlı bir şekilde farklı pazarlara yönelebilmektedir. Bunda hem coğrafi konumumuz, hem de kültürel ve tarihsel miras olarak bulunduğumuz bölgedeki münasebetlerimizin de etkisi büyüktür. Aynı zamanda, dünyanın her tarafındaki girişimcilerimiz ve üçüncü ülkelerle münasebetlerimizle birlikte bu potansiyelimizin çok daha yüksek olduğu ortadadır. Pandemi döneminde tedarik zincirindeki bozulma ile lojistikte süre ve maliyetlerin artması, Türk imalat sanayi için bulunduğumuz bölgede önemli fırsatlar yaratacağını düşünüyor ve bunun gerçekleşmeye başladığını da görüyoruz. Küresel ekonomide Çin merkezli üretim ağına alternatif arayışlarında; sanayisi, rekabetçi fiyatları, nitelikli iş gücü, özellikle coğrafi konumu ile ülkemiz ön plana çıkmış ve bu pozisyonunu önümüzdeki yıllarda daha da güçlendirecektir. Pandemi sonrası değişen ticaret ağları dikkate alındığında, fırsatları iyi değerlendirebilecek Türkiye, başta kıta Avrupa’sı olmak üzere küresel bir üretim ve teknoloji üstü olabilecek potansiyele sahiptir.
Değerli konuklar,
Ankara ile ilgili birkaç tespit yaparak konuşmamı tamamlamak istiyorum. Ankara sahip olduğu 129 Ar-Ge merkezi, 39 tasarım merkezi, 10 Teknoloji Geliştirme bölgesi (TGB) ve 13 Organize Sanayi Bölgesi ile Türkiye’nin diğer illerine göre önemli bir üstünlüğe sahiptir. Ankara 2020 yılında yaptığı yaklaşık 8 milyar dolarlık ihracat ile Türkiye’de en çok ihracat yapan 6. İl konumundadır. Ankara ihracatının %82’sini oluşturan 6,3 milyar dolarlık bölümü sanayi sektörü tarafından gerçekleştirilmektedir. 2020 yılında Türkiye’nin toplam savunma sanayi ürün ihracatının %33’ünü Ankara tek başına gerçekleştirmiştir. Odamız sunduğu bilgi, danışmanlık, eğitim ve iş geliştirme hizmetleri, yürüttüğü projeler, kurduğu ulusal ve uluslararası işbirlikleri yoluyla Ankara’nın yüksek teknoloji üssü olmasını ve sanayi yatırımları için bir cazibe merkezi haline gelmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yapmakta ve bölgesel ve sektörel politikaların üretilmesine katkı sunmaktadır. Türkiye’nin başkenti ve en kalabalık 2. şehri olan Ankara, Bölgelere Göre Gayrisafi Katma Değer (GSKD) üretiminde de Türkiye’nin 2. büyük kentidir. Ankara; savunma, makine, elektrik, medikal, ulaştırma ve madencilik sanayii ile müteahhitlik gibi güçlü sektörleri ile ön plana çıkmaktadır. Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu içerisinde 37, İlk 1000 ihracatçısı içinde ise 47 Ankara firması bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” sıralamasında 22 Ankara firması yer almaktadır. Öte yandan, kentimiz üniversiteleri ile de ön plana çıkmaktadır. Ankara’da 8 devlet üniversitesi, 12 vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 20 üniversite ve 21 bin civarında akademisyen bulunmaktadır. Bu üniversitelerde 2020 yılı itibariyle öğrenci sayısı 300 binden fazladır. Ayrıca, Türkiye’deki 10 araştırma üniversitesinin 4 tanesi Ankara’da bulunmaktadır. Tüm bunlarla birlikte değerlendirildiğinde nitelikli insan kaynağı açısından da açık ara Türkiye’nin en avantajlı kenti Ankara’dır.
Değerli konuklar,
Ankara, gerek sanayi bölgeleri, gerek teknoloji gelişim merkezleri ve gerekse sahip olduğu insan kaynağı açısından Türkiye’nin diğer birçok kentine göre daha avantajlı durumdadır. Sahip olduğu bu avantajlar da ülke ekonomisine katma değer olarak yansımaktadır. Ankara, ilerleyen yıllarda teknolojik dönüşümünü daha da hızlandıracak ve Türkiye’nin teknoloji üretim ve ihracat üssü konumunu güçlendirecektir. Biz de Ankara Sanayi Odası olarak belirlemiş olduğumuz vizyon ve misyon çerçevesinde Ankara’nın rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamaya devam ederek, “Başkentin sanayiinden sanayinin başkentine” hedefimize doğru kararlı adımlarla ilerleyeceğiz.
Türkiye ve Ankara’nın üretim gücü, küresel ekonominin ihtiyaçlarını karşılayabilecek potansiyele sahiptir. Siz isteyin biz herşeyi üretmeye hazırız. Sözlerime burada son verirken, katılımınız için tekrar teşekkür ediyor, hepinize güzel bir akşam diliyorum”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da Ankara Sanayi Odası’nın nazik davetleri için teşekkür etti ve Ankara’yı üretimin ve sanayinin de Başkent’i yapmak için ortak akıl ile çalışmaya devam edeceklerini belirtti.
Konuşmasında Ankara’dan yurt dışına direk uçuşlar konusuna da değinen Yavaş şunları söyledi: “Ankara yaşayan yabancı konuklarımız bizleri ziyarete geldiklerinde sordukları soru neden Ankara’dan ülkemize direk uçuş bulunmuyor. İkili ticareti geliştirmek istiyorsak mutlaka Ankara’dan yurt dışına uçuş sayısının artırılması gerekiyor. İstanbul’dan günde 4 sefer varken bunlardan bir tanesi neden Ankara’ya verilmiyor onu sorguluyoruz. Bu konuda ASO ve ATO Başkanlarının yaptıkları temaslar neticesinde başarılı sonuçlar aldık. Aynı başarıyı siz değerli büyükelçilerimizden bekliyoruz” diye konuştu.
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez de “Ankara’daki sanayicilerimizin ve teknoloji girişimcilerimizin rekabet gücünü artıracak, teknoloji seviyesi yüksek, katma değerli ürünler üretmesini ve teknolojiye yön verir bir hale gelmesini arzuluyoruz.” dedi.
Dönmez, Ankara’nın ülkenin gelişme, ilerleme ve sanayileşme mücadelesinin de merkezi olmaya devam ettiğini belirterek, bunda Ankaralı sanayicilerin katkısının çok büyük olduğunu ifade etti. Ankara’daki OSB’lerde yapılan üretim ve oluşturulan istihdamın ülke ekonomisinin temel dinamiklerinden biri haline geldiğine işaret eden Dönmez, şehrin tüm dünyaya ihracat yaptığını anlattı.
Ankara’nın ihracatında ilk sıralarda ABD, Çin ve Almanya’nın yer aldığını aktaran Dönmez, bunun şehrin rekabet gücünü, teknolojik katma değer kapasitesini ve üretim yeteneklerini göstermesi açısından önemli olduğunu söyledi.
Dönmez, “Bakanlık olarak Ankara’daki sanayicilerimizin ve teknoloji girişimcilerimizin rekabet gücünü artıracak, teknoloji seviyesi yüksek, katma değerli ürünler üretmesini ve teknolojiye yön verir bir hale gelmesini arzuluyoruz. Ankara’nın bu alandaki başarısını bundan sonraki süreçte daha fazla artıracağına inanıyorum.” dedi.
Türkiye’de görev yapan dış temsilcilikleri Bakanlık olarak tek tek ziyaret edeceklerini dile getiren Dönmez, şunları kaydetti:
“Çalışmalarınızı yürütürken, bizzat sahaya inerek, şirketlerimizin üretim alanlarını yerinde görerek, organize sanayi bölgelerini, teknoparkları ziyaret ederek çalışmaları yakından görmenizi istirham ediyorum. Böylece ülkelerimiz arasındaki ekonomik ve sanayi iş birliğinin de derinleşeceğini ümit ediyorum.”
Dönmez, ülkedeki sanayicilerinin tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu ürünleri ürütmesi için her türlü yatırımlara teşvik sağladıklarına dikkati çekerek, “Ülkemizde şirket kuran, yatırım yapan, ortaklıklar kuran yabancı misafirlerimize aynı imkanları sunuyoruz. Bakanlık olarak Türk sanayicileriyle sizleri bir araya getirmek için yeni çalışmalara başlayacağımızı ifade ediyorum” diye konuştu.
Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Faruk Kaymakcı ise Dışişleri Bakanlığı olarak, yurt dışındaki büyükelçiliklerimiz olarak tüm sanayicilerimizin yanında olacağız dedi.
Kaymakcı, sanayicilere seslenerek, “Dışişleri Bakanlığı olarak, yurt dışındaki büyükelçiliklerimiz olarak tüm sanayicilerimizin yanında olacağız. İhracatı artırma konusunda, vize engelinin aşılması konusunda, umarız önümüzdeki aylarda Türkiye-AB ilişkilerinde kaydedilecek gelişmeyle, Gümrük Birliğinin güncellemesi ve vize serbestisi konusunda da adımlar atabiliriz.” diye konuştu.
Dışişleri Bakanlığının sanayicilerin arkasında olduğunu belirten Kaymakcı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türk Kızılay, Türk Hava Yolları (THY) ve Türkiye Maarif Vakfı’nın (TMV), Türkiye’nin menfaatleri için el ele olduğunu da vurguladı.
Kaymakcı, resepsiyonda bulunan yabancı misyon şeflerine de seslenerek, AB ile Gümrük Birliği ortağı olan Türkiye’nin, büyük bir sanayi bölgesi olduğunu ifade etti.
Türkiye’deki yabancı büyükelçiliklerde görevli diplomatlara ve ticaret ataşelerine Türkiye’deki sanayi bölgelerini ziyaret etmelerini tavsiye eden Kaymakcı, Türkiye’deki ilgili bakanlıkların da ticaret iş birliğini ve yatırımı artırmak için yanlarında olacağı mesajını verdi.
Resepsiyon’da, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası da bir konser verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.