Bizimle iletişime geçin

GÜNCEL

Türkiye Petrolleri, Büyüme Hamlesini Deniz Yakıtlarıyla Devam Ettiriyor

Haberler

on

Zülfikarlar Holding bünyesinde faaliyet gösteren akaryakıt sektörünün yüzde 100 yerli markası Türkiye Petrolleri, geçen sene elde ettiği sektörün en hızlı büyüyen markası olma başarısını, deniz yakıtları pazarına da taşımayı hedefliyor.

İstanbul Kabataş’a Türkiye Petrolleri İmzası

Yılda 45 – 50 bin geminin transit geçiş yaptığı İstanbul Boğazı’nın en merkezi lokasyonlarından biri olan Kabataş’taki Tam Petrol, Türkiye Petrolleri bayrağı altında kara ve deniz araçlarına akaryakıt satışına başladı. Bulunduğu lokasyon nedeniyle önemli bir ikmal noktası olan Tam Petrol, İstanbul’un günlük kara ve deniz aracı trafiği en yoğun olan istasyonların arasında yer alıyor.

“Denizde Hizmeti, Müşterinin Ayağına Götürüyoruz”

Türkiye Petrolleri’nin bu alandaki faaliyetlerini değerlendiren Türkiye Petrolleri Genel Müdürü Fidan Bayındır Yıldız, 2020 yılı son çeyreğinde deniz yakıtı satışına başladıklarını, armatörlerden aracı bayilere, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Hatları gemilerinden, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi vapurlarına kadar geniş bir müşteri portföyüne sahip olduklarını dile getirdi.

Deniz yakıtlarının limanlardan kara tankerleri ve küçük tonajlı deniz tankerleri ile servis edildiğini belirten Fidan Bayındır Yıldız; “Türkiye Petrolleri olarak denizlerimizde akaryakıt istasyonu servisini adeta müşterimizin ayağına götürüyoruz. İstanbul’da, Kabataş ve İstinye’deki istasyonlarımızdan da deniz araçlarına yakıt servisi veriyoruz” dedi.

“Denizcilik Yakıtlarında Büyüme Hedefliyoruz”

Denizcilik yakıtlarında en önemli konunun müşterilerin talebine hızlı cevap verebilmek olduğunu belirten Türkiye Petrolleri Genel Müdürü Fidan Bayındır Yıldız, şunları dile getirdi: “Büyüme hedeflerimiz arasında deniz araçlarına yakıt satışı oranımızı artırmak yer alıyor. Bu çerçevede gerek denizlerdeki yapılanmamızı gerekse karada, deniz araçlarına yakıt verebileceğimiz bayilik çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. İstinye’de mevcut olanın ardından Kabataş’ta faaliyete geçen yeni istasyonumuz, Türkiye Petrolleri adına büyük bir atılım anlamına geliyor. Kabataş gibi stratejik konumu ve güçlü müşteri ağı olan bir istasyonu, bünyemize katmış olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Türkiye’nin en dinamik akaryakıt markası olarak, sunduğumuz ayrıcalıklı hizmetlerden yararlanmak isteyen müşteri kitlesini genişletmeyi, kazandığımız kamu ihalelerinin sayısını artırmayı ve böylelikle de denizcilik yakıtlarında da büyümeyi hedefliyoruz. 2020 yılında denizcilik yakıtı satışlarının 2019’a göre artmasıyla bu alandaki toplam pazarın da yüzde 27 büyüdüğünü ifade eden Yıldız, bu büyümenin pandemi sürecinde petrol fiyatlarının azalması ve buna bağlı olarak deniz taşımacılığındaki navlunların düşmesiyle artan deniz trafiğinden kaynaklandığını söyledi.

Geçen sene kara taşıtlarına gerçekleştirdiği akaryakıt satışıyla sektörün en hızlı büyüyen firması olma başarısına ulaşan Türkiye Petrolleri, bu başarıyı denizcilik yakıtlarında da elde etmek için çalışmalarını büyük bir hız ve kararlılıkla sürdürüyor.

DÜNYA

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Kazan’da Helal Expo’yu ziyaret etti

Haberler

on

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu beraberindeki heyet ile birlikte, Kazan Zirvesi 2021 kapsamında açılan Helal Expo’da Türk şirketlerinin standlarını ziyaret etti.​

Burada firmaların yetkililerinden çalışmalarına ilişkin bilgi alan ve sohbet eden Hisarcıklıoğlu, “Şirketlerimizin küresel başarılarıyla gurur duyuyoruz” diye konuştu.

OKUMAYA DEVAM ET

GÜNCEL

Emine Erdoğan, Enpati Hayvan Dostu Şehirler ödül törenine katıldı

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Keçiören Belediyesi Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi’nde düzenlenen “Sahipsiz Evcil ve Sokak Hayvanlarının Barınma ve Beslenme Şartlarının İyileştirilmesi Fikir ve Proje Yarışması (Enpati Hayvan Dostu Şehirler)” ödül törenine katıldı.

Törendeki konuşmasına yarışmayı düzenleyen Türkiye Belediyeler Birliği’ne şükranlarını sunarak başlayan Emine Erdoğan, ev sahipliği için de Keçiören Belediyesi’ne teşekkür etti.

Orijinal fikirler üreten tüm belediyeleri kutlayan Emine Erdoğan, “Dünya ortak evimizdir. Bu evi, diğer tüm canlılarla paylaşıyoruz. Onların, temel haklarına kavuşmasına yardımcı olmak hepimizin sorumluluğudur. Beslenmelerinden tedavilerine kadar, üzerimize düşen birçok ödev var” diye konuştu.

Bugün, sokaklarda çok sayıda kedi ve köpeğin yaşam mücadelesi verdiğine işaret eden Emine Erdoğan, hayvanların barınacak yer ve yiyecek bulmakta çektikleri sıkıntılara üzülerek şahit olduklarını söyledi.

“HAYVANLARA GÖSTERİLEN ŞİDDETİN HİÇBİR TÜRÜNÜ ASLA KABUL EDEMEYİZ”

Haberlerde hayvanlara yönelik kan donduran şiddet vakalarını duyduklarını anlatan Emine Erdoğan, şöyle konuştu: “Hayvanlara gösterilen şiddetin hiçbir türünü asla kabul edemeyiz. Bu suçların oluşmadan önlenmesi için çözüm üretmemiz gerekiyor. Hayvanların yaşam şartlarının iyileştirilmesi, bu konuda atılacak önemli adımlardan biridir. Barınakların şartları düzeltilmelidir. Bu konuda hayvan severlerin de talepleri var, biliyorsunuz. Kafeslerin içinde geçen yaşam, yaşam değil tutsaklıktır. Hayvanların yeme içme kadar serbest dolaşma ihtiyaçlarına da cevap verecek, yaşam alanlarına ihtiyaçları var. Belediyelerimizin yenilikçi projeleriyle tüm bu ihtiyaçları karşılayan yaşam alanlarının oluşacağına yürekten inanıyorum.”

Emine Erdoğan, belediyelerin, hayvan severlerle dirsek temasında olmasının da çok faydalı olacağını belirterek, “Onların saha tecrübesinden istifade etmek, en iyi çözümlerin oluşmasını sağlayacaktır” dedi.

Üniversitelerde gençlerin sokak hayvanları için çok güzel çalışmalar yaptıklarına da dikkati çeken Emine Erdoğan, “Kurdukları kulüpler aracılığı ile nice hayvanı sahiplendirip, tedavi ettiriyorlar. Gençlerin enerjisini kendimize katarsak, hedeflerimizi gerçekleştirmede daha hızlı yol alabiliriz. Belediyelerimiz ile hayvan severler arasındaki iş birliğinin artması, eminim ki mutluluk verici sonuçlar doğuracaktır” ifadelerini kullandı.

Hazırlanan projelerin kategorilerine bakıldığında, yapılacak çok iş olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle devam etti: “Tesisten yazılıma, tedaviden mama üretimine ve farkındalık çalışmalarına kadar birçok parlak fikir bir araya gelmiş. 223 başvurunun her birinin yaygınlaşması hâlinde çok güzel sonuçlar doğuracağından eminim. Tabii tüm başlıklar arasında biri var ki belki hepsinden çok daha önemli, o da farkındalıktır. Hayvanlar susadıklarında, acıktıklarında ya da yaralandıklarında yardım isteyemiyorlar. Onların farkında olmak, sessiz feryatlarını duymak boynumuzun borcudur. Yediden yetmişe, hepimizin işin bir ucundan tutması lazım. Bugün hâlâ cins hayvanların, özel günlerde hediye edilecek bir eşya gibi alındığını, sonra sokağa atıldığını maalesef görüyoruz. Oysa barınaklarda, sevgiye hasret onca hayvan var.”

“MERHAMET, İNSAN KALBİNİN YEGÂNE GIDASIDIR”

Emine Erdoğan, geçen yıl Hayvanları Koruma Günü’nde, Yedikule Hayvan Barınağı’ndan “Leblebi”yi sahiplendiklerini anımsatarak, “Özellikle engelli olduğu için onu istedik. Buradan anne babalara tüm kalbimle bir çağrıda bulunmak istiyorum. Çocuklarımız, evcil hayvan istediklerinde onları barınaklara götürelim. Oradaki canlar, yalnızca başlarını okşayacak bir el istiyor. Onlara bir şans verelim. Çocuklarımızın gerçek sevginin, iyileştiren ve dönüştüren gücünü tecrübe etmelerini sağlayalım” diye konuştu.

Eğer bir hayvana bakacak imkân yoksa bile müsait vakitlerde çocuklarla barınakların ziyaret edilebileceğini, oradaki hayvanlarla vakit geçirilip, ihtiyaçlarının karşılanabileceğini dile getiren Emine Erdoğan, “İnanın, bu sadece hayvanlara değil bize de iyi gelecek. Çünkü merhamet, insan kalbinin yegâne gıdasıdır” dedi.

“MAHALLEMİZDE YAŞAYAN HAYVANLARA SAHİP ÇIKALIM”

Emine Erdoğan, hayvanlara güzel muamele etmek ve zarardan korumak için ihtiyaç olan reçetenin, medeniyet tecrübesinde olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: “19. yüzyılda dünyanın ilk hayvan hastanesi Düşkün Leylekler Evi’ni kuran, medeniyetimizi inşa eden vicdanlardır. Tarih sayfalarımız, yabani hayvanlardan kuşlara kadar, her tür hayvanın bakımıyla ilgilenen sayısız vakıfla doludur. Bugün ne yazık ki birçok değerimizi yitirdik. Hayvanlara bir kap mama, bir kap su verilmesi için büyük kampanyaların düzenlenmesinin gerekmesi, insanlık adına büyük ayıptır. Bunları zaten yapıyor olmamız gerekir. Lütfen kalbi selimin zirvesini yaşamış, merhamet mirasımızı ihya etmek için ele ele verelim. Mahlûkatın, üzerimizde çiğnenemez hakları olduğu şuuruyla hareket edelim. Mahallemizde yaşayan hayvanlara sahip çıkalım. Son derece basit birkaç adımla bile hayatı hem onlar hem de kendimiz için kolaylaştırabiliriz. Mesela basit malzemelerle barınabilecekleri kulübeler yapabiliriz. Sokaklarımızın belli köşelerinde su ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılayacakları alanlar oluşturabiliriz. Belediyelerimizle iş birlikleri geliştirerek yaşam alanlarımızı, güvenli hâle getirebiliriz.”

“HİÇBİR HAYVANIN İNCİTİLMEDİĞİ VE HAKLARININ EKSİKSİZ TESLİM EDİLDİĞİ BİR DÜNYA DİLİYORUM”

Emine Erdoğan, bugüne kadar hayvanlar için büyük bir mücadele vermiş tüm hayvan severlere teşekkür ederek, “Gerçekten, iyilik ve merhamet adına eşsiz bir insanlık örneği sergiliyorlar. Hiçbir karşılık beklemeden, üstün bir fedakârlıkla, maddi ve manevi birçok yükü sırtlanıyorlar. Onlara çok büyük bir gönül borcumuz var. Hiçbir hayvanın incitilmediği ve haklarının eksiksiz teslim edildiği bir dünya diliyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Emine Erdoğan, “Patibook” projesiyle Adana Büyükşehir Belediyesi’ne, “Sahipsiz Patilere Umut Ol” projesiyle Kütahya Belediyesi’ne ve “Keçiören Belediyesi Sokak Hayvanı Rehabilitasyon Merkezi” projesiyle Keçiören Belediyesi’ne ödüllerini verdi.

Emine Erdoğan, hayvan haklarını korumadaki katkılarından dolayı sanatçı Yonca Evcimik’e de ödül verdi.

Program sonunda Emine Erdoğan’a da Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ve TBB Başkanı Fatma Şahin tarafından hediye takdim edildi.

Daha sonra ödül alan başkanlar ile toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.

Program öncesinde Emine Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Şahin, Keçiören Belediye Başkanı Altınok ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Özlem Zengin ile barınakları gezerek yetkililerden bilgi aldı.

Klinikte yeni doğan ünitesinde tedavi altında tutulan ve annesi olmayan bir günlük kediye biberonla süt veren Emine Erdoğan, kedilerin çocuklar için adeta bir “rehabilitasyon” olduğunu söyledi.

Barınakta bakım altına alınan kedi, köpek ve kuşlarla da ilgilenen Emine Erdoğan, ses telleri kesilen, kötü şartlar altında tutulduğu tespit edilen ve barınakta rehabilitasyona alınan köpekler hakkında bilgi aldı. Hayvanların ses tellerinin kesilmesini “vahşet” olarak nitelendiren Emine Erdoğan, hayvan sahiplenmek isteyenlere de “Satın almayın, barınaklardan sahiplenin” çağrısında bulundu.

Emine Erdoğan, barınak gezisi sırasında kucağında taşıdığı ses telleri alınan köpek ile tören alanına giriş yaptı. Burada kendisini karşılayan sanatçı Yonca Evcimik ise köpeği bir süre kucağında tutarak sevdi. Tören sonunda Emine Erdoğan, köpeği Yonca Evcimik’e vererek, “Sana emanet ediyorum. Emanetimize çok iyi bakacağınıza inanıyorum” dedi. Yonca Evcimik de “Bakacağım, hiç kuşkunuz olmasın” karşılığını verdi.

OKUMAYA DEVAM ET

GÜNCEL

Ankara Sanayi Odası Başkanı Özdebir: Ülke Olarak Üreten Bir Ekonomiye Dönmemiz Şart

Haberler

on

Ankara Sanayi Odası Temmuz ayı meclis toplantısı Meclis Başkanı Celal Koloğlu başkanlığında yapıldı.  ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Özdebir’in toplantıda yaptığı konuşma şöyle:

“Sayın Başkan, Değerli Meclis üyeleri, hepinizi Şahsım ve Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.

Hepinizin geçmiş bayramını kutluyorum. Uzun bir bayram tatilinin ardından tekrar işlerimizin başına döndük. Ne yazık ki artan kovid vakaları biraz canımızı sıkmaya başladı. Bir yanda henüz aşısını yaptırmayanlar, diğer yandan aşısını yaptırıp bir rehavet içine girenler maalesef bu sayıların artmasını sağladı. Diğer yandan aşı yaptırmak istemeyenler bir risk alanı oluşturmaya devam ediyor. Bununla ilgili de günlerdir kamuoyunda çeşitli tartışmalar sürüyor. Toplu çalışılan işyerleri ve sosyal alanlarda bulunanların aşı yaptırmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.  Bu, özellikle işyerlerindeki çalışma huzuru açısından çok önemli. Ancak gördüğüm kadarıyla burada hukuki bir belirsizlik var ve tartışmalar da buradan çıkıyor. Özellikle son günlerde aşı olmayanların belli alanlara alınmaması konusu oldukça fazla gündeme getiriliyor. Bu noktada bence devlete önemli bir görev düşüyor. Sağlık Bakanlığımızın belirleyeceği çerçeveyle Cumhurbaşkanlığımızın bu konuda bir düzenleme yapmasının doğru olacağı düşüncesindeyim. Umarım bu konudaki belirsizlik biran önce giderilir ama, bu tablo gösteriyor ki bir süre daha tedbiri elden bırakmamamız gerekiyor. 

Değerli Meclis Üyeleri,

Son bir buçuk yıldır yaşanan gelişmeler gösteriyor ki; pandeminin yol açtığı sorunların reel ekonomi ve finansal sistem üzerindeki etkilerinin neler olabileceği konusundaki tartışmalar uzun bir süre daha devam edecektir. Bütün dünyada aşılama çalışmaları hızla devam ederken, Kovid-19 virüsünün delta varyantının birçok ülkede hızla yayılması, pandemide dördüncü dalga endişelerini beraberinde getirmiş, küresel piyasalarda risk algısının yeniden artmasına neden olmuştur.  Aşılama oranı sürü bağışıklığı oluşturmaya yetmez ise maalesef dünya pandeminin devam etme riski ile karşı karşıyadır. Pandemiye rağmen ülkemiz geçen yılın ikinci yarısı ile birlikte hızlı bir toparlama sürecine girdi. Ancak bu toparlanmaya rağmen bazı makroekonomik değişkenlerde istenilen dengelenme henüz sağlanamamıştır. Özellikle 2018 yılındaki kur ve faiz şoku, ardından gelen pandemi süreci ile yüksek kur, yüksek enflasyon, yüksek faiz ve yüksek işsizlik sarmalına giren ekonomimiz, büyük sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Yakın zamanda yaşadığımız ekonomik kırılganlıkların bir nedeni de geçmiş yıllarda ortaya koyduğumuz politika tercihlerinin tezahürüdür.  TL’nin değerli olduğu dönemlerde ülkeye giren yabancı sermayeyi üretken alanlara yönlendirmiş olsa idik bugün bu zor ekonomik koşullar ortaya çıkmayabilirdi. Hep söyledim ve söylemeye devam edeceğim. Ülke olarak üreten bir ekonomiye dönmemiz şarttır. Lakin üretim ekonomisine dönüş kısa vadede gerçekleştirilebilecek bir şey değildir. Bunun için orta ve uzun vadeli plan ve programların yapılması gerekir. Bunları yaparken kısa vadede yabancı sermaye ihtiyacı da ortadadır. Mevcut yüksek faize rağmen ne yazık ki yeteri miktarda yabancı sermaye de çekemiyoruz. Türk varlıklarına karşı ilginin artmasının tek yolu TL’ye güven kazandırmaktan geçiyor. TL’ye güven algısını oluşturacak ortam ve politikaların ivedi bir şekilde devreye girmesi gerekiyor. Kısa dönemde bu politika tercihi ile sağlanacak iyileşme ile orta ve uzun vadeli politikalar ortaya koyup, geçmişten de ders alarak üretim ekonomisine ivedilikle geçmek zorundayız. Bu süreçte etkin ve efektif para ve maliye politikası uygulamaları oldukça önemli olacaktır.  Özellikle son dönemde uygulamaya konulan para politikalarının reel sektörden bağımsız düşünülmemesi gerekiyor. Para politikası tercihleri, yüksek oynaklık dönemlerinde ileri vadelerde enflasyonun seyrinin öngörülmesinde önemli bir gösterge olmalıdır. Artan maliyetler karşısında reel sektörün girdi maliyetlerinin azaltılması,  fiyatlandırma politikasının öngörülebilirliği, yatırım ve üretim aşamalarının planlanması, enflasyon beklentisinin kontrol altına alınması ile mümkün olmaktadır. Bu sebeple, Merkez Bankası para politikası kararlarını alırken orta ve uzun dönemli perspektifle, maliye politikası ile destekli, fiyat istikrarı ile sürdürülebilir büyümeyi devam ettireceği bir anlayışı benimsemelidir.

Değerli meclis üyeleri izninizle bazı makroekonomik değişkenlerle ilgili tespitlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Haziran ayında beklentilerin üzerinde bir enflasyon artışı ortaya çıkarken, enflasyon eğilimlerinde önemli bir sapma ile karşı karşıyayız. Özellikle mevsimsel etkilerle gıda enflasyonunda düşüş beklenirken fiyatların yükselmesi, enflasyonun önemli bir sebebi olarak karşımıza çıkıyor.  Muhtemelen temmuz ayı verilerinde gıda enflasyonunun TÜFE üzerindeki baskısı biraz azalacaktır. Ekonomimiz, genele yayılan maliyet çekişli bir enflasyon ile karşı karşıya. Hem kur tarafı, hem küresel emtia fiyatı artışı, ayrıca elektrik ve doğal gaz fiyatlarındaki artış, gelecek aylarda enflasyonun artış yönünde olacağına işaret ediyor. TÜFE ile ÜFE arasındaki fark da tarihi zirveye ulaştı. Bu makasın açılması üreticilerin yüksek maliyetle üretim yaptığını, diğer yandan da tüketiciye yansıtamadığı için düşük karlılıkla faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığını gösteriyor. Enflasyon eğilimlerinin hızla bozulduğu bir dönemde elektrik ve doğal gaz artışları, zaten yüksek maliyet baskısı altında olan reel sektörün üretim maliyetlerini iyice arttırmaktadır. Diğer taraftan kur seviyesindeki belirsizlik, reel sektörün orta ve uzun vadeli projeksiyon yapmasına da engel olmaktadır. Kurun yükselmesi önemli sorun lakin daha önemli sorun kurdaki belirsizliktir. Kurlardaki artış enflasyonun hem nedeni hem sonucudur. TL’nin değer kaybetmesi, fiyatlar genel seviyesi ve enflasyonun artmasına, TL’nin tekrardan değer kaybetmesine neden olmaktadır. Reel kur endeksi rakamları ile Türk Lirası tarihin en düşük değerine gelmiştir. TL’nin değer kaybına rağmen dış açığın ortaya çıkması üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Kur artışı ile ortaya çıkan fiyat rekabeti avantajını, maalesef ihraç ürünlerimiz ağırlıklı olarak düşük ve orta teknolojili ürünlerden oluştuğu için göremiyoruz. İhracatta daha çok yüksek teknolojili ürüne yönelmemiz gerekiyor. Bunu gerçekleştirebilmenin yolu da insan kaynağımızın niteliğinin artırılmasından geçiyor.  Ülkemizin ihracat potonsiyelinin arttırılabilmesi için, yüksek beşeri sermaye kapasitesine sahip olmanın yanısıra, Ar-ge ve inovasyona da çok büyük önem vermek zorundayız. Sanayi üretimi ise Nisan ayında olduğu gibi Mayıs’ta da baz etkisiyle önemli bir artış sağladı.  Mayıs ayında yıllık artış %40,7  oldu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış aylık bazda sanayi üretimi ise Nisan’da daralırken, Mayıs ayında tekrar pozitife dönmesi toparlanmanın   sürdüğüne işaret ediyor. Ekonominin talep tarafında takvim etkisinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacmi Mayıs’ta baz etkisiyle yıllık bazda %27’lik artış kaydetti. Öte yandan, perakende satışların son iki aydır aylık bazda daraldığı görülüyor. Ekonominin hem arz tarafının hem de talep tarafının ikinci çeyreğin ilk iki ayında yıllık bazda güçlü seyretmesi, yılın ikinci çeyreğinde yüksek bir büyüme rakamına işaret ediyor. Diğer taraftan İmalat PMI endeksi Haziran’da yeniden eşik değerin üstüne çıktı. Mayıs ayında salgına yönelik kapanma önlemlerinin etkisiyle 50 eşik değerinin altına gerileyerek 49,3 olan imalat PMI endeksi, kısıtlamaların gevşetilmesiyle birlikte Haziran’da 51,3’e yükseldi. Haziran ayında hem üretim hem de yeni siparişlerde artış gözlendi. Yurt dışından alınan yeni siparişlerde Ocak ayından bu yana en güçlü artış kaydedildi. Endekste bazı firmalar hammadde temininde yaşadıkları zorlukların üretimde daha yüksek oranlı artışı engellediğini ifade ederken,  diğer yandan firmaların girdi maliyetlerindeki yükselişe bağlı olarak satış fiyatlarında Eylül 2018’den bu yana en sert artış gerçekleşti. İşsizlik pandemi sonrasında üzerinde durulması gereken sorunların başında gelecektir. Pandemi kaynaklı ekonomik gerileme her alanda olduğu gibi işgücü piyasalarında da büyük tahribata neden oldu. Pandemi ile birlikte kısmi kapanma, talep düşüşü gibi etkenler ekonominin istihdam yaratma kapasitesini önemli ölçüde düşürdü. Lakin burada geçmiş yıllardan da gelen bir sorunla karşı karşıyayız. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Mayısta %13,2 olarak gerçekleşti. Bu oranlar, küresel ortalamaya (2019 tahmini %4,9), gelişmiş ülke oranlarına ve gelişmekte olan ülkelerin ortalamalarına kıyasla oldukça yüksektir. Bu sorunu çözmek için ekonomik büyüme modelimizi istihdam artışı sağlayacak şekilde tasarlarken, diğer yandan da gençlerimizi meslek liselerine, meslek yüksek okullarına yönlendirmemiz gerekiyor. İşsizlik oranlarında iki rakama daha dikkatinizi çekmek istiyorum. İlki; %30’lara yaklaşan kayıt dışı istihdam ki, bu rakam verimlilik açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir veri. Diğeri ise, gençler arasında %28  (5,7 milyona tekabül ediyor) civarında olan, ne işte, ne de eğitimde olanların oranı. Diğer taraftan, ülkemizde 20-34 yaş arasındaki genç kızların %54,7’si ne eğitimde ne de çalışma hayatında bulunuyor.  Bu oranın, gelecek dönemde genç kesimde ümitsizliğe ve sosyolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olabileceği unutulmamalıdır.

Değerli Meclis üyeleri,

Resmi Gazete’de 30 Haziran’da yayımlanan kararname ile ekonomik istikrarla ilgili gelişmeleri izleyecek ve değerlendirmelerde bulunacak Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun ve fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesine ve sürdürülmesine katkı sağlamak amacıyla görev yapacak Fiyat İstikrarı Komitesi’nin kurulduğu açıklandı. Bu kurulda mutlaka piyasanın içinden gelen, eli taşın altında olan insanların da bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Ankara Sanayi Odası olarak bu konuda destek vermeye, katkı sağlamaya hazır olduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Enflasyon eğilimlerinin bozulduğu bu dönemde umuyorum ki bu kurul önemli katkılar sağlayacaktır. Diğer taraftan ihracatı önceliklendiren yatırımlara KGF teminatı ile uzun vadeli kredi desteği sağlanması, küçük ölçekli firmaların istihdama katkısını artırmak ve likidite sorunlarını azaltmak için ilave istihdam edilen her kişi için KGF kefaleti ile krediye erişim imkânı oluşturulması oldukça önemli. Bu konuda gerekli hassasiyeti gösteren Sayın Maliye Bakanımız Lütfi Elvan’a teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca 2021 yılında da devam edecek olan 75 TL’lik asgari ücret desteği için de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Vedat Bilgin’e de teşekkür ediyorum.

Değerli Meclis üyeleri, sizlerle paylaşmak istediğim önemli bir husus, Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusudur. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve bu çerçevede yürütülen müzakereler, ülkemizin halihazırda en büyük ticaret partneri olan Avrupa Birliği ile ticaret ve yatırım potansiyelini arttırması ve mevcut birtakım pürüzlerin giderilebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, karşılıklı ticari ilişkilerin hem genişletilmesini hem derinleştirilmesini öngörmektedir. Hayata geçirilmesi halinde AB’nin büyük ve çeşitlendirilmiş pazar yapısı nedeniyle ülkemize önemli avantajlar sağlayacaktır. Bu çerçevede Gümrük Birliği’nin modernizasyonu; Ortak karar alma prosedürlerinin oluşturulması ve Türkiye’nin çıkarlarının korunması, Türkiye’ye uygulanan karayolu taşıma kotaları ve transit geçiş belgesi sisteminden kaynaklanan sorunların ivedilikle çözülebilmesi açısından önemli. Diğer yandan mevcut haliyle sanayi ürünlerini (işlenmiş tarım ürünleri dahil) kapsayan anlaşmanın genişletilerek hizmetler, tarım ve kamu alımları piyasalarının karşılıklı olarak açılmasının getireceği ticaret ve yatırım artışı bakımından, Tüketicilerin korunması, gıda güvenliği ve yatırımcının korunması gibi önemli alanlarda iş birliğinin derinleşmesi noktalarında büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, Ticaret Bakanlığının yürüttüğü çalışmalar dahil olmak üzere Türkiye’nin girişimleri ve AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in geçtiğimiz ay Gümrük Birliği’nin modernizasyonu müzakerelerine yetki verilmesine ilişkin görüşmelerin yeniden başladığını belirtmesi oldukça önemlidir.

Bu arada AB tarafından Aralık 2019 tarihinde açıklanan “Avrupa Yeşil Mutabakatı”na da tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum. AB ekonomisini sürdürülebilir bir gelecek için dönüştürme amacını ortaya koyan mutabakatla ilgili olarak bizim de geç kalmadan harekete geçmemiz gerekiyor. Mutabakat sadece bir çevre stratejisi olarak algılanmamalı, bizi de yakından ilgilendiren yeni bir uluslararası ticaret sistemi ve iş bölümü dizaynı olduğu da unutulmamalıdır. 

Bayramdan hemen önce, Ticaret Bakanlığımız tarafından hazırlanan eylem planı, Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle Resmi Gazete’de yayınlandı.  Burada gerçekleştirilecek çalışmaların özel sektörün de içinde bulunduğu bir çalışma grubu ile yapılması planlanmaktadır. Burada da katkı sağlamaya hazırız. Ankara Sanayi Odası olarak bu konuda biz de ASO 2. OSB ile birlikte bir çalışma yürütüyoruz. Öncelikle ilk etkilenecek sektörlere yönelik olmak üzere üzere bir dizi çalışma gerçekleştireceğiz. Ardından da tüm sektörlerimizi kapsayacak şekilde çalışmalarımızı genişleteceğiz. Bu konuda geç kalmamamız gerektiğini bir kez daha dikkatlerinize sunmak istiyorum.   

Değerli Meclis Üyeleri,

Konuşmamı tamamlarken, Ülkemizde üretim ekonomisine dönülmediği sürece sürekli risk algıları ile karşı karşıya kalacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum. Yüksek enflasyon, TL’de değer kaybı, ülke risk primindeki dalgalanmalar ve yüksek faiz sorununun yegâne ve gerçek çözümü, ekonomi politikalarımızın üretim odaklı, ihracat odaklı ve sanayi odaklı olması ile sağlanabilecektir. Sözlerime burada son veriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum”  

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA22 saat önce

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Kazan’da Helal Expo’yu ziyaret etti

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu beraberindeki heyet ile birlikte, Kazan Zirvesi 2021 kapsamında açılan Helal...

GÜNCEL23 saat önce

Emine Erdoğan, Enpati Hayvan Dostu Şehirler ödül törenine katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Keçiören Belediyesi Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi’nde düzenlenen “Sahipsiz Evcil...

GÜNCEL2 gün önce

Ankara Sanayi Odası Başkanı Özdebir: Ülke Olarak Üreten Bir Ekonomiye Dönmemiz Şart

Ankara Sanayi Odası Temmuz ayı meclis toplantısı Meclis Başkanı Celal Koloğlu başkanlığında yapıldı.  ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik...

DÜNYA2 gün önce

Kazakistan’da nahiye yöneticileri ilk kez halk oyuyla seçiliyor

Kazakistan’da bugüne kadar atama usulüyle görev yapan nahiye yöneticileri ilk kez doğrudan halk oyuyla seçilecek. Kazakistan’da daha önce bağlı oldukları...

GÜNCEL2 gün önce

TOBB dan Madencilik ve çimento sektörünün temsilcileri ile istişare

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Çimento ve Çimento Ürünleri Meclisi ile Madencilik Meclisi ortak toplantısını video konferans yöntemiyle...

GÜNCEL4 gün önce

İŞTE YERLİ VE MİLLİ LENS SOLÜSYONU

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, yılda yaklaşık 120 milyon dolarlık dış ticaret açığı verilen lens solüsyonlarını, OSTİM Teknik Üniversitesi...

DÜNYA5 gün önce

Bu Formada Kadın Gücü Var

OPET olarak Japonya’da 83 milyonu temsil eden A Milli Kadın Voleybol Takımımızla ve istasyonlarımızdaki kadın çalışanlarımızla gurur duyuyor, bu formada...

DÜNYA6 gün önce

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı Kutlu Olsun

Osmanlı zamanında çıkan tüm gazeteler sansür  memurlarının kontrol ve denetiminden geçtikten sonra yayınlanıyordu. Türk basınında sansürün ilk uygulandığı tarih ise...

GÜNCEL7 gün önce

Ankara’da bisikletlerin pedallarına TÜRK-KAZAK DOSTLUĞU için basıldı.

Kazakistan’ın 30’uncu “BAĞIMSIZLIK yıldönümü dolayısıyla Kazakistan Büyükelçiliği ve Türkiye Bisiklet Federasyonu’nca KAZAK-TÜRK DOSTLUĞU BİSİKLET GEÇİDİ temasıyla bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğe Kazakistan’ın...

GÜNCEL7 gün önce

Türkiye Petrolleri’nin Marketleri, Bizim Toptan İş Birliğiyle Süpermarkete Dönüşüyor

Türkiye Petrolleri ile çoklu satış kanalı uygulamalarıyla öne çıkan Bizim Toptan arasında başlayan iş birliğiyle Türkiye Petrolleri’nin marketleri “T 7/24 Market” konseptinde Bizim Toptan ile hizmet vermeye başladı....

OTOMOTİV

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

tr_TRTurkish