Bizimle iletişime geçin

GÜNCEL

Ankara Sanayi Odası Başkanı Özdebir: “En Önemli Reform Sürdürülebilirlik ve Güven”

Haberler

on

Ankara Sanayi Odası Mart ayı meclis toplantısı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun katılımıyla video konferans yöntemiyle yapıldı. ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Özdebir’in toplantıda yaptığı konuşma şöyle:

“Sayın Bakanıma bu yoğun programı içinde bize de zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, Değerli Meclis Üyeleri, Ekonomimiz son dönemde, yüksek faiz, yüksek döviz kuru, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik olgularını bir arada yaşadığımız zorlu bir süreçten geçiyor.

Yüksek kur hem özel sektörün hem kamunun dış borç çevrimini zorlaştırmakta, ithalat maliyetlerini de yükseltmektedir. Ekonominin genelinde ise dolarizasyonun eğiliminin artmasına neden olmaktadır.Kurun yükselmesinin yanı sıra önemli ölçüde oynak olması da ekonominin genelinde belirsizliğe neden olmakta ve reel sektörde öngörülebilirliğin azalması olarak yansımaktadır. Kur artışları aynı zamanda enflasyonu besleyerek faizin yukarı yönlü olmasına neden olmakta, bu da özel sektörün yatırım imkânlarını azaltmaktadır. Yatırım için sürdürülebilir bir enflasyon ve faiz düzeyinde güvenin tesis edilmesi çok önemlidir. Enflasyon, sanayicinin kullanmış olduğu ara malların hem TL hem de döviz cinsinden fiyatlarını her geçen gün arttırmaktadır. Bu sorun varken diğer taraftan üretici iç piyasada ara mal bulmakta zorlandığından üretim yapamıyor. Bazı tüccarlar ellerindeki ara malı yurtiçi piyasaya vermek yerine, Suriye Irak gibi ülkelere satarak hem ülke içinde fiyatların yükselmesine hem de yurtiçindeki üreticilerin tedarik zincirinin bozulmasına neden olmaktadır. Sürekli dile getirdiğimiz katma değerli ürünlerin arttırılması gerektiğini söylüyoruz lakin firmalar ara mal niteliğindeki malı ihraç ederek ekonominin katma değer yaratmasına sekte vuruyorlar. Hiç kuşkusuz ki kalıcı ve sağlıklı bir büyüme için üretmek zorundayız. Yüksek faiz, üretici kesim açısından yüksek finansman ve yüksek re-finansman maliyetleri anlamına gelmektedir. Makroekonomik ve finansal istikrarsızlık ile yüksek sermaye maliyetlerinden olumsuz etkilenen üretim kesimi olarak, kurun makul seviyelere gerileyeceği ve oynaklığının azalacağı düşüncesiyle son dönemdeki faiz artırımlarını ilaç gibi görmüş, yan etkilerinin yaratacağı sıkıntılara rağmen katlanmamız gerektiği görüşünü ifade etmiştik. Ancak Merkez Bankası başkanlığındaki ani görev değişimi piyasalarda güven erozyonuna neden olmuş, kurun çok kısa bir zaman diliminde yeniden hızla yükselmesi sonucunda, parasal sıkılaşma politikaları amacını realize edememiş ve ekonomi aynı anda hem yüksek faizin, hem de yüksek kurun kıskacında kalmıştır. Kur seviyesinin, ara mallardaki yüksek fiyat artışları kanalıyla üretimde aksamalara yol açan ve uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü aşındıran, yüksek enflasyonla birlikte değerlendirilmesi, reel sektör olarak yaşadığımız zorlukların derecesini ortaya koymaktadır. Son dönemde ekonomi politikalarında istikrarın sadece para politikası ile gerçekleşeceği gibi bir algı var. Ekonomik yapının temeli üretken yatırımlar ve katma değeri yüksek üretim ile gerçekleşir. Sadece para politikası üzerinden uygulanacak enflasyon ve kurları kontrol etme stratejilerinin, ekonominin dinamizminin daha da bozulmasına neden olacağı unutulmamalıdır. Yakın zamanda ekonomik reformlar ortaya koyduk, lakin en önemli ekonomik reform sürdürülebilirliktir. Sürdürülebilirlik ise güven mekanizması ile sağlanabilecektir. 

Sayın Bakanım, Değerli Meclis Üyeleri,

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz haftalarda açıklanan “Ekonomik Reform Paketinin” somut ve çözüm odaklı olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu paketlerin en önemli olan yanının uygulamadaki başarı olduğunu unutmamalıyız. Pakette yer alan; kamu harcama disiplini, şeffaflık, tasarruf vurgusu, vergi düzenlemelerinin sadeleştirilmesi, vergi inceleme sürelerinin kısaltılması ve dijitalleşmesi, güven unsuru, kamu ihalelerindeki şeffaflık ve bürokrasinin azaltılması vurguları son derece önemli. Özellikle Kredi Garanti Fonu’nun katma değeri yüksek üretimi ve nitelikli istihdamı uygun maliyetli selektif kredilerle destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılacak olmasını çok değerli buluyorum. ASO’nun son dönemdeki meclis toplantılarında gündeme getirdiğimiz birçok önerinin paket içinde yer bulmasından dolayı büyük bir mutluluk duyduk. Özellikle üretimde ithal girdi kullanımının azaltılması ile katma değeri yüksek yerli ve milli ekonomi hedefi ortaya konulması çok önemli. Kamu tasarruflarının ön planda olduğu pakette, kamunun yerli ürün kullanımına yönelik ifadeler memnuniyet verici. Yıllardır dile getirdiğimiz bu konuda, ayrıca bir izleme komitesinin kurulması uygulamanın başarısı açısından çok önemli. Tam bu noktada Ekonomi Reform Paketi’nde yer alan “Yüksek katma değerli üretim ve ihracat ile istihdama dayalı üretim” vurgularının önemli ve yerinde olduğunu belirtilmeliyim. Pakette yer alan en kritik husus ise,  şeffaflık ve güven vurgularıdır. Şeffaflığın ve güven tesisinin en hızlı ve efektif biçimde sağlanması, ekonomimizin istikrarı için elzemdir. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Lütfi Elvan’ın geçtiğimiz hafta ekonomik reform eylem takvimini açıklayarak, reform paketinin zaman geçirmeden bir takvime bağlanması, uygulanabilirliği açısından oldukça önemli.

Sayın Bakanım,

Dijitalleşme öyle bir noktaya geldi ki, dijital ekosistemin önümüzdeki 20 yılda kendi kendine düzenleme, ölçekleyebilme, doğal ekosistemlerden esinlenme, dış dünya ile etkileşim kurması bekleniyor. Gerçekten de otonom dijital ekosisteme doğru gidiyoruz. 4. Sanayi Devrimi dediğimizde de kastedilen aslında budur.  Tüm bunların alt yapısı ise internet ağıdır. Bu gelişime ayak uydurabilmemiz için güçlü ve sağlam bir internet altyapısına ihtiyacımız olduğu açıktır. Bu nedenle sabit ve mobil internet altyapımızı süratle geliştirmeli ve dijital dönüşümün otobanlarını oluşturmalıyız. Tabi tüm bu gelişmeler lojistik sektörünü de kaçınılmaz olarak etkilemektedir. Lojistiğin 7 doğrusu olarak bilinen; doğru ürünün, doğru miktarda, doğru biçimde, doğru zamanda, doğru kaynaktan doğru yolla ve doğru fiyatla sağlanması süreçlerinin tamamını etkileyecek ve yeniden şekillendirecektir. Lojistik sektörü, sanayicinin en yakın komşusudur. Lojistik endüstrisi tedarik zincirinin her adımında yer almaktadır.  Her türlü olumlu ya da olumsuz gelişme doğrudan sanayiciyi etkilemektedir. Tüm üretim alanları, imalat sektörleri ile yakın ilişki içerisinde olan lojistiğin, endüstride olası değişimlere adapte olması gerekmektedir. Artık lojistik süreçlerin tamamen fiziksel olarak ele alınması, lojistik hizmet sağlayıcılarının rekabetçi olabilmeleri için yeterli değildir. Geleceğin lojistik adımları dijitalleşme, akıllı çözümler ve otomasyona dayalı olacaktır. Lojistik hizmet sağlayıcıları için başarının anahtarı geçmişte verimlilik, standardizasyon ve düşük maliyetti. Dijitalleşme ile beraber bunlara çeviklik, müşteri odaklılık, esneklik ve sürekli inovasyon gibi zorunluluklar eklenmiştir. Ancak biliyoruz ki lojistik yalnızca dijitale konu olan bir başlık olmanın ötesinde dış ticaretin ve dış politikanın da önemli bir konu başlığıdır. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, Çin’in öncülüğünde başlayan “Kuşak ve Yol Girişimi” hem ticaretin lojistiğini hem de ticaretin boyutunu etkilemektedir. Hem sanayi hem Türkiye ekonomisi açısından bu derece önemli olan ulaştırma sektörü için 11. Kalkınma Planında “Türkiye’nin coğrafi avantajından en iyi şekilde faydalanarak modlar arası ve çok modlu uygulamaların geliştirilmesi; demiryolu ve denizyolu taşıma paylarının artırılması; hızlı, esnek, emniyetli, güvenilir ve entegre bir ulaştırma sisteminin tesis edilmesiyle lojistik maliyetlerin düşürülmesi, ticaretin kolaylaştırılması ve ülkemizin rekabet gücünün artırılması” temel amaç olarak belirtilmiştir.

Öngörülen tedbirler arasındaki;

  • Ulaştırma modları arasındaki entegrasyon güçlendirilmesi ve sektöre giriş engellerini ortadan kaldıracak tedbirlerin alınması,
  • kombine yük taşımacılığı hizmetleri ile kombine yük terminalleri ve aktarma merkezlerinin idari ve mali teşvikine yönelik program hazırlanması,
  • lojistik merkez ve iltisak hatlarının standartları ile işletme ve yönetim modellerinin belirlenecek olması,
  • lojistik faaliyetlerinde esneklik, hız, öngörülebilirlik, güvenlik, kalite, ölçek ekonomisi ve yenilikçilik gibi hizmet düzeyi parametrelerinin iyileştirilmesi,
  • kamu ve özel sektörün liman yatırımlarının bütüncül bir bakış açısıyla koordine edilecek olması bizler açısından önemlidir.

Ancak bir nokta var ki özellikle sanayi açısından kritik önemde görülmektedir. Türkiye’de üretilen ürünlerin dış pazarlara ulaştırılmasında yurtiçi lojistiğin rekabetçi açıdan değerlendirilerek, Anadolu’daki üretim merkezlerine girdi tedarikinde ve bu merkezlerdeki üretimin limanlara ve tüketim noktalarına erişimde alternatif lojistik yöntemlerinin düşünülmesi yerinde olacaktır. Kalkınma planında yer alan “entegre bir ulaştırma sisteminin tesis edilmesiyle lojistik maliyetlerin düşürülmesi” amacının sanayici açısından rutlar bazında tek tek ele alınması önemlidir. Sayın Bakanım bu noktayı özetlemek gerekirse: limanlarımız batıda, burdan doğuya doğru gittikçe  üretim yapanlar iki türlü dezavantajlı durumda. Yurt dışından gelen  ara mallar üretim için doğuya doğru gidiyor, üretimin ardından daha sonra ihracat için tekrar batıya gönderiliyor. İki türlü taşıma maliyeti oluşuyor ve bu da maalesef rekabet gücümüzü etkiliyor.

Sayın Bakanım, burada bizim de birkaç önerimiz var;

  • İhraç ürünlerine gümrüklendikleri şehirden limana kadar olan mesafede ÖTV’siz yakıt desteğe sağlanmalıdır,
  • Demiryolu taşımacılığı geliştirilerek yaygınlaştırılmalı ve ucuzlatılmalıdır,
  • Özel lokomotifçiliğin önü açılmalı ve rekabet şartları sağlanmalıdır.

Sayın Bakanım son 20 yılda Türkiye ulaşım alt yapısında çok büyük yatırımlar yaptı ve önemli mesafeler kat etti. Ekonomimiz için çok önemli olan zaman ve mesafeler kısalırken, diğer yandan kaza sayıları azaldı ve ölüm oranları düştü. Bunlar ülkemiz için gurur verici ve biz sanayiciler olarak da teşekkür ediyoruz. Biraz önce bahsettiğim konuların da Sizin bakanlığınız döneminde kısa sürede çözüleceğine inanıyorum.

Sayın Bakanım  Sincan’da bulunan ASO 1. OSB’de bir demiryolu lojistik merkezimiz var. Buradan blok trenlerle ihracat limanlarına konteyner taşımacılığı yapıyoruz. Ancak 3 yıla yakın süredir demiryollarının bölgedeki sinyalizasyon ve diğer alt yapı çalışmaları nedeniyle kullanamıyoruz. Bu nedenle sanayicilerimiz uzun süre demiryolu taşımacılığından mahrum kaldı. Bu çalışmaların bitmek üzere olduğu ifade ediliyor. Bu arada yapılan yeni çalışmayla tek hatlı demiryolumuz hem çift hatta çıkıyor, hem de doğrudan konvansiyonel ana yük hattına bağlanıyor. Ayrıca 2000’li yılların başlarında bölgedeki sanayi tesislerinde çalışanlar da bu hat üzerindeki istasyondan inip-binme imkânına sahipti. Çalışmaların tamamlanmasıyla bu yolcu istasyonunun da yeniden aktif hale gelmesini bekliyoruz. Sayın Bakanım bu çalışmaların süratle sonuçlandırılması ürünlerimizin ihracat limanlarına hızlı ve daha uygun koşullarda ulaşması açısından çok önemli. 

Bu çalışmalar nedeniyle Size ve emeği geçen tüm demiryolu çalışanlarına teşekkür ediyorum.

 Sayın Bakanım, Değerli Meclis üyeleri,

Son birkaç cümle ile sözlerimi tamamlamak istiyorum. Pandeminin devam ettiği mevcut küresel koşullarda ekonomilerin sürdürülebilir ve sağlam büyüme patikasına oturabilmeleri, ekonomik birimlerin pozitif beklentilerine ve güven algılarına büyük ölçüde bağlıdır. Ekonomik birimlerin güveni ise, belirsizliğin azaldığı, ekonomi politikalarının güçlü, şeffaf ve tutarlı olduğu durumda pozitif olmaktadır. Türkiye gibi dış finansman gereksinimlerinin yüksekliği nedeniyle kırılganlığı yüksek olan ülkelerde, ülke riskinin azaltılabilmesi ve yatırım ikliminin elverişli kılınabilmesi, öncelikle güven tesisini gerektirmektedir. Güven tesisi, temel olarak, makroekonomik politikaların öngörülebilirliğini artırmakla mümkündür. Bu amaçla kurumların bağımsızlığını, hukuk sisteminin istikrarını ve üstünlüğünü teminat altına almak büyük bir önem arz etmektedir”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ise  “Orta Koridor” rotasının etkin kullanılmasının önemine işaret ederek, “Halen yıllık 710 milyar dolar tutarında olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinden, ülkemizin ve Orta Asya ülkelerinin ekonomik fırsatlar elde edilebileceği aşikardır” dedi.
Karaismailoğlu, Cumhuriyetin 100. yılına bambaşka bir güç ve gelecek perspektifiyle girdiklerini, son 19 yılda dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmak için güçlü hamleler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Eğitimden sanayiye kadar dünya ölçeğinde bir iddia ve başarı kazandıklarını vurgulayan Karaismailoğlu, Türkiye’nin sanayisini ve sanayicilerini desteklemek, üretkenliğini artırmak ve güçlü bir lojistik altyapıyla yeni ihracat kapılarını açmak için çalıştıklarını ifade etti.
Karaismailoğlu, “Türkiye’ye duyduğunuz inançla bugünlere geldiniz ve Türkiye ekonomisini ürettiğiniz gelirle, istihdamla ayakta tuttunuz. Artık büyümenin ve ilerlemenin baş döndürücü bir hıza ulaşacağı, dijitalleşmenin tüm iş sahalarında yaygınlaşacağı, teknolojik üretimimizin artacağı, yerli ve milli ürünlerimizle pek çok alanda söz sahibi olacağımız yeni bir dönem olacak. Türkiye’nin yarınlarını inşa edeceğiz. Gelişmekte olan değil gelişmiş Türkiye’nin geleceğini birlikte kuracağız.” diye konuştu.
– “Kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz”
Yeni tip koronavirüs salgını sebebiyle dünyanın tarihi bir resesyon yaşadığına işaret eden Karaismailoğlu, tedavi ve aşılama konusunda sağlanacak ilerleme sayesinde bu yılın küresel ekonominin hızla toparlanacağı bir dönem olacağını dile getirdi.
Karaismailoğlu, IMF küresel ekonomide 2021 için yüzde 5,2 büyüme öngörürken, OECD’nin Türkiye’de yüzde 5,9 büyüme beklediğine dikkati çekerek, “Türkiye için ortaya çıkan bu olumlu tabloda Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki çalışmaların önemi büyüktür.” dedi.
Sanayi için de benzer bir tablonun bulunduğunu belirten Karaismailoğlu, Ocak 2021 itibarıyla yıllık sanayi üretiminin yüzde 11,4 artmasının özverili çalışmaların sonucu olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin pandemi koşullarında dahi tüm dünyanın hayretle izlediği bir devamlılık, üretkenlik ve büyüme sağladığını söyleyen Karaismailoğlu, “Bugüne dek başardıklarımızın verdiği şevk ve azimle, Türkiye’nin çıtasını daha da yükselteceğiz. Yerli ve milli ürünlerinin sayısını her geçen gün artıran, tekstil kadar, gıda kadar, ham madde kadar teknolojide, yazılımda, hizmet alanlarında da ihracat yapan bir Türkiye markası için çalışacağız. Gelişmiş dünyanın bize biçtiği rolleri bir kenara bırakıp, kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz.” dedi.
– Ulaşım ve haberleşme projeleri
Karaismailoğlu, yeri geldiğinde hazine kaynaklarının yanında özel sektör iş birliğiyle dev projeleri bir an önce hayata geçirmelerinin, bu sonuçlara hızla ulaşabilmek için olduğunu ifade etti.
Hükümetleri döneminde ulaşım ve haberleşme hizmetleri için 1 trilyon liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Karaismailoğlu, tamamlanan ve inşası süren kara ve demir yolu projelerini anlattı.
TURASAŞ Fabrikasında Milli Elektrikli Tren Seti, Elektrikli Anahat Lokomotifi, Hibrit Lokomotif, Dual Lokomotif ve özgün motor projelerinin başarıyla sürdürüldüğünü dile getiren Karaismailoğlu, “Milli Banliyö Tren Seti Projesi başladı. 2021 yılında tasarımı tamamlanarak prototip imalatına başlayacağız. Milli Elektrikli Tren seti projemizde yerlilik oranı yüzde 60’a ulaşmıştır. Yerlilik oranı seri üretimde yüzde 80’e çıkacak.” diye konuştu.
Karaismailoğlu, 2023’te demir yolu sektör payını yolcuda yüzde 5’e, yükte yüzde10’a, 2035’te ise yolcuda yüzde 15’e, yükte yüzde 25’e çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.
Dünya ticaretinin yüzde 80’ini sırtlayan deniz yolları konusunda da kararlı bir şekilde ilerlediklerini belirten Karaismailoğlu, gelecek dönemde daha çevreci, rekabetçi, yerlilik ve millilik oranı daha yüksek bir gemi inşa ve yan sanayi geliştirmek için çalışacaklarını söyledi.
Türkiye’yi haberleşme ve iletişim yetkinlikleri açısından da yeni bir çağa hazırladıklarına işaret eden Karaismailoğlu, Türkiye’nin, Cumhuriyetin 100. yılında kendi uydusunu kendisi yapabilen dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alacağını bildirdi.
– “Kanal İstanbul, Orta Koridor’un en önemli bileşeni olacak”
Karaismailoğlu, Türkiye’nin, liman bağlantıları sayesinde Asya’daki yük trafiğinin Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz bölgesine ulaşması için önemli fırsatlar sunduğuna dikkati çekerek, “Orta Koridor rotası etkin kullanıldığı takdirde halen yıllık 710 milyar dolar tutarında olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinden ülkemizin ve Orta Asya ülkelerinin ekonomik fırsatlar elde edilebileceği aşikardır.” dedi.
Geçen hafta The Ever Given adlı geminin Süveyş Kanalı’na sıkıştığını ve bu durumun dünya ticaretini olumsuz etkilediğini anımsatan Karaismailoğlu, bu olayla Orta Koridor’un öneminin bir kez daha anlaşıldığını söyledi.
Karaismailoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kanal İstanbul, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan ticaret yolu olan Orta Koridor’un da en önemli bileşeni olacak. Orta Koridor’daki varlığımızı ve hakimiyetimizi artıracak. Marmara Bölgesi, Kanal İstanbul’u, Marmara otoyol ringi, limanları, lojistik bölgeleri, demir yolu bağlantıları, Marmaray’ı ile Avrasya’nın lokomotifi, dünyanın kavşak noktası haline gelecek. Proje mevcut İstanbul Boğazı’ndaki yüksek tonajlı gemilerin neden olduğu kaza risklerini de ortadan kaldıracak ve İstanbul rahat bir nefes alacak.”
Ulaştırma ve haberleşme yatırımlarının 2003’ten bu yana sanayiye toplam katkısının 225 milyar dolar olduğunu bildiren Karaismalioğlu, sanayicilerle birlikte hareket etmenin, her daim yapıcı ve sonuç odaklı ilişkiler kurmalarının, diyalog ortamını güçlendirmenin son derece yararlı olacağını dile getirdi.
Karaismailoğlu, içeriden, dışarıdan, muhalefetten, basından pek çok eleştiri, karalama ve asılsız iddiayla karşılaştıklarını belirterek şunları kaydetti:
“Türkiye’nin yarınları ve çocuklarımızın geleceği için büyük bir sorumluluk duyarak yaptığımız işleri daha idrak bile etmekte güçlük çekenlerle bizim yollarımız çok ayrı. Artık muhalif siyasetle, ayrı dünyalardan hatta ayrı çağlardan olduğumuzu düşünmeye başladık desek yeridir. Bu uzun yolda, daha çok akıl ve fikir birliği yaparsak, devlet ve sanayi iş birliğini artırırsak, Türkiye’nin hedeflerini ortak hedeflerimiz olarak sahiplenirsek, başaramayacağımız hiçbir iş yoktur.”


 

DÜNYA

“Bölgemizin kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz”

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil; kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ve imzalanan anlaşmaların ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek, açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi’yi bölgenin içinden geçtiği zorlu dönemde üstlendiği görev için tekrar tebrik etti. Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile de ilişkileri kurumsal temelde güçlendirmeye matuf stratejik adımlar attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakaladıkları bu ivmeyi Irak Başbakanı ez-Zeydi ile daha ileri noktalara taşıyacaklarına inandıklarını belirterek, Türkiye olarak Irak Başbakanı ez-Zeydi’ye ihtiyaç duyduğu her alanda destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.

Bu kardeşlik zemini temelinde ilişkileri kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İran, Suriye ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. İlişkilerimizi daha da ileri taşıyacak belgeleri huzurlarımızda az önce imzaladık” diye konuştu.

“IRAK’IN HUZUR VE İSTİKRARINI ÜLKEMİZİN DURUMUNDAN AYRI TUTMADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yanı başındaki savaş ortamının etkisiyle görüşmelerde güvenlik, terörle mücadele, enerji ve ulaştırma konularının bir hayli yer tuttuğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Komşumuz Irak, maalesef bu savaş ve istikrarsızlık ortamından en çok etkilenen ülkelerden biridir. Biz, geçmişten bu yana Irak’ın huzur ve istikrarını ülkemizin durumundan ayrı tutmadık, tutmayız. Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil, kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz. İnşallah her iki ülkeye de ağır bedeller ödeten bu meseleyi kalıcı olarak gündemimizden çıkartacağız. Öte yandan, Irak’ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”

“HEDEFİMİZ, EN YAKIN ZAMANDA KAPSAMLI ENERJİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANMASIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaş ortamının kendilerini sadece savunma konusunda değil, enerji ve ulaştırma alanlarında iş birliklerini derinleştirmeye sevk ettiğine dikkati çekti.

“Körfez bölgesinin dünya ile bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi’nin mevcut gelişmeler karşısında her zamankinden daha önemli hâle geldiğini görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda Sayın Başbakan’ın da güçlü bir iradeye sahip olduğunu memnuniyetle müşahede ettim. İş birliğimizin bir diğer önemli başlığı enerjidir. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması dün itibarıyla sona erdi. Şimdi hedefimiz, en yakın zamanda iki tarafın da faydasına olacak kapsamlı enerji iş birliği anlaşması imzalanmasıdır. British Petrol’ün operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihî bir adım olmuştur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliğinden etkilenen iki komşu ülke olarak suyun sürdürülebilir kullanımına yönelik iş birliğinin ilerletilmesi yönündeki iradelerinin tam olduğunu söyledi.

Bu noktada Türkiye olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, su konusunu akılcı, bilimsel ve insani temelde daimî bir iş birliği alanı olarak gördüklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak ile geçtiğimiz yıl 17 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmimizi çok daha ileri seviyelere taşımayı istiyoruz. Bu çerçevede Sayın Başbakan’ın heyetindeki bakanların, iş insanlarımız, müteahhitlerimiz ve yatırımcılarımızdan oluşan geniş bir heyetle bir araya gelmesini de son derece önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.

“IRAK’TAN 1 MİLYON VARİL PETROL İHTİYACIMIZI KARŞILAR”

Irak Başbakanı ez-Zeydi ile güncel bölgesel gelişmeler hakkındaki görüşlerinin büyük ölçüde benzer olduğunu memnuniyetle müşahede ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın bölgesiyle bütünleşmesine yönelik çabaları ve bilhassa Suriye ile temaslarını yapıcı adımlar olarak görüp desteklediklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın beşerî zenginliğinin vazgeçilmez bir parçası olan ve aralarındaki kardeşliğin en sağlam dayanağını teşkil eden Irak Türkmenlerine Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin de hassasiyetle yaklaştığını gördüğünü ifade ederek, “Heyetinde, Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Valisi Selman Ağaoğlu kardeşimize yer vermesini özellikle anlamlı buluyorum. Sayın Zeydi’ye ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyor, istişarelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.

Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin konuşmasında “Türkiye’ye günde 1 milyon varil biz petrol verebiliriz” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başka yere diyor muhtaç olmayın. 1 milyon varil. Evet Sayın Bakan, sağa sola muhtaç olmaya gerek yok. Hemen komşumuz Irak’tan inşallah 1 milyon varil petrolü buraya transfer ettik mi ihtiyacımızı karşılar” değerlendirmesinde bulundu.

IRAK BAŞBAKANI EZ-ZEYDİ: “BU ZİYARETİMİZ ASIRLAR ÖNCESİNE DAYANAN İLİŞKİLERİMİZİN PEKİŞTİRİLMESİNİN BİR NİŞANESİDİR”

Irak Başbakanı ez-Zeydi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmekten ve Türkiye ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bizim bu ziyaretimiz protokol icabı değil, asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin bir nişanesidir” dedi.

Irak Başbakanı ez-Zeydi, iki ülkenin aynı coğrafyayı, uygarlığı ve su kaynaklarını paylaştığına işaret ederek görüşmelerde enerji, ulaştırma, eğitim, su ve diğer birçok konunun ele alındığını belirtti.

Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilere dair Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bu ilişkilerin daha da yüceltilmesi, güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Kardeşlik içerisinde bir ortaklık arzu ediyoruz ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’yla (görüşmede) dedim ki: ‘Bize aslında coğrafya doğal olarak iki nehir vermiş. Biz üçüncü nehrin de artık ekonomi nehri olmasını istiyoruz.’ Ve bu da tabii ki Kalkınma Yolu’dur” diye konuştu.

Irak Başbakanı ez-Zeydi, Türkiye ve Irak’ın Doğu ile Batı’nın birbirine bağlanmasını sağlayacağına dikkati çekerek “Irak ile Türkiye arasındaki ilişkiler daha da ileri gidecektir. Ekonomik kaynaklarımızı da yücelteceğiz, büyüteceğiz, enerji alanında da daha fazla petrol pompalayacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yani günde 1 milyon varil biz Türkiye’ye petrol verebiliriz diyor” ifadeleri üzerine Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Evet doğru, 1 milyon” dedi.

TÜRKİYE İLE IRAK ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin huzurunda, iki ülke arasında beş anlaşma imzalandı.

Bu kapsamda, “Eğitim ve Akademik İşbirliği Mutabakat Muhtırası”, Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ile Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Özel Kalem Müdürü General Abdulemir Şammari tarafından imzalandı.

“Gençlik ve Spor Alanlarında Mutabakat Zaptı”na, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin imza attı.

“Sınai Mülkiyet Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı”na ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Irak Maliye Bakanı Falih Sari tarafından imzalandı.

“Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı Üzerinden Demiryolu ve Karayolu Taşımacılığına İlişkin Mutabakat Zaptı” ile “Doğal Kaynaklar Karşılığında Irak Cumhuriyeti İçerisinde Ulaştırma Altyapısının Geliştirilmesine İlişkin Çerçeve Mutabakat Zaptı” da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Irak Ulaştırma Bakanı Veheb Selman Muhammed tarafından imzalandı.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’ resmî törenle karşıladı.

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.

Türk ve Irak bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi daha sonra baş başa görüşmeye geçti.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

“Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz”

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon; yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından ATO Congressium’da “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın açılış programına katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, İsrail tarafından Gazze’de şehit edilenler başta olmak üzere, idealistçe ve fedakârca yürüttükleri çalışmalar sırasında hayatını kaybeden medya mensuplarını rahmetle yad ederek başladı.

Bu önemli toplantının ülke, millet ve iletişim dünyası için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve ekibini anlamlı program vesilesiyle tebrik etti.

“ŞÛRA’NIN ÖNEMLİ BİR BOŞLUĞU DOLDURACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”

İki gün sürecek Şûra’ya bilgileriyle, tecrübeleriyle, görüş ve önerileriyle katkı sunacak kurum ve kuruluşlara, üniversitelerin yönetici ve hocalarına teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İletişim Şûra’mızın ilki, bundan 23 yıl önce 2003 senesinde yapılmış, internetin yaygınlaşmasına paralel olarak medyanın yeniden yapılandığı bir dönemde verimli tartışmalara zemin oluşturmuştur. Esasında uzun süredir sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, değişen şartlar karşısında iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyuluyordu. Bu anlayışla geçen sene Şûra’nın hazırlık çalışmalarını başlattık. 1,5 yıllık süre zarfında gerek çalıştaylarla gerekse diğer etkinliklerle yoğun bir mesai takvimi dahilinde çalışmaları tekemmül ettirdik. Kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz, kısacası, iletişim camiasının aktörlerinin tamamı, bu süreçte aktif roller üstlendi. Her biri alanında uzman 425 kıymetli isim, 16 ayrı çalışma grubunda büyük bir özveriyle çalışarak, güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri getirdi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu diplomasisinden yapay zekaya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretimi, iletişim hukuku ve dijital platformlar gibi iletişim alanındaki alt başlıkların tamamının ele alındığı oturumları son derece kıymetli bulduğunu vurguladı.

Özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şûra’nın içeriğini zenginleştiren gençlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şûra’nın gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla, eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi, öyle ümit ediyorum ki Türkiye’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir” diye konuştu.

“İLETİŞİMİN TEMEL AMACI, DOĞRU VE GÜVENİLİR BİLGİYİ MUHATABINA EN KISA YOLDAN ULAŞTIRMAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişim bilimleri derslerinde atfedildiği üzere, aracın, mesajın kendisi olduğunu belirtti. Bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı, kolaylaştığı, yaygınlaştığı dinamik bir dönemin içinde olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uydu ve haberleşme teknolojilerinde neredeyse her gün, yeni bir gelişme, yeni bir ilerleme kaydediliyor. Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar, hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor. Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve dolaşım hızını çok önemli ölçüde artırmış durumda. Eskiden saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı alan işler, artık yalnızca dakikalar içerisinde, tek bir tuş veya komutla halledilebiliyor. Özellikle yapay zekâ modellerinin devreye girmesiyle, eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma, her alanda bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan azami surette istifade ediyoruz. Fakat, az önce ifade ettiğim araç ve mesaj bahsi, tam da burada giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkarıyor. Merkezinde bilgi ve enformasyonun yer aldığı bu teknolojiler aynı zamanda bizim düşünme ve olayları ele alma biçimlerimizi de etkiliyor. Bilhassa sosyal medya mecraları, hangi konunun üzerinde ne kadar duracağımızı, meseleye nereden ve nasıl yaklaşacağımızı, çoğu zaman hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlemektedir. Hatta bunlar sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif etmekte, muhayyel bir tarih, cansız, ruhsuz, derinliksiz bir kimlik inşa etmektedir. Dolayısıyla bu yeni vasat bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik tesirleriyle hem değerlerimizi hem de kültürümüzü tahrip etme riski taşımaktadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün olgu ve algı arasındaki makas giderek açılırken, kitlelerin “algoritma faşizmi” denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Bu süreçte en fazla zarar gören kavramın ise hiç şüphesiz hakikat olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişimin temel amacının, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve en kısa sürede ulaştırmak olduğunun altını çizdi.

Dezenformasyon ve manipülasyonun mebzul miktarda yer aldığı yeni iletişim ortamının, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp ona yeni bir elbise giydirerek güçsüzlüğün kaynağı hâline getirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu acı gerçekle özellikle Kovid-19 salgını, orman yangını ve 6 Şubat depremlerinde çok yakından yüzleştiklerini dile getirdi.

“MİLLETİMİZİN İYİ NİYETİ AÇIKÇA İSTİSMAR EDİLDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o süreçte hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırısıyla muhatap olduklarını belirterek, şöyle konuştu: “Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından beşinci kol faaliyetleri ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece sinsi operasyonlarla karşılaştık. Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmî kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tezviratlar üretildi. Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personellerimizin emeği, mücadelesi, fedakarlıkları yok sayıldı. Sırf hükûmeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. Yine bu süreçte sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisi ile çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.”

“DEPREMİ KULLANARAK SİYASİ VE EKONOMİK FIRSATÇILIK YAPANLAR BUGÜN ADALETE HESAP VERİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarla afetzedelerin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldıklarını vurguladı.

“Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hepimize çok net biçimde gösteriyor” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor. Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Bir defa şunun bilinmesini isterim. Sui misalin emsal olmaması için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bundan son derece kararlıyız. Ucu nereye varırsa varsın. Bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların, ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz. Şurası da çok önemlidir: Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi, ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, biz dahil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür. Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla, meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz.”

“DİJİTAL EGEMENLİĞİ TEMİN VE TAHKİM ETMEK BİRİNCİ ÖNCELİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu gerçeğin inanıyorum ki hepimiz gayet farkındayız. Askerî anlamda ne kadar güçlü ne kadar caydırıcı olursanız olun, aile ve toplum yapınız ne kadar köklü, kurumlarınız ne kadar sağlam, doğal kaynaklarınız ne kadar zengin olursa olsun, ekonominiz ne denli dirençli, tarım ve sanayiniz ne ölçüde gelişmiş olursa olsun eğer hakikati tam anlamıyla ve tüm yönleriyle muhafaza edemiyorsanız, müreffeh ve huzurlu bir geleceği inşa edemezsiniz” dedi.

Yalanın hızla yayıldığı, mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin öneminin daha da arttığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle dijital egemenliği temin ve tahkim etmenin birinci öncelikleri olduğunu söyledi.

Güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısının ise dijital egemenliğin en kritik enstrümanlarından biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İletişim vizyonumuzu tüm unsurlarıyla hayata geçirmemiz bu yönüyle önemlidir. İletişimi yalnızca teknoloji parantezinde ele almak içinde bulunduğumuz bu çağda mümkün değildir. Kamu diplomasisinden ekonomik büyümeye, kriz ve afet yönetiminden verdiğimiz mesajların dünya kamuoyuna doğru bir şekilde aktarılmasına kadar iletişim çok geniş bir alanı kapsıyor. Bunun için iletişimin bütün imkân ve araçlarını en etkili surette kullanmak gerek geleneksel medyada gerekse dijital alanda güçlü bir varlık göstermek mecburiyetindeyiz.”

“KENDİ İLETİŞİM MODELİMİZİ BİÇİMLENDİRMEYE DEVAM EDİYORUZ”

İletişimde başarıyı sadece görünürlükle sınırlamanın doğru olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl başarının görünür olurken insan onurundan, özellikle mahremiyetten, hakikatten ödün vermemek olduğunu dile getirdi.

“Mahremiyetin aşındığı çağımızda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanı ve insani değerleri yok saymayan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan, medeniyet değerlerimizden beslenen bir anlayışla kendi iletişim modelimizi biçimlendirmeye devam ediyoruz. Hâlihazırda sadece kendi uydularımız üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkânına sahibiz” diye konuştu.

Kimlik ve kültürü yansıtan, tarihî ve millî değerleri ekranlara taşıyan film, dizi ve belgesellerin dünyanın dört bir yanında büyük bir beğeniyle izlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık uluslararası kamuoyu Türkiye’yi yalnızca başkalarının kaleme aldığı metinlerden veya tamamen karalama amaçlı çekilmiş sinema filmlerinden değil, kendi kültürümüzü ve gerçekliğimizi yansıtan filmlerden, dizilerden, belgesellerden, dijital platformlardan ve kültürel faaliyetlerden tanıyor. Bu, ülkemizin yumuşak gücünü artıran, milletimizin birikimini ve değerlerini dünyaya taşıyan, bizi anlatan son derece kıymetli bir kazanımdır” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA EDERKEN GELECEĞE YÖN VEREN GÜÇLÜ BİR VİZYONU DA HAYATA GEÇİRİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kazanımı daha da büyütmekte kararlı olduklarının altını çizerek, “Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken aynı zamanda medeniyet değerlerimizden beslenen bir hikâyeyi, köklü bir hafızayı, geleceğe yön veren güçlü bir vizyonu da hayata geçiriyoruz. Sizlerin katkılarıyla bu vizyonu daha da ileriye taşıyacağımıza, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin hikayesini çok daha güçlü şekilde duyuracağımıza yürekten inanıyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının, stratejik iletişimden halkla ilişkilere, radyo ve televizyondan sinemaya, dezenformasyonla mücadeleden sosyal medya ve yapay zekaya, yerel medyadan kamu diplomasisine kadar iletişim sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirdiği şûrayı, bu hedefe giden yolda atılmış çok anlamlı bir adım olarak gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu düşüncelerle 2. İletişim Şûrası’nın bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve sektörün tüm paydaşları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Programda emeği geçenler başta olmak üzere fikir, tespit, tenkit ve değerlendirmeleriyle şûraya katkı sunan ve sunacak olan tüm kardeşlerime, tüm katılımcılara, uzmanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Şûra neticesinde son şeklini alacak belgelerin, iletişim vizyonumuza yeni bir boyut kazandırmasını temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, konuşmasının ardından İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ressam Kenan Işık’ın Ayasofya tablosunu hediye etti.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA21 saat önce

“Bölgemizin kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil; kalkınma,...

DÜNYA2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’ resmî törenle karşıladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve...

DÜNYA2 gün önce

“Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik...

DÜNYA1 hafta önce

MAVİ VATAN’DA TÜRKİYE’NİN DENİZ HÂKİMİYETİNİ GÜÇLENDİRECEK SİSTEM HİZMETE AÇILDI

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti deniz sınırlarında güvenliği sağlamak amacıyla başlatılan Doğu Akdeniz...

DÜNYA2 hafta önce

“15 Temmuz ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu...

DÜNYA2 hafta önce

“Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15...

DÜNYA2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Temim ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği...

DÜNYA2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’da

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Katar Emiri Şeyh Hamed bin Halife Al Sani’nin vefatı dolayısıyla taziye ziyareti için gittiği Katar’ın...

DÜNYA3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katıldı. Zirvede liderleri,...

DÜNYA3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi’ne katılan liderler onuruna resepsiyon verdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, 36.⁠ NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi için Ankara’da bulunan devlet ve...

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

seers cmp badge
tr_TRTurkish