Ankara İli Odalar ve Borsalar Müşterek Toplantısı, Ankara Sanayi Odasının ev sahipliğinde video konferans yöntemiyle yapıldı.
Toplantıya, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ASO Başkanı Nurettin Özdebir, ATO Başkanı Gürsel Baran, ATB Başkanı Faik Yavuz ile Ankara il ve ilçelerindeki oda ve borsaların başkan ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.
ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantının açılışında yaptığı konuşmasında uzun bir aradan sonra video konferans yöntemiyle de olsa biraraya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Konuşmasında ASO’nun pandemi sürecindeki çalışmalarını özetleyen Özdebir, “ASO üyeleriyle çok yakın bir temas içinde, onların ilettiği sorun ve önerileri kendi tespit ettiklerimizle birlikte, gerek kamu yönetiminde, gerekse yerel yönetimlerde ilgililere aktarmaya çalışıp, çözüm aradık” dedi. Özdebir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tabii tüm sorunların çözülebilmesi mümkün değildi ama olabildiğince daha çok firmamıza katkı sağlayıp, üretimin ve istihdamın sürdürülebilmesi için elimizden gelen çabayı göstermeye çalıştık. Bu süreçte ağırlıklı olarak; işletmelerimizin kamuya dair yükümlülüklerini öteleyen, kısa çalışmayla ilgili önerilerimizi, ihracatla ilgili sıkıntıları, bankacılık sisteminin sorunlu olduğu ülkelerden ihracat bedellerinin ülkemize getirilmesi konusunu, gümrüklerle ilgili talepleri ve Eximbank’tan beklentileri de içeren, başta Cumhurbaşkanlığımız olmak üzere, politika kurullarımız, bakanlıklarımız ve belediyelerimizle onlarca görüşme ve yazışma gerçekleştirdik. Kamunun reel sektöre olan borçlarının ödenmesiyle ilgili projemizi gündeme getirdik. Bunun kamuyu da sıkıntıya sokmadan, gelirleri artırarak ekonomiyi nasıl canlandıracağını ekonomi yönetimine anlatmaya çalıştık. Ayrıca firmalarımızın bankalara olan borçlarının uygun koşullarla ötelenebilmesi için Bankalar Birliği, kamu ve özel banka yöneticileriyle çok sayıda görüşme gerçekleştirdik. Hem genel yaklaşımları konusunda, hem firmalarımız bazında önemli mesafeler katettik. Mevzuat konusunda da BDDK ile temaslarımız oldu. Kamunun ve yerel yönetimlerimizin ihtiyaçlarını yerli ürünlerden karşılaması konusundaki girişimlerimizi artırdık. Başta Ankara Büyükşehir Belediyesinin alımları olmak üzere önemli mesafeler katettik. Bunun yanı sıra TOBB öncülüğünde gerçekleştirilen nefes kredisine tüm odalarımız gibi imkanlarımız ölçüsünde katılmaya devam ettik. Biz bize yeteriz kampanyasına katkı sağladık. Ankara Valiliğimizin çalışmalarına nakdi ve ayni ciddi katkılar sağladık. Pandeminin ilk döneminde çok sayıda hastanemizin çeşitli tıbbi malzeme ihtiyacını üyelerimiz kanalıyla temin etmeye çalıştık. Hala da imkanlarımız ölçüsünde üyelerimizin de katkılarıyla bu destekleri vermeye devam ediyoruz. ”
Pandemi sürecinde kendilerini en çok yoran konulardan birinin sanayideki çalışma saatlerine ilişkin düzenleme olduğunu anlatan Özdebir, “Yaşanan sıkıntıları anlatmamız biraz zaman aldı ancak sonuçta sıkıntıyı çözebildik” dedi. Üretimin aksamaması ve iş yerlerinde huzursuzluk olmaması adına Mayıs ayından bu yana Sanayi ve Teknoloji ve Sağlık Bakanlıklarıyla işbirliği içinde sanayi işletmelerinde Covid-19 tarama testleri gerçekleştirdiklerinin altını çizen Özdebir, “Mayıs ayında çok sayıda firmamızın 10 bin çalışanına PCR yöntemiyle test uyguladık. Ekim ayından bu yana da yine Sağlık Bakanlığımız işbirliğiyle, talep eden iş yerlerimizde antikor yöntemiyle tarama testlerine devam ediyoruz. Bu süreçte çok sayıda laboratuvarla özel anlaşmalar da yaptık. Üyelerimizin güvenilir yerlerde ve çok uygun koşullarda PCR testi yaptırabilmesi için de çaba gösteriyoruz. Hep birlikte, el birliğiyle bu sıkıntıları aşıp umarım en kısa zamanda sağlıklı günlere kavuşacağız” ifadelerini kullandı. Ekonominin genel durumu ve 2021 yılından beklentilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdebir, 2020 yılına büyük umutlarla başlamalarına karşın pandeminin yanı sıra deprem felaketleri yaşadıkları zor bir yılı geride bıraktıklarını belirtti.
Pandeminin küresel ölçekte hızla yayılması ve ülkeleri hazırlıksız yakalamasının, eş zamanlı olarak küresel bir sağlık krizine, ekonomik krize ve milyonlarca insanı aşırı yoksulluğa iten bir insani krize yol açtığını anlatan Özdebir, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: ” İzolasyonların kısmen kaldırılmaya başladığı 2020 yılının üçüncü çeyreği itibariyle toparlanma başlamış ve yüzde 6,7 büyüme gerçekleşmiştir. Bundan sonraki süreçte önemli olan büyümenin sürdürülebilir olmasıdır. Yılın son çeyreğinde ivmelenme azalsa da öncü rakamlar pozitif bir büyüme göreceğimize işaret ediyor. Ancak, üretim yapımızı bir an önce değiştirmeli ve sanayi üretimini dışa bağımlılığı azaltılmış bir yapıya dönüştürmeliyiz. Yerli ve milli bir sanayi için ileri seviyede bir teknolojik dönüşüm politikası ortaya koymamız gerekir. İlerleyen süreçte; sürdürülebilir bir enflasyon, istikrarlı bir faiz ve kur düzeyi ile birlikte ekonomimize olan güvenin tesis edilerek, yatırımcılarımızın yeniden yatırım fırsatlarını değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum. Sağlıklı bir büyüme için ayrıca; üretim, verimlilik, dijitalleşme ile işgücünün niteliğinin ne kadar önemli olduğunu da unutmamamız gerekir. 2021 yılında yazmamız gereken ‘yeni büyüme hikayemizin’ en önemli unsurları; teknolojik dönüşümü sağlayarak dışa bağımlılığı azaltmak ve verimliliğimizi artırmak olmalıdır. Dışa bağımlılığın azaltılması yaratıcı düşünmeyi teşvik eden, teknoloji çağına uyum sağlayabilecek yeni nesillerin yetiştirilmesi, sanayide dijital dönüşüm ve verimliliğin artması ile mümkün olacaktır” diye konuştu.
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran da Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında alınan tedbirlerin ekonomiyi doğrudan etkilediğini belirtti. 2020 yılı dünya ekonomisinin zorlu sınav verdiği bir yıl olduğunu ifade eden Baran, “ABD ve AB gibi güçlü yapıların bile sağlık sistemlerinin tıkandığını gördük, çaresizliklere tanık olduk. Ekonomiler tecride mahkûm oldu. Neredeyse dünyanın yegâne tedarikçisi durumundaki Çin’in salgınla mücadele için sınırlarını kapatması tüm dünya imalatını ve ticaretini sıkıntıya soktu. Ticari ve ekonomik hayat sarsıldı. Bazı hesaplamalara göre salgının dünya ekonomisine verdiği zarar 3,4 trilyon doların düzeyinde. 2021 yılına girmemize birkaç gün kala, tüm dünyada üzerinde en çok konuşulan konuların başında yeni dünya düzeninin nasıl olacağı ve ekonomilerin nasıl toparlanacağı yer alıyor. IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar 2020 yılında dünya ekonomisinin yüzde 4’ler seviyesinde küçüleceğini, 2021 yılında ise yüzde 5’ler seviyesinde büyüme olacağını öngörüyor. Salgın sonrası oluşacak yeni dünya düzeni içinde öne çıkmak, rekabetçiliği artırmak, yeni tedarik ağının içinde var olmak için yol haritamızı çizmek zorundayız” dedi. 2021 yılı başından itibaren pandeminin etkilerinin bertaraf edilerek, üretim ve ihracat yapmaya odaklanılması gerektiğini kaydeden Baran, “Salgın sonrası oluşacak yeni dünya düzeni içinde öne çıkmak, rekabetçiliği artırmak, yeni tedarik ağının içinde var olmak için yol haritamızı çizmek zorundayız. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi riski az, güveni yüksek, kazancı tatminkâr bir cazibe merkezi haline getirmekteki kararlılığını ifade etmişti. Kıtaların kesişme noktası olan Türkiye, ekonomi ve hukuk alanında hayata geçirilecek reformlarla birlikte daha da cazip bir ülke haline gelerek yatırım çekmeye devam edecektir” diye konuştu.
Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz da pandeminin etkilerinin azalmasıyla beraber ertelenen yatırımların yeniden canlanacağını ifade etti. 2021 yılının başlarında en çok aşının konuşulacağını belirten Yavuz, “Çünkü bizi bu beladan kurtaracak tek şey aşı ve aşının başarısı. Aşının adı bile piyasaları hareketlendirdi, yatırım iştahını uyandırdı. 2021 yılı öyle görünüyor ki bizim bu beladan kurtulacağımız yıl olacak” dedi. 2021 yılında insanlığı etkileyecek konulardan bir tanesinin de kuraklık olacağını dile getiren Yavuz, ”Giderek yüksek sesle dillendirilmeye başlanan bu konu, gıda enflasyonu ve tarımı doğrudan etkileyecek. Uzmanlar özellikle tahıl ve hububatta en az %10 rekolte kaybı bekliyor. Başta borsa başkanları olmak üzere, sizlere tavsiyem tedbirlerinizi şimdiden alın. Zira 2021’de bugüne kadar görmediğimiz gıda fiyatlarıyla, gıda enflasyonuyla karşılaşabiliriz” diye konuştu.
-“Ankara’yı tanıtmak hepimizin görevi” Türkiye Odalar ve Borsalar Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise Ankaralı Odaların, yaşadığı şehre sahip çıkması gerektiğini belirtti. Oda Başkanlarının Ankaralılık aidiyetinin düşük olduğunu ifade eden Hisacıkloğlu, “Meşhur bir medya uzmanı çektiği bir videoda havalimanına giderken en büyük mutluluk Ankara’dan ayrılmak demiş. Buna sosyal medyada çok cılız tepkiler verildi. Böyle olaylarda Ankara’ya karşı tepki verildiği zaman ortak duyarlılık içerisinde hareket etmemiz lazım. Ankara’da bulunan birçok finans kuruluşları İstanbul’a taşındı. Ankara artık sanayisiyle, yüksek teknolojik ürünleriyle, OSB’leri ve Ar-Ge merkezleriyle önemli bir sanayi şehri haline geldi. Yapılan bir araştırmada İstanbul’da yaşayanların yüzde 65’nin Ankara’yı görmediği belirlenmiş. Ankara’yı tanıtmak için hep birlikte hareket etmemiz lazım” dedi.
“2019’da tam belimizi doğrultacakken pandemi geldi” diyen Hisarcıklıoğlu, yapılacak çok iş olduğunu, reformlara süratle devam edilmesi gerektiğini belirterek, “Reformlar bitmez ve bitmemeli. Çünkü dünyanın şartları sürekl değişiyor, ayak uydurmanız lazım. Yani bisiklete binmek gibi. Pedalı çevirmezseniz düşersiniz” dedi. Yabancı sermaye ihtiyacımız olduğuna da dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, makro sorunların çözülmeden mikro sorunların çözülemeyeceğini de ifade etti. Pandemi döneminde düzenlenen toplantılarla iş dünyasının sorunlarını Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkililerine ilettiklerini söyleyen Hisarcıklıoğlu, “ Özel sektörün acil istek ve talepleri nelerdir diye sorduk. 365 oda ve borsadan 70 maddelik öneri seti geldi. Önerileri düzenlediğimiz toplantılarla Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümet yetkililerine ilettik ve bu maddelerin tamamına yakını uygulanmaya başlandı” diye konuştu.
Ankara İli Odalar ve Borsalar Müşterek Toplantısı’na, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Ankara Ticaret Borsası Faik Yavuz, Beypazarı Ticaret Odası Başkanı Ahmet Göçmen, Haymana Ticaret Odası Başkanı Ercan Özkan, Polatlı Ticaret Borsası Başkanı Yahya Toplu, Polatlı Ticaret Odası Başkanı Ulvi Sakarya, Oda ve Borsaların Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Sekreterleri katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır, Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi tebrik ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın 158. yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Milletin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kızılaya canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti.
“Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın kurucuları Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı Aziz Bey ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’yı saygıyla yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan fakat artık fani dünyadan ebedi âleme göç eden tüm büyüklere Allah’tan rahmet niyaz etti.
Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşenleri rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dört ana kategoride ödüllerini verecekleri kişi, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik etti, başarılarının daim olmasını diledi.
“DERDE DEVA OLMAK İÇİN KELİMEYE, CÜMLEYE İHTİYAÇ DUYULMAZ”
Tarihin her sayfasında Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim millî seciyemizin temel unsurlarıdır, hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar, millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi, hâl ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle ‘Hakkı tutup kaldırmak’, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz, tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Haziran 1868’de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılayın bu müesseselerden biri olduğunu ifade etti.
Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılayın 93 Harbi’nden Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar milletin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bilhassa, Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı’nda Kızılayın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız, millî mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakâr milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor; ‘Size selam, size hürmet, ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet, ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi, ne güzel iş. Kullarına Cenabıhakk bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allah’ımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.’ Ben de Rabbim bizi Kızılaydan mahrum bırakmasın diyorum.”
“Kızılay, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil zihin ve hafızalarına da kazınmıştır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin, iç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere bir ensar şuuruyla yaklaştığını ve şefkat kucağını açtığını söyledi.
Hilal-i Ahmer’in, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum” diye konuştu.
“KIZILAYIMIZ BUGÜNE KADAR 26 BİN TONU AŞKIN İNSANİ YARDIM MALZEMESİNİ GAZZE’YE ULAŞTIRDI”
Türk Kızılayın afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psiko-sosyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu’nun başını çektiği siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de, Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptık. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı ‘Gazze, Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psiko-sosyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze’nin yanı sıra siyonist barbarların hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır. Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi İsrail, mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür”
“Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Hitler’in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır” dedi.
Türkiye’nin bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu da gururla ifade etmek isterim, Kızılayımız, 190’ı aşkın üyeye sahip Kızılay-Kızılhaç Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur” diye konuştu.
Kızılayın elde ettiği bu başarının aynı zamanda Türk milletinin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunun da altını önemle çizmek durumundayım, 6 Şubat depremlerinde Kızılayımız tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. On binlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra AFAD’ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır.
Depremden en çok etkilenen altı ilimizde kurulan toplum hizmet merkezleriyle koruma, barınma, su ve sanitasyon alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve Çiftçi Destek Programları dâhilinde on binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Kızılay ve AFAD’ımızla birlikte arama-kurtarma çalışmalarından, şehirlerimizin yeniden inşasına deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“KRİTİK İLAÇLARI ARTIK ÜLKEMİZDE ÜRETECEĞİZ”
Kızılayın geçtiğimiz yıl 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışıyla yeni bir rekora imza attığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor. Birazdan inşallah canlı bağlantıyla temelini atacağımız Çubuk ilçemizde 130 bin metrekare alana sahip Protürk Fabrikası da bunlardan biridir. Protürk Projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz. Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız. Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz” ifadesini kullandı.
Projenin ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutladı.
Yurt dışından ithal edilen kan torbalarının da Türkiye’nin kendi imkânlarıyla üretileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Silivri’deki fabrikamızın da kuruluş çalışmaları sürüyor. Bu fabrikanın tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasını ülkemizde ve kendi tesisimizde imal ederek 1 milyar liralık ithalat maliyetini sıfıra indireceğiz. Çok yakın bir dönemde hizmete alacağımız bu yatırımın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kızılay camiamızın her bir mensubuna, iyiliği omuzlayan merhamet çınarımıza gözü gibi bakan tüm gönüllülerimize, bağışçılarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”
Konuşmasının ardından Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Millî Mücadele döneminde Hilal-i Ahmer Cemiyeti gönüllüsü ve Balkan Harbinde iki evladını şehit veren Bandırmalı Nuriye Hanım’ın Filistin Cephesinde düşmana karşı kahramanca mücadele eden ve cephenin düşmesi neticesinde kendisinden haber alınamayan son oğlu Murat’ın akıbetini öğrenmek üzere Türk Kızılayına hitaben kaleme aldığı mektubun yer aldığı bir tablo takdim etti.
Kızılay Ödülleri kapsamında Filistin Özel Ödülü’ne layık görülen 12 yaşındaki Gazzeli Renad Attallah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tasarımını kendisinin yaptığı ve üzerinde “Free Palestine” yazılı tişörtü hediye etti.
Ödül törenin ardından Ankara Çubuk’ta kurulacak Protürk plazma ilaç tesisinin canlı yayın bağlantısıyla temel atma töreni gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.
Koç Topluluğu, kuruluşunun 100. yılını temellerinin atıldığı Ankara’da özel bir davetle kutladı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç yaptığı konuşmada, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir” dedi.
Koç Topluluğu’nun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık yolculuğunun yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film gösterildi. Ayrıca Semahat Arsel ve Rahmi M. Koç’un tanıklıklarıyla aile hafızasına ve iki yüzyıla uzanan birikime ışık tutan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filmi de davetlilerle buluştu. Davete Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk katıldı.
Koç Topluluğu, kuruluşunun temellerinin atıldığı Ankara’da, 100. yıl etkinlikleri kapsamında Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da özel bir davet düzenledi. Davette, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk bir araya geldi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel, Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da davete katıldı.
Koç Topluluğu’nun kurucusu merhum Vehbi Koç’un 100 yıl önce Ankara’da mütevazı bir ticarethanede attığı adımla başlayan yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film davetlilerle buluştu. Rahmi M. Koç ve Semahat Arsel’in tanıklıklarıyla hazırlanan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filminin de özel gösterimi gerçekleştirildi.
Ömer Koç: “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hâmlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir.” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç konuşmasına “Ankara; Millî Mücâdele yıllarında milletimizin istiklâl kararlılığının simgesi olmuş, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte kalkınma ve çağdaşlaşma irâdesinin de merkezi hâline gelmiştir. Bu şartlarda, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilât; çatısı altında bulunduğumuz Ankara Ticaret Odası’na 31 Mayıs 1926 tarihinde kaydedilmiştir. O teşebbüsün, bugün ülkemizin sanâyi, üretim ve mühendislik gücünü dünyâ ölçeğinde temsîl eden itibârlı bir müesseseye dönüşmüş olması bize gurur veriyor” diyerek başladı.
Ömer Koç, Koç Topluluğu’nun asırlık hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma yolculuğuyla aynı istikâmette geliştiğini vurgulayarak, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir. Ülkemizde ilk anonim şirketin kurulması, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding olma ve ilk özel vakfı kurma gibi pek çok alanda öncü olmuştur. Genç Cumhuriyet’in çalışma azmi, üretim heyecânı ve aydınlık istikbâl tasavvurunda filizlenen topluluğumuz; sanâyileşmeyi vatan için üstlendiğimiz çok mühim bir mesûliyet olarak değerlendirmiştir. Vehbi Bey’in “Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” şiârı yalnızca ferdî bir yaklaşımı değil; nesilden nesile taşınan bir vâzîfe anlayışını ifâde etmektedir” diye ekledi.
Ömer Koç: “Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük.” Koç Topluluğu’nun geride bıraktığı ilk yüzyıl boyunca büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmediğini vurgulayan Ömer Koç, “Bu anlayışla; geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdâmı müşterek refâhın unsurları olarak telâkki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmedik. Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük” diye konuştu.
Ömer Koç, Topluluğun sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addettiğini belirterek, “Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışma arkadaşımızla faâliyet gösteren uluslararası bir topluluk hâline geldik. Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Koç Holding olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağlıyor, hizmet veriyor ve mühendislik kapasitemizi geliştiriyoruz. Hangi coğrafyada faâliyet gösterirsek gösterelim, dâimâ memleketimize karşı duyduğumuz mesûliyetin ve bayrağımızı dünyânın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz. Hangi alanda çalışırsak çalışalım; işimizi dâimâ ülkemize kalıcı değer üretme hedefiyle yürütüyoruz. Sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addediyoruz” dedi.
Ömer Koç: “İkinci yüzyılımızda da aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz.” İkinci yüzyıllarına aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yürümeye devâm edeceklerini belirten Ömer Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İkinci asrımıza adım atarken; genç nüfusumuzun girişimcilik kâbiliyetinden, sanâyi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Koç Topluluğu olarak; ilk yüzyılımızı büyük bir gayret ve kararlılık duygusuyla geride bıraktık. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda lâik cumhuriyetin değerlerine sâhip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki; elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sâyesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”
Davette Ömer Koç’un ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Koç Topluluğu’nun hikayesi Cumhuriyet’imizin ekonomik kalkınma serüveniyle kesişen, örtüşen bir hikayedir. Ankara’nın köklü ticaret kültürü ahilik geleneğinden beslenen iş ahlakı ve girişimcilik anlayışı içinde filizlenen bu yolculuk zamanla ülkemizin en büyük sanayi ve hizmet topluluklarından birine dönüşmüştür. Merhum Vehbi Koç’un henüz genç yaşlarda Ankara’da başladığı ticaret hayatı çalışkanlık, dürüstlük ve ileri görüşlülük temelinde yükselmiş ortaya koyduğu vizyon nesiller boyunca taşınan güçlü bir kurumsal yapının temelini oluşturmuştur. Topluluğun tarihine bakıldığında Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunun birçok önemli durağında izlerini görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.