Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Otomobili’nin Üretileceği TOGO Mühendislik, Tasarım ve Üretim Tesisleri İnşaatına Başlama Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin Otomobili sadece ülkemizde değil dünyanın birçok yerinde ses getirdi” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Otomobili’nin Üretileceği TOGG Mühendislik, Tasarım ve Üretim Tesisleri İnşaatına Başlama Töreni’ne katıldı.
Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 60 yıllık hayali gerçeğe dönüştürme yolunda tarihî bir adım atılan bir günde katılımcılarla beraber olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
“MİLLETİN HER BİR FERDİ, TÜRKİYE’NİN GÜCÜNÜ TEMSİL EDEN BU PROJEYİ SAHİPLENDİ”
Türkiye’nin Otomobili’nin geçen Aralık ayında tanıtıldığını, örnek modellerin kamuoyu ile paylaşıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin Otomobili sadece ülkemizde değil dünyanın birçok yerinde ses getirdi” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “60 yıl sonra bile olsa Türkiye’nin böyle bir hamleye girişmesi insanımız için nasıl umut olmuşsa içimizdeki bazı çevrelerin de âdeta kâbusu hâline geldi. Ülkemizin büyümesinden, güçlenmesinden, öz güveninin artmasından rahatsızlık duyanlar hemen yoğun bir karalama kampanyası başlattılar” diye konuştu.
Hayatlarında ülke ve millet hayrına bir tek çivi dahi çakmamış olanların koro hâlinde iftira üretme yarışına koyulduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 83 milyonun sevincine ortak olmak yerine menüsünden, başlatma tuşuna kadar komik gerekçelerle projede açık arandığını ifade etti.
“Otomobilin kaputu da farı da varmış” manşetleri atanların aslında kendi seviyelerini, cahilliklerini ortaya koyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm çabalara, araştırmalara rağmen projeye kusur bulamadıklarını anlattı.
Milletin her bir ferdinin, Türkiye’nin gücünü ve üretim kapasitesini temsil eden bu projeyi sahiplendiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllardır içeriden ve dışarıdan sabotajlara maruz kalmış bir hayalin gerçeğe dönüşmesi karşısında milyonlarca yürek yeniden heyecana kapıldı. Biz de milletimizin bu beklentilerini boşa çıkarmamak için koronavirüs salgınına rağmen gece gündüz demeden çalıştık, çabaladık. Tüm dünyanın yatırımlarını durdurduğu veya askıya aldığı bir dönemde Türkiye olarak sağlıktan ulaşıma, tarımdan sanayi, enerji, çevreye kadar her alanda projelerimize hız verdik. Salgın döneminde hizmete aldığımız hastaneler, barajlar, sulama tesisleri, millet bahçeleri, ulaşım yatırımları eser ve hizmet siyasetimizin yeni nişaneleri olarak ülkemizin dört bir yanında yükselmiştir” diye konuştu.
“BUGÜN SALGINA RAĞMEN DEVASA BİR PROJEYİ HAYATA GEÇİRMENİN HAKLI GURURUNU YAŞIYORUZ”
Temeli atılan Türkiye’nin Otomobili Fabrikası’nın bu yatırım zincirinin altın halkası olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece bir yatırıma başlamanın sevincini değil, salgına rağmen devasa bir projeyi hayata geçirmenin haklı gururunu yaşadıklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün inşaatına başlanacak tesisin sadece bir fabrika olmadığını, insanların zihnindeki fabrika algısını kökten değiştirecek, içinde farklı tesislerin olacağı devasa bir üretim kompleksi olacağını kaydetti.
Millî otomobillerin üretim öncesinden, üretim sonrasına kadarki tüm süreçlerinin buradan idare edileceğini, TOGG tarafından üretilecek tüm otomobillerin Ar-Ge’si, tasarımı ve seri üretiminin bu tesislerde yapılacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, test ve müşteri deneyim parkıyla da fabrikanın doğrudan vatandaşlara hizmet edeceğini, çocukların ve gençlerin yeni teknolojilerle burada tanışacağını söyledi.
Tesiste çevre hassasiyetinin de en üst düzeyde tutulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üretim ve fabrikanın inşasında kullanacağımız çevre dostu teknolojilerle bu alanda çıtayı daha da yükseğe taşıyoruz. Büyük, güçlü ve yenilikçi ülke vizyonumuzun sembollerinden biri olacak bu eserin genç kuşaklara da ilham aşılayacağına inanıyorum” sözlerine yer verdi.
“DÜNYADA BÜTÜN BAŞARILARIN ARKASINDA AZİM, CESARET VE MÜCADELE VARDIR”
Projede emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Dünyada bütün başarıların arkasında azim, cesaret ve mücadele vardır. Unutmayalım başarıya giden yol çoğu zaman engellerle, mayınlarla, sabotajlarla, hatta ihanetlerle doludur. Türkiye’nin bir asra yaklaşan kalkınma mücadelesinde bunların hepsi fazlasıyla yaşanmıştır. Ülkemizin özellikle ekonomide, üretimde, sanayide, finansta, dış politika ve güvenlikte bağımsızlığını sağlamaya dönük tüm hamleleri gizli bir elin müdahalesiyle hep engellenmiştir. Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası, Nuri Killigil’in modern silah ve cephane fabrikası, merhum Erbakan Hocamızın gümüş motor projesi birileri tarafından hep sabote edilmiştir. Otomotiv sanayinde ülkemizin önünde yeni bir yol açacak Devrim Otomobili girişimi de son derece basit sebeplerle rafa kaldırılmıştır. Rahmetli Erbakan Hocamızın ifadesiyle Türkiye’nin şeftali yerine motor üretmek istemesi daima birilerini endişelendirmiştir. Tasarlayan, geliştiren, üreten ve ürettiğini tüm dünyaya ihraç eden bir ülke idealimiz maalesef bir türlü gerçeğe dönüşmemiştir. ‘Başaramayız, üretemeyiz, üretsek de satamayız.’ diyen korku lobisi Türkiye’yi dışa bağımlı kılmak için her seferinde harekete geçmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devrim Otomobili’nin hazin hikayesini ve 1961 tarihli Otomotiv Sanayii Kongresi’ni hatırlatarak, kongreye ilişkin anekdot paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devrim Arabaları en başından itibaren öksüz kalmış, basın, bürokrasi ve siyasette güçlü uzantıları olan ithalatçı lobi tarafından basit gerekçelerle devre dışı bırakılmıştır. Türkiye’nin Otomobili’ni tanıttığımızda bizi eleştiren gazetelerin hemen hepsi 60 yıl önce de kalemşörleriyle Devrim Arabalarına aynen bu şekilde saldırıyorlardı” ifadelerini kullandı.
“BİZ TÜRKİYE’NİN POTANSİYELİNE İNANIYORUZ”
“Denizin dibinden inci çıkarmak isteyen vurgun yemeyi göze almalıdır” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizin bekası, milletimizin huzuru için kefenimizi giyerek çıktığımız bu kutlu yolda biz de vurgun yemeyi göze aldık ve alacağız. Son 18 senede neleri başardıysak sabotajlara, engelleme girişimlerine, tehditlere rağmen başardık. Attığımız her adımda paradan para kazanmaya alışmış tufeylilerin, krizden ve kaostan beslenen asalakların direnişiyle karşılaştık. Sadece vesayet odaklarıyla, bürokratik oligarşiyle, idare-i maslahatçı zihniyetle değil, aynı zamanda 80 senedir Türkiye’nin başına musallat olan ‘istemezükcü’ lobiyle de mücadele ettik. Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan, millet âşıklarının projelerini sabote edenler, bizim çalışmalarımıza da mani olmaya çalıştı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bayraktar İnsansız Hava Araçlarının hangi zorluklardan geçerek bugünlere geldiğine bizzat şahitlik ettiğini belirterek, hava araçlarının vatan savunması ve terörle mücadeledeki başarılarının altını çizdi.
Devletin hazinesinin de maliyesinin de bu işi bitirmeye yeterli olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP’nin takoz siyasetine rağmen, sonuçta ülkemizi sanayiden üretime, sağlıktan millî teknolojiye kadar her alanda hayalleriyle buluşturduk. Çünkü biz bu ülkeye bu millete güveniyoruz. Biz Türkiye’nin potansiyeline, tarihi şanlı destanlarla dolu Türk milletinin zorluklar karşısındaki mücadele azmine inanıyoruz. Biz, fırsat verildiğinde insanımızın neleri başaracağını yakinen biliyoruz. Her zaman söylüyorum. Bugün Bursa’dan yine söylüyorum. Biz ‘İman varsa imkân da vardır’ şiarıyla hareket ediyoruz” şeklinde konuştu.
“ARACIMIZI 2022 YILININ SON ÇEYREĞİNDE BANTTAN İNDİRMEYİ PLANLIYORUZ”
Anketlerde milletin bu projeyi destekleme oranının yüzde 95’in üzerinde olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “Bu tablo, hem bizim hem de bu işe gönül veren ekibin motivasyonunu daha da artırıyor. Salgın döneminde bir yandan fabrika inşaatına başlamak için tüm süreçleri tamamlarken, diğer yandan da 78’i Türkiye’de yerleşik firmalardan oluşan tedarikçi seçimlerinin yüzde 93’ünü tamamladık. Çin’de dış tasarım, Avrupa Birliği ülkelerinde ise iç ve dış tasarımımızın tescil işlemleri bitti. Rusya, Güney Kore, Japonya ve Amerika’daki tasarım tescil süreçleri devam ediyor. Kullanıcı araştırmaları ve mühendislik çalışmalarının tümü yine planlanan takvim çerçevesinde gerçekleşti. Bugün ise ‘Bismillah’ diyerek tesisimizin inşaatına inşallah birlikte başlıyoruz. Burası Bursa. Çok önemli bir yer. Sadece Yeşil Bursa değil, burası payitaht Bursa. Fabrikayı 18 ayda tamamlamayı ve aracımızı 2022 yılının son çeyreğinde banttan indirmeyi planlıyoruz. Böylece Avrupa’nın, doğuştan elektrikli ilk ve tek SUV modeli Türkiye’den yola çıkacak. Üretime geçtikten üç yıl sonra, binek otomobillerde ülkemizde en yüksek yerlilikle üretilen tek marka, Türkiye’nin Otomobili olacaktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fabrika alanında 4 binin üzerinde vatandaşın istihdam edileceğini, dolaylı istihdam da düşünüldüğünde bu sayının çok daha fazla olacağını kaydetti.
“TÜRKİYE’NİN OTOMOBİLİ PROJESİ’NDEN HEP BİRLİKTE ALNIMIZIN AKIYLA ÇIKACAĞIZ”
Bölgedeki üniversitelerle iş birliği hâlinde sanayii kuruluşlarına nitelikli iş gücü kazandıracaklarının da altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tedarikçiler arasında daha önce büyük üretici için çalışmamış filiz girişimciler bulunduğunu, kendini TOGG ile ispat edecek bu şirketlerin, küresel tedarikçi olma potansiyeline sahip olduklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geri görüş kameralarında bir dünya markası çıkarabileceğimiz gibi, akıllı yaşam teknolojilerinde çığır açıcı işler Türk firmalarından çıkacaktır hiç endişe duymuyorum” dedi.
“Türkiye’nin Otomobili’nin alametifarikası elektrikli olmasıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Lityum, elektrikli otomobillerin bataryalarının hızlı şarj olmasını, ömrünün ve kullanım mesafesinin özellikle de uzamasını sağlar. Eti Maden İşletmemiz, bor kaynaklarından lityum üretilmesi için iki, üç yıldır Ar-Ge faaliyetleri yürütüyor. Projeyle rafine bor üretimi sırasında ortaya çıkan atıklar geri kazanılarak lityum üretilecek. Pilot üretim tesisinin projesini tamamladık, inşallah haftaya montaja, yılsonunda ise üretime başlıyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah, pek çok işimizden olduğu gibi, Türkiye’nin Otomobili Projesi’nden de hep birlikte alnımızın akıyla çıkacağız. Bu hayali gerçekleştirmek için yola çıktığımızda özel sektörün koordinasyonunu sağlama görevini Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimize vermiştik. Bu kurumumuzun öncülüğünde bir araya gelen babayiğitler, hamdolsun işi bu noktaya kadar getirdi. Kendilerini bir kez daha şahsım, milletim adına gönülden tebrik ediyor, inşallah gerisini de aynı azim ve kararlılıkla yürüteceklerine inanıyorum” sözlerine yer verdi.
“SAHADAN ALDIĞIMIZ BİLGİLER EKONOMİDEKİ CANLANMAYI GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE TEYİT EDİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronovirüs salgınına da değinerek salgının yaralarını sarmaya başladıklarını, verdikleri destekler sayesinde ekonominin çok hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini söyledi.
Türkiye’nin mayıs ayında küresel ölçekte en hızlı toparlanan ilk üç ülkeden birisi olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu performansla Amerika, Çin, Almanya, Güney Kore ve Rusya gibi ülkeleri de geride bıraktık. Tabii biz sadece endekslere bakarak konuşmuyoruz. Sahadan birebir aldığımız bilgiler de ekonomideki canlanmayı güçlü bir şekilde teyit ediyor. Verilerimize göre, ilk altı ayda sanayi siciline yaklaşık 7 bin işletme kaydoldu, yani üretime başladı. İstanbul, Bursa, Ankara, Konya ve İzmir başta olmak üzere yurdun dört bir yanında yeni işletmeler faaliyete geçti. Sadece haziran ayında ise bin 421 yeni sanayi işletmesi kuruldu. Bu sayı, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 91’lik bir artışa tekabül ediyor” bilgisini paylaştı.
Yılın ilk yarısında sadece Organize Sanayi Bölgelerinde 606 üretim tesisinin faaliyete geçtiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, gıdadan kimyaya, mobilyadan makine imalatına varıncaya dek farklı sektörlere odaklanan bu fabrikalar için özel sektörün 9 milyar liraya yakın yatırım yaptığını kaydetti.
Haziran’da düzenledikleri 859 yatırım teşvik belgesiyle teşvik tarihindeki aylık belge rekorunu kırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özel sektörün 84 milyar liralık sabit yatırımı için teşvik belgesi verdik. Bu yatırımlar tamamlandığında 129 binin üzerinde vatandaşımıza yeni iş imkânı doğacaktır” açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımı, üretimi, yenilikçiliği, girişimi ve istihdamı çok farklı teşvik mekanizmalarıyla desteklediklerini dile getirerek, canlanmanın kalıcı hâle gelmesinde özel sektöre de sorumluluklar düştüğünü söyledi.
Reel sektörden üretime, ihracata, katma değeri yüksek ürünlere odaklanmalarını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Günümüzün ihtiyaçlarını karşılayan ürünler üretmenin yanı sıra özellikle geleceğin taleplerini belirleyen yenilikçi projelere de yoğunlaşmanızı bekliyoruz. Tek sermayesi bu millete karamsarlık aşılamak olan şeamet tellallarına lütfen kulak asmayın” uyarısında bulundu.
“TÜRKİYE BÜYÜK VE GÜÇLÜ BİR ÜLKEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye; tarihiyle değerleriyle coğrafyasıyla beşeri sermayesiyle üretim kapasitesiyle büyük ve güçlü bir ülkedir. Biz çalışırsak, gayret gösterirsek, devlet-millet olarak sırt sırta verirsek, Allah’ın izniyle aşamayacağımız hiçbir zorluk yoktur. Devrim Arabalarından tam 60 yıl sonra gerçeğe dönüştürdüğümüz başarı hikâyesi, bunun en güzel örneğidir. ‘Devrim Otomobili’ni’ müzeye mahkûm edenler, ‘Devrin Otomobili’nin’ yollarımızda kullanılmasına mani olmayacaklardır. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Otomobili’nin hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin bu aşamaya ulaşmasında emeği ve katkısı olan herkesi tebrik ederek; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ve yönetimine, projeye yüreğini koyan babayiğitlere, gecesini gündüzüne katarak projenin bugünlere gelmesini sağlayan TOGG ekibine teşekkürlerini sundu.
Bu alandaki büyük beklentileri hayata geçireceklerine inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini “İnşallah bizler de projenin tüm saflarında yanınızda olmaya, sizleri desteklemeye devam edeceğiz. Mevla’m yolumuzu, bahtımızı açık etsin” diyerek tamamladı.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve TOBB ve TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından yerli otomobilin maketi hediye edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beraberindekilerle “Ya Allah, Bismillah. Hayır olsun” diyerek butona basmasıyla fabrika temeline ilk beton döküldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılar aile fotoğrafı çektirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil; kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ve imzalanan anlaşmaların ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek, açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi’yi bölgenin içinden geçtiği zorlu dönemde üstlendiği görev için tekrar tebrik etti. Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile de ilişkileri kurumsal temelde güçlendirmeye matuf stratejik adımlar attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakaladıkları bu ivmeyi Irak Başbakanı ez-Zeydi ile daha ileri noktalara taşıyacaklarına inandıklarını belirterek, Türkiye olarak Irak Başbakanı ez-Zeydi’ye ihtiyaç duyduğu her alanda destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.
Bu kardeşlik zemini temelinde ilişkileri kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İran, Suriye ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. İlişkilerimizi daha da ileri taşıyacak belgeleri huzurlarımızda az önce imzaladık” diye konuştu.
“IRAK’IN HUZUR VE İSTİKRARINI ÜLKEMİZİN DURUMUNDAN AYRI TUTMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yanı başındaki savaş ortamının etkisiyle görüşmelerde güvenlik, terörle mücadele, enerji ve ulaştırma konularının bir hayli yer tuttuğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Komşumuz Irak, maalesef bu savaş ve istikrarsızlık ortamından en çok etkilenen ülkelerden biridir. Biz, geçmişten bu yana Irak’ın huzur ve istikrarını ülkemizin durumundan ayrı tutmadık, tutmayız. Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil, kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz. İnşallah her iki ülkeye de ağır bedeller ödeten bu meseleyi kalıcı olarak gündemimizden çıkartacağız. Öte yandan, Irak’ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”
“HEDEFİMİZ, EN YAKIN ZAMANDA KAPSAMLI ENERJİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANMASIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaş ortamının kendilerini sadece savunma konusunda değil, enerji ve ulaştırma alanlarında iş birliklerini derinleştirmeye sevk ettiğine dikkati çekti.
“Körfez bölgesinin dünya ile bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi’nin mevcut gelişmeler karşısında her zamankinden daha önemli hâle geldiğini görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda Sayın Başbakan’ın da güçlü bir iradeye sahip olduğunu memnuniyetle müşahede ettim. İş birliğimizin bir diğer önemli başlığı enerjidir. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması dün itibarıyla sona erdi. Şimdi hedefimiz, en yakın zamanda iki tarafın da faydasına olacak kapsamlı enerji iş birliği anlaşması imzalanmasıdır. British Petrol’ün operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihî bir adım olmuştur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliğinden etkilenen iki komşu ülke olarak suyun sürdürülebilir kullanımına yönelik iş birliğinin ilerletilmesi yönündeki iradelerinin tam olduğunu söyledi.
Bu noktada Türkiye olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, su konusunu akılcı, bilimsel ve insani temelde daimî bir iş birliği alanı olarak gördüklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak ile geçtiğimiz yıl 17 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmimizi çok daha ileri seviyelere taşımayı istiyoruz. Bu çerçevede Sayın Başbakan’ın heyetindeki bakanların, iş insanlarımız, müteahhitlerimiz ve yatırımcılarımızdan oluşan geniş bir heyetle bir araya gelmesini de son derece önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.
“IRAK’TAN 1 MİLYON VARİL PETROL İHTİYACIMIZI KARŞILAR”
Irak Başbakanı ez-Zeydi ile güncel bölgesel gelişmeler hakkındaki görüşlerinin büyük ölçüde benzer olduğunu memnuniyetle müşahede ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın bölgesiyle bütünleşmesine yönelik çabaları ve bilhassa Suriye ile temaslarını yapıcı adımlar olarak görüp desteklediklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın beşerî zenginliğinin vazgeçilmez bir parçası olan ve aralarındaki kardeşliğin en sağlam dayanağını teşkil eden Irak Türkmenlerine Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin de hassasiyetle yaklaştığını gördüğünü ifade ederek, “Heyetinde, Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Valisi Selman Ağaoğlu kardeşimize yer vermesini özellikle anlamlı buluyorum. Sayın Zeydi’ye ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyor, istişarelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin konuşmasında “Türkiye’ye günde 1 milyon varil biz petrol verebiliriz” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başka yere diyor muhtaç olmayın. 1 milyon varil. Evet Sayın Bakan, sağa sola muhtaç olmaya gerek yok. Hemen komşumuz Irak’tan inşallah 1 milyon varil petrolü buraya transfer ettik mi ihtiyacımızı karşılar” değerlendirmesinde bulundu.
IRAK BAŞBAKANI EZ-ZEYDİ: “BU ZİYARETİMİZ ASIRLAR ÖNCESİNE DAYANAN İLİŞKİLERİMİZİN PEKİŞTİRİLMESİNİN BİR NİŞANESİDİR”
Irak Başbakanı ez-Zeydi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmekten ve Türkiye ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bizim bu ziyaretimiz protokol icabı değil, asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin bir nişanesidir” dedi.
Irak Başbakanı ez-Zeydi, iki ülkenin aynı coğrafyayı, uygarlığı ve su kaynaklarını paylaştığına işaret ederek görüşmelerde enerji, ulaştırma, eğitim, su ve diğer birçok konunun ele alındığını belirtti.
Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilere dair Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bu ilişkilerin daha da yüceltilmesi, güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Kardeşlik içerisinde bir ortaklık arzu ediyoruz ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’yla (görüşmede) dedim ki: ‘Bize aslında coğrafya doğal olarak iki nehir vermiş. Biz üçüncü nehrin de artık ekonomi nehri olmasını istiyoruz.’ Ve bu da tabii ki Kalkınma Yolu’dur” diye konuştu.
Irak Başbakanı ez-Zeydi, Türkiye ve Irak’ın Doğu ile Batı’nın birbirine bağlanmasını sağlayacağına dikkati çekerek “Irak ile Türkiye arasındaki ilişkiler daha da ileri gidecektir. Ekonomik kaynaklarımızı da yücelteceğiz, büyüteceğiz, enerji alanında da daha fazla petrol pompalayacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yani günde 1 milyon varil biz Türkiye’ye petrol verebiliriz diyor” ifadeleri üzerine Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Evet doğru, 1 milyon” dedi.
TÜRKİYE İLE IRAK ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin huzurunda, iki ülke arasında beş anlaşma imzalandı.
Bu kapsamda, “Eğitim ve Akademik İşbirliği Mutabakat Muhtırası”, Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ile Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Özel Kalem Müdürü General Abdulemir Şammari tarafından imzalandı.
“Gençlik ve Spor Alanlarında Mutabakat Zaptı”na, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin imza attı.
“Sınai Mülkiyet Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı”na ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Irak Maliye Bakanı Falih Sari tarafından imzalandı.
“Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı Üzerinden Demiryolu ve Karayolu Taşımacılığına İlişkin Mutabakat Zaptı” ile “Doğal Kaynaklar Karşılığında Irak Cumhuriyeti İçerisinde Ulaştırma Altyapısının Geliştirilmesine İlişkin Çerçeve Mutabakat Zaptı” da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Irak Ulaştırma Bakanı Veheb Selman Muhammed tarafından imzalandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Irak bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi daha sonra baş başa görüşmeye geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon; yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından ATO Congressium’da “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın açılış programına katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, İsrail tarafından Gazze’de şehit edilenler başta olmak üzere, idealistçe ve fedakârca yürüttükleri çalışmalar sırasında hayatını kaybeden medya mensuplarını rahmetle yad ederek başladı.
Bu önemli toplantının ülke, millet ve iletişim dünyası için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve ekibini anlamlı program vesilesiyle tebrik etti.
“ŞÛRA’NIN ÖNEMLİ BİR BOŞLUĞU DOLDURACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”
İki gün sürecek Şûra’ya bilgileriyle, tecrübeleriyle, görüş ve önerileriyle katkı sunacak kurum ve kuruluşlara, üniversitelerin yönetici ve hocalarına teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İletişim Şûra’mızın ilki, bundan 23 yıl önce 2003 senesinde yapılmış, internetin yaygınlaşmasına paralel olarak medyanın yeniden yapılandığı bir dönemde verimli tartışmalara zemin oluşturmuştur. Esasında uzun süredir sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, değişen şartlar karşısında iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyuluyordu. Bu anlayışla geçen sene Şûra’nın hazırlık çalışmalarını başlattık. 1,5 yıllık süre zarfında gerek çalıştaylarla gerekse diğer etkinliklerle yoğun bir mesai takvimi dahilinde çalışmaları tekemmül ettirdik. Kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz, kısacası, iletişim camiasının aktörlerinin tamamı, bu süreçte aktif roller üstlendi. Her biri alanında uzman 425 kıymetli isim, 16 ayrı çalışma grubunda büyük bir özveriyle çalışarak, güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri getirdi.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu diplomasisinden yapay zekaya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretimi, iletişim hukuku ve dijital platformlar gibi iletişim alanındaki alt başlıkların tamamının ele alındığı oturumları son derece kıymetli bulduğunu vurguladı.
Özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şûra’nın içeriğini zenginleştiren gençlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şûra’nın gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla, eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi, öyle ümit ediyorum ki Türkiye’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir” diye konuştu.
“İLETİŞİMİN TEMEL AMACI, DOĞRU VE GÜVENİLİR BİLGİYİ MUHATABINA EN KISA YOLDAN ULAŞTIRMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişim bilimleri derslerinde atfedildiği üzere, aracın, mesajın kendisi olduğunu belirtti. Bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı, kolaylaştığı, yaygınlaştığı dinamik bir dönemin içinde olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uydu ve haberleşme teknolojilerinde neredeyse her gün, yeni bir gelişme, yeni bir ilerleme kaydediliyor. Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar, hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor. Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve dolaşım hızını çok önemli ölçüde artırmış durumda. Eskiden saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı alan işler, artık yalnızca dakikalar içerisinde, tek bir tuş veya komutla halledilebiliyor. Özellikle yapay zekâ modellerinin devreye girmesiyle, eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma, her alanda bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan azami surette istifade ediyoruz. Fakat, az önce ifade ettiğim araç ve mesaj bahsi, tam da burada giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkarıyor. Merkezinde bilgi ve enformasyonun yer aldığı bu teknolojiler aynı zamanda bizim düşünme ve olayları ele alma biçimlerimizi de etkiliyor. Bilhassa sosyal medya mecraları, hangi konunun üzerinde ne kadar duracağımızı, meseleye nereden ve nasıl yaklaşacağımızı, çoğu zaman hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlemektedir. Hatta bunlar sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif etmekte, muhayyel bir tarih, cansız, ruhsuz, derinliksiz bir kimlik inşa etmektedir. Dolayısıyla bu yeni vasat bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik tesirleriyle hem değerlerimizi hem de kültürümüzü tahrip etme riski taşımaktadır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün olgu ve algı arasındaki makas giderek açılırken, kitlelerin “algoritma faşizmi” denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışıldığını söyledi.
Bu süreçte en fazla zarar gören kavramın ise hiç şüphesiz hakikat olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişimin temel amacının, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve en kısa sürede ulaştırmak olduğunun altını çizdi.
Dezenformasyon ve manipülasyonun mebzul miktarda yer aldığı yeni iletişim ortamının, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp ona yeni bir elbise giydirerek güçsüzlüğün kaynağı hâline getirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu acı gerçekle özellikle Kovid-19 salgını, orman yangını ve 6 Şubat depremlerinde çok yakından yüzleştiklerini dile getirdi.
“MİLLETİMİZİN İYİ NİYETİ AÇIKÇA İSTİSMAR EDİLDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o süreçte hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırısıyla muhatap olduklarını belirterek, şöyle konuştu: “Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından beşinci kol faaliyetleri ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece sinsi operasyonlarla karşılaştık. Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmî kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tezviratlar üretildi. Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personellerimizin emeği, mücadelesi, fedakarlıkları yok sayıldı. Sırf hükûmeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. Yine bu süreçte sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisi ile çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.”
“DEPREMİ KULLANARAK SİYASİ VE EKONOMİK FIRSATÇILIK YAPANLAR BUGÜN ADALETE HESAP VERİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarla afetzedelerin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldıklarını vurguladı.
“Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hepimize çok net biçimde gösteriyor” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor. Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Bir defa şunun bilinmesini isterim. Sui misalin emsal olmaması için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bundan son derece kararlıyız. Ucu nereye varırsa varsın. Bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların, ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz. Şurası da çok önemlidir: Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi, ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, biz dahil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür. Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla, meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz.”
“DİJİTAL EGEMENLİĞİ TEMİN VE TAHKİM ETMEK BİRİNCİ ÖNCELİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu gerçeğin inanıyorum ki hepimiz gayet farkındayız. Askerî anlamda ne kadar güçlü ne kadar caydırıcı olursanız olun, aile ve toplum yapınız ne kadar köklü, kurumlarınız ne kadar sağlam, doğal kaynaklarınız ne kadar zengin olursa olsun, ekonominiz ne denli dirençli, tarım ve sanayiniz ne ölçüde gelişmiş olursa olsun eğer hakikati tam anlamıyla ve tüm yönleriyle muhafaza edemiyorsanız, müreffeh ve huzurlu bir geleceği inşa edemezsiniz” dedi.
Yalanın hızla yayıldığı, mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin öneminin daha da arttığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle dijital egemenliği temin ve tahkim etmenin birinci öncelikleri olduğunu söyledi.
Güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısının ise dijital egemenliğin en kritik enstrümanlarından biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İletişim vizyonumuzu tüm unsurlarıyla hayata geçirmemiz bu yönüyle önemlidir. İletişimi yalnızca teknoloji parantezinde ele almak içinde bulunduğumuz bu çağda mümkün değildir. Kamu diplomasisinden ekonomik büyümeye, kriz ve afet yönetiminden verdiğimiz mesajların dünya kamuoyuna doğru bir şekilde aktarılmasına kadar iletişim çok geniş bir alanı kapsıyor. Bunun için iletişimin bütün imkân ve araçlarını en etkili surette kullanmak gerek geleneksel medyada gerekse dijital alanda güçlü bir varlık göstermek mecburiyetindeyiz.”
“KENDİ İLETİŞİM MODELİMİZİ BİÇİMLENDİRMEYE DEVAM EDİYORUZ”
İletişimde başarıyı sadece görünürlükle sınırlamanın doğru olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl başarının görünür olurken insan onurundan, özellikle mahremiyetten, hakikatten ödün vermemek olduğunu dile getirdi.
“Mahremiyetin aşındığı çağımızda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanı ve insani değerleri yok saymayan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan, medeniyet değerlerimizden beslenen bir anlayışla kendi iletişim modelimizi biçimlendirmeye devam ediyoruz. Hâlihazırda sadece kendi uydularımız üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkânına sahibiz” diye konuştu.
Kimlik ve kültürü yansıtan, tarihî ve millî değerleri ekranlara taşıyan film, dizi ve belgesellerin dünyanın dört bir yanında büyük bir beğeniyle izlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık uluslararası kamuoyu Türkiye’yi yalnızca başkalarının kaleme aldığı metinlerden veya tamamen karalama amaçlı çekilmiş sinema filmlerinden değil, kendi kültürümüzü ve gerçekliğimizi yansıtan filmlerden, dizilerden, belgesellerden, dijital platformlardan ve kültürel faaliyetlerden tanıyor. Bu, ülkemizin yumuşak gücünü artıran, milletimizin birikimini ve değerlerini dünyaya taşıyan, bizi anlatan son derece kıymetli bir kazanımdır” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA EDERKEN GELECEĞE YÖN VEREN GÜÇLÜ BİR VİZYONU DA HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kazanımı daha da büyütmekte kararlı olduklarının altını çizerek, “Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken aynı zamanda medeniyet değerlerimizden beslenen bir hikâyeyi, köklü bir hafızayı, geleceğe yön veren güçlü bir vizyonu da hayata geçiriyoruz. Sizlerin katkılarıyla bu vizyonu daha da ileriye taşıyacağımıza, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin hikayesini çok daha güçlü şekilde duyuracağımıza yürekten inanıyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının, stratejik iletişimden halkla ilişkilere, radyo ve televizyondan sinemaya, dezenformasyonla mücadeleden sosyal medya ve yapay zekaya, yerel medyadan kamu diplomasisine kadar iletişim sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirdiği şûrayı, bu hedefe giden yolda atılmış çok anlamlı bir adım olarak gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu düşüncelerle 2. İletişim Şûrası’nın bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve sektörün tüm paydaşları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Programda emeği geçenler başta olmak üzere fikir, tespit, tenkit ve değerlendirmeleriyle şûraya katkı sunan ve sunacak olan tüm kardeşlerime, tüm katılımcılara, uzmanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Şûra neticesinde son şeklini alacak belgelerin, iletişim vizyonumuza yeni bir boyut kazandırmasını temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, konuşmasının ardından İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ressam Kenan Işık’ın Ayasofya tablosunu hediye etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. www.kimlerburada.com Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.