Bizimle iletişime geçin

DÜNYA

KURUCU CUMHURBAŞKANI ELBAŞI NURSULTAN NAZARBAYEV’İN KAZAKİSTAN’IN MODERNLEŞMESİNDEKİ ROLÜ

Haberler

on

“1 Aralık Kazakistan Kurucu Cumhurbaşkanı Günü” münasebetiyle
KURUCU CUMHURBAŞKANI ELBAŞI NURSULTAN NAZARBAYEV’İN KAZAKİSTAN’IN MODERNLEŞMESİNDEKİ ROLÜ


Modernleşme süreçleri
Modernleşme olarak tanımladığımız süreç, devletlerin uluslararası arenada güçlü bir devlet olarak ayakta kalma çabasıdır. Bu kavram Avrupa ülkelerinin 17. yüzyılda uluslararası politikada ön plana çıkmasıyla gündeme gelmiş ve o günden bu güne gündemdeki yerini kaybetmemiştir. 19. yüzyılın sonuna doğru Japonya’nın başarılı bir şekilde modernleşmesi, Avrupa dışındaki ülkelerin de modernleşebileceği anlayışını oluşturmuştur.
Yirminci yüzyılda dünyanın çeşitli yerlerinde bir dizi modernizasyon atılımları gerçekleşmiştir. Özellikle İslam Dünyasında Türkiye bir model olarak ön plana çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki dönemde sömürgeci imparatorlukların dağılmasıyla bağımsızlıklarına kavuşan Asya ve Afrika ülkeleri de modernleşme süreçlerini başlattı. 1970’lerde önce Tayvan, Singapur, Hong Kong ve Güney Kore gibi “Asya Kaplanları” dalgası, sonra Çin’in başarısı gündeme gelmiştir. Günümüzde de Brezilya, Endonezya, Meksika ve diğer ülkelerde modernleşme süreci yaşanmaktadır. Bu örneklerde uluslar, tarihsel gelişimin zorluklarını aşmayı, dünya hiyerarşisinde daha üst sıralara tırmanmayı ve devletlerini radikal bir şekilde yenilemeyi başarmışlardır.

Nazarbayev Etkeni
1990’larda Kazakistan da modernleşme yolculuğuna başladı. Ülkemizin yeniden doğuşu ve ileriye doğru atılım dönemi 1990’ların zor tarihsel aşamasına denk gelmiştir. Bu dönem, uluslararası güvenlik, enerji ve petrol piyasası alanında önemli olayların yaşandığı ve ayrıca “Avrasya” adında yeni bir bölgenin oluşma dönemi idi. Kazakistan bu olayların tam ortasında ve bu yeni bölgenin tam merkezinde bulunmaktaydı. Bu dönem, 70 yıldan uzun süredir var olan uluslararası siyasi sistemin keskin bir şekilde yıkıldığı ve dünya oyuncularının hala bilinmeyen koşullarda diyalog ve işbirliği için uygun bir format aradığı bir belirsizlik ve küresel türbülans zamanıydı
Kazakistan’ın devlet olarak oluşumu böyle bir “kaynayan” uluslararası ortamda gerçekleşti. Bugün, bağımsız Kazakistan’ın gelişme yolunun ne olabileceği ile ilgili farklı görüşler olabilir. Ancak, ülkenin ilk liderinin kişiliğinin cumhuriyet tarihinde en önemli etken olduğu aşikârdır. Bir kişinin tarihin akışını değiştirdiği pek çok kez görülmüştür. Sorumluluk alma, ülkenin kalkınması hakkında net bir görüşe sahip olma ve onu savunabilme yeteneği gibi özellikler tarihin kritik dönüm noktalarında yönetimde bulunan insanlara hastır. Bu bağlamda Nursultan Nazarbayev’in Kazakistan tarihinde oynadığı rol; Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk, Fransa’da Charles de Gaulle, Malezya’da Mahathir Muhammed, Singapur’da Lee Kuan Yew ve Çin’de Deng Xiaoping’in ülkelerinin gelişiminde oynadığı rollerle kıyaslanabilir. Halk tarafından 1 Aralık 1991’de cumhurbaşkanı olarak seçilen Nazarbayev, kendi sözüyle “uçurumun kenarında duran” bir devletin tüm yükünü kendi omuzlarına almıştır.

Sovyet Sisteminin Çöküşü
SSCB’nin çöküşünün arifesinde Kazakistan’ın durumu oldukça kötü idi. İstatistiklere göre, kendisi de ekonomik ve teknolojik olarak gelişmiş ülkelerden geride kalan Sovyetler Birliği’nde, Kazakistan en son sıraların birindeydi. Açıkçası, SSCB’de Kazakistan’a sadece tarım ve hammadde deposu rolü biçilmişti. Dolayısıyla, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra, Kazakistan’ı zorlu bir süreç beklemekteydi. Öncelikle ülke coğrafik olarak dezavantajlı konumdaydı. Rusya ve Çin gibi büyük güçler ile istikrarsız güney arasında, uluslararası sulardan uzakta, kıtanın iç tarafında yer almaktaydı. Bu coğrafik konum bir yandan jeopolitik tehdit oluştururken, diğer yandan ekonomik zorluklar yaratmaktaydı. Buna ek olarak, ülkenin demografik yapısı da belirli çatışma riskini barındırmaktaydı.
SSCB’nin dağılmasıyla Kazakistan’ın ekonomik durumu daha da kötüleşmişti. 1990-1994 yılları Kazakistan’daki endüstriyel üretim hacmi yarıya, ulaşım 2/3’ye, tarım %30’a azalmıştı. Kömür, madencilik ve diğer sektörlerdeki sanayi devlerin çalışmaları durmuştu. İşsizlik artmış, kitlesel ekonomik göç başlamıştı. Bu şartlarda Kazakistan SSCB’de hüküm süren etkisiz ekonomik modelin üstesinden gelmek zorunda kalmıştır.

Kazakistan Modeli
Piyasa ekonomisine geçmek için çabalayan ülkede hantallaşmış devlet kurumları söz konusuydu. 130’dan fazla etnik gruptan ve 30’dan fazla dini mezhepten oluşan toplumda barışı ve uyumu korumak önemliydi. Dış politikada ise dünya toplumundaki yerimizi aramamız gerekmekteydi.
Bütün bu dikenli yollardan genç Kazakistan, Birinci Cumhurbaşkanının önderliğinde geçti. İlk yıllardaki zorluklar ve meydan okumalar başarılı bir şekilde aşıldı. Birçok kriz fırsata dönüştürüldü. Kazakistan Lideri, zamanında ve doğru kararlar verdi ve ülkeyi kriz ortamından yeni bir gelişme seviyesine getirmeyi başardı.
Nazarbayev dünyadaki kalkınma ve atılım yapma deneyimleriyle yakından ilgilenmekteydi. Başarılı ulusların tarihini derinlemesine incelemişti. Japonya, Güney Kore, Malezya ve Çin’in kalkınma yolları model olarak Nazarbayev’in masasında bulunmaktaydı. Ancak şunu açıkça belirtmemiz gerekir ki, Kazakistan hiçbir zaman yabancı kalkınma modellerini kopyalamamıştır. Ne Asya, ne Avrupa, ne de Amerika modelleri Kazakistan için tam olarak uyabilirdi. Çünkü bunlar; farklı politik, sosyal ve ekonomik koşullarda, farklı tarihsel dönemlerde ve farklı devletlerde uygulanmış modellerdi. Dünya deneyimlerinden evrensel ilkeleri çıkartan Nazarbayev, onları ulusal ortama ustaca uygulayabildi ve kendisinin etkili reformlar, kalkınma ve etkili yönetişim modelini oluşturdu.
1990’ların başından itibaren Nursultan Nazarbayev, devlet kalkınmasının tüm alanlarında hızlı bir reform programını geliştirdi ve ulusal modernleşmeyi başarıyla uyguladı. Kendi kalkınma formülünü “Önce Ekonomi, Sonra Siyaset” olarak belirledi. Diğer bir deyişle, demokratik kurumların gelişmesi için önce ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi gerekmekteydi. Bugün bu deneyim, “Nazarbayev Modeli” veya “Kazakistan Yolu” olarak da bilinmektedir. Bu modelin temelinde düşünceli ve aşamalı bir şekilde reform edilen devlet binası bulunmaktadır. Kazakistan’ın otuz yıllık kalkınma tarihini özetleyecek olursak, Kazakistan Birinci Cumhurbaşkanı’nın çabalarını üç temel reform ve kalkınma aşaması olarak ele alabiliriz.

Üçlü Modernleşme: Ekonomi, Toplum ve Politika
1990’ların başında Kazakistan’da birinci modernizasyon gerçekleşti. O dönemdeki hedef; kamu yönetim sistemini yeniden inşa etmek, piyasa ekonomisinin temellerini oluşturmak ve dünya topluluğuna entegre olmaktı. Bu dönemde Kazakistan ekonomik, sosyal ve politik alanlarda “üçlü modernleşme” gerçekleştirdi. Kazakistan, devlet aygıtının politik gelişiminde model olarak demokrasiyi seçti. 1995’teki yeni Anayasa temelinde, yürütme, yasama ve yargı yetkilerinin ayrılmasıyla siyasi bir sistem oluşturuldu ve hukukun üstünlüğünün temeli atıldı. Devlet derin ekonomik dönüşümler gerçekleştirdi ve piyasa ekonomisinin kilit mekanizmalarını oluşturdu. Belirsizlik ortamına karşı Kazakistan, istikrarı sağladı ve toplumdaki etnik ve dini uyumu koruyabildi.
Kazakistan kendisini barışçıl devlet olarak ilan etti ve SSCB’den miras kalan en büyük 4. nükleer cephaneliğinden vazgeçti. Genç devlet dünyanın çoğu ülkesi ile diplomatik ilişkiler kurdu, dünya toplumunun bir üyesi haline gelerek uluslararası alanda tanınmış oldu.
Bu süreçte Kazakistan beklenmedik bir hamle yaparak devletin uzun vadeli gelişimi için bir strateji geliştirdi. 1997 yılında Nursultan Nazarbayev, “Kazakistan-2030 Stratejisi”ni ilan etti. Sovyet sonrası ülkeler acil sosyal, ekonomik ve iç siyasi meseleleri çözmekle uğraşırken, Kazakistan’ın ilk cumhurbaşkanı ülkesini otuz yıl sonrası ufkunun ötesine bakmaya çağırdı.

Dünyanın İlk 30 Ülkesi Arasına Girme Hedefi
Kazakistan’ın ikinci modernizasyonu 1990’ların sonlarında başladı ve 2010’ların ortasında tamamlandı. Bu dönemde devlet olarak oluşan ve ayaklarında durmayı öğrenen Kazakistan, 1990lı yılların başındaki çetin reformlarının meyvelerini toplamaya başladı. Nazarbayev önderliğinde ekonomi, sürdürülebilir büyüme yakaladı. Ülkede modern bir devlet kurumları ve orta sınıf oluştu. Reformların sonucu olarak toplumun refah seviyesi yükseldi. 1990’ların başında kişi başına GSYİH 700 dolar iken, bu rakam 2013 yılında 12.000 dolara ulaştı. Bundan dolayı Dünya Bankası Kazakistan’ı orta gelirli ülkeler arasına aldı.
İkinci modernizasyon döneminde Kazakistan’ın önemli bir başarısı, bugün Birinci Cumhurbaşkanı Nur-Sultan’ın adını taşıyan devletin yeni başkentinin taşınması ve yeniden inşasıydı. Yeni başkent, devletin kalkınmasının bir dizi stratejik sorununu çözdü ve ülkemizin yeni tarihsel döneminin sembolü haline geldi. 2012 yılında Kazakistan, dünyanın en rekabetçi 50 ülkesi arasında girdi. Aynı yıllarda Nursultan Nazarbayev, “Kazakistan-2050 Stratejisi”ni açıkladı. Hedef, birkaç on yıl içinde dünyanın 30 ileri ülkesi arasına girmektir.

Manevi Modernleşme
Nazarbayev 2017’de Üçüncü Modernizasyonu açıkladı. Kazakistan, büyüme potansiyelini ortaya koymuştu. Nursultan Nazarbayev’in politikaları sayesinde Kazakistan’ın GSYİH’si 22 milyar dolardan 184 milyar dolara yükselmişti. İş faaliyeti koşullarını geliştirme çabaları, ülkeyi Dünya Bankası’nın “Doing Business” derecelendirmesinde 2005 yılındaki 86. sıradan 2019’da 25. sıraya taşımıştı.
Bu yeni kalkınma hedefine ulaşmak için topluma karşı sorumlu ve profesyonel bir devletin oluşturulması gerekmekteydi. Bu yeni dönemin öncelikleri arasında ekonominin etkili gelişimi, yurtdışından yatırım çekme, yenilikçi sanayileşme, daha fazla sosyal modernleşme ve halkın birliğinin korunması bulunmaktadır. Bu dönemde ulusal kalkınma, “Ruhaniy Jangıru” (Manevi Modernleşme) özel programı çerçevesinde beşeri sermayenin geliştirilmesine dayanmaktadır.
Hedefleri birbiriyle uyumlu olan üç modernizasyon, bütünsel bir güncelleme ve geliştirme sürecini oluşturmaktadır. İstikrarlı bir devlet yapısı ve güçlü başkanlık sistemi, ülkede reformların gerçekleşmesini mümkün kıldı. Genel olarak, ana sonuç şudur ki modern Kazakistan 1990’ların hayatta kalma mücadelesini çoktan aşmış ve en gelişmiş ülkeler arasında kendine özel yerini almak için küresel rekabete girişmiş bulunmaktadır.

Dengeli Dış Politika
Nazarbayev’in dış politika anlayışına da değinmek gerekirse, “çok vektörlülük” olarak tanımlanan dengeli politika sayesinde Kazakistan’ın güvenliği sağlandı ve ülke uluslararası toplumunu saygın bir üyesine dönüştü. Kurucu Cumhurbaşkanın uluslararası arenada ortaya attığı fikir ve girişimlerinin çoğu uygulandı. Kazakistan, küresel nükleer güvenlik alanındaki kilit ülkelerin biri haline geldi. Barışı koruma politikalarında ve Dağlık Karabağ, İran nükleer krizi, Ukrayna, Suriye ve diğer ülkelerdeki çatışmaların çözümünde bir takım sonuçlar elde etti. Kazakistan’ın barışçıl politikası, ülkenin AGİT, Şanghay İşbirliği Örgütü, İslam İşbirliği Teşkilatı, 2017-2019’da BM Güvenlik Konseyi’nin daimi olmayan üyeliği ve diğer uluslararası kuruluşların başkanlığına seçilmesine katkıda bulundu. Nazarbayev’in Avrasyacı fikri temelinde Avrasya Ekonomi Birliği oluşturuldu. Kazakistan DTÖ’ye üye oldu ve büyük altyapı projelerinin uygulanması sayesinde, Doğu ile Batı arasındaki ulaştırma ve ticaret koridorları bakımından merkezi ülke haline geldi.

Sonuç olarak, Nazarbayev’in önderliğinde gerçekleşen üç modernleşmenin neticesi olarak, Kazakistan “zaman sıçraması” yapmayı başardı. Diğer bir ifadeyle, ülke bir siyasi-tarihsel dönemden yeni bir döneme, bir ekonomik sistemden diğerine geçiş yaptı. Nazarbayev’in Kazakistan için yaptıklarını gelecek nesillere aktarmak amacıyla 2011 yılında, onun ilk olarak Cumhurbaşkanı seçildiği 1 Aralık günü Birinci Cumhurbaşkanı Günü olarak ilan edildi.

DÜNYA

GIDA SANAYİSİNDE 246 BİN İSTİHDAMIN ÖNÜNÜ AÇTIK

Haberler

on

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, gıda sanayisini çok yönlü desteklediklerini belirterek “2002’den bugüne gıda ürünleri imalatına yönelik olarak 8 bin 268 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Bu teşvikler kapsamında 594 milyar lira sabit yatırımla 246 bin istihdamın önünü açtık.” dedi.

F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri ve Üretim Teknolojileri Fuarı’nın açılışı Bakan Kacır’ın katılımıyla İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) yapıldı. Kacır, burada yaptığı konuşmada, toplumların gıdaya sürdürülebilir, sürekli ve kesintisiz bir şekilde erişiminin sadece sosyal politika unsuru değil, en temel insan haklarından da biri olduğunu söyledi.

ATALARIMIZIN ARZ GÜVENLİĞİ ÖNLEMİ
Gıda arz güvenliğinin insanoğlunun binlerce yıldır önemle üzerinde durduğu, gıdanın doğrudan temini için tarihten bu yana çeşitli önlemler geliştirdiği bir husus olduğunu vurgulayan Kacır, şöyle konuştu: “Günümüzde, kimi zaman lezzet artıcı işlem olarak gördüğümüz kurutma, fermente etme gibi yöntemler aslında atalarımızın arz güvenliği için aldığı birer önlemdi. Tarihin tekerleği hep aynı yoldan geçiyor olmalı ki gıda arzı ve güvenliği gündemlerimizi meşgul etmeye devam ediyor. İklim krizleri, salgın, küresel göç ve bölgesel savaşlar, gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tüm ülkeler için tarım ve gıdayı ikamesi mümkün olmayan sektörler haline getiriyor. Biz de tarım ve sanayi politikalarımızı buna göre şekillendiriyor, güncelliyoruz.”

GIDA SEKTÖRÜNE 594 MİLYAR TL’LİK YATIRIM
Yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat rotasında kalkınma yolculuğunda öncü sektörler arasında yerini almasını sağladıklarını kaydeden Kacır, “2002’den bugüne gıda ürünleri imalatına yönelik olarak 8 bin 268 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Bu teşvikler kapsamında 594 milyar lira sabit yatırımla 246 bin istihdamın önünü açtık. 11’i ‘Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ olmak üzere 201 organize sanayi bölgemizde girişimcilerimiz, sanayicilerimiz ‘gıda ürünleri imalatı’ gerçekleştiriyor ve bu işletmelerde yaklaşık 185 bin kişiye istihdam olanağı sağlıyoruz.” dedi.

TÜRKİYE GIDA İNOVASYON PLATFORMU
Tarım ve gıda sektörünün bilim, teknoloji ve inovasyon dünyasıyla bağını güçlendirmeye devam ettiklerine dikkati çeken Kacır, şöyle devam etti:
“Gıda sektörümüzün teknoloji ve inovasyon odaklı dönüşümüne öncülük eden 60 AR-GE merkezi ve teknoparklarımız bünyesinde 161 teknoloji girişimine destek sunuyoruz. Ülkemizin tarım ve gıda sektöründe ihtisaslaşmış ilk teknoparkı Mersin Agropark’ı kurarak gıda ve tarım teknolojilerinde yeni girişimlerin filizlenmesini hızlandırıyoruz. TÜBİTAK akademi, bilim insanı ve özel sektör AR-GE destek programları kapsamında, son 22 yılda gıda alanında yürütülen 3 bin 102 projeye ve bu alanda araştırma gerçekleştiren bin 643 bilim insanı ve gencimize 11,8 milyar lira destek sunduk. Türkiye’nin en büyük Avrupa Birliği destekli gıda AR-GE ve inovasyon projesi ‘INNOFOOD’ ile gıda ve içecek sektöründe yer alan tüm paydaşları kapsayacak, iletişim ağı ve kümelenme platformu Türkiye Gıda İnovasyon Platformunu (TÜGİP) kurduk.”

YEREL KALKINMA HAMLESİ
Gıda sanayisini AR-GE ve inovasyonla buluştururken Türkiye’nin lezzetlerinin kıymetli bir hazineye dönüştürdüklerinin altını çizen Kacır, “Yerel ve geleneksel değerlerimizi yenilik ve teknolojiyle buluşturmayı önceleyen ‘Yerel Kalkınma Hamlesi’ vizyonumuz doğrultusunda, gıda ve gastronomi sektörüne yönelik kalkınma ajansları eliyle yürütülen 680 projeye 3,2 milyar liralık destek olduk ve yararlanıcıların eş finansmanı ile birlikte 5 milyar liralık yatırım hacmi oluşturduk. Topraklarımızın bereketini, mutfak kültürümüzün birikimini, çeşitliliğini ve zenginliğini ‘Anadoludakiler’ projesi ile gün yüzüne çıkardık.” diye konuştu.

OSMANİYE YER FISTIĞI İLE BİNGÖL BALINA AB COĞRAFİ İŞARETİ
Bakan Kacır, Türkiye’nin dört bir yanında, yerel lezzetleri coğrafi işaretle tescilleyerek hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruma altına aldıklarını belirtti ve bugün itibarıyla tescilli 1600 coğrafi işaret ve geleneksel ürüne sahip olunduğunu söyledi. Bugün iki coğrafi işaretli ürünün daha tescillendiği dile getiren Kacır şunları söyledi:
“Osmaniye yer fıstığı ve Bingöl balının da Avrupa Birliği coğrafi işareti almasının mutluluğunu yaşıyoruz, hayırlı uğurlu olsun. Özellikle son dönemde coğrafi işaret tescilli ürünlerimizin uluslararası tanınırlığını ve ekonomik değere dönüşmesini hızlandırabilmek, güçlendirebilmek adına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescillerinde bir atak yaptık ve bu sayede 23 ürünümüzün Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili almasını sağladık. Bu listeyi büyütmeye, genişletmeye ve bu listeye dahil olan tüm ürünlerimizi muhafaza etmeye ve onlardan daha fazla ekonomik değer üretebilmek adına sizlerin, girişimcilerin, yatırımcıların yanında olmaya devam edeceğiz. Bizler yerel ürünlerimizin tescilinden üretimine, markalaşmasından pazarlamasına kadar tüm süreçler için desteklerimizi sunmaya ve iktisadi değerlerini yükseltmeye devam edeceğiz.”

ÇOK KATMANLI ETKİ
Fuarın gıda, teknoloji ve ihracatı buluşturduğu için çok kıymetli bulduğunu ifade eden Kacır, “Zengin ve kaliteli ürünlerimizi daha geniş kitlelere tanıtma fırsatı sağlayan, sektörde gerçekleşecek yeni iş birliklerine de zemin hazırlayan organizasyona gösterilen teveccühün yüksek olmasını diliyorum. İnanıyorum ki işlenmiş gıda, içecek, şekerleme, gıda katkı maddeleri, gıda işleme ve ambalaj endüstrisi dahil gıda sanayisinin tüm paydaşlarının katılımıyla gerçekleşen bu fuar geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da ülkemizin üretim odaklı büyümesinde çok katmanlı bir etki oluşturacak.” diye konuştu.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

TÜRKİYE’NİN UZAYDAKİ GARANTİSİ TÜRKSAT 6A

ABD Florida | Genç gazeteciler

Haberler

on

Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla SpaceX firmasının ABD’nin Florida Eyaleti’nde bulunan Cape Canaveral’deki SpaceX’in fırlatma merkezinden Falcon 9 roketi ile dün gece uzaya fırlatıldı. Bakan Uraloğlu, uydunun fırlatılmasının ardından yaptığı açıklamada Türksat 6A’nın roketten ayrılmasından sonra ilk sinyalin planlandığı gibi 67. dakikada alındığını bildirdi. Türksat 6A’yı bu yıl sonuna kadar hizmete almayı planladıklarını ifade eden Uraloğlu, “Türksat 6 ile teknolojimiz bir üst seviyeye çıkmıştır ve Türkiye dünya ligindeki yerini almıştır. Türksat 6A ile uzay vatanımıza ve ülkemizin uzaydaki yörünge haklarına sahip çıkacağız” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’nın başarı ile fırlatıldığını ve yörüngesine doğru yolculuğunu sürdürdüğünü söyledi. Türkiye’nin kendi uydusunu üreten 11 ülkeden birisi olarak dünya liginde yerini aldığının ifade eden Bakan Uraloğlu, “Uydumuzu başarı ile uzaya gönderdik ve fırlatmanın ardından planlandığı gibi ilk sinyalimizi 67. dakikada aldık. Uydumuz buradan sonra 35 bin 786 kilometre uzaklıktaki, 42 derece doğu boylamındaki yörüngesine doğru yolculuğuna devam ediyor. Yörüngesine ulaştıktan sonra 1 aylık bir test süreci olacak ve bu senenin sonunda da tam anlamıyla İnşallah hizmete almayı planlıyoruz.” dedi.

Türkiye’nin 70’lerini, 80’lerini, 90’larını bilen birisi olarak bugünlere gelmiş olmanın önemli olduğunu vurgulayan Uraloğlu, “Bunları yapabileceğimize kimse bizi inandırmamıştı. Çok şükür Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin neler yapabileceğine hep beraber şahitlik ediyoruz. Rahmetli Turgut Özal’ın 1994 yılında fikir iradesi ile başlayan yolculuğumuzda 2024 yılında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kendi uydusunu uzaya göndermiş olmanın gururunu, mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Bugünlere gelmemizde emeği olan eski bakanlarımıza, bütün çalışma arkadaşlarımıza, hasılı emeği olan herkese çok teşekkür ediyorum. Allah inşallah bize daha iyisini yapmayı nasip eylesin.” diye konuştu.

“TÜRKSAT 6A Uydusu İle Uzay Vatanımıza Ve Ülkemizin Uzaydaki Yörünge Haklarına Sahip Çıkacağız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleriyle resmi olarak 10 yıl önce başlayan, yaklaşık 5 yıldır da üretim süreçleri gerçekleştirilen TÜRKSAT 6A uydusu ile Uzay Vatan’a ve Ülkemizin uzaydaki yörünge haklarına sahip çıkacaklarını dile getiren Bakan Uraloğlu, “Uzayda sivil ve askeri haberleşme ihtiyaçlarını karşılayan 5 aktif uydumuz vardı. Hem bizim hem de dünyadaki yüzde 40’a varan 3,5 milyar insanın ihtiyacını karşılayabilen bu uydularımıza Türksat 6A’yı da ekledik. Şimdi kapsama alanımız 5 milyara çıkacak. Hindistan’ın tamamı Endonezya, Malezya ve Tayland’ı da kapsayacağız. Böylece ulaştığımız nüfusu yüzde 65’e çıkarmış olacağız.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKSAT 6A, Sadece Bir Uzay Teknolojisi Değildir. Bu Esasında Bütün Sanayinin Ve Teknolojinin De Uydusudur”

TÜRKSAT 6A’nın yüzde 81’in üzerindeki bir yerlilik oranıyla üretildiğinin altını çizen Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendimizi çok çok daha güvende hissederek Uzay Vatanımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü Türksat 6A’yı yerli yazılımımızla ürettik. Bu uydumuz ile daha kaliteli ve daha hızlı bir haberleşme imkanına kavuştuk. İHA ve SİHA’larımızın yönetilmesi, operasyonları, dünyaya pazarlanması ve haberleşme hizmetinin TÜRKSAT 6A ve 5B ile verilebilecek olması bizim için çok kıymetli. TÜRKSAT 6A, sadece bir uzay teknolojisi değildir. Bu esasında bütün sanayinin ve teknolojinin de uydusudur. Teknolojimiz bir üst seviyeye çıkmıştır ve dünya ligindeki yerini almıştır. Bu şekilde de İnşallah ülkemize daha farklı alanlarda da hizmet etmenin vesilesi olacaktır.”

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA DEVİNDEN TÜRKİYE’YE YATIRIM KARARI

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

Haberler

on

Dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi BYD ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında, BYD’nin Türkiye’de yatırım yapmasına yönelik anlaşma imzalandı.

Çinli otomotiv deviyle imzalar Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang Chuanfu tarafından atıldı. Yapılan anlaşma çerçevesinde, BYD’nin Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolar yatırımla, yıllık 150.000 araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretim tesisi ile sürdürülebilir mobilite teknolojilerine yönelik Ar-Ge merkezi kurması öngörülüyor. 2026 sonunda üretime başlaması hedeflenen tesiste 5.000 kişiye kadar doğrudan istihdam sağlanması planlanıyor.

TÜRKİYE KÜRESEL YATIRIMLAR İÇİN CAZİBE MERKEZİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yaptığı açıklamada “Elektrikli araç ve batarya teknolojilerinde lider küresel marka BYD’nin ülkemize yatırım kararı almasından memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırım kararı, Aralık ayında Çin’e yaptığımız ve BYD’nin 110.000 mühendisiyle günde 32 patent ürettiğine bizzat tanık olduğumuz ziyaretten bu yana uzun süredir devam eden görüşme ve istişarelerin ürünüdür. Yeni teknolojileri ve Ar-Ge’yi Türkiye’ye getirme çabalarımız, ülkemizin yalnızca uluslararası yatırımlar için bir merkez değil, aynı zamanda bir inovasyon ve ileri yeşil teknoloji merkezi olma potansiyelini de vurgulamaktadır. Yeni nesil araçların yüksek yerli katma değerle üretimine yönelik bu yatırım, otomotiv sektörümüze güç katacak. Avrupa’nın en büyük üçüncü otomobil üreticisi olan Türkiye’de, 35 milyar doların üzerinde yıllık tutar ile ihracatın lider sektörü olan otomotiv sektöründe yeni nesil ve çevre dostu elektrikli araçlara yönelik dönüşümü öncelikli bir hedef olarak görüyoruz. Bu kapsamda milli markamız Togg, ülkemiz için öncü bir adım olmuştur. Ülkemizde üretim yapmakta olan diğer markaların da elektrikli araçlara yönelik yatırımları bakanlığımızca desteklenmektedir. Elektrikli araçların yaygınlaşmasını destekleyici önemli unsurlardan biri olan şarj istasyonlarının tüm şehirlerimizde hızla yaygınlaşmasını sağladık. Türkiye, yeni yatırımlarla otomotiv sektöründe dönüşümün lider ülkesi olacak.” dedi.

Türk otomotiv sanayi için tarihi bir güne şahitlik ettiklerini belirten Kacır, şunları söyledi: “Otomotiv sektöründe sekizi küresel marka olmak üzere on üç marka üretim yapıyor. 2002 yılında toplam 300 bin araca yakın olan üretimimiz, geçtiğimiz yıl 1 milyon 400 bini aştı. Mevcut üreticilerimizin kapasite artışlarını her daim destekledik. Bunun yanında, ülkemize yeni marka yatırımları çekmek için de gayretlerimizi artırdık. BYD’nin yatırım kararı, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sürdürdüğümüz yatırımcı dostu politikaların ve yatırımlara sunduğumuz desteklerin sonucudur. Türkiye, yatırımcılar için Gümrük Birliği yoluyla Avrupa pazarına ve yirmi üç ülkeyle imzalamış olduğu serbest ticaret anlaşmalarıyla pek çok ihracat pazarına erişim kapısıdır. Türkiye’ye güvenen ve yatırım yapanlar kazanmaya devam edecektir.”

TÜRKİYE’NİN EŞSİZ AVANTAJLARI İLE AVRUPA’YA ULAŞILACAK

Halihazırda yılda 3 milyondan fazla otomobil üreten ve elektrikli araç satışlarında dünya lideri olan BYD tarafından Türkiye’nin tercih edilmesine ilişkin yapılan açıklamada, “Türkiye’nin gelişen teknoloji ekosistemi, güçlü tedarikçi tabanı, olağanüstü konumu ve nitelikli iş gücü gibi sahip olduğu eşsiz avantajlar sayesinde, BYD’nin bu yeni üretim tesisine yaptığı yatırım, markanın yerel üretim yeteneklerini daha da geliştirmekte ve lojistik verimliliği artıracaktır. Bölgede yeni enerji araçlarına yönelik artan talebi karşılayarak Avrupa’daki tüketicilere ulaşmayı hedefliyoruz.” denildi.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA3 gün önce

GIDA SANAYİSİNDE 246 BİN İSTİHDAMIN ÖNÜNÜ AÇTIK

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, gıda sanayisini çok yönlü desteklediklerini belirterek “2002’den bugüne gıda ürünleri imalatına yönelik olarak...

DÜNYA7 gün önce

TÜRKİYE’NİN UZAYDAKİ GARANTİSİ TÜRKSAT 6A

ABD Florida | Genç gazeteciler

DÜNYA1 hafta önce

DÜNYA DEVİNDEN TÜRKİYE’YE YATIRIM KARARI

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

DÜNYA1 hafta önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İletişim Fakültesi Mezuniyet Törenine katıldı

YENİ ANAYASA İLE TÜRKİYE YÜZYILI’NI ADALETİN, HAKKANİYETİN YÜZYILI YAPACAĞIZ

DÜNYA2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü 24’üncü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

Kazakistan

DÜNYA2 hafta önce

DIŞ TİCARETE DENİZ YOLU DAMGASI

Türkiye Denizcilik Zirvesi İstanbul

DÜNYA2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Al-Suud’u kabul etti

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

DÜNYA2 hafta önce

Türk Hava Yolları, Skytrax Ödülleri’nde Dokuzuncu Kez ‘’Avrupa’nın En İyi Havayolu’’ Seçildi

Dünyanın en fazla ülkesine uçan hava yolu Türk Hava Yolları

DÜNYA3 hafta önce

İSTANBUL İLK 5 AYDA TURİZMDE TÜM YILLARIN REKORUNU KIRDI

Dünya turizminin göz bebeği İstanbul

DÜNYA3 hafta önce

Bakan Mahinur Özdemir Göktaş ,” Bilim Kurulu Komisyonlar Toplantısı”nda Konuştu

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bakanlık bünyesindeki Bilim Kurulundan temel beklentilerinin aile yapısının güçlendirilmesi, kadın refahının artırılması,...

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

seers cmp badge
tr_TRTurkish