Bizimle iletişime geçin

DÜNYA

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 12. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu’nun açılışında konuştu

Haberler

on

Gazi Üniversitesi Rektörlüğünün ev sahipliğinde Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Ana Bilim Dalı ve Eğitim Bilimleri Enstitüsü tarafından, Gazi Meclisin (TBMM) Açılışının 100. Yılında “XII. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu” düzenleniyor.

Mimar Kemaleddin Salonunda sempozyumun açılışı Gazi Üniversitesi sosyal medya hesaplarından da canlı olarak yayınlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un çevrim içi olarak katıldığı sempozyumun açılışına, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, Türksoy Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Bilal Çakıcı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bekir Buluç, Genel Sekreter Hasan Kaleli, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Halil İbrahim Bülbül, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından açılış konuşmalarına geçildi. Çevrim içi bağlantıyla sempozyuma katılan TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, sempozyumun başarılı geçmesi dileğinde bulunurken, etkinliğe ev sahipliği yapan Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız’a emeklerinden dolayı teşekkür etti.

Bir millet olmanın ilk şartının dil olduğunu vurgulayan Şentop, “Bayrak bağımsızlığı simgeler, dil ise kimliğimizi mevcudiyetimizi simgeler. Dilimiz Orta Asya’dan bugüne, bugünden de geleceğe akan güçlü bir nehirdir.

Türkçeyi etkin ve verimli kullanmanın hayati önem taşıdığını ifade eden Şentop, “Dilimizi etkin faal ve verimli olarak kullanırsak yaşatabiliriz. Aksi durumda buzulların eriyip yok olması gibi kelime kelime eksilir ve yok olur. Bazı dillerin yok olmasının en önemli nedeni o dilin yazı dilinin olmayışı ve dilin sonraki kuşaklara aktarılamamasıdır.

Türkçenin çok geniş bir coğrafyada konuşulduğunu söyleyen TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, “Soğuk Savaşın sonra ermesiyle ortaya çıkan ‘Sadece Türkçe konuşarak Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar gezebilirsiniz’ sözü dikkate değerdir. Dilin sınırları siyasi egemenliğimizin sınırlarını aşar o sebeple gönül coğrafyamızın hudutları çok geniştir” dedi.

Sempozyumla ilgili tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Mustafa Şentop, sempozyumun bir diğer amacının da “Türkçe ailesinin iç uyumunu sağlayıp dışa doğru yaygınlaştırmanın yöntem ve imkanlarını konuşmak” olması gerektiğini söyledi. “Türkçenin yarını nasıl olacak, Türkçe yarın ne kadar Türkçe kalacak” konusunun ülkemizi ve milletimizi ilgilendiren bir mevzu olduğunu anlatan TBMM Başkanı Şentop, Türkçe konusunun Türk Dil Kurumunun tek başına altından kalkacağı bir konu olmadığının altını çizdi.

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız, Gazi Meclisin kuruluşunun 100’üncü yılında Millî Mücadeleyi anlatmak ve Türkçemizin dünya dili olma özelliğini gelecek nesillere aktarma yolundaki faaliyetlerini devam ettirmek adına sempozyumun ayrı bir önem taşıdığını ifade etti.

Prof. Dr. Musa Yıldız, toplumlar arasında iletişimi sağlayan dillerin tarihsel süreç içerisinde milletleşme ve kimlik edinme sürecinin en önemli unsuru olduğunu belirterek, “Tarih sahnesinde, kesintisiz bir şekilde, on altı Türk devleti kuran milletimizin beslendiği kaynak, tutunduğu dal, hiç şüphesiz Türk dilidir. Türk dili yaklaşık on dört asırdır, yazılı ve sözlü olarak varlığını devam ettirmiş; Türk milletinin tarih sahnesindeki en önemli güçlerinden biri olarak bugün dünyanın en eski yazı dilleri sıralamasındaki yerini almıştır” diye konuştu.

İşgal altındaki Azerbaycan toprağı Karabağ meselesine de değinen Prof. Dr. Musa Yıldız, Ermenistan’ı Azerbaycan’a gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle kınadı. Rektörümüz Yıldız, savunma hakkını kullanarak topraklarını işgalden kurtaran ve buralarda Azerbaycan bayrağını tekrar dalgalandıran Azerbaycan Devlet Başkanı İlhan Aliyev olmak üzere, devlet yöneticilerini ve ordu birliklerini kutladı. Rektörümüz Prof. Dr. Musa Yıldız, en kısa sürede işgal altındaki bütün toprakların kurtarılması temennisinde bulundu.

Prof. Dr. Musa Yıldız, Gazi Üniversitesi olarak Azerbaycan’ın her zaman yanında olacaklarını söyleyerek şöyle konuştu: “Bu kürsüden, Azerbaycanlı kardeşlerimize diyorum ki, Gazi Üniversitesi olarak ilmi platformlarda, tek ses hâlinde sizin bu haklı davanızda yanınızdayız. Dualarımız her daim sizinledir. İnşallah en kısa sürede bütün Azerbaycan ve Türk dünyasındaki problem yaşayan diğer bölgeler huzura ve sükûna kavuşur. Sempozyumun açılış paneline “Azerbaycan”; oturumlardaki salon adlarına ise “Karabağ”, “Hocalı”, “Nahçıvan”, “Gence” ve “Bakü” adlarını vererek Can Azerbaycan’ımızın haklı mücadelesinde sonuna kadar yanlarında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Bilal Çakıcı konuşmasına, TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov’un selamlarını ileterek başladı. Doç. Dr. Çakıcı, 100’üncü yılını kutlayan Gazi Meclisin kuruluşundan bu yana dilimizin millileşmesi adına önemli adımlar attığını ve bu çalışmaların bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetlerine de örnek olduğunu ifade etti. Esaret altındaki dönemde ana dillerinin yok olmasıyla karşı karşıya gelen Türk Cumhuriyetleri dillerinin yeniden canlanması ve yaygınlaşması için büyük gayret sarf ettiklerini ifade eden Çakıcı, “Bu çalışmalar Türkçemizin gücüne güç kattı. Bu gayretler dilimizin çok geniş bir coğrafyada yaygınlaşmasının yolunu açtı. Yaklaşık 100 milyon kişinin konuştuğunu Anadolu Türkçemize bir o kadar da kardeş diller ve lehçeler katıldı” diye konuştu.

Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, dilin bir milletin kimliğini oluşturması sebebiyle hayati öneme sahip olduğuna vurgu yaptı. Milli bir kimlikten bahsedilebilmesi için Türkçenin korunması, Türkçe üzerine yapılan çalışmaların artırılması ve desteklenmesi gerektiğini söyleyen Ateş, “Küreleşen dünyada hızlı değişen dil politikalarını yakalamak, sanal ortamlarda Türkçenin yozlaşmasını engellemek, Türk dilinin kendi köklerinden beslenerek karakterini devam ettirmek öncelikli görevlerimiz arasında yer almaktadır” dedi.

Prof. Dr. Şeref Ateş, Türkçenin bilim dili olması ve daha çok tanınması için uluslararası çalışma ve araştırma alanlarının belirlenmesi, yabancı bilim insanları ile Türk bilim insanlarının iletişim içinde olmaları ve farklı konuları müzakere etmeleri gerektiğini ifade etti.

TDK Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin Türkçenin bir dünya dili olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: “Dil en basit tanımla insanlar arasında anlaşma aracıdır ama tek başına böyle tanımlamak doğru değil. Dilin milli ve kültürel bir tarafı var. BM’ye göre 193 ülke var. Dünyada 7 bin dil var ama 7 bin tane resmi dil yok. Yani bir dilin dünya dili olması için konuşma dili, edebiyat dili, bilim dili gibi unsurlara da ihtiyacı var. Türkçemiz 7’nci yüzyıldan günümüze hiç aksamadan gelmiş bir dünya diliyor. Dünyanın birçok yerinden öğrenci Türkiye’ye eğitim almaya geliyor ve Türkçe öğreniyor. Ayrıca yurtdışında her yaştan insanların Türkçe öğrendiğini görüyoruz. Bugün dünyaya dizi film ihraç eden bir ülkeyiz. Bu diziler Türkçenin yayılmasında önemli bir unsur oluşturuyor.”

Üniversitemiz Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İhsan Kalenderoğlu açılış konuşmasında, üniversitemiz adına çok önemli bir sempozyuma ev sahipliği yapmanın mutluluğunu, onurunu ve gururunu yaşadıklarını söyledi. Prof. Dr. İhsan Kalenderoğlu, binlerce yıllık geçmişiyle dünya dili olma özelliği gösteren Türkçenin gelecekte de adımlarını sağlam bir şekilde atması için bu ve bunun gibi etkinlikler yapılmasının gerekli olduğunu söyledi. Gazi Üniversitesi olarak amaçlarını, “Türkçenin dünyada en çok ilgi gören diller arasında yer alması ve bu yolda ilerlemesi; yabancı dil olarak ve yurt dışında yaşayan Türk çocuklarımıza öğretilmesi noktasında akademik çalışmalarımızı devam ettirmek” şeklinde açıklayan Prof. Dr. İhsan Kalenderoğlu, “Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanım, gerek milli mücadele dönemi ve Kurtuluş Savaşı’nda gerekse 15 Temmuz hain darbe girişiminde saldırılara maruz kalarak “Gazilik” unvanı alan Türkiye Büyük Millet Meclisimizin açılışının 100. yılı kutlu olsun” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından Ahmet Yesevi Üniversitesi, Yesevi Sanat Topluluğunun müzik dinletisine geçildi. Müzik dinletisinden sonra Türksoy tarafından düzenlenen Altaylardan Balkanlara Türk Dünyası Resim Sergisi’nin (TÜRKSOY) açılışı yapıldı.

Sempozyumun ilk oturumu sempozyumun kurucusu ve aynı zamanda danışma kurulu üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Güzel yönetti. Bu oturumda, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel “Türkçe Eğitiminin Güncel Durumu Üzerine Değerlendirmeler”, Prof. Dr. Ahmet Bilal Ercilasun “Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri”, Prof. Dr. Celal Demir “Sözlük Hazırlama ‘Geleneğimiz’ ve Okul Sözlüklerimiz” ve Doç. Dr. Elena Oganova “Rusya’da Türkçe Öğretimi Tarihi ve Bugünü” konulu sunum yaptılar.

21-23 Ekim tarihlerini kapsayan sempozyum kapsamında 52 oturum gerçekleştirilecek. Sempozyuma Türkoloji alanında çalışan, Türkiye’de ve dünyada “Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi, Türkçe Eğitimi, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları” alanlarında ve sosyal bilimlerde önemli ve seçkin çalışmalar yapan akademisyenlerin yanı sıra lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesindeki genç araştırmacılarla birlikte 260 kişi katılacak.

DÜNYA

Emine Erdoğan, Kadın ve Adalet Zirvesi’nin gala yemeğine katıldı

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından Anadolu Ajansının global iletişim ortaklığında düzenlenen “Kültürel Kodlar ve Kadın” temalı 5. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nin gala yemeğine katılarak bir konuşma yaptı.

Bahariye Mevlevihanesi’nde düzenlenen programda konuşan Emine Erdoğan, tüm katılımcıları selamlayarak, yurt dışından gelen yabancı konuklara da “Hoş geldiniz” dedi.

Zirve vesilesiyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Emine Erdoğan, KADEM’in farklı temalarla her yıl düzenlediği zirvelerin, kadınlara dair evrensel meseleleri mercek altına aldığını, kördüğüm hâline gelmiş sorunların çözümlerine işaret ettiğini söyledi.

KADEM’in bugüne kadar yaptığı çalışmalarla, büyük bir ihtiyacı karşıladığına değinen Emine Erdoğan, derneğin kadın çalışmaları alanındaki tek sesliliğe, kendi medeniyet ve inanç dünyalarından yaklaşımlarla güçlü bir cevap verdiğini, kadınların, ailenin, toplumun yanında durduğunu dile getirdi. Tüm KADEM ailesine teşekkür eden Emine Erdoğan, derneğin başarılı çalışmalarının devamını diledi.

“KADINI HAKİKATİNDEN KOPARARAK YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEYE ÇALIŞAN BİR GÜNDEMİN İÇİNDEYİZ”

Kadınların tarih boyunca hep tartışma konusu olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünya, her dönemde kadınlara dair yeni kodlar, yeni söylemler ve yeni roller üretmiştir. Buna rağmen kadınla erkeğin birbirini tamamladığı, fıtratın adalet terazisi olduğu bir dünya hâlâ kurulamadı. Maalesef, kadını hakikatinden kopararak yeniden şekillendirmeye çalışan bir gündemin içindeyiz. Kadınlar, sınırları her gün genişleyen popüler kültürün tahakkümü altında büyük mağduriyetler yaşıyorlar. Çünkü kadınlara vadedilen tüm hak, özgürlük ve başarıların ön koşulu öz kimliklerinden vazgeçmeleri. Kadınlar ötekileştirilmemek, sosyal hayattan dışlanmamak ya da işini kaybetmemek için bu koşulu kabul etmek zorunda kalıyorlar. O nedenle küreselleşmenin ve popüler kültürün, gözlerimizin önünde inşa ettiği yeni kodları, kılı kırk yararak irdelemeliyiz. Mesela, iş, teknoloji ve sanat dünyasına ait kültür kodlarının, kadınlarla ilgili neler söylediğine kulak kabartmalıyız.”

Modern dünyanın aileye yönelik tasarımının deşifre edilmesi gerektiğini belirten Emine Erdoğan, son zamanlarda öne çıkarılan rol modellere bakıldığında kadının bir özne olarak ailenin dışında, konumlandırıldığının görüldüğünü vurguladı.

Kadının emeği ev içinde kaldıysa, emeğinin de kendinin de görünmediğini dile getiren Emine Erdoğan, şunları söyledi: “İş yerlerinde kadın başarılı sayılırken, evdeki kadın hakir görülen bir konumda kalıyor. Evi ve işi arasında savrulan kadınların, ‘eşitlik’ adı altında sarf ettikleri insanüstü efor ve yaşadıkları çelişkiler göz ardı ediliyor. Benzer olarak annelik, kadının kendini gerçekleştirmesinin önündeki bir bariyer olarak sunuluyor. Evdeki kadının nesil yetiştiren, aile hayatını organize eden, her dakikası üretim ve sorumluluk dolu yaşamına tepeden bakılıyor. İşte tüm bunlar kadınları dar kalıplara mahkûm etmektir. Hayatın zenginliklerini, terazisini ve sunduğu seçenekleri yok etmektir.”

“KADINLARIMIZIN MEDENİYETİMİZ İÇİNDEKİ GÜÇLÜ VARLIĞINI HATIRLATMAMIZ GEREKİYOR”

Gerçek eşitlik ve özgürlüğün, kadınların fıtri hasletlerini korumalarına imkân sağlayacak ekosistemi oluşturmakla başladığını ifade eden Emine Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kadınların hayatın tüm alanlarında, kendi tabiatlarıyla var olmalarını sağladığımızda adalet ve denge ekseninde bir dünya zaten oluşacaktır. Hükûmetimiz bu anlayışla kadınların çalışma, sosyal ve eğitim hayatlarına yönelik reform niteliğinde iyileştirmeler yaptı. Kamusal yasakların kaldırılması da kadın meselelerinin en başta bir insan hakları mücadelesi ölçeğinde ele alınmasıyla başarıldı. Bu tecrübe, insanlık adına büyük bir kazanım olduğu gibi, evrensel bir referans noktasıdır. O nedenle bu başarılar sadece bizim gündemimiz olmamalı. El birliğiyle kadınlar adına kazandığımız hakları ve kadını örseleyen sistemlere karşı dik duruşumuzu tüm dünyaya anlatabilmemiz lazım. Zira bugün özgürlüğü sadece kendi değerleriyle tanımlayan dünyanın en medeni sayılan ülkelerinde bile kadınlar, ideolojik kıyımların kurbanı olabiliyorlar. Kamusal yasaklarla, mahalle baskısıyla, yaşamları görünmez prangalar içinde geçiyor.”

Emine Erdoğan, “Şu bir gerçek ki ana akım söylemler artık geçerliliğini yitirmiştir. Çözüm ise kadınların, hakikatlerinden koparılmadan var olabilecekleri reçeteler üretebilmektir. Dinimizin, kadın ve erkek arasında gözettiği, hassas dengeyi unutmayalım. Bizim inancımızda kadın ve erkek bir bütünün iki yarısıdır. Farklı fıtratlar ve farklı kabiliyetlerle hayatta yer alır, iş birliği içinde var olurlar. Dinimiz, kadınların ve erkeklerin, insan onuruna yaraşır hayatlar yaşamasının yollarını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu noktada bizim ödevimiz, bu prensipleri hayata aktarmaktır” dedi.

Dünyanın önemli bir dönemeçten geçtiğini vurgulayan Emine Erdoğan, ailenin DNA’sını bozmaya, kadını aileden koparmaya çalışanların çocuklar üzerinden çok çirkin hesaplar yaptığını dile getirdi.

Kadın hakları her konuşulduğunda cinsiyet kavramını belirsizleştiren küresel hareketin ortaya atıldığına dikkati çeken Emine Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bizler büyük bir dayanışma içinde, bu dayatmaları bertaraf edecek güçlü formüller üretmek zorundayız. En başta da kadınlarımızın kendi medeniyetimiz içindeki güçlü varlığını onlara hatırlatmamız gerekiyor. Cesareti, azmi, rikkati ve vakarıyla temayüz eden Anadolu kadını, zamanlar üstü bir rol modeldir. Topraklarımızdan geçen seyyahların tarihe bıraktığı kayıtlar, Anadolu kadınının yüzyıllar öncesinde dahi sergilediği liderliğin delilleridir. Hanım sultanların vakıf eserleri, medeniyetimizde kadınların topluma yön veren figürler olduğunu anlatır. Şifahaneler, imaretler, aşevleri, camiler ve külliyeler ile donattıkları şehirler kadının dönüştürücü gücünü gösterir. Anadolu medeniyetinde ve İslam medeniyetinde çok güçlü bir kadın tarihi var. Bu tarihin güncel söylemlerle gün yüzüne çıkarılmaması, gerçekten çok düşündürücü. Tarihimize ve medeniyetimize, mührünü vurmuş kadınların örnekliğini geleceğe aktaracak projelerin hayati olduğuna inanıyorum.”

Programa; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu, Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk Sorunları Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Tanzanya Toplumsal Gelişim, Toplumsal Cinsiyet, Kadın ve Özel Gruplar Bakanı Onesphoro Gwajima, Libya Sosyal İşler Bakanı Wafaa Abu Bakhr Mohamed Al Kilani’nin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve KADEM temsilcileri katıldı.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

TÜRKSOY’un seçme eserlerinin yer aldığı 2000 adet kitap Almatılı okurlara hediye edildi.

Haberler

on

TÜRKSOY’un seçme eserlerinin yer aldığı 2000 adet kitap Almatılı okurlara hediye edildi.Hediye edilen eserlerin arasında 3 dilde hazırlanan Abay, Üç Arıs, Oljas Süleymanov, Cengiz Aytmatov gibi prestij eserler de yer aldı.

Etkinliğe Kazakistan Yazarlar Birliği Başkanı Ulugbek Esdaulet, TÜRKSOY Kazakistan Ülke Temsilcisi Bakıtjan Omarov, Daire Başkanı Sancar Mülazımoğlu ve Kazakistan edebiyat camiasının temsilcileri katıldı.

Kazakistan Cumhuriyetinin bağımsızlığının 30. yılı anısına düzenlenen etkinlikte, TÜRKSOY tarafından hediye edilen eserler Kazakistan’ın Almatı şehrinde bulunan farklı kütüphanelere dağıtılacak.

Etkinliği takiben, Karabağ’ın düşman işgalinden kurtarılması mücadelesini dünya kamuoyuna çalışmalarıyla duyuran Kazakistan medyasının temsilcilerinden Nurgali Jusipbay ile Serik Maleyev’e TÜRKSOY Basın Ödülü takdim edildi. Medya çalışanlarına ödüllerini TÜRKSOY Kazakistan Ülke Temsilcisi Bakıtjan Omarov takdim etti.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

SOCAR Türkiye, Karabağ Şehitleri Anısına ‘Azerbaycan Karabağ Hatıra Ormanı’ Kurdu.

Haberler

on

SOCAR Türkiye, 8 Kasım Karabağ Zaferi’ni ve şehitlerin hatırasını ölümsüzleştirmek üzere İzmir’in Aliağa ilçesinde ‘Azerbaycan Karabağ Hatıra Ormanı’ kurdu. 20 bin ağaçlık hatıra ormanının fidan dikim töreni, SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov’un ev sahipliğinde, Aliağa Kaymakamı Ömer Kocaman, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ve İzmir Orman Bölge Müdürü Zafer Derince’nin katılımlarıyla gerçekleşti.

Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi SOCAR’ın iştiraki olan SOCAR Türkiye, 30 yıldır işgal altında olan Karabağ’ın 8 Kasım 2020’de yeniden Azerbaycan topraklarına katılması zaferini ölümsüzleştirmek ve 44 gün süren mücadelede şehit olanların anısını yaşatmak üzere ‘Azerbaycan Karabağ Hatıra Ormanı’ kurdu. SOCAR’ın Türkiye’deki en büyük yatırımlarının konuşlandığı İzmir’in Aliağa ilçesinde kurulan hatıra ormanı için 22 Kasım’da fidan dikim töreni gerçekleştirildi.

SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov’un ev sahipliğinde ve SOCAR Türkiye çalışanlarından oluşan SOCAR Gönüllüleri’nin de katılımıyla gerçekleşen törene, Aliağa Kaymakamı Ömer Kocaman, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ve İzmir Orman Bölge Müdürü Zafer Derince katıldı. Samurlu mevkiinde bulunan 55 dönümlük alana dikilmek üzere Orman Genel Müdürlüğü’ne 20 bin adet kızılçam ve sedir ağacı fidanı bağışlanırken, törene katılan konuklar sembolik olarak fidan dikimi gerçekleştirerek, Karabağ Zaferi’ni ve şehitlerini andı.

“İKİ KARDEŞ ÜLKE OLARAK AZİZ ŞEHİTLERİMİZİ BİRLİKTE ANIYORUZ”

SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov, törende yaptığı konuşmada Karabağ Zaferi’ni iki devlet tek millet ülküsüyle kutladıklarını belirterek şunları söyledi: “SOCAR Türkiye olarak Azerbaycan Karabağ Hatıra Ormanımızı, bu zaferi ve şehitlerimizin hatırasını ölümsüzleştirmek için kurduk. İki kardeş ülke olarak, Karabağ’ı yeniden Azerbaycan toprağı yapan ve bize büyük bir zafer armağan eden aziz şehitlerimizi birlikte anmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA3 ay önce

Emine Erdoğan, Kadın ve Adalet Zirvesi’nin gala yemeğine katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından Anadolu Ajansının global iletişim ortaklığında düzenlenen “Kültürel...

GÜNCEL1 sene önce

Techxtile Start-Up Challenge ödülleri sahiplerini buldu

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen TechXtile Start-Up Challenge, genç girişimcileri sektöre kazandırırken, Türkiye genelindeki sektör paydaşları ve ihracatçı birlik başkanlarını da...

DÜNYA1 sene önce

TÜRKSOY’un seçme eserlerinin yer aldığı 2000 adet kitap Almatılı okurlara hediye edildi.

TÜRKSOY’un seçme eserlerinin yer aldığı 2000 adet kitap Almatılı okurlara hediye edildi.Hediye edilen eserlerin arasında 3 dilde hazırlanan Abay, Üç...

ENERJİ1 sene önce

2018 yılında bin 541 olan kadın çalışan sayısını 3 binin üzerine çıkarmayı başardık

OPET Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Öztürk, “2018 yılında bin 541 olan kadın çalışan sayısını 3 binin üzerine çıkarmayı başardık. ”...

DÜNYA1 sene önce

SOCAR Türkiye, Karabağ Şehitleri Anısına ‘Azerbaycan Karabağ Hatıra Ormanı’ Kurdu.

SOCAR Türkiye, 8 Kasım Karabağ Zaferi’ni ve şehitlerin hatırasını ölümsüzleştirmek üzere İzmir’in Aliağa ilçesinde ‘Azerbaycan Karabağ Hatıra Ormanı’ kurdu. 20...

İŞ DÜNYASI1 sene önce

ATO BAŞKANI BARAN ANTOD’UN TOPLANTISINA KATILDI

ATO’DAN SAĞLIK TURİZMİ İÇİN HİSER PROJESİ BARAN: “ANKARA SAĞLIK TURİZMİNDE DE BAŞKENT OLMAYA ADAY” 27 KASIM 2021-Ankara Ticaret Odası (ATO)...

EĞİTİM1 sene önce

CW Enerji’nin Geleneksel Bayi Buluşmasında Gövde Gösterisi

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük güneş paneli üreticisi CW Enerji, Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren bayilerini ağırladı. Sektörün öncüsü...

DÜNYA1 sene önce

Kazakistan Senfoni Orkestrası,CSO ADA Ankara’da konser verecek.

Kazakistan’ın bağımsızlığının 30. yıl dönümü dolayısıyla 27 Kasım Cumartesi günü saat 20.00’de CSO ADA Ankara’da Avrasya Senfoni Orkestrası konser verecek. ...

GÜNCEL1 sene önce

´33 Kadın Belgeseli´nde güçlü bir kadın Hüsniye MİRİOĞLU

Aralarında Hatay da İşletmeciliği yanında iyi bir Anne olması ile Hüsniye Mirioğlu’ un bulunduğu Hatay´ın girişimci güçlü kadınlarından oluşan ´33...

DÜNYA1 sene önce

Rixos Premium Belek

Türkiye Antalya Turizm Otelleri Yazı Dizimiz Rixos Premium Belek, Akdeniz’in kıyısında, çam ve ceviz ağacı ormanlarının arasında yer alır. Belek’in...

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

tr_TRTurkish