Bizimle iletişime geçin

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 31. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’ne katıldı.

TİM 31. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 31. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Daha rekabetçi, daha müreffeh, daha üretken ve güçlü bir Türkiye’yi siz ihracatçılarımızın da katkısıyla hep birlikte inşa edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 31. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurulda olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu, ihracatın şampiyonları olarak ödül alacak olan tüm firmaları ve iş insanlarını ayrıca tebrik ettiğini söyledi.

Marifetin iltifata tabii olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başarıyı takdir, hakkı teslim etmenin yanı sıra yeni başarıların da önünün açılmasını sağlar. Az önce Sayın Başkan ve Sayın Ticaret Bakanımız ihracatçılarımızın Türkiye ekonomisine katkılarını detaylıca anlattılar. Bu ülkenin herhangi bir vatandaşının rakamların açıkça ortaya koyduğu böylesi bir başarıdan gurur duymaması mümkün değil. Sizlerin nezdinde 150 bin ihracatçımızın her birine Türk malı damgasını taşıyan ürünlerimizi dünyanın dört bir ucuna ulaştırdıkları için teşekkür ediyorum” diye konuştu.

İhracatçıların ticaret diplomasisinin öncü neferleri, akıncıları, Türk ekonomisinin yurt dışındaki sancaktarları olarak gördüklerini her zaman söylediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatçılarla yol yürümekten hem bahtiyarlık hem de büyük şeref duyduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatçıların yürüttüğü çalışmalarda daima yanında olduğunu, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak kapısını her zaman açık tuttuğunu, her meseleleriyle bizzat ilgilenmeye, sorunlara pratik, sürdürülebilir ve kalıcı çözümler bulmaya gayret ettiğini anlattı.

İhracatçıların çalıştığını kendilerinin de yardım ettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz ürettiniz, biz de sizi destekledik. Siz ihraç ettiniz, biz de sizin işlerinizi kolaylaştırdık. Siz yeni pazarlar aradınız, biz de sizin yolunuzu açtık. Ülkemizi ziyaret eden devlet ve hükûmet başkanlarıyla yaptığımız her görüşmenin gündeminde mutlaka sizlerin talepleri de vardı. Hemen her yurt dışı ziyaretimize sizlerin de iştirak etmesini sağladık” ifadelerini kullandı.

“İHRACAT YAPMAYAN İLİMİZ KALMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmalarla, forumlarla, fuarlarla ve etkinliklerle ülkeyle dünyanın geri kalanı arasında ticari köprüler kurduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Türkiye’yi yıllık sadece 36 milyar dolar ihracat yapan bir ülkeden bugünkü seviyelerine sizlerle beraber getirdik. 2002’de bir haftada yaptığımız ihracatı artık bir günde gerçekleştiriyoruz. İhracatı ülke sathına yaydık. Hatta ihracat yapmayan ilimiz kalmadı. 2023 yılında 48 ilimizde ilk 1000 ihracatçı firma arasına girebilecek ölçüde ihracat yapan firmamız bulunuyor. Klavye ekonomistleri bunları görmüyor olabilir, salon siyasetçileri bunları bilmiyor olabilir. Fildişi kulelerinde ahkâm kesenler bunları anlamıyor olabilir.”

Bu gerçekleri işin içinde olan, elini taşın altına koyan, dünyanın dört bir köşesine Türk mallarını götüren ihracatçıların çok iyi bildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024’ün ilk beş ayında 42 ülkeye 79 heyet düzenleyen TİM mensuplarının Türk ekonomisinin muazzam potansiyelini çok iyi gördüğünü belirtti.

“İHRACAT, TÜRK EKONOMİSİNİN LOKOMOTİFİ VE ÜLKEYİ HEDEFLERİNE ULAŞTIRACAK EN KESTİRME YOL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarının ne dediklerine değil, ihracatçılara baktıklarını ve yol yürüdüklerini belirterek, “İnşallah bundan sonra da yoldaşlığımızı güçlendirerek devam ettireceğiz. Gerek Cumhurbaşkanı Yardımcım gerek Ticaret Bakanım gerekse diğer ilgili tüm bakanlarımız her zaman sizin yanınızdadır. Şahsım ve yakın mesai arkadaşlarım aynı şekilde sizlerin en büyük destekçisidir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatçının, sanayicinin, yerli ve yabancı yatırımcının, üreticinin ulaşamadığı hiçbir bürokrat, hiçbir siyasetçinin olamayacağını ve olmaması gerektiğini söyledi.

Halkla, iş dünyasıyla ve reel sektörle arasına mesafe koyanlarla, aralarına mesafe koymaktan çekinmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatın Türk ekonomisinin lokomotifi ve ülkeyi hedeflerine ulaştıracak en kestirme yol olduğunu her fırsatta söylediğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tüketerek değil üreterek, istihdam oluşturarak, ihracat yaparak büyümek zorunda olan bir ülke olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin temsil ettiği 150 bin kardeşimiz, ülkemiz adına işte böyle önemli bir görev icra etmektedir. Sizler, çabalarınızla Türkiye’nin tanıtımına, Türk ürünlerinin küresel birer markaya dönüşmesine de imkân sağlıyorsunuz. Dolayısıyla kimsenin bütün bu emekleri heba etmesine, engellemesine, işi yokuşa sürerek zorlaştırmasına izin veremeyiz. Türkiye’ye inandığınız, Türkiye’ye güvendiğiniz, Türkiye’nin potansiyelini değerlendirdiğiniz için hepinize tek tek teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin dış ticarette iş insanlarının da emeğiyle yazdığı başarı hikâyesini yalnızca kendilerinin değil rakamların da çok net biçimde söylediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’na ve 6 Şubat depremlerine rağmen hamdolsun 2023 senesinde ihracatta güzel bir yıl geçirdik. 2023 yılını, 255,4 milyar doları mal ihracatı, 101,7 milyar doları hizmetler ihracatı olmak üzere toplam 355 milyar dolar ihracatla kapattık. Bu ihracat miktarıyla, geçen sene Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta açıklanan rakamlarla bunu bir üst seviyeye taşıdıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24,1 milyar dolarlık mayıs ayı ihracatımız tarihin en yüksek mayıs ayı ihracat değeri olarak kayıtlara geçti. Bu rekor, yeni bir rekoru da beraberinde getirmiştir. Mayıs ayı ihracatımız, aynı zamanda tüm ayların en yüksek aylık ihracat değeri oldu. Mayıs ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 260,1 milyar dolar ve bir önceki yıla göre yüzde 2,3 artışla yine rekor kırdı” bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracattaki güzel haberlere, ithalat tarafından gelen olumlu verilerin de eşlik ettiğine işaret ederek, “İthalatımızdaki düşüş eğilimi, mayıs ayında da devam etti. İthalatımız mayıs ayında yıllık bazda yüzde 10,3 oranında geriledi. 2024 yılı mayıs ayında ihracattaki artış ve ithalattaki azalışın da etkisiyle dış ticaret açığımız yıllık bazda yüzde 47,8 düşüş gösterdi. 2024 yılının ilk beş ayında ise ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,5 artışla 106 milyar 914 milyon dolara çıktı. Böylece, ilk beş ayda mal ihracatında net 4,6 milyar dolar artış sağladık.”

“HİZMET İHRACATIMIZ 19,9 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNDE”

Dış ticaret açığındaki iyileşmenin sürdüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk beş ayda bu açığın 19,2 milyar dolar azaldığını, mal ihracatındaki artışın yanında hizmet ihracatında da 2024 yılı hedeflerine yaklaşıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yılın ilk üç ayında, hizmet ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artış göstererek 19,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Yılın ilk beş ayında, hizmet ihracatımızın bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artışla, 36,2 milyar dolara yükseleceğini tahmin ediyoruz. Yıllıklandırılmış olarak 2024’ün ilk üç ayı sonunda 103,2 milyar dolar olan hizmet ihracatımızın ilk beş ay sonunda 104,3 milyar dolara yükseleceğini öngörüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Cari işlemler açığındaki iyileşme, dış ticaret dengesindeki iyileşme, ticaret ortaklarımızda toparlanma ve turizm gelirlerindeki artışla ‘Orta Vadeli Program’ hedeflerinden çok daha iyi gerçekleşecek. Cari açıktaki azalma hem rezerv birikimini müspet etkileyecek hem de finansal istikrara destek olacaktır. 2024 sonunda mal ihracatımızı 267 milyar dolara ve hizmet ihracatımızı ise 110 milyar dolara mutlaka taşıyacağız. Bunu da son 21 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız.”

İhracata ve ihracatçılara verdikleri desteğin artarak devam etmesinin Türkiye’ye farklı bir ivme kazandırdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatın katma değerli ve yüksek teknolojili sektörlere yönlendirilmesini arzu ettiklerini farklı vesilelerle ifade ettiklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, firmaların finansman sorununa çözüm bulunmasının ne kadar önemli olduğunun farkında olduklarını, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası’nın ihracatçıların finansman imkânlarını geliştirmek için farklı formüller üzerinde çalıştığını, sürekli yeni teşvikler ve destekleri devreye aldıklarını bildirdi.

Türk Eximbank’ın sermayesini güçlendirdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son bir yıl içinde toplam 22 milyar liralık nakdi sermaye artışı oldu. Böylece Türk Eximbank, 70 milyar liralık öz kaynak yapısıyla siz değerli ihracatçılarımıza daha fazla destek verme imkânına kavuştu. Eximbank vasıtasıyla 2023 yılında ihracatçılarımıza toplam 42 milyar dolar destek olduk. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejimizle 2024 yılında bu desteği 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kredide kefalet sorununun ortadan kaldırılması amacıyla kurulan İhracatı Geliştirme Şirketi’yle bugüne kadar 78,4 milyar liralık kefalet sağladıklarını aktararak, “Son dönemde yapılan tüm düzenlemelerle, reeskont kredilerinin günlük limitini 10 kat artışla 3 milyar liraya çıkardık. Reeskont kredilerinin toplam maliyetinin Merkez Bankası politika faizi seviyesini aşmamasını temin ettik. 360 gün vadeli reeskont kredisinin maliyet oranı yüzde 25,93’e sabitlendi” ifadelerini kullandı.

Kurumlar Vergisi mükellefleri için uygulanacak yüzde 25 oranındaki vergi oranını, ihracatçı firmalar için beş puanlık indirimle yüzde 20 olarak belirlediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Mimarlık, mühendislik, tasarım ve yazılım gibi çeşitli hizmet ihracatı gelirlerindeki kazanç istisnasını yüzde 50’den yüzde 80’e yükselttik. Eximbank kredilerinin yanı sıra yatırım taahhütlü avans kredilerinin kapsamını, katma değeri yüksek ihracatı artıracak şekilde genişlettik. Yıllık 100 milyar lira olmak üzere, üç yıl süreyle toplam 300 milyar liralık limit tahsis edilmesini planlıyoruz. Merkez Bankası tarafından ticari bankalar aracılığıyla kullandırılan bu krediler cari dengenin iyileşmesine ve fiyat istikrarına katkı verecek. Ayrıca verimliliği yüksek yatırımların uygun koşullarda uzun vadeli ve Türk lirası cinsinden finansmanını mümkün kılacak.”

Program sayesinde dış ticaret açığında yer tutan 284 ürüne odaklanan 1 milyar lira ve üzerindeki yatırım projelerinin değerlendirileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir başka ifadeyle yüksek teknolojili ve stratejik üretime yönelik yatırımları bundan sonra daha güçlü destekleyeceklerini, projenin niteliğine göre yüzde 15 ile 30 arasında değişen maliyet oranları uygulanacağını, 10 yıla kadar vade imkânı tanınacağını kaydetti.

“İHRACATÇILARIMIZ İÇİN DÖVİZ BOZDURMA ZORUNLULUĞUNU YÜZDE 40’TAN YÜZDE 30’A İNDİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’den bu yana yüksek teknolojili ürün ihracatının 4,5 katına çıktığını söyleyerek bu oranları çok daha yukarı taşıyacaklarını ifade etti.

Müjdeli bir haber vermek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İhracatçılarımız için döviz bozdurma zorunluluğunu yüzde 40’tan yüzde 30’a indirdik. Bu düzenleme pazartesiden itibaren geçerli olacak. Tüm ihracat ailesine hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede yaşanan sıcak çatışmalara ve 6 Şubat depremlerinin 104 milyar dolarlık mali faturasına rağmen, küresel ekonominin içinden geçtiği fırtınalı dönemi başarıyla yönettiklerini dile getirdi.

Geçen sene tüm taraflarla görüşerek hazırladıkları Orta Vadeli Program (OVP) ve 12. Kalkınma Planı’yla ekonomideki yol haritalarını paylaştıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Popülizmin zirveye çıktığı 31 Mart seçimleri sürecinde Türk ekonomisine ilave yük oluşturacak afaki adımlardan uzak durmak suretiyle programa olan güvenimizi uygulamalarımızla ispat ettik. Sırf seçim kazanmak uğruna milletimize yalan söyleme, meydanlarda bol keseden vaat dağıtma gibi yollara başvurmadık. Bundan üç ay önce seçim meydanlarında olmadık sözler verenler, bugün verdikleri sözleri tutmak yerine sadece miting yapıyor, ipe un seriyor, milleti oyalamanın yollarını arıyor. ‘Liyakat, adalet, hak, hukuk’ diyerek ahkâm kesenlerin bugün nepotizmin kitabını yeniden yazdıklarını görüyoruz. Şehirlerine hizmet etmesi gerekenler sadece hısım akrabaya çalışıyor.”

“ENFLASYONDA EN ZOR DÖNEMİN ARTIK GERİDE KALDIĞINA İNANIYORUZ”

Etik dışı yolların hiçbirine tevessül etmeyip insanlara karşı daima dürüst olduklarını ve tutamayacakları sözü vermediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz siyaseti ülkemize ve milletimize hizmet için yapıyoruz. Biz velev ki kendimiz bedel ödesek de milletimize bedel ödettirmemenin derdindeyiz. Biz kendi çıkarımıza uygun olanı değil, Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğru olanı yapmanın peşindeyiz. Önceliğimiz bu ülkeyi hayat pahalılığı sorunundan temelli kurtarmaktır. Enflasyonu düşürmek için para, maliye ve gelirler politikalarını uyum içinde yürütüyoruz. Mali disiplin alanındaki adımlar para politikamızın etkinliğini arttıracak ve enflasyonla mücadeleye güçlü destek verecek” dedi.

Ekonomi programının ilk yılının geçiş yılı olduğunu ve bu dönemi öngördükleri şekilde başarıyla tamamladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Enflasyonda en zor dönemin artık geride kaldığına inanıyoruz. Şimdi programın sonuçlarını daha net göreceğimiz yeni bir döneme, dezenflasyon sürecine giriyoruz. Geçmişte enflasyonu nasıl tek haneye indirdiysek, inşallah aynı başarıyı tekrar yakalayacağız. Büyüme tarafında da hamdolsun oranlar son derece olumlu seyrediyor. Geçen yıl yaşadığımız deprem felaketine ve ihracat pazarlarımızdaki zayıflamaya rağmen yüzde 4,5’luk bir büyüme kaydettik. Millî gelirimiz cari fiyatlarla ilk kez 1 trilyon doları aştı.”

Türkiye ekonomisinin nominal değerle dünyada 17’inci, satın alma paritesine göre 11’inci sırada yer aldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yılın ilk çeyreğinde büyümemiz yüzde 5,7 olarak gerçekleşti. Bunun 1,6 puanı net dış talepten, yani siz değerli ihracatçılarımızın kıymetli çabalarından kaynaklandı. Büyümede kalitenin arttığı, kompozisyonun özellikle iyileştiği bir döneme adım atmış bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, makine ve teçhizat yatırımlarındaki artışın 18 çeyrektir devam ettiğini, yatırımların ve ihracatın sürüklediği bir büyüme ideallerini süratle gerçeğe dönüştürdüklerini belirterek, “2024 yılı genelinde net dış talebin pozitif katkı vereceği yüzde 4’e yakın dengeli bir büyüme öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

Ekonominin emin adımlarla hedeflerine doğru ilerlerken, Türkiye’nin uluslararası çevrelerdeki görünümünün de ciddi biçimde değiştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomide ilk yılın karnesi oldukça iyi geldi. Programımız tıpkı öngördüğümüz doğrultuda meyvelerini veriyor. Merkez Bankamızın brüt rezervleri 31 Mayıs itibarıyla 45,2 milyar dolar artışla toplam 143,6 milyar dolara yükseldi” dedi.

Ekonomi programının oluşturduğu güven ve öngörülebilirlik sayesinde ülkeye dış kaynak girişinin devam ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bankacılık ve reel sektörün dış borç çevirme oranları artarken, bu borçlanmaların daha düşük maliyetlerle gerçekleştirildiğini söyledi.

Son bir yıldır bankaların dış borç çevirme oranının yüzde 96’dan yüzde 153’e, reel sektörün dış borç çevirme oranının ise yüzde 118’e yükseldiğini aktaran Erdoğan, bankaların yılbaşından bu yana 4 milyar doların üzerinde sermaye benzeri dış kaynağa erişim sağladığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde uluslararası doğrudan yatırımlarda da güçlü bir canlanma göreceğimize inanıyorum. Yatırım ortamımızın daha da iyileştirilmesi için gerekli olan her adımı zaman kaybetmeden atacağız. Aktif sanayi politikalarına hız kazandıracak dijital ve yeşil dönüşüme odaklanan politikalarla temellerimizi daha da sağlamlaştıracağız” ifadelerini kullandı.

Programın olumlu sonuçlarını ülke risk priminde de net şekilde gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ülkemizin CDS primi 266 baz puana kadar geriledi. Kredi derecelendirme kuruluşlarının not artışı ve görünüm adımlarını sizler de yakından takip ediyorsunuz. Çok taraflı kalkınma bankaları da önümüzdeki dönemde 60 milyar dolara yakın kaynağı ülkemizdeki kalkınma projelerinin finansmanına aktaracak. Uzun vadeli ve düşük maliyetli bu kaynaklar yatırım yapan, istihdam sağlayan ve ihracata katkı sunan tüm girişimcilerimizin emrinde olacaktır.”

“TÜRKİYE’NİN ŞAHA KALKMASINI İSTEMEYENLERİN TEZVİRATLARINA KARŞI DAHA DİKKATLİ OLALIM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha rekabetçi, müreffeh, üretken ve güçlü bir Türkiye’yi ihracatçıların da katkısıyla hep birlikte inşa edeceklerini, bunun için de biraz sabır, kararlılık, uyguladıkları programda dirayet göstermek gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatçılara şöyle seslendi: “Şunu sizin de bilmenizi isterim. Türkiye ekonomisi bu sürecin sonunda çok farklı bir lige yükselecektir. Gelişmiş ülkeler dâhil, tüm dünyayı olumsuz etkileyen belirsizliklerden kurtulduğumuzda bu yeni dönemin baş aktörü inşallah Türkiye olacaktır. Bundan en küçük bir şüphe duymamanızı sizlerden özellikle bekliyorum. Sizlerden, siz iş insanlarımızdan programa güvenmenizi istiyorum. Kendi çıkarları dışında başka hiçbir şey düşünmeyen felaket tellallarının girişimlerine karşı hep beraber sağlam bir duruş sergileyelim. Türkiye’nin tekrar şaha kalkmasını istemeyenlerin tezviratlarına karşı daha dikkatli olalım. Bunlara prim vermeyelim, biz işimize bakalım, ihracat hedeflerimizi gerçekleştirmeye odaklanalım. Türkiye’nin başarılarına bir türlü sevinemeyen, sırf haklı çıkmak için bütün bunların uğruna sokaktaki vatandaşı bilerek yanlış yönlendiren, insanımıza sürekli karamsarlık aşılayan muhterislere meydanı asla terk etmeyeceğiz. Sizlerle ve Anadolu’nun farklı illerindeki iş dünyası temsilcilerimizle daha yoğun bir şekilde bir araya gelerek bu süreci suhuletle yürüteceğiz. İnşallah bundan sonra ekonomi ekibimiz başta ihracatçılarımız olmak üzere iş dünyamızı daha sık, daha düzenli olarak bilgilendirecek, bilgi kirliliğinin önüne geçmek için de farklı adımları devreye alacağız.”

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 31. Olağan Genel Kurulu’nun hayırlı olmasını dileyerek, ödül alan tüm firmaları ve kişileri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına, huzur ve refahına katkı yapan ihracatçılara teşekkür etti.

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Tatar, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki resmi geçit töreninde konuştu

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Tatar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen Resmi Geçit Töreni’ne katıldı ve bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konuşmasına, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan’dan gelen milletvekili heyetleri ile tüm konuklar ve halkı selamladıktan sonra başladı.

“Kıbrıs Türk halkının özgürlüğüne kavuştuğu 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nın 50. yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutlamanın sevinci ve mutluluğunu yaşıyoruz” diyen Tatar, şöyle devam etti:
“Rum liderliği, Kıbrıs Türklerini 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silah zoruyla dışlayarak bu Cumhuriyeti Enosis’e bir sıçrama tahtası olarak kullanmaya kalkmıştır. 21 Aralık 1963’de Kıbrıs Türklerini imha Planı olan Akritas planını Kanlı Noel’le acımasızca uygulamaya koyan Rumlar, 103 köyümüzü yakmış, yıkmış halkımızı yerinden yurdundan göç etmek zorunda bırakmıştır. Vefakâr ve cefakâr halkımız, 11 yıl boyunca en zor koşullarda göçmen çadırlarında yaşamış, açlığa ve yoksulluğa itilmiş, boyun eğmemiş, esir olmamış; başı dik, mücadele ederek Türklüğün onur ve şerefini çiğnetmemiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 186 sayılı 4 Mart 1964 tarihli kararı ile 60 yıl önce yaratılan statüko sayesinde Rum liderliği haksız, hukuksuz ve talihsiz bir şekilde Adanın tek hükümeti olarak hala daha kabul görmektedir. 1963 Kanlı Noel saldırıları ile başlayan çatışma ve katliamlar Erenköy ve Geçitkale dahil Kıbrıs’ın çeşitli bölgelerinde 1974 yılına kadar devam etmiştir. Erenköy Şehidi Milli Şairimiz Süleyman Uluçamgil; Ne çıkar aramızda Akdeniz varsa, Ne fark var aramızda, Hep aynı sınırlarda sıvanmışız, Kimimiz ‘ölürken’ diyoruz Kimimiz ‘ölürkana’ dizeleriyle Anadolu ve Kıbrıs Türklerinin ortak mücadelesini dile getirmiştir. Şehit Şairimiz Uluçamgil’i bu vesileyle rahmet ve minnetle anıyorum.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rum-Yunan ikilisinin 1963-1974 yılları arasında bir taraftan katliamlar yaparken, diğer yandan da Adayı Yunanistan’a ne zaman bağlanacağının hesabını yapmaya devam ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
“Nitekim, Yunanistan’daki askeri cunta yönetimi ile EOKA milisleri, 15 Temmuz 1974 darbesiyle ‘Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’ni ilan ederken ana hedefleri halkımızı yok edip Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmekti. Bu süreçte Halkımızın gözü Toroslarda, kulağı da Ankara’daydı. 15 Temmuz darbesinden sonraki günler sanki de aylara bedeldi. Garantör ülke Anavatan Türkiye’nin Başbakanı Ecevit, önce 18 Temmuz günü Garantör ülke İngiltere’ye giderek İngiliz Başbakanı Callahan ile istişare etmiş, ardından Amerika Birleşik Devletleri Özel Temsilcisi Cyrus Vance ise acilen Atina ve Ankara’ya gönderilmişti. Ecevit, Cyrus Vance’e, ‘ülkenize dönmek istiyorsanız acele edin, çünkü biraz sonra havalimanları kapanacak. Türk Silahlı Kuvvetleri şu anda Kıbrıs açıklarında’’ uyarısında bulunmuştu.
Kıbrıs’ta ise silah sesleri susmuş ne Türk tarafında ne de Rum tarafında çıt çıkmıyordu. Yunan Birlikleri ile Eoka B, Atina’dan Cunta’nın talimatlarını bekleye dursun, Türk Havva Kuvvetlerine ait Türk Jetlerinin gökleri yırtıp Kıbrıs Semalarında yankılanacak sesi Kuzey’den gelmek üzereydi. Kıbrıs Türk Halkının artık tahammülü kalmamıştı. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkını kullanarak 20 Temmuz 1974 sabahı Barış Harekâtını gerçekleştirme kararı almıştı. 20 Temmuz 1974 sabahı Türk askeri Girne sahillerine ayak basarken, paraşütlerle de gökten yağmur gibi toprağa iniyordu. O gün, halkımız ve Mücahitlerimiz büyük bir özlemle Mehmetçikle kucaklaşırken sevinç gözyaşları hala hafızalarımızdan silinmemiştir.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Raif Denktaş’ın yaktığı meşalelerin yollarını aydınlatırken, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerinin de yollarını çizdiğini vurguladı.
“Bu yol özgürlük, bağımsızlık ve hürriyet yoludur” diyen Tatar, “Ne diyor İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy? Hakkıdır, hakka tapan milletimin istiklal. Dünyada hak ettiğimiz yeri er geç bir gün mutlaka alacak, hedeflerimize ulaşacağız” vurgusu yaptı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Türk tarafı olarak müzakere süreçlerinde uluslararası çözüm önerilerine her zaman samimi, olumlu ve yapıcı bir tutum gösterdiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:
“Amacımız, Kıbrıs’ın ve bölgenin yararına olacak, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşmaya ulaşmaktı. Ama ne var ki, değişmeyen Rum zihniyetinin hâkimiyetçi ve dayatmacı tutumu tüm müzakere süreçlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmuştur. Rum tarafı hala daha federal çözüm adı altında Kıbrıs Türkü’nün azınlık pozisyonunda olacağı ve Avrupa Birliği içerisinde üniter bir yapıya dönüştüreceği çözümde ısrar etmektedir. Bu çözüm şekliyle de Türkiye’nin garantörlüğünün ve müdahale hakkının kaldırılmasını, Türk askerinin Kıbrıs’tan uzaklaştırılması talebiyle, devletimiz ile egemenliğimizi yok etme hedeflerini kabul etmemiz asla mümkün değildir”
-İzolasyonlar asla kabul edilebilir değil
Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkına 60 yıldır uygulanan insanlık dışı ambargoların savunulacak hiçbir yanı olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Türkeri’ne uygulanmakta olan ambargolar ve izolasyonlar günümüz dünyasında asla kabul edilebilir değildir. Annan Planı sonrasında 1 Mayıs 2004 tarihinde Rum tarafının tek yanlı, haksız yere Kıbrıs sorununa çözüm bulunmadan Avrupa Birliği ilkelerine ters düşülerek üyeliğe alınması Kıbrıs sorununun çok daha karmaşık hale gelmesine neden olmuştur. Avrupa Birliği güvencesini arkasında hisseden Kıbrıs Rum Kesimi hiçbir antlaşmaya yanaşmamakta, Kıbrıs Türkleri’ni Kıbrıs adasında bir azınlık haline getirmek ve kendine muhtaç etmek amacı ile sürekli farklı söylemler üreterek zamana oynamaktadır. 60 yıldır çözüm bulmak adına geçirilen boşa zaman, Annan planı süreci ve Crans Montana’da yaşananlar, artık yerini 2021 yılında Cenevre’de ilk kez gündeme getirdiğimiz yeni siyasetimize bırakmıştır. Beklentimiz, Egemen Eşit ve Eşit Uluslararası Statü temelinde Kıbrıs Türk Halkının pozisyonunun teyit edilmesidir.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cenevre zirvesinin ardından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres tarafından yapılan tespitin çok net olduğunu vurgulayarak, “Sayın Guterres, bir sürecin başlamasına yönelik olarak iki taraf arasında ortak zeminin bulunmadığını ortaya koymuş ve değişik fikirlerle gelinmelidir demiştir. Sayın Guterres’in bu söylemi Kıbrıs gerçekleriyle uyum sağlamaktadır” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Rum Yönetiminin, bazı ülkelerle anlaşmalar yaparak Güney’i, askeri bir operasyon merkezi haline getirmesinin Ada’yı tehlikeye attığına da işaret ederek, şöyle devam etti:
“Rum yönetiminin yaptığı tarihi hatalar Güney Kıbrıs’ı bazı büyük örgütler tarafından hedef haline getirmiştir. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, 16 Temmuz 2024 günü Güney Kıbrıs Rum kesimine yaptığı ziyarette Larnaka yakınındaki Mari’de bir deniz üssü inşa edilmesi konusunda Rum yönetimiyle anlaştıklarını açıklamıştır. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı’ndan 17 Temmuz 2024 tarihinde yapılan açıklamada da ifade edildiği üzere Kıbrıs Türklerini ve kahraman Türk ordusunu hedef alan Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ın, düzeysiz, yalan ve iftira dolu açıklamasını biz de şiddetle kınıyoruz. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile Kıbrıs Adasında son 50 yıldır sürdürülen barışı bu şekilde tarihi hatalarla bir çatışmaya veya birilerinin hedef tahtası yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Rum tarafının provokatif adımları, üçüncü ülkelerle yaptığı askerî anlaşmalar ve ortak tatbikatlar gerginliğe hizmet etmektedir. Uluslararası camia, nasıl ki 1963-74 döneminde Rumların Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırılarına seyirci kaldıysa, günümüzde de Gazze’ye yapılan saldırılara da benzer şekilde seyirci kalmaktadır. Hemen yanı başımızda Gazze’de yaşananlar bizlere bir kez daha Kıbrıs’ta Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü ile Türk askerinin varlığının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı, ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nda gözlemci üye olarak yer almasının kendilerini uluslararası alanda kabul edilmesine büyük destek arz ettiğine vurgu yaptı.
Türk Dünyasının manevi başkenti Şuşa’da, 44 günlük Vatan Muharebesi sonucunda Muzaffer Başkomutan İlham Aliyev liderliğindeki kahraman Azerbaycan ordusu tarafından 8 Kasım 2020 tarihinde işgalden kurtarılarak azad edildiğini anımsatan Tatar, şunları kaydetti:
“5-6 Temmuz 2024 tarihinde Azerbaycan’ın Şuşa kentinde gerçekleşen Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmamız ve orada bayrağımızın dalgalanması iki devletli siyasetimizin kabul görmesi bakımından büyük bir başarıdır. Sayın İlham Aliyev’e bu vesileyle en samimi duygularımla teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Şuşa Zirvesi’nde, Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın, ‘Egemen Eşit ve Eşit Uluslararası Statü’ temelindeki yeni siyasetimize güçlü şekilde destek vermesi nedeniyle kendisine teşekkür ediyorum. Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde de ifade edildiği gibi Kıbrıs Türk Halkı, Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Devletleri ile her alanda ilişki kurmaya hazır bir devlet yapısına sahiptir.

  1. Yüzyıl’da tüm siyasi dengeleri derinden etkileyebilme potansiyeline fazlasıyla sahip olan Türk Devletleri Teşkilatı’nın sınırları Doğu Akdeniz’e kadar genişletilerek, en Güneydeki Türk Devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin katılımıyla daha da güçlü hale gelmiştir. Doğu Akdeniz’de Türk Dünyasının kalesi konumunda olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Mavi Vatandaki ve hava sahasındaki hak ve hukukumuzun korunması için gemilerimizin, iha ve sihalarımızla mücadelemiz sürmektedir.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben, “Siz Kıbrıs Türk Halkı’nın hakkının çiğnenerek temsil ettirilmediği Birleşmiş Milletler Platformunda sesimiz, soluğumuz, nefesimiz oldunuz” dedi. Tatar, şöyle devam etti:
“77. ve 78. Genel Kurul Toplantılarında milat niteliğindeki konuşmalarınız Kıbrıs Türk Halkı için tarihi anlamda büyük onur ve gurur vesilesidir. Ortaya koyduğunuz güçlü irade münasebetiyle ve her platformda sesimiz olduğunuz için Zat-ı Devletlerine teşekkür ederiz. Rum Yönetimi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelik izolasyonları daha da yoğunlaştırmıştır. Kısa bir süre önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hilafına mülkiyet konusunu siyasileştirerek baskı, tehdit ve diğer yöntemlerle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni çökertmeye çalışmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik Örgütler Platformu’nun çağırısında da ifade edildiği gibi mülkiyet meselesinde çare, Taşınmaz Mal Komisyonudur”
-Kıbrıs konusunda kınanması gereken en başta Yunanistan’dır
Yunanistan Başbakanı Mitsodakis kendi ifadeleri ile Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıldönümünü kınamak üzere Güney Kıbrıs’ta bulunmasına da değinen Tatar, “Kıbrıs konusunda kınanması gerekenlerin en başında Yunanistan gelmektedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:
“Nitekim Yunan Eski Başbakanlarından Andreas Papandreou ‘Namlunun Ucundaki Demokrasi’ kitabında babası Başbakan Yorgo Papandreou’nun sivil kıyafet giydirilmiş yirmi bin Yunan askerinin tam teçhizatlı olarak 1964 Haziran’ında gizlice Kıbrıs’a çıkarılması emrini verdiğini iftiharla anlatmaktadır. Türkiye 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatarak Yunanistan’daki Cunta yönetimi ile Rumların oluşturduğu EOKA-B’nin 15 Temmuz’da başlattıkları katliama dur demiş, bir iç savaşı sonlandırmıştır. Merhum Bülent Ecevit’in vurguladığı gibi 20 Temmuz Barış Harekâtı hem Güney Kıbrıs’ta hem de Yunanistan’da barış ve demokrasinin tesis edilmesini sağlamıştır.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıtmak, ekonomisini güçlendirmek, refahını artırmak için Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle canla başla çalıştıklarını ifade ederek, şunları vurguladı:
“Çalışmalarımıza ve bizlere her alanda desteğini esirgemeyen Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca, Hükümetimizle imzalan İktisadi ve Mali İşbirliği protokolleri çok önem arz etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz ile Başbakan Sayın Ünal Üstel arasında imzalanan 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Protokolü tarihi büyüklüktedir. Tüm bu çaba ve gayretlerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ekonomik başarıya dönüşmesini temenni eder, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’a teşekkürlerimi sunarım.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kıbrıs konusunda alınan iki tarihi karara da dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“İlk tezkere; elli yıl önce Kıbrıs Türk Halkının can güvenliğini sağlamak amacıyla garantörlük hakkını kullanarak yapılacak olan 20 Temmuz 1974 tarihli Barış Harekâtı tezkeresidir. İkinci tezkere ise iki gün önce 18 Temmuz 2024 tarihindeki ‘iki devletli çözüm siyasetimizi destekleyen’ tezkeredir.
Bu kararı oy birliği ile alan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş nezdinde tüm milletvekillerine şahsım ve Kıbrıs Türk halkı adına teşekkürlerimi ifade eder, en derin sevgi ve saygılarımı sunarım. Bu tezkere, 50. yılını kutlamakta olduğumuz Barış Harekatı’nın yıldönümünde davamıza, bizlere büyük güç ve destek vermiştir.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Barış Harekatı’nın 50’nci yıldönümünü büyük bir gurur, coşku ve heyecanla kutlarken, özgürlük mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ü, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ı, tüm dava arkadaşlarını, Kıbrıs Türkünün haklı mücadelesine büyük katkı sağlamış olan Türk Devlet adamları, Adnan Menderes’i, Fatin Rüştü Zorlu’yu, İsmet İnönü’yü, Süleyman Demirel’i, Bülent Ecevit’i, Necmettin Erbakan’ı ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar’ı sevgi, saygı ve rahmetle andı.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Bu duygu ve düşüncelerle bu tarihi günde halkımızın bir asırlık direnişini, Mücahitlerimizi ve Gazilerimizi en içten duygularımla selamlarken, her zaman ve her koşulda yanımızda olan Anavatan Türkiye’ye, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’ne şahsım ve Kıbrıs Türk Halkı adına şükranlarımı sunar aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarım” dedi.
20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı’nın 50. yıldönümünü kutlarken, 20 Temmuz 1974 sabahı doğan özgürlük güneşinin sonsuza dek parlayacağına ve sönmeyeceğine yürekten inandığını da vurgulayan Tatar, “20 Temmuz karanlıkları aşarak aydınlığa kavuştuğumuz gündür. 20 Temmuz Kıbrıs Türkü’nün yoktan varoluşudur. 20 Temmuz varoluş destanıdır. 20 Temmuz halkımızın küllerinden yeniden doğuşudur. Bayramımız kutlu olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene” diyerek, konuşmasını tamamladı.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacaktır. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında ilk olarak Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan ve anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’de olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek, her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi.

“KUZEY KIBRIS BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı.

Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Ana vatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Millî meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜ BİLE CİNNET FURYASINI DURDURAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihî gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi.

Kıbrıs, Barış Harekâtı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihî bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir.”

“TÜM DÜNYAYA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

“Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ‘20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise; ‘20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hâkimse, Türkiye’de aynı bayram havası hâkimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.”

“KIBRIS’TA FEDERAL BİR ÇÖZÜMÜN MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hâkimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dâhil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhâlde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam.”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“KIBRIS TÜRK TARAFI, RUM TARAFIYLA HER ALANDA EŞİT OLARAK MÜZAKERE MASASINA OTURMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakârlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum.”

Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e de bizzat söylediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“ADANIN KADİM VE ASLİ UNSURU KIBRIS TÜRKLERİNİN YOK SAYILMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini bildirerek, şu ifadeleri kullandı: “Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum; temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ercan Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye ulaştı.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA4 gün önce

Cumhurbaşkanı Tatar, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki resmi geçit töreninde konuştu

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DÜNYA4 gün önce

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DÜNYA4 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

DÜNYA7 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programına katıldı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ehlibeyt sevgisi bize Peygamberimizin bir emridir,...

DÜNYA2 hafta önce

GIDA SANAYİSİNDE 246 BİN İSTİHDAMIN ÖNÜNÜ AÇTIK

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, gıda sanayisini çok yönlü desteklediklerini belirterek “2002’den bugüne gıda ürünleri imalatına yönelik olarak...

DÜNYA2 hafta önce

TÜRKİYE’NİN UZAYDAKİ GARANTİSİ TÜRKSAT 6A

ABD Florida | Genç gazeteciler

DÜNYA2 hafta önce

DÜNYA DEVİNDEN TÜRKİYE’YE YATIRIM KARARI

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

DÜNYA2 hafta önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İletişim Fakültesi Mezuniyet Törenine katıldı

YENİ ANAYASA İLE TÜRKİYE YÜZYILI’NI ADALETİN, HAKKANİYETİN YÜZYILI YAPACAĞIZ

DÜNYA3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü 24’üncü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

Kazakistan

DÜNYA3 hafta önce

DIŞ TİCARETE DENİZ YOLU DAMGASI

Türkiye Denizcilik Zirvesi İstanbul

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

seers cmp badge
tr_TRTurkish