Bizimle iletişime geçin

GÜNCEL

Ankara Sanayi Odası Başkanı Özdebir: “En Önemli Reform Sürdürülebilirlik ve Güven”

Haberler

on

Ankara Sanayi Odası Mart ayı meclis toplantısı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun katılımıyla video konferans yöntemiyle yapıldı. ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Özdebir’in toplantıda yaptığı konuşma şöyle:

“Sayın Bakanıma bu yoğun programı içinde bize de zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, Değerli Meclis Üyeleri, Ekonomimiz son dönemde, yüksek faiz, yüksek döviz kuru, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik olgularını bir arada yaşadığımız zorlu bir süreçten geçiyor.

Yüksek kur hem özel sektörün hem kamunun dış borç çevrimini zorlaştırmakta, ithalat maliyetlerini de yükseltmektedir. Ekonominin genelinde ise dolarizasyonun eğiliminin artmasına neden olmaktadır.Kurun yükselmesinin yanı sıra önemli ölçüde oynak olması da ekonominin genelinde belirsizliğe neden olmakta ve reel sektörde öngörülebilirliğin azalması olarak yansımaktadır. Kur artışları aynı zamanda enflasyonu besleyerek faizin yukarı yönlü olmasına neden olmakta, bu da özel sektörün yatırım imkânlarını azaltmaktadır. Yatırım için sürdürülebilir bir enflasyon ve faiz düzeyinde güvenin tesis edilmesi çok önemlidir. Enflasyon, sanayicinin kullanmış olduğu ara malların hem TL hem de döviz cinsinden fiyatlarını her geçen gün arttırmaktadır. Bu sorun varken diğer taraftan üretici iç piyasada ara mal bulmakta zorlandığından üretim yapamıyor. Bazı tüccarlar ellerindeki ara malı yurtiçi piyasaya vermek yerine, Suriye Irak gibi ülkelere satarak hem ülke içinde fiyatların yükselmesine hem de yurtiçindeki üreticilerin tedarik zincirinin bozulmasına neden olmaktadır. Sürekli dile getirdiğimiz katma değerli ürünlerin arttırılması gerektiğini söylüyoruz lakin firmalar ara mal niteliğindeki malı ihraç ederek ekonominin katma değer yaratmasına sekte vuruyorlar. Hiç kuşkusuz ki kalıcı ve sağlıklı bir büyüme için üretmek zorundayız. Yüksek faiz, üretici kesim açısından yüksek finansman ve yüksek re-finansman maliyetleri anlamına gelmektedir. Makroekonomik ve finansal istikrarsızlık ile yüksek sermaye maliyetlerinden olumsuz etkilenen üretim kesimi olarak, kurun makul seviyelere gerileyeceği ve oynaklığının azalacağı düşüncesiyle son dönemdeki faiz artırımlarını ilaç gibi görmüş, yan etkilerinin yaratacağı sıkıntılara rağmen katlanmamız gerektiği görüşünü ifade etmiştik. Ancak Merkez Bankası başkanlığındaki ani görev değişimi piyasalarda güven erozyonuna neden olmuş, kurun çok kısa bir zaman diliminde yeniden hızla yükselmesi sonucunda, parasal sıkılaşma politikaları amacını realize edememiş ve ekonomi aynı anda hem yüksek faizin, hem de yüksek kurun kıskacında kalmıştır. Kur seviyesinin, ara mallardaki yüksek fiyat artışları kanalıyla üretimde aksamalara yol açan ve uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü aşındıran, yüksek enflasyonla birlikte değerlendirilmesi, reel sektör olarak yaşadığımız zorlukların derecesini ortaya koymaktadır. Son dönemde ekonomi politikalarında istikrarın sadece para politikası ile gerçekleşeceği gibi bir algı var. Ekonomik yapının temeli üretken yatırımlar ve katma değeri yüksek üretim ile gerçekleşir. Sadece para politikası üzerinden uygulanacak enflasyon ve kurları kontrol etme stratejilerinin, ekonominin dinamizminin daha da bozulmasına neden olacağı unutulmamalıdır. Yakın zamanda ekonomik reformlar ortaya koyduk, lakin en önemli ekonomik reform sürdürülebilirliktir. Sürdürülebilirlik ise güven mekanizması ile sağlanabilecektir. 

Sayın Bakanım, Değerli Meclis Üyeleri,

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz haftalarda açıklanan “Ekonomik Reform Paketinin” somut ve çözüm odaklı olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu paketlerin en önemli olan yanının uygulamadaki başarı olduğunu unutmamalıyız. Pakette yer alan; kamu harcama disiplini, şeffaflık, tasarruf vurgusu, vergi düzenlemelerinin sadeleştirilmesi, vergi inceleme sürelerinin kısaltılması ve dijitalleşmesi, güven unsuru, kamu ihalelerindeki şeffaflık ve bürokrasinin azaltılması vurguları son derece önemli. Özellikle Kredi Garanti Fonu’nun katma değeri yüksek üretimi ve nitelikli istihdamı uygun maliyetli selektif kredilerle destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılacak olmasını çok değerli buluyorum. ASO’nun son dönemdeki meclis toplantılarında gündeme getirdiğimiz birçok önerinin paket içinde yer bulmasından dolayı büyük bir mutluluk duyduk. Özellikle üretimde ithal girdi kullanımının azaltılması ile katma değeri yüksek yerli ve milli ekonomi hedefi ortaya konulması çok önemli. Kamu tasarruflarının ön planda olduğu pakette, kamunun yerli ürün kullanımına yönelik ifadeler memnuniyet verici. Yıllardır dile getirdiğimiz bu konuda, ayrıca bir izleme komitesinin kurulması uygulamanın başarısı açısından çok önemli. Tam bu noktada Ekonomi Reform Paketi’nde yer alan “Yüksek katma değerli üretim ve ihracat ile istihdama dayalı üretim” vurgularının önemli ve yerinde olduğunu belirtilmeliyim. Pakette yer alan en kritik husus ise,  şeffaflık ve güven vurgularıdır. Şeffaflığın ve güven tesisinin en hızlı ve efektif biçimde sağlanması, ekonomimizin istikrarı için elzemdir. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Lütfi Elvan’ın geçtiğimiz hafta ekonomik reform eylem takvimini açıklayarak, reform paketinin zaman geçirmeden bir takvime bağlanması, uygulanabilirliği açısından oldukça önemli.

Sayın Bakanım,

Dijitalleşme öyle bir noktaya geldi ki, dijital ekosistemin önümüzdeki 20 yılda kendi kendine düzenleme, ölçekleyebilme, doğal ekosistemlerden esinlenme, dış dünya ile etkileşim kurması bekleniyor. Gerçekten de otonom dijital ekosisteme doğru gidiyoruz. 4. Sanayi Devrimi dediğimizde de kastedilen aslında budur.  Tüm bunların alt yapısı ise internet ağıdır. Bu gelişime ayak uydurabilmemiz için güçlü ve sağlam bir internet altyapısına ihtiyacımız olduğu açıktır. Bu nedenle sabit ve mobil internet altyapımızı süratle geliştirmeli ve dijital dönüşümün otobanlarını oluşturmalıyız. Tabi tüm bu gelişmeler lojistik sektörünü de kaçınılmaz olarak etkilemektedir. Lojistiğin 7 doğrusu olarak bilinen; doğru ürünün, doğru miktarda, doğru biçimde, doğru zamanda, doğru kaynaktan doğru yolla ve doğru fiyatla sağlanması süreçlerinin tamamını etkileyecek ve yeniden şekillendirecektir. Lojistik sektörü, sanayicinin en yakın komşusudur. Lojistik endüstrisi tedarik zincirinin her adımında yer almaktadır.  Her türlü olumlu ya da olumsuz gelişme doğrudan sanayiciyi etkilemektedir. Tüm üretim alanları, imalat sektörleri ile yakın ilişki içerisinde olan lojistiğin, endüstride olası değişimlere adapte olması gerekmektedir. Artık lojistik süreçlerin tamamen fiziksel olarak ele alınması, lojistik hizmet sağlayıcılarının rekabetçi olabilmeleri için yeterli değildir. Geleceğin lojistik adımları dijitalleşme, akıllı çözümler ve otomasyona dayalı olacaktır. Lojistik hizmet sağlayıcıları için başarının anahtarı geçmişte verimlilik, standardizasyon ve düşük maliyetti. Dijitalleşme ile beraber bunlara çeviklik, müşteri odaklılık, esneklik ve sürekli inovasyon gibi zorunluluklar eklenmiştir. Ancak biliyoruz ki lojistik yalnızca dijitale konu olan bir başlık olmanın ötesinde dış ticaretin ve dış politikanın da önemli bir konu başlığıdır. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, Çin’in öncülüğünde başlayan “Kuşak ve Yol Girişimi” hem ticaretin lojistiğini hem de ticaretin boyutunu etkilemektedir. Hem sanayi hem Türkiye ekonomisi açısından bu derece önemli olan ulaştırma sektörü için 11. Kalkınma Planında “Türkiye’nin coğrafi avantajından en iyi şekilde faydalanarak modlar arası ve çok modlu uygulamaların geliştirilmesi; demiryolu ve denizyolu taşıma paylarının artırılması; hızlı, esnek, emniyetli, güvenilir ve entegre bir ulaştırma sisteminin tesis edilmesiyle lojistik maliyetlerin düşürülmesi, ticaretin kolaylaştırılması ve ülkemizin rekabet gücünün artırılması” temel amaç olarak belirtilmiştir.

Öngörülen tedbirler arasındaki;

  • Ulaştırma modları arasındaki entegrasyon güçlendirilmesi ve sektöre giriş engellerini ortadan kaldıracak tedbirlerin alınması,
  • kombine yük taşımacılığı hizmetleri ile kombine yük terminalleri ve aktarma merkezlerinin idari ve mali teşvikine yönelik program hazırlanması,
  • lojistik merkez ve iltisak hatlarının standartları ile işletme ve yönetim modellerinin belirlenecek olması,
  • lojistik faaliyetlerinde esneklik, hız, öngörülebilirlik, güvenlik, kalite, ölçek ekonomisi ve yenilikçilik gibi hizmet düzeyi parametrelerinin iyileştirilmesi,
  • kamu ve özel sektörün liman yatırımlarının bütüncül bir bakış açısıyla koordine edilecek olması bizler açısından önemlidir.

Ancak bir nokta var ki özellikle sanayi açısından kritik önemde görülmektedir. Türkiye’de üretilen ürünlerin dış pazarlara ulaştırılmasında yurtiçi lojistiğin rekabetçi açıdan değerlendirilerek, Anadolu’daki üretim merkezlerine girdi tedarikinde ve bu merkezlerdeki üretimin limanlara ve tüketim noktalarına erişimde alternatif lojistik yöntemlerinin düşünülmesi yerinde olacaktır. Kalkınma planında yer alan “entegre bir ulaştırma sisteminin tesis edilmesiyle lojistik maliyetlerin düşürülmesi” amacının sanayici açısından rutlar bazında tek tek ele alınması önemlidir. Sayın Bakanım bu noktayı özetlemek gerekirse: limanlarımız batıda, burdan doğuya doğru gittikçe  üretim yapanlar iki türlü dezavantajlı durumda. Yurt dışından gelen  ara mallar üretim için doğuya doğru gidiyor, üretimin ardından daha sonra ihracat için tekrar batıya gönderiliyor. İki türlü taşıma maliyeti oluşuyor ve bu da maalesef rekabet gücümüzü etkiliyor.

Sayın Bakanım, burada bizim de birkaç önerimiz var;

  • İhraç ürünlerine gümrüklendikleri şehirden limana kadar olan mesafede ÖTV’siz yakıt desteğe sağlanmalıdır,
  • Demiryolu taşımacılığı geliştirilerek yaygınlaştırılmalı ve ucuzlatılmalıdır,
  • Özel lokomotifçiliğin önü açılmalı ve rekabet şartları sağlanmalıdır.

Sayın Bakanım son 20 yılda Türkiye ulaşım alt yapısında çok büyük yatırımlar yaptı ve önemli mesafeler kat etti. Ekonomimiz için çok önemli olan zaman ve mesafeler kısalırken, diğer yandan kaza sayıları azaldı ve ölüm oranları düştü. Bunlar ülkemiz için gurur verici ve biz sanayiciler olarak da teşekkür ediyoruz. Biraz önce bahsettiğim konuların da Sizin bakanlığınız döneminde kısa sürede çözüleceğine inanıyorum.

Sayın Bakanım  Sincan’da bulunan ASO 1. OSB’de bir demiryolu lojistik merkezimiz var. Buradan blok trenlerle ihracat limanlarına konteyner taşımacılığı yapıyoruz. Ancak 3 yıla yakın süredir demiryollarının bölgedeki sinyalizasyon ve diğer alt yapı çalışmaları nedeniyle kullanamıyoruz. Bu nedenle sanayicilerimiz uzun süre demiryolu taşımacılığından mahrum kaldı. Bu çalışmaların bitmek üzere olduğu ifade ediliyor. Bu arada yapılan yeni çalışmayla tek hatlı demiryolumuz hem çift hatta çıkıyor, hem de doğrudan konvansiyonel ana yük hattına bağlanıyor. Ayrıca 2000’li yılların başlarında bölgedeki sanayi tesislerinde çalışanlar da bu hat üzerindeki istasyondan inip-binme imkânına sahipti. Çalışmaların tamamlanmasıyla bu yolcu istasyonunun da yeniden aktif hale gelmesini bekliyoruz. Sayın Bakanım bu çalışmaların süratle sonuçlandırılması ürünlerimizin ihracat limanlarına hızlı ve daha uygun koşullarda ulaşması açısından çok önemli. 

Bu çalışmalar nedeniyle Size ve emeği geçen tüm demiryolu çalışanlarına teşekkür ediyorum.

 Sayın Bakanım, Değerli Meclis üyeleri,

Son birkaç cümle ile sözlerimi tamamlamak istiyorum. Pandeminin devam ettiği mevcut küresel koşullarda ekonomilerin sürdürülebilir ve sağlam büyüme patikasına oturabilmeleri, ekonomik birimlerin pozitif beklentilerine ve güven algılarına büyük ölçüde bağlıdır. Ekonomik birimlerin güveni ise, belirsizliğin azaldığı, ekonomi politikalarının güçlü, şeffaf ve tutarlı olduğu durumda pozitif olmaktadır. Türkiye gibi dış finansman gereksinimlerinin yüksekliği nedeniyle kırılganlığı yüksek olan ülkelerde, ülke riskinin azaltılabilmesi ve yatırım ikliminin elverişli kılınabilmesi, öncelikle güven tesisini gerektirmektedir. Güven tesisi, temel olarak, makroekonomik politikaların öngörülebilirliğini artırmakla mümkündür. Bu amaçla kurumların bağımsızlığını, hukuk sisteminin istikrarını ve üstünlüğünü teminat altına almak büyük bir önem arz etmektedir”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ise  “Orta Koridor” rotasının etkin kullanılmasının önemine işaret ederek, “Halen yıllık 710 milyar dolar tutarında olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinden, ülkemizin ve Orta Asya ülkelerinin ekonomik fırsatlar elde edilebileceği aşikardır” dedi.
Karaismailoğlu, Cumhuriyetin 100. yılına bambaşka bir güç ve gelecek perspektifiyle girdiklerini, son 19 yılda dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmak için güçlü hamleler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Eğitimden sanayiye kadar dünya ölçeğinde bir iddia ve başarı kazandıklarını vurgulayan Karaismailoğlu, Türkiye’nin sanayisini ve sanayicilerini desteklemek, üretkenliğini artırmak ve güçlü bir lojistik altyapıyla yeni ihracat kapılarını açmak için çalıştıklarını ifade etti.
Karaismailoğlu, “Türkiye’ye duyduğunuz inançla bugünlere geldiniz ve Türkiye ekonomisini ürettiğiniz gelirle, istihdamla ayakta tuttunuz. Artık büyümenin ve ilerlemenin baş döndürücü bir hıza ulaşacağı, dijitalleşmenin tüm iş sahalarında yaygınlaşacağı, teknolojik üretimimizin artacağı, yerli ve milli ürünlerimizle pek çok alanda söz sahibi olacağımız yeni bir dönem olacak. Türkiye’nin yarınlarını inşa edeceğiz. Gelişmekte olan değil gelişmiş Türkiye’nin geleceğini birlikte kuracağız.” diye konuştu.
– “Kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz”
Yeni tip koronavirüs salgını sebebiyle dünyanın tarihi bir resesyon yaşadığına işaret eden Karaismailoğlu, tedavi ve aşılama konusunda sağlanacak ilerleme sayesinde bu yılın küresel ekonominin hızla toparlanacağı bir dönem olacağını dile getirdi.
Karaismailoğlu, IMF küresel ekonomide 2021 için yüzde 5,2 büyüme öngörürken, OECD’nin Türkiye’de yüzde 5,9 büyüme beklediğine dikkati çekerek, “Türkiye için ortaya çıkan bu olumlu tabloda Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki çalışmaların önemi büyüktür.” dedi.
Sanayi için de benzer bir tablonun bulunduğunu belirten Karaismailoğlu, Ocak 2021 itibarıyla yıllık sanayi üretiminin yüzde 11,4 artmasının özverili çalışmaların sonucu olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin pandemi koşullarında dahi tüm dünyanın hayretle izlediği bir devamlılık, üretkenlik ve büyüme sağladığını söyleyen Karaismailoğlu, “Bugüne dek başardıklarımızın verdiği şevk ve azimle, Türkiye’nin çıtasını daha da yükselteceğiz. Yerli ve milli ürünlerinin sayısını her geçen gün artıran, tekstil kadar, gıda kadar, ham madde kadar teknolojide, yazılımda, hizmet alanlarında da ihracat yapan bir Türkiye markası için çalışacağız. Gelişmiş dünyanın bize biçtiği rolleri bir kenara bırakıp, kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz.” dedi.
– Ulaşım ve haberleşme projeleri
Karaismailoğlu, yeri geldiğinde hazine kaynaklarının yanında özel sektör iş birliğiyle dev projeleri bir an önce hayata geçirmelerinin, bu sonuçlara hızla ulaşabilmek için olduğunu ifade etti.
Hükümetleri döneminde ulaşım ve haberleşme hizmetleri için 1 trilyon liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Karaismailoğlu, tamamlanan ve inşası süren kara ve demir yolu projelerini anlattı.
TURASAŞ Fabrikasında Milli Elektrikli Tren Seti, Elektrikli Anahat Lokomotifi, Hibrit Lokomotif, Dual Lokomotif ve özgün motor projelerinin başarıyla sürdürüldüğünü dile getiren Karaismailoğlu, “Milli Banliyö Tren Seti Projesi başladı. 2021 yılında tasarımı tamamlanarak prototip imalatına başlayacağız. Milli Elektrikli Tren seti projemizde yerlilik oranı yüzde 60’a ulaşmıştır. Yerlilik oranı seri üretimde yüzde 80’e çıkacak.” diye konuştu.
Karaismailoğlu, 2023’te demir yolu sektör payını yolcuda yüzde 5’e, yükte yüzde10’a, 2035’te ise yolcuda yüzde 15’e, yükte yüzde 25’e çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.
Dünya ticaretinin yüzde 80’ini sırtlayan deniz yolları konusunda da kararlı bir şekilde ilerlediklerini belirten Karaismailoğlu, gelecek dönemde daha çevreci, rekabetçi, yerlilik ve millilik oranı daha yüksek bir gemi inşa ve yan sanayi geliştirmek için çalışacaklarını söyledi.
Türkiye’yi haberleşme ve iletişim yetkinlikleri açısından da yeni bir çağa hazırladıklarına işaret eden Karaismailoğlu, Türkiye’nin, Cumhuriyetin 100. yılında kendi uydusunu kendisi yapabilen dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alacağını bildirdi.
– “Kanal İstanbul, Orta Koridor’un en önemli bileşeni olacak”
Karaismailoğlu, Türkiye’nin, liman bağlantıları sayesinde Asya’daki yük trafiğinin Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz bölgesine ulaşması için önemli fırsatlar sunduğuna dikkati çekerek, “Orta Koridor rotası etkin kullanıldığı takdirde halen yıllık 710 milyar dolar tutarında olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinden ülkemizin ve Orta Asya ülkelerinin ekonomik fırsatlar elde edilebileceği aşikardır.” dedi.
Geçen hafta The Ever Given adlı geminin Süveyş Kanalı’na sıkıştığını ve bu durumun dünya ticaretini olumsuz etkilediğini anımsatan Karaismailoğlu, bu olayla Orta Koridor’un öneminin bir kez daha anlaşıldığını söyledi.
Karaismailoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kanal İstanbul, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan ticaret yolu olan Orta Koridor’un da en önemli bileşeni olacak. Orta Koridor’daki varlığımızı ve hakimiyetimizi artıracak. Marmara Bölgesi, Kanal İstanbul’u, Marmara otoyol ringi, limanları, lojistik bölgeleri, demir yolu bağlantıları, Marmaray’ı ile Avrasya’nın lokomotifi, dünyanın kavşak noktası haline gelecek. Proje mevcut İstanbul Boğazı’ndaki yüksek tonajlı gemilerin neden olduğu kaza risklerini de ortadan kaldıracak ve İstanbul rahat bir nefes alacak.”
Ulaştırma ve haberleşme yatırımlarının 2003’ten bu yana sanayiye toplam katkısının 225 milyar dolar olduğunu bildiren Karaismalioğlu, sanayicilerle birlikte hareket etmenin, her daim yapıcı ve sonuç odaklı ilişkiler kurmalarının, diyalog ortamını güçlendirmenin son derece yararlı olacağını dile getirdi.
Karaismailoğlu, içeriden, dışarıdan, muhalefetten, basından pek çok eleştiri, karalama ve asılsız iddiayla karşılaştıklarını belirterek şunları kaydetti:
“Türkiye’nin yarınları ve çocuklarımızın geleceği için büyük bir sorumluluk duyarak yaptığımız işleri daha idrak bile etmekte güçlük çekenlerle bizim yollarımız çok ayrı. Artık muhalif siyasetle, ayrı dünyalardan hatta ayrı çağlardan olduğumuzu düşünmeye başladık desek yeridir. Bu uzun yolda, daha çok akıl ve fikir birliği yaparsak, devlet ve sanayi iş birliğini artırırsak, Türkiye’nin hedeflerini ortak hedeflerimiz olarak sahiplenirsek, başaramayacağımız hiçbir iş yoktur.”


 

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

Haberler

on

Samsun’da bundan tam 105 yıl önce başlayan ve Millî Mücadele’yi zaferle taçlandıran 19 Mayıs 1919’un, güçlü Türkiye’nin inşasında ilk tuğlanın konulduğu tarih olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu tarih, milletimizin düşman işgaline karşı ülkemizin her köşesinden yükselen istiklal ve istikbal ruhunun kıvılcımı olmuştur. Milletimizin esarete karşı direnişini ortaya koyarak topyekûn bir varoluş mücadelesini başlattığı bu sürecin devamında ya istiklal ya ölüm nidalarıyla vücut bulan varlık-yokluk mücadelesi başlamıştır.” dedi.

Samsun’da yanan istiklal meşalesinin, Amasya, Erzurum, Sivas ve ardından Ankara ile tüm Anadolu’ya yayıldığını belirten Erdoğan, 19 Mayıs ruhunun, bu milletin en büyük varlığı, en büyük sermayesi olduğunu ifade etti.

“Zorluklara karşı durmanın, azimle, inançla, kararlılıkla hep beraber mücadele etmenin anlamı bu ruhta gizlidir. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı her türlü baskıya, provokasyona rağmen

hızlandırdığı kalkınma, büyüme, güçlenme mücadelesini ancak 19 Mayıs’ın ruhuna, özüne, ilkelerine, ideallerine ve hedeflerine sahip çıkarak sürdürebiliriz.

Yeni Türkiye Yüzyılı’nın neferleri olan sizler böyle bir bilinç ve özgüvenle tarihinize, bugününüze sahip çıkıp birbirinizle kenetlenin, birbirinizle kardeşlik hukukunuzu geliştirin. Siz gençlerimizin ve aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın bütün kahramanlarını bir kez daha saygıyla anıyorum.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Meclis’te gençleri ağırladı

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, 81 İL, KKTC VE AZERBAYCAN’DAN GELEN GENÇLERİ MECLİS’TE AĞIRLADI

Haberler

on

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “19 Mayıs, bizim milli tarihimizin sıradan sayfalarından birisi değildir. Fevkalade önemli bir dönüm noktasının başlangıcıdır. Bir kararlılığın, azmin, istikametin ve inancın müşahhas halidir.” dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla 81 il, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’dan gelen gençleri Meclis’te kabul etti.

Meclis Başkanı Kurtulmuş, Tören Salonu’nda düzenlenen programda yaptığı konuşmada, gençleri demokrasinin kalbi, milli iradenin tecelligahı Gazi Meclis’te ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle tarihin en anlamlı sayfalarından birisini bir kere daha hatırlamak için bir araya geldiklerini ifade eden Kurtulmuş, 19 Mayıs’ın, Türkiye’nin milli mücadelesinin dönüm noktalarından birisi olduğuna işaret etti.

İzmir’in işgalinin ertesi günü Mustafa Kemal Paşa’nın beraberindeki 18 subayla Samsun’a gittiğini anımsatan Kurtulmuş, “Samsun’a çıkmak, bir milli mücadeleyi başlatmak, Anadolu’daki direniş ruhunu ateşlemek ve böylece emperyalizmin Anadolu’yu işgal eden öncü ordularına fırsat vermemek için ortaya konulmuş tarihi bir kararlılıktır.” dedi.

Samsun’un ardından Havza, Amasya ve Erzurum kongrelerinin gerçekleştiğini, bu kongrelerle yerel mücadele unsurlarının harekete geçirildiğini, onlar arasında ortak bir kararlılığın vurgulandığını dile getiren Kurtulmuş, bütün bunlarının bağlandığı noktanın ise Sivas Kongresi olduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, farklı milli mücadele unsurlarının tek çatı altında birleştirilmesiyle ülkenin milli kurtuluş mücadelesinin başladığını, “Ya Allah” diyerek yeniden ayağa kalkan milletin genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurduğunu belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“19 Mayıs, bizim milli tarihimizin sıradan sayfalarından birisi değildir. Fevkalade önemli bir dönüm noktasının başlangıcıdır. Bir kararlılığın, azmin, istikametin ve inancın müşahhas halidir. Dolayısıyla bu dönemdeki en önemli hususlardan birisi, bu söylediğim kelimelerin içerisinde gizlidir. İnanç, azim, kararlılık ve direnç… Bütün bunların hepsini bir araya getiren bir ruh anlayışıyla, böylesine büyük bir maneviyatla, böyle büyük bir kurtuluş ve diriliş ruhuyla büyüklerimiz ayağa kalktılar ve Türkiye’nin bağımsızlığını bizlere, sizlere, gelecek nesillere armağan ettiler. O süre içerisinde nice fedakarlıklar yapıldı. Kararlılık sözü, sadece birkaç heceden ibaret bir kelime değildir. O yokluklar ve yoksunluklar içerisinde, eğer ecdadımızın kararlılığı olmasaydı, azmi ve mücadele gücü olmasaydı bizler bugün burada olamazdık. O dönemde aynen sizin gibi genç olan, insanların ortaya koyduğu tarihi kahramanlık, insanlık tarihinin en büyük kahramanlık destanlarındandır.”

  • “Büyük kahramanlıkların arkasında hep gençlerimiz oldu”

Milli mücadelede yer alan gençleri sevgi, saygı, rahmet ve minnetle anan Kurtulmuş, “Büyük kahramanlıkların arkasında hep gençlerimiz oldu. Gençlerimiz hem milli direniş ruhuyla hem inançla, azimle, kararlılıkla ama hep bir büyük ülküye, bir büyük hedefe kenetlenerek yol aldılar.” diye konuştu.

Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana geçen bir asır içerisinde nice zorlukların yaşandığını, nice zor günlerden geçildiğini anımsatan Kurtulmuş, “Bu millet, sizden öncekiler büyük bedeller ödeyerek Türkiye Cumhuriyeti’ni bugüne kadar taşındılar. Bu yüzyılın muhasebesini çok iyi yapmak ve bundan sonra, hemen başlangıcında olduğumuz Cumhuriyetimizin ikinci asrını çok daha güzel bir şekilde geçirebilmek için iyi bir planlama, iyi bir muhasebe yapmak durumundayız. İnşallah birinci asırda elde ettiğimiz bütün kazanımlarımızı koruyarak, daha ileriye götürerek, daha güçlendirerek ikinci asrında Türkiye Cumhuriyeti’ni, dünyanın her yerinde sözü güçlü, gücü tesirli bir ülke haline getirmek için gece gündüz var gücümüzle hep beraber çalışacağız. Türkiye’nin özellikle bu bölgede, bu coğrafyada güçlü bir şekilde ayakta durmaktan başka bir şansı yok.” şeklinde konuştu.

Türk gençlerinin iddialı, iradeli ve ahlaklı olmak zorunda olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu ülkeye, bu coğrafyaya, mazlum ve masum insanların tamamına ve tüm insanlık ailesine karşı bir büyük iddiaya sahip olmak gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin gerçekten güçlü bir ülke olması, sözünün muteber, gücünün de tesirli olmasını sağlayacak bir azim ve iddianın içerisinde olunmasının önemine işaret eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Dünyada hakkaniyete dayalı adil, insani bir sistemin kurulabilmesi en temel iddialarımızın başında gelmelidir. Ayrıca iddia sahibi olmak tek başına yetmez, bunu çelikten bir iradeyle desteklemek zorundayız. İddia ve irade sahibi olarak kendimize, ülkemize ve insanlığa ait ortaya koyduğumuz hedeflerimizi gerçekleştirmek için yüksek ahlakla hareket eden bir tavrı ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Türk gençlerinin her birisinin bu ana çerçeve içerisinde hedeflerini gerçekleştirmek için gayretle çalışması üzerimize bir borçtur. Çünkü Türkiye’nin gençliği sadece Türkiye için bir servet, bir kazanım değil aynı zamanda dünya insanları için bir umuttur, bekleyiştir, hasrettir. Türk gençliği bu anlamda iddialı, iradeli ve ahlaklı anlayışıyla bütün dünya gençlerine örnek olacak bir güce ve potansiyele sahiptir.”

  • “Zamanın ruhunu kavramak şarttır”

Türk gençliğinin, zamanın ruhunu en iyi şekilde kavrayarak güçlü olması gereken alanlarda çok ileri gitmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Sanatta, sporda, kültürde, medeniyette, felsefede, düşüncede, teknolojide, üretimde, yenilikte Türk gençliğinin çok ileride olması lazım. Bunun için zamanın ruhunu kavramak şarttır. Zamanın üç ayağı vardır. Dün, şu an ve gelecek. Dünü bilmeyenlerin yarına ilişkin söyleyecek bir şeyleri yoktur. Bugün de güçlü olmayanın yarına yürüyecek mecali yoktur. Sizlerden beklentimiz bugünün şartlarını, zamanın ruhunu çok iyi anlamak, çok iyi kavramak, dünyadaki yaşıtlarınızla her alanda en iyi şekilde mücadele etmek… Ama bunu yaparken büyük bir milletin evladı olduğumuzu unutmadan, tarihi ve kültürel birikimimizi güçlü bir şekilde özümseyerek, buradan geleceğe ilişkileri fikirleri ve istikametleri temin edebilmektir.”

Geleceğe yürümenin ortak bir ruh hali ve ortak bir fikir dünyasına sahip olmakla mümkün olacağını söyleyen Kurtulmuş, “Tabii ki fikirlerimizde, hayat tarzlarımızda, dünyadaki beklentilerimizde farklılıklar olacaktır ama milli menfaatlerimiz, ortak hedeflerimiz noktasında müşterek hareket etmek mecburiyetindeyiz. Birisi Hanya’ya giderken ötekisi Konya’ya gitmeyecektir. Hepimiz farklı farklı olarak oklar atsak da attığımız her bir ok aynı istikamete doğru olacaktır. Bu hedef de Türkiye’yi, cumhuriyetin ikinci asrında sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye haline getirmek, Türkiye’nin öncülüğünde yeni ve adil bir dünyayı kurabilmek olmalıdır.” dedi.

Gençlerin Atatürk’ün Anma Gençlik ve Spor Bayramını tebrik eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Sizler kadar şanslı olmayan, dünyanın birçok yerindeki mazlum, yoksulluk ve yoksunluk içerisindeki genç kardeşlerimizi TBMM’den sevgiyle selamlıyoruz. Hiç şüphesiz onların başında, sekiz ayı aşkın bir süredir insanlık tarihinin görmediği kadar büyük acıları yaşayan, modern zamanlarda insanların şahit olmadığı kadar ağır bir katliamı, hatta soykırımı yaşayan Filistin’in genç evlatlarını saygıyla ve kardeşçe selamlıyor, onların acılarının en kısa süre içerisinde diliyoruz.”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, başta Filistin’in masum ve mazlum gençleri olmak üzere dünyanın birçok yerinde büyük kahırlar içerisinde yaşayan gençlerin geleceğe ait gözünü dikip baktığı yerlerin başında Türkiye’nin geldiğini vurgulayarak, “Oradaki insanlar da kendi geleceklerini kurgularken güçlü bir Türkiye’nin varlığını ümit ediyor, daha güçlü bir Türkiye’nin var olması için dualarını arttırıyorlar. Bu nedenle ne yapıyor olursanız olun, nerede hareket ediyor olursanız olun, ülkemizin sorumluluklarının üstüne bir de dünyanın mazlum milletlerinin, gençlerinin sorumlulukları da sizlerin omuzlarının üstündedir. Allah size güç ve kuvvet versin, gönlünüze ferahlık, ufkunuza aydınlık, adımlarınıza sağlamlık, bileğinize kuvvet, yüreğinize cesaret versin.” şeklinde konuştu.

Törende, gençler tarafından TBMM Başkanı Kurtulmuş’a Türk bayrağı ve 81 ilden getirilen vatan toprağı takdim edildi.

Törenin ardından Kurtulmuş, gençlerle Şeref Kapısı merdivenlerinde fotoğraf çektirdi.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Türk Hava Yolları, Taş Tepeler Projesi ‘nin Ana Sponsoru Oldu

Haberler

on

Küresel taşıyıcı, 2024 – 2029 yılları arasında Taş Tepeler Projesi’nin Ana Sponsoru ve Karşılama Merkezi ile Araştırma Merkezi’nin İsim Sponsorluğunu üstlendi.

Türk Hava Yolları, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imza altına aldığı anlaşma ile Taş Tepeler Projesi kazı çalışmalarına destek vermenin yanı sıra küresel tanıtım faaliyetleri kapsamında bölge turizmine katkı sağlayacak etkinlikler de gerçekleştirecek.

Taş Tepeler anlaşmasına dair açıklamalarda da bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; “2021’de bakanlığımız tarafından duyurulan ve aynı anda başlatılan Taş Tepeler Projesi, dünya üzerinde ilk yerleşik yaşam ve sosyal topluluk örneklerine ev sahipliği yapan Göbeklitepe, Karahantepe, Harbetsuvan ve Gürcütepe gibi 11 arkeolojik alanı içine almaktadır. İlk olarak Göbeklitepe’deki çalışmalarla gün yüzüne çıkarılmaya başlanan ve özellikle sanatsal üretimleri ve anıtsal yapılarıyla ayrıcalıklı bir yere sahip olan ilk yerleşik topluluklar bu proje kapsamında araştırılmaktadır. Bilim çevreleri tarafından takdir ve heyecanla takip edilen projemiz dünyada çok ciddi bir ilgi uyandırmıştır ve gün geçtikçe bu ilgi artarak sürmektedir. Karahantepe Projesi 2023 yılında 32 ülkeden 970 hakem görüşü ile dünyanın en başarılı 9 projesi arasında gösterilmiştir. Türk Hava Yolları böylesi küresel ölçekte bir projeye sponsor olmakla ülkemizin tanıtımına, kültürüne, turizmine katkı sağlamak adına bir kez daha büyük bir sorumluluk üstlenmiştir. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Bolat’ın şahsında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

İmzalanan sponsorluk anlaşması ile ilgili açıklamalarda bulunan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat; “Ülkemizin millî bayrak taşıyıcı havayolu markası olarak ülkemize her alanda katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz. Medeniyetin beşiği olarak bilinen ve bundan 12 bin yıl önce ilk yerleşim yerlerinin ve tarımın ortaya çıktığı uzak mesafeler arasında ticaretin başladığı Taş Tepeler bölgesi sadece Türkiye için değil dünya tarihi için de büyük önem arz ediyor. 12 yerleşim yerinden oluşan Taş Tepeler bölgesinde yürütülen kazı ve araştırma çalışmalarının önümüzdeki dönemde daha da hızlanacak ve bölgenin gelişimine büyük katkı sağlayacak. Türk Hava Yolları olarak Taş Tepeler Projesi’nin ana sponsoru, inşa edilecek Karşılama ve Araştırma Merkezlerinin de isim sponsoru olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Ülkemiz kültürüne, turizmine ve ekonomisine katkı sağlamaya ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gerçekleştirme yolunda adımlar atmaya devam edeceğiz. ” dedi.

Neolitik Çağ Araştırma Projesi (Göbeklitepe, Karahantepe, Çakmaktepe, Sayburç, Ayanlar, Sefertepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Yeni Mahalle, Kurt Tepesi, Mendik, Yoğunburç) farklı kazı alanlarından oluşmaktadır. Taş Tepeler Projesi ile dünyaya Anadolu’nun uygarlık temellerinin atıldığı yer olduğu vurgusu yapılacak. Ayrıca bu projede, yaklaşık 12 bin yıl önce Anadolu’daki toplulukların eriştikleri düzey ile dünya için ileri seviye bir esin kaynağı oluşturdukları anlatılmış olacak.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA20 saat önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

DÜNYA3 gün önce

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Meclis’te gençleri ağırladı

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, 81 İL, KKTC VE AZERBAYCAN’DAN GELEN GENÇLERİ MECLİS’TE AĞIRLADI

DÜNYA4 gün önce

Türk Hava Yolları, Taş Tepeler Projesi ‘nin Ana Sponsoru Oldu

Küresel taşıyıcı, 2024 – 2029 yılları arasında Taş Tepeler Projesi’nin Ana Sponsoru ve Karşılama Merkezi ile Araştırma Merkezi’nin İsim Sponsorluğunu...

DÜNYA4 gün önce

Türkiye Marka Zirvesi görkemli bir organizasyonla yapıldı

Uraw Cosmetic 8. Türkiye Marka Zirvesi

DÜNYA5 ay önce

MÜZEYYEN AYGÜN EMİR ÇAKA BEY SAFLARINA KATILDI.

Emir Çaka Bey Denizcilik İhtisas Üniversitesini Kalkındırma Vakfı

DÜNYA6 ay önce

Birleşik Arap Emirlikleri Milli Günü Ankara’da Kutlandı

Birleşik Arap Emirlikleri’nin “52’inci BİRLİK GÜNÜ” yıl dönümü Resepsiyonu, iki ülkenin milli marşlarının seslendirilmesi ile başladı.

DÜNYA1 sene önce

Türkiye-Kazakistan Dostluk Parkı açıldı

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, KAZAKİSTAN MECLİS BAŞKANI KOŞANOV İLE BİRLİKTE, “TÜRKİYE-KAZAKİSTAN DOSTLUK PARKI”NIN AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRDİ TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop,...

DÜNYA1 sene önce

TBMM-KAZAKİSTAN PARLAMENTOSU ARASINDA İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

Kazakistan’da 19 Mart’ta gerçekleştirilen parlamento seçimlerinden dolayı tebriklerini ileten Meclis Başkanı Şentop, “Yeni Meclisin, kardeş Kazak halkının esenliği ve refahı...

DÜNYA2 sene önce

Emine Erdoğan, Kadın ve Adalet Zirvesi’nin gala yemeğine katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından Anadolu Ajansının global iletişim ortaklığında düzenlenen “Kültürel...

GÜNCEL2 sene önce

Techxtile Start-Up Challenge ödülleri sahiplerini buldu

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen TechXtile Start-Up Challenge, genç girişimcileri sektöre kazandırırken, Türkiye genelindeki sektör paydaşları ve ihracatçı birlik başkanlarını da...

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

seers cmp badge
tr_TRTurkish