Bizimle iletişime geçin

GÜNCEL

20. Vehbi Koç Ödülü’nün Sahibi Prof. Dr. Hüseyin Vural Oldu

Haberler

on

KOÇ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER M. KOÇ:

“SALGINLA BİRLİKTE EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ DAHA DA DERİNLEŞMİŞ GÖRÜNÜYOR. BİZİM EN BÜYÜK SORUMLULUĞUMUZ, ÇOCUKLARIMIZI HIZLA DEĞİŞEN DÜNYAYA, BUGÜNDEN ÇOK FARKLI BİR GELECEĞE HAZIRLAMAKTIR. BU MEMLEKETİN MÜREFFEH VE AYDINLIK YARINLARI İÇİN EĞİTİMİ EN ÖNEMLİ, EN ÖNCELİKLİ MESELEMİZ OLARAK GÖRMELİYİZ.”

Vehbi KOÇ VAKFI tarafından, insanların yaşam kalitesinin artırılmasına katkıda bulunan kişi ve kurumları teşvik etmek amacıyla her yıl; kültür, eğitim ve sağlık alanlarından birine verilen Vehbi Koç Ödülü, bu yıl eğitim alanındaki öncü nitelikteki çalışmalarından dolayı İlköğretim Okullarına Yardım (İLKYAR) Vakfı ve vakfın kurucusu Prof. Dr. Hüseyin Vural’a verildi. Pandemi şartları nedeniyle dijital platformda gerçekleştirilen ve Arter’in ev sahipliği yaptığı törende konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, “Özgür düşüncenin temeli olan eleştirel okuma, analitik düşünme ve sentezleme becerilerini henüz okul yıllarında kazanan, donanımlı, bilim, kültür ve sanat alanlarında bilgi ve ilgi sahibi bireyler yetiştirmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu memleketin müreffeh ve aydınlık yarınları için eğitimi en önemli, en öncelikli meselemiz olarak görmeliyiz. Başka türlü, Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesillerini nasıl yetiştirebiliriz? Ne mutlu ki bu bilinci haiz, elini taşın altına koyan, koşullar ne olursa olsun herkesten evvel koşan, topluma liderlik eden vatansever insanlarımız var. Bu akşamki ödülümüzün sahibi de, işte böyle değerli bir kişi ve hikâyesi de kendisi kadar özel” dedi.

 Prof. Dr. Hüseyin Vural ise İLKYAR ile yurdun dört bir yanında dokundukları çocukların ve gençlerin öykülerine yer verdiği konuşmasında “Çocuklara dokunduğunuz zaman çocuklar kendi kapasitelerini ortaya çıkarabiliyor. Her şeyin başı öz güven. Köy çocukları, eğitimde bu ülkenin en şanssız olan çocukları. Taşımalı eğitimle başka merkeze güzel okullara gidiyorlar, ancak okulun kaynaklarından pek faydalanamıyorlar. Hâlbuki bu ülkenin Edison’u büyük şehirlerden çıkacak diye bir şart yok. O köylerde belki de Edison’lar gizli. Bu köy çocuklarından bazılarını Bilim Elçimiz olarak belirledik. Kendilerine çeşitli kaynaklar ilettik. Onlarla tablet üzerinden konuşuyor, deneyler yapıyoruz. Hayattaki en büyük yaşam motivasyonum, o çocukların güzel yerlere geldiklerini, ülkesine, milletine, insanlığa katkı sağladıklarını görmektir. Yaz Bilim Okulumuz 19 yıldır sürüyor. Kendi konusunda en iyi bilim insanları çocuklar ile buluşuyor. Yaz Bilim Okulu senede sadece 8-9 gün. Bunu yıl boyunca yapalım arzusundayız. Onun için de bir rüyamız var, köylerden ve şehirlerden çocukların geleceği, en güzel şekilde altyapısını kuracağımız ve sürekli güncelleyeceğimiz laboratuvarlar ile tüm çocuklara, anne ve babalara hitap edecek Bilim Sanat Köyü’nü kurmak istiyoruz” dedi.
 Türkiye’nin ilk özel vakfı olarak 52 yıl önce kurulan Vehbi Koç Vakfı’nın her yıl sırasıyla kültür, eğitim ve sağlık alanlarında verdiği Vehbi Koç Ödülü’nün bu yıl “eğitim” alanındaki sahibi, pandemi şartları nedeniyle dijital platformda gerçekleştirilen ve Arter’in ev sahipliği yaptığı törende açıklandı. Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu; Prof. Dr. Mehmet Ali Alpar’ın başkanlığını yaptığı, Prof. Dr. Petek Aşkar, Prof. Dr. İpek Gürkaynak, Prof. Dr. Hasan Şimşek ve Işık Tüzün’den oluşan Seçici Kurul’un önerdiği 3 aday arasından, “eğitim” alanındaki öncü nitelikteki çalışmaları ile 20. Vehbi Koç Ödülü’ne “İlköğretim Okullarına Yardım (İLKYAR) Vakfı” ile vakfın kurucusu Prof. Dr. Hüseyin Vural’ı lâyık gördü.

Tören, bir Vehbi Koç Vakfı Kuruluşu olan ve sanatın tüm disiplinlerini kapsayan programıyla herkes için erişilebilir, canlı ve sürdürülebilir bir kültür ve yaşam platformu sunan Arter’de düzenlendi. 2019 yılında Dolapdere’deki yeni binasına taşınan Arter’de iki adet performans salonu bulunuyor. Törenin gerçekleştirildiği Sevgi Gönül Oditoryumu, film programları, konuşma ve söyleşilerin yanı sıra performans sanatından örneklere, dans ve devinim çalışmalarına ve küçük akustik dinletilere de ev sahipliği yapıyor.

Törenin sunuculuğunu ise İLKYAR gönüllüsü olarak 3 yıldır görev yapan ve bu süreci “hayatımı değiştiren, köyümün sınırlarını aşmamı sağlayan yolculuğum” olarak anlatan Karadeniz Teknik Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Fatma Yıldırım yaptı.

Prof. Dr. Hüseyin Vural, İLKYAR Vakfı’nın ilk tohumlarını 1977 yılında Amerika’da doktora eğitimi sırasında attı. Vakıf, Vural’ın Türkiye’ye dönmesinin ardından çocukların hayal güçlerini desteklemek, özgüvenlerini geliştirmek ve her türlü yeteneklerinin ortaya çıkmasına olanak tanımak amacıyla Prof. Dr. Vural Altın, Prof. Dr. Sıddık Yarman ve Prof. Dr. Mahir Arıkol ile birlikte 1998 yılında kuruldu. Çocukları ilgi alanları doğrultusunda motive etmek, yatılı okullara kitap, eğitim, spor, oyun materyali sağlamak, köy okullarındaki çocuklara okuma zevki aşılamak ve kitap yardımı ulaşmamış okul bırakmamak hedefiyle uzun yıllardır karınca kararınca adımlar atan İLKYAR Vakfı’nda, çalışmalar gönüllülük esasıyla yürütülüyor. Gönüllüler ulaştıkları köy okullarında edebiyattan resme, matematikten fiziğe kadar birçok alanda eğlenceli etkinlikler düzenliyor, ihtiyaç sahibi öğrencilere burs veriyor, hediyeler dağıtıyor, etkinliklerde başarılı olan çocukları Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki yaz okullarında ağırlıyor.

Vehbi Koç Vakfı ve Koç Holding’in Youtube kanallarında yayınlanan törende konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, “Pandemi nedeniyle online olarak düzenlediğimiz bu ödül töreni, Vehbi Koç’u, vefatının 25’inci yılında bir defa daha anmak, hayatını adadığı değerleri hatırlatmak için bize kıymetli bir imkân sunuyor. Vehbi Koç’un ‘Ülkem varsa ben de varım’ sözü, tüm paydaşlarımızla kader birliği yaptığının ve zamanının çok ötesindeki vizyonunun göstergesidir. Bu sorumluluk duygusuyla eğitim, sağlık ve kültür alanlarında ülkemize çok değerli kurumlar kazandırmıştır. Onun ideallerini yaşatmak bizim için büyük bir gurur kaynağı ve onurlu bir vazifedir” dedi.

Ömer M. Koç: “Salgınla birlikte eğitimde fırsat eşitsizliği daha da derinleşmiş görünüyor.”

“Bu akşam sadece çok değerli bir kuruluşumuzu ve insanımızı ödüllendirmekle kalmayıp azimle çalıştığımız takdirde neleri başarabileceğimize bir defa daha şahit oluyoruz” diyerek sözlerini sürdüren Ömer M. Koç şöyle devam etti: “Hiç şüphe yok ki, içinden geçtiğimiz Covid-19 salgınının pek çok konuda menfi etkileri oldu. Ancak eğitim alanındaki sonuçları özellikle dikkat çekici ve üzücü. Milli Eğitim Bakanlığımızın web sitesinde yayımladığı ‘Sayılarla Uzaktan Eğitim’ istatistiklerine baktığımızda, yaklaşık 2,5 milyon öğrencinin Eğitim Bilişim Ağı’na erişemediğini görüyoruz. Devletimizin sahadaki durumu yakından izliyor olması, eminim alınan önlemlere de ışık tutuyordur. Her hâlükârda öğrencilerimizin yüzde 15, yüzde 16’sının sistemin dışında kalması vahim bir tabloya işaret ediyor. Korkarım, bu durum bilhassa sosyoekonomik bakımdan geri kalmış yörelerimizdeki evlatlarımızı daha da olumsuz etkiliyor. Özetle, salgınla birlikte süregelen sorun daha da büyümüş, eğitimde fırsat eşitsizliği daha da derinleşmiş görünüyor. Bizim en büyük sorumluluğumuz çocuklarımızı hızla değişen dünyaya, bugünden çok farklı bir geleceğe hazırlamaktır. Onları 21. yüzyılın yetkinlikleriyle donatmalı, gerekli meziyetleri kazandırmalıyız ki; yarının dünyasında kendilerine yer bulmanın ötesinde, söz sahibi de olabilsinler. Özgür düşüncenin temeli olan eleştirel okuma, analitik düşünme ve sentezleme becerilerini henüz okul yıllarında kazanan, donanımlı, bilim, kültür ve sanat alanlarında bilgi ve ilgi sahibi bireyler yetiştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu memleketin müreffeh ve aydınlık yarınları için eğitimi en önemli, en öncelikli meselemiz olarak görmeliyiz. Başka türlü, Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesillerini nasıl yetiştirebiliriz? Ne mutlu ki bu bilinci haiz, elini taşın altına koyan, koşullar ne olursa olsun herkesten evvel koşan, topluma liderlik eden vatansever insanlarımız var. Bu akşamki ödülümüzün sahibi de işte böyle değerli bir kişi ve hikâyesi de kendisi kadar özel” dedi.

Prof. Dr. Hüseyin Vural: “Bu ülkenin Edison’u büyük şehirlerden çıkacak diye bir şart yok. Bu bilinçle Türkiye’nin 81 ilindeki 81 köyüne kitap, bilgisayar ve internet bağlantısı sağladık. Böylece öğrencilerin EBA’ya erişimi mümkün oldu…

Ödülünü Ömer M. Koç’un elinden alan Prof. Dr. Hüseyin Vural, İLKYAR’ın yurdun dört bir yanında dokunduğu çocukların ve gençlerin öykülerine değindiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bu çocukların hepsini güzel etkinliklerle bir araya getirebilmek ülkemizin geleceği için çok yararlı olacaktır, diye düşünüyorum. Çocuklara dokunarak önemli olduklarını hissettirirseniz, onlar da kapasitelerini ortaya çıkarmak için büyük bir heyecanla çalışıp, her yere ulaşabiliyor. Şu anda teknoloji ilerlerken bir sürü caydırıcılar ortaya çıkıyor. 2 terabaytlık bellekler satılıyor. 4 terabaytlık olanlar da yakında satılmaya başlar. 4 terabaytlık bir bellekte 500 bin kitabı saklayabilirsiniz, yani insanlığın bütün birikimini cebinize koyabilirsiniz. Bu birikimi özümseyerek çok güzel şeyler yapabiliriz. Ama yanlış amaçlara doğru yönlenirsek, teknoloji fayda değil, uyuşturan bir rol oynamaya başlar. Sosyal medyadan o kadar ilginç bilgi ve görüntüler akıyor ki; o mükemmellikler karşısında hayran oluyoruz, ama yavaş yavaş çocuklar da, bizler de uyuşmaya başlıyoruz. ‘Biz yapamayız, onlar yapmış hepsini’ diye bir psikoloji içerisine giriyoruz. Ancak bilgiyle beslenmiş özgüvenle insanlığa yenilikler sunabiliriz.”

Başlattıkları Bilim Elçisi projesini anlatan Prof. Dr. Hüseyin Vural şöyle devam etti: “81 ildeki 81 köy çocuğunu kütüphaneci olarak belirledik. Hep birlikte bilgisayarın başına toplanıp EBA derslerini izleyebiliyorlar. Köy çocukları eğitimde bu ülkenin en şanssız olan çocukları. Çünkü taşımalı eğitimle başka il, ilçe, taşıma merkezindeki güzel okullara gidiyorlar. Orada dersler saat iki, iki buçuk civarı bitince hemen servise binip geri dönüyorlar. Okullarındaki kaynaklardan yeterince yararlanamıyorlar. Köylerinde hayat neyi gerektiriyorsa onu yapıyorlar, ya hayvanların altını temizliyorlar, ya da analarına yardım ediyorlar. Eğitimden uzaklaşıyorlar. Hâlbuki bu ülkenin Edison’u büyük şehirlerden çıkacak diye bir şart yok. O köylerde belki de pek çok Edison gizli. Okuma heyecanının sürmesi gerekir. Milli Eğitim Bakanlığımızın çok güzel bir sloganı var, ‘Eğitimde ihmal edilecek tek birey bile olamaz.’ ‘Bilim Elçilerimiz’ kütüphaneci gibi çalışıp, çocuklara kitapları dağıtıyorlar. Onlarla internet üzerinden konuşuyoruz, deneyler yapıyoruz. Bilim Elçilerimiz ile büyük bir yolculuğa başladık. Çok güzel çocuklar ve çok iyi yerlere geleceklerine inanıyorum. Onların insani değerlerini, sevgilerini, saygılarını, gülümsemelerini koruyup, milletimize hizmet edecekleri günleri görmek için yaşıyorum.”

Prof. Dr. Hüseyin Vural, TÜBİTAK’ın desteklediği Yaz Bilim Okulu’nun 19 yıldır sürdüğünü de anlatırken, “Bilim Okulumuz ODTÜ kampüsünde gerçekleşiyor. ODTÜ’nün bilim insanları çocuklar ile buluşuyor. Çocuklar kendi deney setlerini geliştiriyor ve birçok etkinlik gerçekleştiriyorlar. Böylesine dolu dolu geçen bir Yaz Bilim Okulu’nda söz veriyorlar, ‘Biz de sizin gibi olacağız, ülkemize, milletimize faydalı bireyler olacağız’ diyorlar. Yaz Bilim Okulu her sene 8-9 gün kadar sürüyor. Bunu yıl boyunca yapalım arzusundayız. Onun için de bir rüyamız var, köylerden ve şehirlerden çocukların geleceği, en güzel şekilde altyapısını kuracağımız, sürekli güncelleyeceğimiz laboratuvarlar ile tüm çocuklara, anne ve babalara hitap edecek Bilim Sanat Köyü’nü kurmak istiyoruz” dedi.

Prof. Dr. Hüseyin Vural, “İyi ki Vehbi Koç bu vakfı kurmuş. İyi ki sizler böyle güzel şeylere devam ediyorsunuz. Vehbi Koç’u rahmetle anıyor, hepinize çok teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Prof. Dr. Hüseyin Vural Hakkında:1951 yılında Sarayköy-Denizli’de dünyaya gelmiştir. 1973 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun olan Vural, 1976 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde yüksek lisansını, 1982’de ise Rutgers University’de doktora eğitimini tamamlamıştır. Prof. Dr. Hüseyin Vural, 1987 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Makina Mühendisliği bölümünde öğretim üyesi olmuş, ODTÜ Sürekli Eğitim Merkezi’nin başkanlığını da yürütmüş ve 2018 yılında ODTÜ’den emekli olmuştur. Prof. Dr. Hüseyin Vural, İLKYAR Vakfı’nın başkanlığını kuruluşundan beri sürdürmektedir.
İLKYAR Vakfı Hakkında:İlköğretim Okullarına Yardım (İLKYAR) Vakfı, 1998’de Prof. Dr. Vural Altın, Prof. Dr. Sıddık Yarman, Prof. Dr. Mahir Arıkol ve Prof. Dr. Hüseyin Vural tarafından kurulmuştur. İLKYAR’ın temeli, destek verilmemiş köy okulu bırakmamak amacıyla EFES olarak adlandırılan Educational Funds for Elementary Schools’a dayanmaktadır. EFES, 1978 yılında Amerika’da doktorasını yapmakta olan Hüseyin Vural tarafından hayata geçirilmiştir. İLKYAR, özellikle köy çocuklarına okuma heyecanı ve eğitimlerini daha ileri düzeyde sürdürme motivasyonu kazandırmak ve eğitimlerine katkıda bulunmak için insanların eşit olduğu ilkesinden yola çıkarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

Vehbi Koç Vakfı Hakkında:
Türkiye’nin sanayi duayeni merhum Vehbi Koç tarafından 17 Ocak 1969’da kurulan Vehbi Koç Vakfı, kuruluşunun 52. yılında Türkiye’ye kazandırdığı onlarca eserin ve on binlerce öğrenciye verdiği desteğin haklı gururunu yaşıyor. Türkiye’nin ilk özel vakfı olarak kurulduğu günden itibaren çağdaş ve gelişen bir Türkiye’ye katkı sağlamak amacıyla; eğitimsağlık ve kültür alanlarında toplumun yaşam kalitesini yükseltecek öncü ve örnek hizmetler sunmaktır. Bugüne kadar Türkiye’ye eğitim, sağlık ve kültür alanlarında birçok kurum kazandırmış ve yüzlerce projeye destek vermiş olan Vehbi Koç Vakfı’nın 52 yılda burs vererek destek olduğu öğrenci sayısı 50 bini aştı. Vehbi Koç Vakfı’na ilişkin tüm gelişmeleri www.vkv.org.tr adresinden takip edebilirsiniz.

Vehbi Koç Ödülü Hakkında:
Vehbi Koç Ödülü, 2002 yılından bu yana eğitim, sağlık ve kültür alanlarında verilmekte; topluma değer katan, örnek olan hizmetleri tanıtmayı ve ödüllendirmeyi amaçlamaktadır.

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

Haberler

on

Samsun’da bundan tam 105 yıl önce başlayan ve Millî Mücadele’yi zaferle taçlandıran 19 Mayıs 1919’un, güçlü Türkiye’nin inşasında ilk tuğlanın konulduğu tarih olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu tarih, milletimizin düşman işgaline karşı ülkemizin her köşesinden yükselen istiklal ve istikbal ruhunun kıvılcımı olmuştur. Milletimizin esarete karşı direnişini ortaya koyarak topyekûn bir varoluş mücadelesini başlattığı bu sürecin devamında ya istiklal ya ölüm nidalarıyla vücut bulan varlık-yokluk mücadelesi başlamıştır.” dedi.

Samsun’da yanan istiklal meşalesinin, Amasya, Erzurum, Sivas ve ardından Ankara ile tüm Anadolu’ya yayıldığını belirten Erdoğan, 19 Mayıs ruhunun, bu milletin en büyük varlığı, en büyük sermayesi olduğunu ifade etti.

“Zorluklara karşı durmanın, azimle, inançla, kararlılıkla hep beraber mücadele etmenin anlamı bu ruhta gizlidir. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı her türlü baskıya, provokasyona rağmen

hızlandırdığı kalkınma, büyüme, güçlenme mücadelesini ancak 19 Mayıs’ın ruhuna, özüne, ilkelerine, ideallerine ve hedeflerine sahip çıkarak sürdürebiliriz.

Yeni Türkiye Yüzyılı’nın neferleri olan sizler böyle bir bilinç ve özgüvenle tarihinize, bugününüze sahip çıkıp birbirinizle kenetlenin, birbirinizle kardeşlik hukukunuzu geliştirin. Siz gençlerimizin ve aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın bütün kahramanlarını bir kez daha saygıyla anıyorum.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Meclis’te gençleri ağırladı

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, 81 İL, KKTC VE AZERBAYCAN’DAN GELEN GENÇLERİ MECLİS’TE AĞIRLADI

Haberler

on

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “19 Mayıs, bizim milli tarihimizin sıradan sayfalarından birisi değildir. Fevkalade önemli bir dönüm noktasının başlangıcıdır. Bir kararlılığın, azmin, istikametin ve inancın müşahhas halidir.” dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla 81 il, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’dan gelen gençleri Meclis’te kabul etti.

Meclis Başkanı Kurtulmuş, Tören Salonu’nda düzenlenen programda yaptığı konuşmada, gençleri demokrasinin kalbi, milli iradenin tecelligahı Gazi Meclis’te ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle tarihin en anlamlı sayfalarından birisini bir kere daha hatırlamak için bir araya geldiklerini ifade eden Kurtulmuş, 19 Mayıs’ın, Türkiye’nin milli mücadelesinin dönüm noktalarından birisi olduğuna işaret etti.

İzmir’in işgalinin ertesi günü Mustafa Kemal Paşa’nın beraberindeki 18 subayla Samsun’a gittiğini anımsatan Kurtulmuş, “Samsun’a çıkmak, bir milli mücadeleyi başlatmak, Anadolu’daki direniş ruhunu ateşlemek ve böylece emperyalizmin Anadolu’yu işgal eden öncü ordularına fırsat vermemek için ortaya konulmuş tarihi bir kararlılıktır.” dedi.

Samsun’un ardından Havza, Amasya ve Erzurum kongrelerinin gerçekleştiğini, bu kongrelerle yerel mücadele unsurlarının harekete geçirildiğini, onlar arasında ortak bir kararlılığın vurgulandığını dile getiren Kurtulmuş, bütün bunlarının bağlandığı noktanın ise Sivas Kongresi olduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, farklı milli mücadele unsurlarının tek çatı altında birleştirilmesiyle ülkenin milli kurtuluş mücadelesinin başladığını, “Ya Allah” diyerek yeniden ayağa kalkan milletin genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurduğunu belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“19 Mayıs, bizim milli tarihimizin sıradan sayfalarından birisi değildir. Fevkalade önemli bir dönüm noktasının başlangıcıdır. Bir kararlılığın, azmin, istikametin ve inancın müşahhas halidir. Dolayısıyla bu dönemdeki en önemli hususlardan birisi, bu söylediğim kelimelerin içerisinde gizlidir. İnanç, azim, kararlılık ve direnç… Bütün bunların hepsini bir araya getiren bir ruh anlayışıyla, böylesine büyük bir maneviyatla, böyle büyük bir kurtuluş ve diriliş ruhuyla büyüklerimiz ayağa kalktılar ve Türkiye’nin bağımsızlığını bizlere, sizlere, gelecek nesillere armağan ettiler. O süre içerisinde nice fedakarlıklar yapıldı. Kararlılık sözü, sadece birkaç heceden ibaret bir kelime değildir. O yokluklar ve yoksunluklar içerisinde, eğer ecdadımızın kararlılığı olmasaydı, azmi ve mücadele gücü olmasaydı bizler bugün burada olamazdık. O dönemde aynen sizin gibi genç olan, insanların ortaya koyduğu tarihi kahramanlık, insanlık tarihinin en büyük kahramanlık destanlarındandır.”

  • “Büyük kahramanlıkların arkasında hep gençlerimiz oldu”

Milli mücadelede yer alan gençleri sevgi, saygı, rahmet ve minnetle anan Kurtulmuş, “Büyük kahramanlıkların arkasında hep gençlerimiz oldu. Gençlerimiz hem milli direniş ruhuyla hem inançla, azimle, kararlılıkla ama hep bir büyük ülküye, bir büyük hedefe kenetlenerek yol aldılar.” diye konuştu.

Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana geçen bir asır içerisinde nice zorlukların yaşandığını, nice zor günlerden geçildiğini anımsatan Kurtulmuş, “Bu millet, sizden öncekiler büyük bedeller ödeyerek Türkiye Cumhuriyeti’ni bugüne kadar taşındılar. Bu yüzyılın muhasebesini çok iyi yapmak ve bundan sonra, hemen başlangıcında olduğumuz Cumhuriyetimizin ikinci asrını çok daha güzel bir şekilde geçirebilmek için iyi bir planlama, iyi bir muhasebe yapmak durumundayız. İnşallah birinci asırda elde ettiğimiz bütün kazanımlarımızı koruyarak, daha ileriye götürerek, daha güçlendirerek ikinci asrında Türkiye Cumhuriyeti’ni, dünyanın her yerinde sözü güçlü, gücü tesirli bir ülke haline getirmek için gece gündüz var gücümüzle hep beraber çalışacağız. Türkiye’nin özellikle bu bölgede, bu coğrafyada güçlü bir şekilde ayakta durmaktan başka bir şansı yok.” şeklinde konuştu.

Türk gençlerinin iddialı, iradeli ve ahlaklı olmak zorunda olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu ülkeye, bu coğrafyaya, mazlum ve masum insanların tamamına ve tüm insanlık ailesine karşı bir büyük iddiaya sahip olmak gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin gerçekten güçlü bir ülke olması, sözünün muteber, gücünün de tesirli olmasını sağlayacak bir azim ve iddianın içerisinde olunmasının önemine işaret eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Dünyada hakkaniyete dayalı adil, insani bir sistemin kurulabilmesi en temel iddialarımızın başında gelmelidir. Ayrıca iddia sahibi olmak tek başına yetmez, bunu çelikten bir iradeyle desteklemek zorundayız. İddia ve irade sahibi olarak kendimize, ülkemize ve insanlığa ait ortaya koyduğumuz hedeflerimizi gerçekleştirmek için yüksek ahlakla hareket eden bir tavrı ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Türk gençlerinin her birisinin bu ana çerçeve içerisinde hedeflerini gerçekleştirmek için gayretle çalışması üzerimize bir borçtur. Çünkü Türkiye’nin gençliği sadece Türkiye için bir servet, bir kazanım değil aynı zamanda dünya insanları için bir umuttur, bekleyiştir, hasrettir. Türk gençliği bu anlamda iddialı, iradeli ve ahlaklı anlayışıyla bütün dünya gençlerine örnek olacak bir güce ve potansiyele sahiptir.”

  • “Zamanın ruhunu kavramak şarttır”

Türk gençliğinin, zamanın ruhunu en iyi şekilde kavrayarak güçlü olması gereken alanlarda çok ileri gitmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Sanatta, sporda, kültürde, medeniyette, felsefede, düşüncede, teknolojide, üretimde, yenilikte Türk gençliğinin çok ileride olması lazım. Bunun için zamanın ruhunu kavramak şarttır. Zamanın üç ayağı vardır. Dün, şu an ve gelecek. Dünü bilmeyenlerin yarına ilişkin söyleyecek bir şeyleri yoktur. Bugün de güçlü olmayanın yarına yürüyecek mecali yoktur. Sizlerden beklentimiz bugünün şartlarını, zamanın ruhunu çok iyi anlamak, çok iyi kavramak, dünyadaki yaşıtlarınızla her alanda en iyi şekilde mücadele etmek… Ama bunu yaparken büyük bir milletin evladı olduğumuzu unutmadan, tarihi ve kültürel birikimimizi güçlü bir şekilde özümseyerek, buradan geleceğe ilişkileri fikirleri ve istikametleri temin edebilmektir.”

Geleceğe yürümenin ortak bir ruh hali ve ortak bir fikir dünyasına sahip olmakla mümkün olacağını söyleyen Kurtulmuş, “Tabii ki fikirlerimizde, hayat tarzlarımızda, dünyadaki beklentilerimizde farklılıklar olacaktır ama milli menfaatlerimiz, ortak hedeflerimiz noktasında müşterek hareket etmek mecburiyetindeyiz. Birisi Hanya’ya giderken ötekisi Konya’ya gitmeyecektir. Hepimiz farklı farklı olarak oklar atsak da attığımız her bir ok aynı istikamete doğru olacaktır. Bu hedef de Türkiye’yi, cumhuriyetin ikinci asrında sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye haline getirmek, Türkiye’nin öncülüğünde yeni ve adil bir dünyayı kurabilmek olmalıdır.” dedi.

Gençlerin Atatürk’ün Anma Gençlik ve Spor Bayramını tebrik eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Sizler kadar şanslı olmayan, dünyanın birçok yerindeki mazlum, yoksulluk ve yoksunluk içerisindeki genç kardeşlerimizi TBMM’den sevgiyle selamlıyoruz. Hiç şüphesiz onların başında, sekiz ayı aşkın bir süredir insanlık tarihinin görmediği kadar büyük acıları yaşayan, modern zamanlarda insanların şahit olmadığı kadar ağır bir katliamı, hatta soykırımı yaşayan Filistin’in genç evlatlarını saygıyla ve kardeşçe selamlıyor, onların acılarının en kısa süre içerisinde diliyoruz.”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, başta Filistin’in masum ve mazlum gençleri olmak üzere dünyanın birçok yerinde büyük kahırlar içerisinde yaşayan gençlerin geleceğe ait gözünü dikip baktığı yerlerin başında Türkiye’nin geldiğini vurgulayarak, “Oradaki insanlar da kendi geleceklerini kurgularken güçlü bir Türkiye’nin varlığını ümit ediyor, daha güçlü bir Türkiye’nin var olması için dualarını arttırıyorlar. Bu nedenle ne yapıyor olursanız olun, nerede hareket ediyor olursanız olun, ülkemizin sorumluluklarının üstüne bir de dünyanın mazlum milletlerinin, gençlerinin sorumlulukları da sizlerin omuzlarının üstündedir. Allah size güç ve kuvvet versin, gönlünüze ferahlık, ufkunuza aydınlık, adımlarınıza sağlamlık, bileğinize kuvvet, yüreğinize cesaret versin.” şeklinde konuştu.

Törende, gençler tarafından TBMM Başkanı Kurtulmuş’a Türk bayrağı ve 81 ilden getirilen vatan toprağı takdim edildi.

Törenin ardından Kurtulmuş, gençlerle Şeref Kapısı merdivenlerinde fotoğraf çektirdi.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Türk Hava Yolları, Taş Tepeler Projesi ‘nin Ana Sponsoru Oldu

Haberler

on

Küresel taşıyıcı, 2024 – 2029 yılları arasında Taş Tepeler Projesi’nin Ana Sponsoru ve Karşılama Merkezi ile Araştırma Merkezi’nin İsim Sponsorluğunu üstlendi.

Türk Hava Yolları, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imza altına aldığı anlaşma ile Taş Tepeler Projesi kazı çalışmalarına destek vermenin yanı sıra küresel tanıtım faaliyetleri kapsamında bölge turizmine katkı sağlayacak etkinlikler de gerçekleştirecek.

Taş Tepeler anlaşmasına dair açıklamalarda da bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; “2021’de bakanlığımız tarafından duyurulan ve aynı anda başlatılan Taş Tepeler Projesi, dünya üzerinde ilk yerleşik yaşam ve sosyal topluluk örneklerine ev sahipliği yapan Göbeklitepe, Karahantepe, Harbetsuvan ve Gürcütepe gibi 11 arkeolojik alanı içine almaktadır. İlk olarak Göbeklitepe’deki çalışmalarla gün yüzüne çıkarılmaya başlanan ve özellikle sanatsal üretimleri ve anıtsal yapılarıyla ayrıcalıklı bir yere sahip olan ilk yerleşik topluluklar bu proje kapsamında araştırılmaktadır. Bilim çevreleri tarafından takdir ve heyecanla takip edilen projemiz dünyada çok ciddi bir ilgi uyandırmıştır ve gün geçtikçe bu ilgi artarak sürmektedir. Karahantepe Projesi 2023 yılında 32 ülkeden 970 hakem görüşü ile dünyanın en başarılı 9 projesi arasında gösterilmiştir. Türk Hava Yolları böylesi küresel ölçekte bir projeye sponsor olmakla ülkemizin tanıtımına, kültürüne, turizmine katkı sağlamak adına bir kez daha büyük bir sorumluluk üstlenmiştir. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Bolat’ın şahsında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

İmzalanan sponsorluk anlaşması ile ilgili açıklamalarda bulunan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat; “Ülkemizin millî bayrak taşıyıcı havayolu markası olarak ülkemize her alanda katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz. Medeniyetin beşiği olarak bilinen ve bundan 12 bin yıl önce ilk yerleşim yerlerinin ve tarımın ortaya çıktığı uzak mesafeler arasında ticaretin başladığı Taş Tepeler bölgesi sadece Türkiye için değil dünya tarihi için de büyük önem arz ediyor. 12 yerleşim yerinden oluşan Taş Tepeler bölgesinde yürütülen kazı ve araştırma çalışmalarının önümüzdeki dönemde daha da hızlanacak ve bölgenin gelişimine büyük katkı sağlayacak. Türk Hava Yolları olarak Taş Tepeler Projesi’nin ana sponsoru, inşa edilecek Karşılama ve Araştırma Merkezlerinin de isim sponsoru olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Ülkemiz kültürüne, turizmine ve ekonomisine katkı sağlamaya ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gerçekleştirme yolunda adımlar atmaya devam edeceğiz. ” dedi.

Neolitik Çağ Araştırma Projesi (Göbeklitepe, Karahantepe, Çakmaktepe, Sayburç, Ayanlar, Sefertepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Yeni Mahalle, Kurt Tepesi, Mendik, Yoğunburç) farklı kazı alanlarından oluşmaktadır. Taş Tepeler Projesi ile dünyaya Anadolu’nun uygarlık temellerinin atıldığı yer olduğu vurgusu yapılacak. Ayrıca bu projede, yaklaşık 12 bin yıl önce Anadolu’daki toplulukların eriştikleri düzey ile dünya için ileri seviye bir esin kaynağı oluşturdukları anlatılmış olacak.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

DÜNYA3 gün önce

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Meclis’te gençleri ağırladı

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, 81 İL, KKTC VE AZERBAYCAN’DAN GELEN GENÇLERİ MECLİS’TE AĞIRLADI

DÜNYA5 gün önce

Türk Hava Yolları, Taş Tepeler Projesi ‘nin Ana Sponsoru Oldu

Küresel taşıyıcı, 2024 – 2029 yılları arasında Taş Tepeler Projesi’nin Ana Sponsoru ve Karşılama Merkezi ile Araştırma Merkezi’nin İsim Sponsorluğunu...

DÜNYA5 gün önce

Türkiye Marka Zirvesi görkemli bir organizasyonla yapıldı

Uraw Cosmetic 8. Türkiye Marka Zirvesi

DÜNYA5 ay önce

MÜZEYYEN AYGÜN EMİR ÇAKA BEY SAFLARINA KATILDI.

Emir Çaka Bey Denizcilik İhtisas Üniversitesini Kalkındırma Vakfı

DÜNYA6 ay önce

Birleşik Arap Emirlikleri Milli Günü Ankara’da Kutlandı

Birleşik Arap Emirlikleri’nin “52’inci BİRLİK GÜNÜ” yıl dönümü Resepsiyonu, iki ülkenin milli marşlarının seslendirilmesi ile başladı.

DÜNYA1 sene önce

Türkiye-Kazakistan Dostluk Parkı açıldı

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, KAZAKİSTAN MECLİS BAŞKANI KOŞANOV İLE BİRLİKTE, “TÜRKİYE-KAZAKİSTAN DOSTLUK PARKI”NIN AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRDİ TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop,...

DÜNYA1 sene önce

TBMM-KAZAKİSTAN PARLAMENTOSU ARASINDA İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

Kazakistan’da 19 Mart’ta gerçekleştirilen parlamento seçimlerinden dolayı tebriklerini ileten Meclis Başkanı Şentop, “Yeni Meclisin, kardeş Kazak halkının esenliği ve refahı...

DÜNYA2 sene önce

Emine Erdoğan, Kadın ve Adalet Zirvesi’nin gala yemeğine katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından Anadolu Ajansının global iletişim ortaklığında düzenlenen “Kültürel...

GÜNCEL2 sene önce

Techxtile Start-Up Challenge ödülleri sahiplerini buldu

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen TechXtile Start-Up Challenge, genç girişimcileri sektöre kazandırırken, Türkiye genelindeki sektör paydaşları ve ihracatçı birlik başkanlarını da...

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

seers cmp badge
tr_TRTurkish