Bizimle iletişime geçin

İŞ DÜNYASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, son 18 yılda eğitim-öğretim altyapısını dünyada en hızlı geliştiren ülkelerin başında geliyor”

Haberler

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Valiliği Eğitim Tesisleri Toplu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye, son 18 yılda eğitim-öğretim altyapısını dünyada en hızlı geliştiren, en hızlı yenileyen ülkelerin başında geliyor. Daha önce biz başka ülkelerin eğitim-öğretim şartlarına gıptayla bakarken şimdi birçok ülke bizim eğitim-öğretim imkânlarını örnek alıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen Ankara Valiliği Eğitim Tesisleri Toplu Açılış Töreni’ne katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, buluşmalarının iki ana ekseninin olduğunu, bunlardan birincisinin muallim, ikincisinin talebe olduğunu belirtti.

Hocaları, muallimleri, öğretmenleri, talebeleri tören vesilesiyle gazi mekânda, milletin evinde, ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan eğitim-öğretim tesislerinin hayırlı olmasını diledi.

“ANKARA’DAKİ TOPLAM DERSLİK SAYIMIZI 49 BİN 700’E ULAŞTIRMIŞ BULUNUYORUZ”

“Bugün tek bir açılış töreniyle 326 eğitim öğretim tesisini Ankaralı kardeşlerimizin hizmetine sunuyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim-öğretim tesisleri arasında anaokulundan ilk ve ortaokula, güzel sanatlar lisesinden imam hatip lisesine, halk eğitim merkezinden bilim ve sanat merkezine kadar her türlü kurumun mevcut olduğunu aktardı.

Bu okulların bir kısmının yeni ihtiyaçlara göre sıfırdan inşa edilirken bir kısmının da ömrünü tamamladığı için yıkılarak yeniden yapıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Mesela, depreme dayanıksız olduğu tespit edilen toplam bin 116 derslikli 88 okulumuzu yıkarak yerlerine 2 bin 593 derslikli yeni okul yaptık. Bugünkü hizmete aldığımız 7 bin 541 yeni derslikle Ankara’daki toplam derslik sayımızı 49 bin 700’e ulaştırmış bulunuyoruz. Açılışını yaptığımız yatırımlarla birlikte 184 okulumuz Ankara’da tekli eğitime geçecektir Böylece şehrimizde tekli eğitim-öğretim yapan okullarımızın oranı yüzde 95’e yükselecektir. Hâlihazırda yatırım süreçleri süre okullarımızın da hizmete girmesiyle inşallah bu oranı yüzde 100’e çıkaracağız. İnşallah bu şekilde başkentimizde ikili eğitim-öğretim meselesini tamamen kaldırarak eğitim-öğretimle ilgili hedeflerimizde bir eşiği daha açmış olacağız.”

“ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA 20 BİN ÖĞRETMENİMİZİN ATAMASINI YAPACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin iradesiyle Türkiye’yi yönetme vazifesini üstlendiklerinde ülkeyi adalet, sağlık, eğitim ve emniyetten oluşan dört temel sütun üzerinde yükseltecekleri sözünü verdiği anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece bu dört alanda değil, savunmadan ulaştırmaya, ticaretten dış politikaya, enerjiye kadar her alanda millete verdikleri sözleri yerine getirmenin iftiharı içerisinde olduklarını kaydederek şöyle devam etti: “Son 18 yılda hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitim-öğretime ayırdık. 2002 yılında millî eğitim bütçesi sadece 7,5 milyar lirayken 2021 yılında bu rakam 147 milyar liraya yükseldi. Yükseköğrenimi dâhil ettiğimizde, eğitim-öğretim bütçemiz 211 milyar lirayı aşıyor Yine 18 yıl önce resmi, özel dâhil okul ve kurum sayımız 50 bin 877 iken bugün bu sayı 87 bin 640’a çıktı. Ülkemiz genelindeki derslik sayısını da 343 binden 600 bine taşıdık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadro tahsislerinde en büyük payı eğitim-öğretime ayırdıklarının altını çizerek 2002 yılından bugüne kadar toplam 693 bin öğretmenin atamasını gerçekleştirdikleri bilgisini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir müjde paylaşmak istediğini belirterek, “Önümüzdeki aylarda 20 bin öğretmenimizin daha atamasını yapacağız. Bu öğretmenlerimizin de katılımıyla yolumuza çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Yeni yapacağımız 20 bin öğretmen atamasının şimdiden eğitim-öğretim camiamıza, milletimize ve öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

“EĞİTİMDE SADECE ALTYAPIYI GELİŞTİRMEKLE KALMADIK, BAKIŞ AÇISINI DA YENİLEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğitimde sadece altyapıyı geliştirmekle kalmadık, bakış açısını da yeniledik. Tacik asıllı Afganistanlı yazar Halid Hüseyni bir kitabında, ‘Çocuklar boyama kitabı değildir onları en sevdiğin renge boyayamazsın’ diyor. Bizden önce maalesef Türk eğitim-öğretim sistemi öğrencilerin yeteneklerini keşfetmekten ziyade onları formatlamak üzerine kuruluydu. Kılık kıyafetten müfredata kadar hemen her alanda vesayetçi, tek tipçi zihniyetin renkleri hâkimdi. Yeni öğretmenlerle kadrolarımızı yenilerken eğitim öğretim sistemimizi de bu jakoben bakış açısının tasallutundan kurtarmaya çalıştık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat ürünü sekiz yıllık kesintisiz eğitim-öğretim dayatmasına son vererek 4+4+4 ile eğitim-öğretimi kademelere bölüp zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardıklarını anlatarak, Türkiye’de bir dönem gizli saklı yürütülen Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi eğitimini tüm öğrenciler için erişilebilir hâle getirdiklerini söyledi.

Üniversiteye girişteki okul katkı puanlarını, katsayı farklılıklarını, yıllarca marjinal örgütler tarafından istismar edilen üniversite harçlarını kaldırdıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece eğitim-öğretim sistemimizin tüm gücünü ve enerjisini başka şeyler yerine sadece çocuklarımızın gelişimine odaklamasını temin etmenin gayreti içinde olduk” diye konuştu.

“EĞİTİM-ÖĞRETİM ALTYAPIMIZI TAMAMEN YENİLEDİK”

“Gençlik yıllarımızda Türkiye yasakların, yoklukların, korkuların, kuyrukların ülkesiydi” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskilerin deyimiyle bu ülke delikli kuruşa muhtaç olduğu kötü günler yaşadı” ifadesini kullandı.

Boyası, badanası olmayan derme çatma okul binalarında hayatlarını geçirdiklerini, aynı sırada en az üç öğrencinin oturduğu sınıflarda, kara tahta önünde, tebeşir tozları içinde ders işlemeye çalıştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin çoğunun abisinin, ablasının kitaplarıyla veya komşudan ödünç alınan kitaplarla okulunu bitirdiğini belirtti.

Teksir kâğıtlarından yapılan kitapların satıldığını, kitap almak için kırtasiye önlerinde bir hafta nöbet beklendiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, taşradaki okulların durumunun ise o zamanlar çok daha vahim olduğunu, çoğu zaman birkaç sınıfın bir arada eğitim-öğretim gördüğü köy okullarında öğrencilerin ısınmak için yanlarında çantalarıyla beraber yakacak getirdiklerini söyledi.

Servis hizmeti olmadığı için öğrencilerin okullarına saatlerce yürümek zorunda kaldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin de yarım saatlik mesafeyi yürüdüğünü kaydetti.

Kütüphane, laboratuvar, spor salonu gibi imkânların ise büyük şehirlerdeki okullarda bile lüks kabul edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi artık yeni okul inşa ederken spor salonlarının yapılmasını özellikle istediklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “18 yılda eğitim-öğretime yaptığımız devasa yatırımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan o utanç tablolarına biz son verdik. Lider ülke Türkiye idealimize uygun şekilde eğitim-öğretim altyapımızı tamamen yeniledik” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ise ilk ders zilinin çalmasıyla tüm okul kitaplarının sıralarında öğrencileri beklediğini, köylerdeki 667 bin öğrencinin okullarına saatlerce yürüyerek değil, kapısının önüne kadar gelen servis araçlarıyla gittiğini aktardı.

Büyükşehirlerden ilçelere kadar okullara kütüphane ve laboratuvar kazandırmak için var güçleriyle çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye genelinde toplam 29 bin adet kütüphane ve 2 bin 750 dijital kütüphanenin öğrencilerin hizmetinde olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, son 18 yılda eğitim-öğretim altyapısını dünyada en hızlı geliştiren, en hızlı yenileyen ülkelerin başında geliyor. Daha önce biz başka ülkelerin eğitim-öğretim şartlarına gıptayla bakarken şimdi birçok ülke bizim eğitim-öğretim imkânlarını örnek alıyor” sözlerine yer verdi.

“KORONAVİRÜS SALGINIYLA BERABER EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE DİJİTALLEŞME HİÇ OLMADIĞI KADAR ÖNE ÇIKTI”

Hayatın her alanında olduğu gibi eğitimde de ihtiyaç, talep, beklenti ve yönelimlerin zamanla değiştiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Zamana karşı durmak ve değişime direnmek, yel değirmenlerine meydan okumaktan farksızdır. Buraya nereden, hangi şartlardan geldiğimizi elbette unutmayacağız. Anne ve babalarımızın bugün bize gayet tabii gelen imkânlar için neler çektiğini, ne tür bedelleri ödediğini de aklımızdan çıkartmayacağız. Nereden geldiğimizi bilmek, bize sunulan imkânların kıymetini takdir etmek bakımından önemlidir ama hedeflerimiz açısından yeterli değildir. Geçmişten ders alarak ama geçmişe de takılıp kalmadan kararlı adımlarla geleceğe yürümemiz gerekiyor. Nasıl dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurumazsa geçmişin zihniyetiyle de yarının Türkiye’sini inşa edemeyiz.”

Eğitim başta olmak üzere her alanda politikalar belirlerken maziden atiye uzanan geniş bir vizyonla hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Koronavirüs salgınıyla beraber eğitim ve öğretimde dijitalleşme hiç olmadığı kadar öne çıktı. Bir tarafta kaybederken, öbür tarafta da bana göre dijitalleşmeyle çok farklı bir mesafeyi aldık” dedi.

Zamanında teknolojiye ve iletişim altyapısına yatırım yapan ülkelerin salgın sürecini diğer ülkelere nazaran daha kolay atlattığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünya Sağlık Örgütü, Koronavirüsün 2022’nin başında sona ereceği yönünde açıklama yaptı. İnşallah dedikleri gibi olur. Biz buna da hazırlığımızı yapmamız lazım ama rehavete kapılamayız. Şu anda dünyada aşılamayı en başarılı şekilde yürüten ülke Türkiye. Dün itibarıyla hamdolsun 7,5 milyonu bulduk” şeklinde konuştu.

“VAKA SAYILARINDAKİ DÜŞÜŞLE ORANTILI BİR ŞEKİLDE

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE YENİ ADIMLAR ATACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sağlık gibi eğitim-öğretime yaptığı yatırımların meyvelerini de bu süreçte toplama imkânı bulduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Salgının sebep olduğu sıkıntılara rağmen eğitim-öğretim faaliyetlerini ülke çapında kesintisiz sürdürebilen birkaç devletten biriyiz. 657 bini salgın döneminde olmak üzere bugüne kadar toplam 2 milyon tablet bilgisayarı öğrencilerimize ulaştırdık. Yine bu dönemde, Eğitim Bilişim Ağı yani kısa adıyla EBA televizyon ve internet platformlarıyla da uzaktan eğitimi başarıyla yürüttük. TRT EBA Ortaokul ve TRT EBA Lise kanallarında eğitimin devamını sağladık. 13 ayrı stüdyoda binin üzerindeki öğretmenimizle yaptığımız çekimlerle 10 binden fazla televizyon ders içeriği oluşturduk. 12 bin 500 saat yayın yaptık. Uzak eğitimde çocuklarımızın kendi öğretmeleriyle aynı sınıftaymış gibi ders yapabilmesi için EBA canlı dersleri devreye aldık. EBA Canlı Sınıf uygulamamızda günlük 3 milyon canlı ders kapasitesini yakaladık. Uzaktan eğitime başladığımız 23 Mart 2020’den bugüne kadar 180 milyona yakın canlı ders yapılmıştır. EBA internet platformumuzda öğrenci ve öğretmenlerimize bin 900’den fazla ders ve yüz binlerce içerik sunuyoruz. Bu platform 2020 yılında dünyada en çok ziyaret edilen eğitim sitesi olmuştur. Türkiye’deki tüm cep telefonu abonelerine aylık 8 gigabayta kadar EBA’ya ücretsiz erişim sağlandık. EBA’ya erişimi olmayan öğrencilerimiz için 14 bin 700 EBA destek noktası ve 176 EBA mobil destek aracı oluşturduk.”

Vaka ve hasta sayılarının azalmasına bağlı olarak peyderpey okullarda yüz yüze eğitimi başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Köy okullarımızda ve bağımsız anaokullarında 15 Şubat itibarıyla yüz yüze eğitime başladık. İnşallah 1 Mart’tan itibaren de ilkokullarda haftada iki gün, özel eğitim okul ve sınıflarında ise hafta beş gün yüz yüze eğitime geçiyoruz. Yine 1 Mart’tan itibaren 8. ve 12. sınıflarda seyreltilmiş sınıf uygulamasıyla yüz yüze eğitime başlıyoruz. Vaka sayılarındaki düşüşle orantılı bir şekilde, önümüzdeki dönemde yeni adımlar atmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, ilk olarak açılışı yapmak üzere Kahramankazan Atatürk İlkokuluna bağlanarak orada eğitim görecek tüm öğrencilere başarılar diledi.

Daha sonra Gölbaşı Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesindeki açılışa bağlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören alanında hazır bulunan yetkililerden okulun çevre düzenlenmesinin bir an evvel bitirilmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak Keçiören Bağlum Eğitim Kampüsünün açılışına bağlanarak orada bulunan yetkililerden kampüs hakkında bilgi aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağlantıların ardından, okulların yapımını katkıda bulunan hayırseverlerle kurdele keserek 326 eğitim tesisinin açılışını gerçekleştirdi.

GÜNCEL

Doğal Gaz Genişleme Yatırımları Artarak Devam Edecek

Haberler

on

Türkiye’nin 81 iline doğal gaz arzının sağlanması ile ülkemizde doğal gaz konforunun ulaşmadığı şehir kalmazken, ilçe ve beldelere yönelik çalışmalar da hız kesmeden sürüyor. 

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı planlamaları çerçevesinde EPDK koordinasyonunda BOTAŞ ve dağıtım şirketleriyle birlikte yürütülen doğal gaz genişleme yatırımları çalışması kapsamında; 2020 yılı sonu itibariyle 554’ü ilçe, 35’i belde olmak üzere toplam 589 yerleşim yerinde bugün doğal gaz kullanılıyor. Doğal gaz toplamda yaklaşık 68 milyon vatandaşımıza ulaşırken yaklaşık 55 milyon vatandaşımızın da bu hizmetten fiilen faydalanması sağlanmış oldu.

III. Dağıtım Tarife Uygulama Dönemi (2022-2026) içerisinde diğer ilçelerimize doğal gazın ulaştırılmasını teminen ETKB öncülüğünde BOTAŞ ve dağıtım şirketleriyle ortak yürütülmek üzere “2021-2026 Dönemi Doğal Gaz Genişleme Yatırımları Planlama Çalışması” başlatıldı. EPDK koordinasyonunda video konferans yöntemiyle EPDK Başkan Yardımcısı Hacı Ali Ulutaş başkanlığında Doğal Gaz Piyasası Dairesi ve Tarifeler Dairesi Başkanlığı ile BOTAŞ ve dağıtım şirketlerinin katılımıyla gerçekleştirilen ilk toplantıda;

  • 2021-2026 döneminde dağıtım şirketlerinin teknik ve ekonomik değerlendirmesi sonucu doğal gaz genişleme yatırımı yapılabilecek en fazla sayıda ilçe ve beldelerin tespiti,
  • Bu ilçe ve beldelere yönelik doğal gaz yatırımlarının hangi yöntem ve kapsamda gerçekleştirilebileceği,
  • Yapılacak yatırımlara ilişkin maliyet, finansman ihtiyacı ve tarife etkisi gibi hususlar,

ele alınarak “2021-2026 Dönemi Doğal Gaz Genişleme Yatırımları Planlama Çalışmasının” kapsamı ve usulü üzerine genel bir değerlendirme yapıldı.

Çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte, bu dönem içerisinde BOTAŞ ve doğal gaz dağıtım şirketleri tarafından doğal gaz ulaştırılabilecek yeni ilçe ve beldelerimiz belirlenerek, ihtiyaç duyulan yatırım tutarları, bu yatırımların finansmanı, tarifelere ve son kullanıcı fiyatlarına etkisi, işletme koşulları ve hizmet kalitesi gibi tüm teknik ve ekonomik parametreler ortaya konulacak. Böylece Türkiye genelinde doğal gaz konforunun yaygınlaştırılması amacıyla önümüzdeki yıllarda yürütülecek çalışmalar belli bir programa ve takvime bağlanmış olacak.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Bakan Selçuk: “Kadın İstihdamının Arttırılması İçin 8 Bin Kişiye Farkındalık Eğitimi Vereceğiz”

Haberler

on

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, bu yıl yeni bir projeyi hayata geçireceklerini belirterek, “Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi kapsamında kadın istihdamının arttırılması ve kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi amacıyla 8 bin kişiye farkındalık eğitimi vermeyi hedefliyoruz” dedi.

Daha fazla kadını kooperatifleşme sürecine dâhil etmek için Bakanlık olarak çalışmalarını sürdüklerini belirten Selçuk, “Kadınlarımızın hayatın her alanında daha aktif roller alması için çalışıyoruz. Ulusal eylem planlarımızla her daim bunu destekliyor; farkındalık eğitimlerimiz ve bilinçlendirme faaliyetlerimizle bu süreci kuvvetlendiriyoruz” diye konuştu.

Kadın Girişimciliğinin Geliştirilmesi İçin Tüm Paydaşlarla Güçlü İşbirliği İçindeyiz

Kadın girişimciliğinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için tüm paydaşlarla güçlü işbirliği içinde çalışmalara devam ettiklerinin altını çizen Bakan Selçuk, “Bu yıl Bakanlığımız koordinasyonunda, Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğinde yürüteceğimiz Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi IPA II Programı kapsamında kadın istihdamının arttırılması ve kadın kooperatiflerinin teşvik edilmesi amacıyla farkındalık çalışmaları yapacağız” şeklinde konuştu.

Hali Hazırda Kooperatif Ortağı Olan 3.000 Erkeğe, Kadının Güçlenmesi Eğitimi

Projenin kooperatif kurmak isteyen, kooperatiflere ortak olma potansiyeli bulunan kadınlar ile hâlihazırda bu çalışmaların içinde yer alan kadın ve erkeklere yönelik olduğunu vurgulayan Selçuk, “Sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları, sendikalar ve üniversitelerin de dahil olduğu proje ile 3.500 kooperatif kurma veya ortağı olma potansiyeli olan kadınlarımıza kooperatifçilik eğitimi, hali hazırda kooperatif ortağı olan 1.500 kadınımız ile 3.000 erkeğe ise kooperatifçilik ve kadının güçlenmesi eğitimi vermeyi hedefliyoruz. Ayrıca, 1.000 kadınımıza yönelik de danışman havuzu oluşturulması ve danışmanlık hizmeti eğitimi vermeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

OKUMAYA DEVAM ET

GÜNCEL

Ankara Sanayi Odası Başkanı Özdebir: “En Önemli Reform Sürdürülebilirlik ve Güven”

Haberler

on

Ankara Sanayi Odası Mart ayı meclis toplantısı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun katılımıyla video konferans yöntemiyle yapıldı. ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Özdebir’in toplantıda yaptığı konuşma şöyle:

“Sayın Bakanıma bu yoğun programı içinde bize de zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, Değerli Meclis Üyeleri, Ekonomimiz son dönemde, yüksek faiz, yüksek döviz kuru, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik olgularını bir arada yaşadığımız zorlu bir süreçten geçiyor.

Yüksek kur hem özel sektörün hem kamunun dış borç çevrimini zorlaştırmakta, ithalat maliyetlerini de yükseltmektedir. Ekonominin genelinde ise dolarizasyonun eğiliminin artmasına neden olmaktadır.Kurun yükselmesinin yanı sıra önemli ölçüde oynak olması da ekonominin genelinde belirsizliğe neden olmakta ve reel sektörde öngörülebilirliğin azalması olarak yansımaktadır. Kur artışları aynı zamanda enflasyonu besleyerek faizin yukarı yönlü olmasına neden olmakta, bu da özel sektörün yatırım imkânlarını azaltmaktadır. Yatırım için sürdürülebilir bir enflasyon ve faiz düzeyinde güvenin tesis edilmesi çok önemlidir. Enflasyon, sanayicinin kullanmış olduğu ara malların hem TL hem de döviz cinsinden fiyatlarını her geçen gün arttırmaktadır. Bu sorun varken diğer taraftan üretici iç piyasada ara mal bulmakta zorlandığından üretim yapamıyor. Bazı tüccarlar ellerindeki ara malı yurtiçi piyasaya vermek yerine, Suriye Irak gibi ülkelere satarak hem ülke içinde fiyatların yükselmesine hem de yurtiçindeki üreticilerin tedarik zincirinin bozulmasına neden olmaktadır. Sürekli dile getirdiğimiz katma değerli ürünlerin arttırılması gerektiğini söylüyoruz lakin firmalar ara mal niteliğindeki malı ihraç ederek ekonominin katma değer yaratmasına sekte vuruyorlar. Hiç kuşkusuz ki kalıcı ve sağlıklı bir büyüme için üretmek zorundayız. Yüksek faiz, üretici kesim açısından yüksek finansman ve yüksek re-finansman maliyetleri anlamına gelmektedir. Makroekonomik ve finansal istikrarsızlık ile yüksek sermaye maliyetlerinden olumsuz etkilenen üretim kesimi olarak, kurun makul seviyelere gerileyeceği ve oynaklığının azalacağı düşüncesiyle son dönemdeki faiz artırımlarını ilaç gibi görmüş, yan etkilerinin yaratacağı sıkıntılara rağmen katlanmamız gerektiği görüşünü ifade etmiştik. Ancak Merkez Bankası başkanlığındaki ani görev değişimi piyasalarda güven erozyonuna neden olmuş, kurun çok kısa bir zaman diliminde yeniden hızla yükselmesi sonucunda, parasal sıkılaşma politikaları amacını realize edememiş ve ekonomi aynı anda hem yüksek faizin, hem de yüksek kurun kıskacında kalmıştır. Kur seviyesinin, ara mallardaki yüksek fiyat artışları kanalıyla üretimde aksamalara yol açan ve uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü aşındıran, yüksek enflasyonla birlikte değerlendirilmesi, reel sektör olarak yaşadığımız zorlukların derecesini ortaya koymaktadır. Son dönemde ekonomi politikalarında istikrarın sadece para politikası ile gerçekleşeceği gibi bir algı var. Ekonomik yapının temeli üretken yatırımlar ve katma değeri yüksek üretim ile gerçekleşir. Sadece para politikası üzerinden uygulanacak enflasyon ve kurları kontrol etme stratejilerinin, ekonominin dinamizminin daha da bozulmasına neden olacağı unutulmamalıdır. Yakın zamanda ekonomik reformlar ortaya koyduk, lakin en önemli ekonomik reform sürdürülebilirliktir. Sürdürülebilirlik ise güven mekanizması ile sağlanabilecektir. 

Sayın Bakanım, Değerli Meclis Üyeleri,

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz haftalarda açıklanan “Ekonomik Reform Paketinin” somut ve çözüm odaklı olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu paketlerin en önemli olan yanının uygulamadaki başarı olduğunu unutmamalıyız. Pakette yer alan; kamu harcama disiplini, şeffaflık, tasarruf vurgusu, vergi düzenlemelerinin sadeleştirilmesi, vergi inceleme sürelerinin kısaltılması ve dijitalleşmesi, güven unsuru, kamu ihalelerindeki şeffaflık ve bürokrasinin azaltılması vurguları son derece önemli. Özellikle Kredi Garanti Fonu’nun katma değeri yüksek üretimi ve nitelikli istihdamı uygun maliyetli selektif kredilerle destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılacak olmasını çok değerli buluyorum. ASO’nun son dönemdeki meclis toplantılarında gündeme getirdiğimiz birçok önerinin paket içinde yer bulmasından dolayı büyük bir mutluluk duyduk. Özellikle üretimde ithal girdi kullanımının azaltılması ile katma değeri yüksek yerli ve milli ekonomi hedefi ortaya konulması çok önemli. Kamu tasarruflarının ön planda olduğu pakette, kamunun yerli ürün kullanımına yönelik ifadeler memnuniyet verici. Yıllardır dile getirdiğimiz bu konuda, ayrıca bir izleme komitesinin kurulması uygulamanın başarısı açısından çok önemli. Tam bu noktada Ekonomi Reform Paketi’nde yer alan “Yüksek katma değerli üretim ve ihracat ile istihdama dayalı üretim” vurgularının önemli ve yerinde olduğunu belirtilmeliyim. Pakette yer alan en kritik husus ise,  şeffaflık ve güven vurgularıdır. Şeffaflığın ve güven tesisinin en hızlı ve efektif biçimde sağlanması, ekonomimizin istikrarı için elzemdir. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Lütfi Elvan’ın geçtiğimiz hafta ekonomik reform eylem takvimini açıklayarak, reform paketinin zaman geçirmeden bir takvime bağlanması, uygulanabilirliği açısından oldukça önemli.

Sayın Bakanım,

Dijitalleşme öyle bir noktaya geldi ki, dijital ekosistemin önümüzdeki 20 yılda kendi kendine düzenleme, ölçekleyebilme, doğal ekosistemlerden esinlenme, dış dünya ile etkileşim kurması bekleniyor. Gerçekten de otonom dijital ekosisteme doğru gidiyoruz. 4. Sanayi Devrimi dediğimizde de kastedilen aslında budur.  Tüm bunların alt yapısı ise internet ağıdır. Bu gelişime ayak uydurabilmemiz için güçlü ve sağlam bir internet altyapısına ihtiyacımız olduğu açıktır. Bu nedenle sabit ve mobil internet altyapımızı süratle geliştirmeli ve dijital dönüşümün otobanlarını oluşturmalıyız. Tabi tüm bu gelişmeler lojistik sektörünü de kaçınılmaz olarak etkilemektedir. Lojistiğin 7 doğrusu olarak bilinen; doğru ürünün, doğru miktarda, doğru biçimde, doğru zamanda, doğru kaynaktan doğru yolla ve doğru fiyatla sağlanması süreçlerinin tamamını etkileyecek ve yeniden şekillendirecektir. Lojistik sektörü, sanayicinin en yakın komşusudur. Lojistik endüstrisi tedarik zincirinin her adımında yer almaktadır.  Her türlü olumlu ya da olumsuz gelişme doğrudan sanayiciyi etkilemektedir. Tüm üretim alanları, imalat sektörleri ile yakın ilişki içerisinde olan lojistiğin, endüstride olası değişimlere adapte olması gerekmektedir. Artık lojistik süreçlerin tamamen fiziksel olarak ele alınması, lojistik hizmet sağlayıcılarının rekabetçi olabilmeleri için yeterli değildir. Geleceğin lojistik adımları dijitalleşme, akıllı çözümler ve otomasyona dayalı olacaktır. Lojistik hizmet sağlayıcıları için başarının anahtarı geçmişte verimlilik, standardizasyon ve düşük maliyetti. Dijitalleşme ile beraber bunlara çeviklik, müşteri odaklılık, esneklik ve sürekli inovasyon gibi zorunluluklar eklenmiştir. Ancak biliyoruz ki lojistik yalnızca dijitale konu olan bir başlık olmanın ötesinde dış ticaretin ve dış politikanın da önemli bir konu başlığıdır. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, Çin’in öncülüğünde başlayan “Kuşak ve Yol Girişimi” hem ticaretin lojistiğini hem de ticaretin boyutunu etkilemektedir. Hem sanayi hem Türkiye ekonomisi açısından bu derece önemli olan ulaştırma sektörü için 11. Kalkınma Planında “Türkiye’nin coğrafi avantajından en iyi şekilde faydalanarak modlar arası ve çok modlu uygulamaların geliştirilmesi; demiryolu ve denizyolu taşıma paylarının artırılması; hızlı, esnek, emniyetli, güvenilir ve entegre bir ulaştırma sisteminin tesis edilmesiyle lojistik maliyetlerin düşürülmesi, ticaretin kolaylaştırılması ve ülkemizin rekabet gücünün artırılması” temel amaç olarak belirtilmiştir.

Öngörülen tedbirler arasındaki;

  • Ulaştırma modları arasındaki entegrasyon güçlendirilmesi ve sektöre giriş engellerini ortadan kaldıracak tedbirlerin alınması,
  • kombine yük taşımacılığı hizmetleri ile kombine yük terminalleri ve aktarma merkezlerinin idari ve mali teşvikine yönelik program hazırlanması,
  • lojistik merkez ve iltisak hatlarının standartları ile işletme ve yönetim modellerinin belirlenecek olması,
  • lojistik faaliyetlerinde esneklik, hız, öngörülebilirlik, güvenlik, kalite, ölçek ekonomisi ve yenilikçilik gibi hizmet düzeyi parametrelerinin iyileştirilmesi,
  • kamu ve özel sektörün liman yatırımlarının bütüncül bir bakış açısıyla koordine edilecek olması bizler açısından önemlidir.

Ancak bir nokta var ki özellikle sanayi açısından kritik önemde görülmektedir. Türkiye’de üretilen ürünlerin dış pazarlara ulaştırılmasında yurtiçi lojistiğin rekabetçi açıdan değerlendirilerek, Anadolu’daki üretim merkezlerine girdi tedarikinde ve bu merkezlerdeki üretimin limanlara ve tüketim noktalarına erişimde alternatif lojistik yöntemlerinin düşünülmesi yerinde olacaktır. Kalkınma planında yer alan “entegre bir ulaştırma sisteminin tesis edilmesiyle lojistik maliyetlerin düşürülmesi” amacının sanayici açısından rutlar bazında tek tek ele alınması önemlidir. Sayın Bakanım bu noktayı özetlemek gerekirse: limanlarımız batıda, burdan doğuya doğru gittikçe  üretim yapanlar iki türlü dezavantajlı durumda. Yurt dışından gelen  ara mallar üretim için doğuya doğru gidiyor, üretimin ardından daha sonra ihracat için tekrar batıya gönderiliyor. İki türlü taşıma maliyeti oluşuyor ve bu da maalesef rekabet gücümüzü etkiliyor.

Sayın Bakanım, burada bizim de birkaç önerimiz var;

  • İhraç ürünlerine gümrüklendikleri şehirden limana kadar olan mesafede ÖTV’siz yakıt desteğe sağlanmalıdır,
  • Demiryolu taşımacılığı geliştirilerek yaygınlaştırılmalı ve ucuzlatılmalıdır,
  • Özel lokomotifçiliğin önü açılmalı ve rekabet şartları sağlanmalıdır.

Sayın Bakanım son 20 yılda Türkiye ulaşım alt yapısında çok büyük yatırımlar yaptı ve önemli mesafeler kat etti. Ekonomimiz için çok önemli olan zaman ve mesafeler kısalırken, diğer yandan kaza sayıları azaldı ve ölüm oranları düştü. Bunlar ülkemiz için gurur verici ve biz sanayiciler olarak da teşekkür ediyoruz. Biraz önce bahsettiğim konuların da Sizin bakanlığınız döneminde kısa sürede çözüleceğine inanıyorum.

Sayın Bakanım  Sincan’da bulunan ASO 1. OSB’de bir demiryolu lojistik merkezimiz var. Buradan blok trenlerle ihracat limanlarına konteyner taşımacılığı yapıyoruz. Ancak 3 yıla yakın süredir demiryollarının bölgedeki sinyalizasyon ve diğer alt yapı çalışmaları nedeniyle kullanamıyoruz. Bu nedenle sanayicilerimiz uzun süre demiryolu taşımacılığından mahrum kaldı. Bu çalışmaların bitmek üzere olduğu ifade ediliyor. Bu arada yapılan yeni çalışmayla tek hatlı demiryolumuz hem çift hatta çıkıyor, hem de doğrudan konvansiyonel ana yük hattına bağlanıyor. Ayrıca 2000’li yılların başlarında bölgedeki sanayi tesislerinde çalışanlar da bu hat üzerindeki istasyondan inip-binme imkânına sahipti. Çalışmaların tamamlanmasıyla bu yolcu istasyonunun da yeniden aktif hale gelmesini bekliyoruz. Sayın Bakanım bu çalışmaların süratle sonuçlandırılması ürünlerimizin ihracat limanlarına hızlı ve daha uygun koşullarda ulaşması açısından çok önemli. 

Bu çalışmalar nedeniyle Size ve emeği geçen tüm demiryolu çalışanlarına teşekkür ediyorum.

 Sayın Bakanım, Değerli Meclis üyeleri,

Son birkaç cümle ile sözlerimi tamamlamak istiyorum. Pandeminin devam ettiği mevcut küresel koşullarda ekonomilerin sürdürülebilir ve sağlam büyüme patikasına oturabilmeleri, ekonomik birimlerin pozitif beklentilerine ve güven algılarına büyük ölçüde bağlıdır. Ekonomik birimlerin güveni ise, belirsizliğin azaldığı, ekonomi politikalarının güçlü, şeffaf ve tutarlı olduğu durumda pozitif olmaktadır. Türkiye gibi dış finansman gereksinimlerinin yüksekliği nedeniyle kırılganlığı yüksek olan ülkelerde, ülke riskinin azaltılabilmesi ve yatırım ikliminin elverişli kılınabilmesi, öncelikle güven tesisini gerektirmektedir. Güven tesisi, temel olarak, makroekonomik politikaların öngörülebilirliğini artırmakla mümkündür. Bu amaçla kurumların bağımsızlığını, hukuk sisteminin istikrarını ve üstünlüğünü teminat altına almak büyük bir önem arz etmektedir”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ise  “Orta Koridor” rotasının etkin kullanılmasının önemine işaret ederek, “Halen yıllık 710 milyar dolar tutarında olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinden, ülkemizin ve Orta Asya ülkelerinin ekonomik fırsatlar elde edilebileceği aşikardır” dedi.
Karaismailoğlu, Cumhuriyetin 100. yılına bambaşka bir güç ve gelecek perspektifiyle girdiklerini, son 19 yılda dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmak için güçlü hamleler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Eğitimden sanayiye kadar dünya ölçeğinde bir iddia ve başarı kazandıklarını vurgulayan Karaismailoğlu, Türkiye’nin sanayisini ve sanayicilerini desteklemek, üretkenliğini artırmak ve güçlü bir lojistik altyapıyla yeni ihracat kapılarını açmak için çalıştıklarını ifade etti.
Karaismailoğlu, “Türkiye’ye duyduğunuz inançla bugünlere geldiniz ve Türkiye ekonomisini ürettiğiniz gelirle, istihdamla ayakta tuttunuz. Artık büyümenin ve ilerlemenin baş döndürücü bir hıza ulaşacağı, dijitalleşmenin tüm iş sahalarında yaygınlaşacağı, teknolojik üretimimizin artacağı, yerli ve milli ürünlerimizle pek çok alanda söz sahibi olacağımız yeni bir dönem olacak. Türkiye’nin yarınlarını inşa edeceğiz. Gelişmekte olan değil gelişmiş Türkiye’nin geleceğini birlikte kuracağız.” diye konuştu.
– “Kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz”
Yeni tip koronavirüs salgını sebebiyle dünyanın tarihi bir resesyon yaşadığına işaret eden Karaismailoğlu, tedavi ve aşılama konusunda sağlanacak ilerleme sayesinde bu yılın küresel ekonominin hızla toparlanacağı bir dönem olacağını dile getirdi.
Karaismailoğlu, IMF küresel ekonomide 2021 için yüzde 5,2 büyüme öngörürken, OECD’nin Türkiye’de yüzde 5,9 büyüme beklediğine dikkati çekerek, “Türkiye için ortaya çıkan bu olumlu tabloda Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki çalışmaların önemi büyüktür.” dedi.
Sanayi için de benzer bir tablonun bulunduğunu belirten Karaismailoğlu, Ocak 2021 itibarıyla yıllık sanayi üretiminin yüzde 11,4 artmasının özverili çalışmaların sonucu olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin pandemi koşullarında dahi tüm dünyanın hayretle izlediği bir devamlılık, üretkenlik ve büyüme sağladığını söyleyen Karaismailoğlu, “Bugüne dek başardıklarımızın verdiği şevk ve azimle, Türkiye’nin çıtasını daha da yükselteceğiz. Yerli ve milli ürünlerinin sayısını her geçen gün artıran, tekstil kadar, gıda kadar, ham madde kadar teknolojide, yazılımda, hizmet alanlarında da ihracat yapan bir Türkiye markası için çalışacağız. Gelişmiş dünyanın bize biçtiği rolleri bir kenara bırakıp, kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz.” dedi.
– Ulaşım ve haberleşme projeleri
Karaismailoğlu, yeri geldiğinde hazine kaynaklarının yanında özel sektör iş birliğiyle dev projeleri bir an önce hayata geçirmelerinin, bu sonuçlara hızla ulaşabilmek için olduğunu ifade etti.
Hükümetleri döneminde ulaşım ve haberleşme hizmetleri için 1 trilyon liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Karaismailoğlu, tamamlanan ve inşası süren kara ve demir yolu projelerini anlattı.
TURASAŞ Fabrikasında Milli Elektrikli Tren Seti, Elektrikli Anahat Lokomotifi, Hibrit Lokomotif, Dual Lokomotif ve özgün motor projelerinin başarıyla sürdürüldüğünü dile getiren Karaismailoğlu, “Milli Banliyö Tren Seti Projesi başladı. 2021 yılında tasarımı tamamlanarak prototip imalatına başlayacağız. Milli Elektrikli Tren seti projemizde yerlilik oranı yüzde 60’a ulaşmıştır. Yerlilik oranı seri üretimde yüzde 80’e çıkacak.” diye konuştu.
Karaismailoğlu, 2023’te demir yolu sektör payını yolcuda yüzde 5’e, yükte yüzde10’a, 2035’te ise yolcuda yüzde 15’e, yükte yüzde 25’e çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.
Dünya ticaretinin yüzde 80’ini sırtlayan deniz yolları konusunda da kararlı bir şekilde ilerlediklerini belirten Karaismailoğlu, gelecek dönemde daha çevreci, rekabetçi, yerlilik ve millilik oranı daha yüksek bir gemi inşa ve yan sanayi geliştirmek için çalışacaklarını söyledi.
Türkiye’yi haberleşme ve iletişim yetkinlikleri açısından da yeni bir çağa hazırladıklarına işaret eden Karaismailoğlu, Türkiye’nin, Cumhuriyetin 100. yılında kendi uydusunu kendisi yapabilen dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alacağını bildirdi.
– “Kanal İstanbul, Orta Koridor’un en önemli bileşeni olacak”
Karaismailoğlu, Türkiye’nin, liman bağlantıları sayesinde Asya’daki yük trafiğinin Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz bölgesine ulaşması için önemli fırsatlar sunduğuna dikkati çekerek, “Orta Koridor rotası etkin kullanıldığı takdirde halen yıllık 710 milyar dolar tutarında olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinden ülkemizin ve Orta Asya ülkelerinin ekonomik fırsatlar elde edilebileceği aşikardır.” dedi.
Geçen hafta The Ever Given adlı geminin Süveyş Kanalı’na sıkıştığını ve bu durumun dünya ticaretini olumsuz etkilediğini anımsatan Karaismailoğlu, bu olayla Orta Koridor’un öneminin bir kez daha anlaşıldığını söyledi.
Karaismailoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kanal İstanbul, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan ticaret yolu olan Orta Koridor’un da en önemli bileşeni olacak. Orta Koridor’daki varlığımızı ve hakimiyetimizi artıracak. Marmara Bölgesi, Kanal İstanbul’u, Marmara otoyol ringi, limanları, lojistik bölgeleri, demir yolu bağlantıları, Marmaray’ı ile Avrasya’nın lokomotifi, dünyanın kavşak noktası haline gelecek. Proje mevcut İstanbul Boğazı’ndaki yüksek tonajlı gemilerin neden olduğu kaza risklerini de ortadan kaldıracak ve İstanbul rahat bir nefes alacak.”
Ulaştırma ve haberleşme yatırımlarının 2003’ten bu yana sanayiye toplam katkısının 225 milyar dolar olduğunu bildiren Karaismalioğlu, sanayicilerle birlikte hareket etmenin, her daim yapıcı ve sonuç odaklı ilişkiler kurmalarının, diyalog ortamını güçlendirmenin son derece yararlı olacağını dile getirdi.
Karaismailoğlu, içeriden, dışarıdan, muhalefetten, basından pek çok eleştiri, karalama ve asılsız iddiayla karşılaştıklarını belirterek şunları kaydetti:
“Türkiye’nin yarınları ve çocuklarımızın geleceği için büyük bir sorumluluk duyarak yaptığımız işleri daha idrak bile etmekte güçlük çekenlerle bizim yollarımız çok ayrı. Artık muhalif siyasetle, ayrı dünyalardan hatta ayrı çağlardan olduğumuzu düşünmeye başladık desek yeridir. Bu uzun yolda, daha çok akıl ve fikir birliği yaparsak, devlet ve sanayi iş birliğini artırırsak, Türkiye’nin hedeflerini ortak hedeflerimiz olarak sahiplenirsek, başaramayacağımız hiçbir iş yoktur.”


 

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

GÜNCEL17 saat önce

Doğal Gaz Genişleme Yatırımları Artarak Devam Edecek

Türkiye’nin 81 iline doğal gaz arzının sağlanması ile ülkemizde doğal gaz konforunun ulaşmadığı şehir kalmazken, ilçe ve beldelere yönelik çalışmalar...

DÜNYA17 saat önce

Bakan Selçuk: “Kadın İstihdamının Arttırılması İçin 8 Bin Kişiye Farkındalık Eğitimi Vereceğiz”

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, bu yıl yeni bir projeyi hayata geçireceklerini belirterek, “Kadınların Kooperatifler Yoluyla...

GÜNCEL4 gün önce

Ankara Sanayi Odası Başkanı Özdebir: “En Önemli Reform Sürdürülebilirlik ve Güven”

Ankara Sanayi Odası Mart ayı meclis toplantısı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun katılımıyla video konferans yöntemiyle yapıldı. ASO Başkanı...

GÜNCEL4 gün önce

ANKARA TİCARET ODASI “ATO” HEYETİNDEN ZİRAAT BANKASI GENEL MÜDÜRÜ ÇAKAR’A ZİYARET

ATO BAŞKANI BARAN, HİZMET SEKTÖRÜNDE FAALİYET GÖSTEREN ÜYELERİ İÇİN YAPILANDIRMA VE FİNANSMAN DESTEĞİ TALEP ETTİ. 15 NİSAN 2021- Ankara Ticaret...

DÜNYA5 gün önce

Kazakistan’da alışveriş merkezlerinde aşılama yapılıyor

Kazakistan’da alışveriş merkezlerinde aşılama yapılıyor Kazakistan’da bulunan alışveriş merkezlerinde yeni tip korona virüse (Covid-19) karşı aşılama yapılıyor. NURSULTAN – Kazakistan’da...

GÜNCEL5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, şehit aileleriyle iftar yemeğinde bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, şehit aileleriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki iftar yemeğinde bir araya geldi. İftar yemeğine Cumhurbaşkanı...

DÜNYA5 gün önce

EN HAVALI FÜZE: BOZDOĞAN

TÜBİTAK SAGE’nin genç mühehdis ve teknisyen ekibi tarafından geliştirilen, Türkiye’nin ilk görüş içi havadan havaya füzesi Bozdoğan, uçaktan ilk atışını...

GÜNCEL6 gün önce

Koç Topluluğu “Türkiye’nin En İyi İşyerleri” Listesinde Yine Zirvede

Türkiye’nin En İyi İşyeri Seçilen 24 Şirketin 20’si Koç Topluluğu’ndanKoç Topluluğu, insan kaynakları alanındaki en saygın araştırmalarda lider konumunu pekiştirmeye...

DÜNYA7 gün önce

Orta Asya Uluslararası Ticaret ve Ekonomi Merkezi’nin inşaatı başlatıldı

Kazakistan Başbakanı Askar Mamin ile Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov, iki ülkenin sınırında faaliyete geçirilecek “Orta Asya” Uluslararası Ticaret ve Ekonomi...

DÜNYA7 gün önce

Türk-Özbek Ticaretinde 5 Milyar Dolarlık Hedef

Pekcan, Özbekistan’daki temasları kapsamında Başbakan Yardımcısı, Yatırımlar ve Dış Ticaret Bakanı Sardor Umurzakov ile görüştü. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Özbekistan...

OTOMOTİV

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

tr_TRTurkish