Bizimle iletişime geçin

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“İnsanlığın ortak mirası olan Ayasofya, yeni statüsüyle herkesi kucaklamaya çok daha samimi, çok daha özgün şekilde devam edecektir”

Haberler

on

Ayasofya Camii’nin ibadete açılmasına ilişkin Millete Sesleniş konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm camilerimiz gibi Ayasofya’nın kapıları da yerli ve yabancı, Müslim ve gayrimüslim herkese sonuna kadar açık olacaktır. İnsanlığın ortak mirası olan Ayasofya, yeni statüsüyle herkesi kucaklamaya çok daha samimi, çok daha özgün şekilde devam edecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millete Sesleniş konuşması yaparak Danıştayın Ayasofya kararını değerlendirdi.

“AYASOFYA, YENİ STATÜSÜYLE HERKESİ KUCAKLAMAYA ÇOK DAHA ÖZGÜN ŞEKİLDE DEVAM EDECEK”

Danıştayın bugün, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesini sağlayan 1934 tarihli Bakanlar Kurulu düzenlemesini iptal ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna dayanarak çıkarılan Cumhurbaşkanlığı düzenlemesiyle Ayasofya’nın yeniden cami olarak hizmete açılmasını sağladıklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece Ayasofya, 86 yıl aradan sonra yeniden, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesinde belirttiği şekilde cami olarak hizmet vermeye başlayabilecektir. Bu kararın milletimize, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığının, konunun idari ve teknik hazırlıklarıyla, Diyanet İşleri Başkanlığının da dini yönüyle ilgili çalışmalara hemen başladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müze statüsünden çıkmasıyla birlikte, Ayasofya Camisi’ne ücretli giriş uygulamasını da kaldırıyoruz. Tüm camilerimiz gibi Ayasofya’nın kapıları da yerli ve yabancı, Müslim ve gayrimüslim herkese sonuna kadar açık olacaktır. İnsanlığın ortak mirası olan Ayasofya, yeni statüsüyle herkesi kucaklamaya, çok daha samimi, çok daha özgün şekilde devam edecektir” dedi.

“24 TEMMUZ 2020 CUMA GÜNÜ, CUMA NAMAZI İLE BİRLİKTE AYASOFYA’YI İBADETE AÇMAYI PLANLIYORUZ”

Hazırlıkları süratle tamamlayarak, 24 Temmuz 2020 Cuma günü, cuma namazı ile birlikte Ayasofya’yı ibadete açmayı planladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Temmuz’a kadar camideki çalışmaların süratle yürüyebilmesi, bir an önce bu hazırlıkların bitmesi için burada ziyaret veya gelip burayı görme gibi bir telaşın içerisine girmenin doğru olmayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira aldığım bazı haberler çerçevesinde içeride ve dışarıda gelip oralarda görüntü vermek veya gösteri yapmak bunlar doğru değil. İnşallah 24’ünde hep birlikte burada cuma namazımızı kılar ve Ayasofya’yı da o gün her şeyiyle bitmiş olarak ibadete açarız” dedi.

“TÜRKİYE’NİN EGEMENLİK HAKLARIYLA İLGİLİDİR”

İçeride bazı eksikler olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu eksikleri de bu arada inşallah gidermiş olacağız ve 6 ay gibi bir süre içerisinde yapacağımız bazı hazırlıklar var. Onları da inşallah o süre içerisinde bitireceğiz. Tabii öyle bir burada hazırlıklar yapıyoruz ki bu hazırlıklar içerisinde Müslim, gayrimüslim, Hristiyan dünyasından kim gelirse gelsin, hepsi geldiği zaman burada yapılan dedikoduların olmadığını, tam aksine gerçekten bizler ecdadımızdan devraldığımız mirası nasıl geleceğe taşıyacağımızın da en güzel örneğini vereceğiz” diye konuştu.

Herkesi, ülkenin yargı ve yürütme organları tarafından alınan Ayasofya kararına saygılı olmaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uluslararası alanda bu konuda ortaya konulan her türlü görüşü elbette anlayışla karşılarız. Ancak Ayasofya’nın hangi amaçla kullanılacağı konusu, Türkiye’nin egemenlik haklarıyla ilgilidir. Yeni bir düzenlemeyle Ayasofya’nın ibadete açılıyor olması, ülkemizin egemenlik hakkı kullanımından ibarettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı neyse, başkenti neyse, ezanı neyse, dili neyse, sınırları neyse, 81 vilayeti neyse, Ayasofya’nın vakfiyesine uygun şekilde camiye dönüştürülmesi hakkı da odur. Bu konuda, görüş belirtmenin ötesindeki her türlü tavrı ve ifadeyi, bağımsızlığımızın ihlali olarak kabul ederiz. Şu anda hemen arkamda bakınız, dev bir vakfiyename vardır ve bu Fatih’in vakfiyenamesidir. Ve bu vakfiyename içerisinde ne varsa o bizim için asıldır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak, nasıl diğer ülkelerdeki ibadet mekânlarıyla ilgili tasarruflara karışmıyorsak biz de tarihî ve hukuki haklarımıza sahip çıkma konusunda aynı anlayışı bekliyoruz. Üstelik bu, öyle 50-100 yıllık değil, tam 567 yıllık bir haktır. Şayet bugün inanç odaklı bir tartışma yapılacaksa bunun konusu Ayasofya değil, dünyanın dört bir yanında her geçen gün tırmanan İslam düşmanlığı ve yabancı nefreti olmalıdır” diye konuştu.

Türkiye’nin kararının, sadece kendi iç hukuku ve tarihi haklarıyla ilgili olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kararın arkasında duran tüm siyasi partilere ve liderlerine, sivil toplum kuruluşlarına, milletin her bir ferdine teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un fethi ve Ayasofya’nın cami hâline dönüştürülmesi hadisesinin, Türk tarihinin en şanlı sayfaları arasında yer aldığını belirtti.

“GENÇLİK YILLARIMIZDAN BERİ KALBİMİZDE BİR AYASOFYA SEVGİSİ VARDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet’in, diğer Hıristiyan mezhepleri tarafından dışlanan Ortodoks Kilisesi’ni de himayesi altına alarak gelişmesini sağladığını söyledi.

Bu ulu mabedin kubbeleri ve duvarlarının, o günden itibaren 481 yıl boyunca ezanlarla, salalarla, tekbirlerle, salavatlarla, hatmi şeriflerle, mevlid-i şeriflerle çınladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, asırlarca yaşadığı depremlerden, yangınlardan, yağmalardan ve bakımsızlıktan dolayı harap vaziyette olan İstanbul’un, fetihle birlikte yeniden ayağa kaldırıldığını, bu sürecin sembolünün de Ayasofya olduğunu ifade etti.

Fatih Sultan Mehmet Han’dan itibaren her padişahın, İstanbul’u ve Ayasofya’yı daha da güzelleştirmenin gayreti içinde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehrin Ulu Camisi olarak belirlenen Ayasofya’nın, zaman içinde etrafına ilave edilen yapılarıyla, tam tekmil bir külliye hâline dönüştürüldüğünü ve asırlarca müminlere hizmet verdiğini bildirdi.

Ayasofya’nın her devirde bu milletin tüm fertlerinin gönlünde ayrı bir yeri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizim de gençlik yıllarımızdan beri kalbimizde bir Ayasofya sevgisi vardır. Bu mabedi, kültür hazinesi kimliğine halel getirmeden, vakfiyesine uygun şekilde yeniden ibadete açarak milletimize önemli bir hizmet verdiğimize inanıyoruz.”

“TÜRK MİLLETİNİN AYASOFYA ÜZERİNDEKİ HAKKI, 1500 YIL ÖNCE BU ESERİ İLK İNŞA EDENLERDEN DAHA AZ DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millete Sesleniş konuşmasında, medeniyet tarihinin en önemli isimlerinden olan Mimar Sinan’ın, Ayasofya’ya en çok katkı yapan kişilerin başında geldiğini belirtti.

Ayasofya Camisi’nin, mihrabı, minberi, kürsüsü, minareleri, hünkâr mahfili, levhaları, nakışları, şamdanları, halıları, şadırvanı ve diğer tüm unsurlarıyla 481 yılda bu hâle geldiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarih boyunca hep İstanbul’un en kalabalık cemaatlerinin toplandığı Ayasofya, teravih, Kadir Gecesi ve bayram gibi müstesna günlerde gerçekten çok göz alıcı manzaraların yaşandığı bir yer olmuştur. Dolayısıyla, Türk milletinin Ayasofya üzerindeki hakkı, yaklaşık 1500 yıl önce bu eseri ilk inşa edenlerden daha az değildir. Tam tersine yaptığı katkılar ve güçlü sahiplenişi itibarıyla milletimizin, bugün insanlık mirasının en önemli eserleri arasında gösterilen Ayasofya üzerindeki hakkı daha fazladır” değerlendirmesini yaptı.

İstanbul’un, fetihle beraber Müslüman, Hristiyan ve Musevilerin barış ve huzur içinde bir arada yaşadığı bir şehir hâline geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tarih, fethettiğimiz her yerde refahı, güveni, huzuru ve hoşgörüyü hâkim kılmak için verdiğimiz büyük mücadelelerin şahididir. Bugün de ülkemizin her köşesindeki camilerimiz yanında her inanca ait binlerce tarihi mabet vardır. Ayrıca, cemaati olan her yerde kiliseler ve havralar faaliyet göstermektedir. Halen ülkemizde ibadete açık 435 kilise, sinagog ve havra bulunuyor. Başka coğrafyalarda benzerine rastlayamayacağımız bu manzara bizim farklılıklarımızı zenginlik olarak gören anlayışımızın bir tezahürüdür. Buna rağmen millet olarak, yakın tarihimizde dahi bunun tam tersi örneklerle karşılaşmaktan kurtulamadık. Osmanlı’nın çekilmek zorunda kaldığı Doğu Avrupa ve Balkan coğrafyasında, ecdadın asırlar boyunca inşa ettiği eserlerden pek azı hâlâ ayaktadır.”

Bugün yeniden ibadete açılması kararı vesilesiyle bir kez daha dikkatlerin üzerinde toplandığı Ayasofya tartışmalarının yaklaşık bir asırlık geçmişi olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anadolu’nun ve İstanbul’un işgal yıllarında da Ayasofya’nın kiliseye çevrilmesi tartışmalarının yaşandığını hatırlattı.

“İBADETE KAPALI BULUNDUĞU YILLAR BOYUNCA ECDAT YADİGÂRI BU ESER, BÜYÜK BİR TARİH KIYIMINA MARUZ KALIR”

Ayasofya’ya yabancı ilgisinin, daha sonraki yıllarda, mozaik tamiri gibi bahanelerle sürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sırada tek parti dönemi hükümetinin, çıkardığı bir kararnameyle, “camilerin birbirine uzaklığının en az 500 metre olması gerektiği” kuralını getirerek Ayasofya’yı ibadete kapattığını kaydetti.

Bir süre sonra da 1 Şubat 1935 tarihinde Ayasofya’nın müze olarak ilan edilip ziyarete açıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İbadete kapalı bulunduğu yıllar boyunca ecdat yadigârı bu eser, büyük bir tarih kıyımına maruz kalır. Caminin bitişiğindeki, İstanbul’daki ilk Osmanlı üniversitesi olan ve Fatih tarafından inşa ettirilen Ayasofya Medresesi, sebepsiz yere yıkılarak ortadan kaldırılır. Ayasofya’nın zemininde serili nadide halılar kesilerek sağa sola dağıtılır. Antika şamdanlar eritilmek üzere dökümhaneye götürülür. Halen yerinde duran şaheser levhalar ise çok büyük oldukları için kapıdan çıkarılamaz ve mecburen depoya kaldırılır. Bu levhalar daha sonra Demokrat Parti devrinde tekrar yerlerine asıldı. Ayasofya’nın uğradığı tahribat bunlarla sınırlı kalmaz. Cami olduğu devirlerden hiçbir eser kalmasın isteyenler, az kalsın Ayasofya’nın minarelerini dahi yıktıracaklardı.”

“PEK ÇOK CAMİNİN, MEDRESENİN BAŞINA DA BENZER FELAKETLER GELMİŞTİR”

Aynı dönemde Türkiye’nin dört bir yanında pek çok caminin, medresenin, ecdat yadigârı eserin başına benzer felaketler geldiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen, tek parti döneminde alınan bu karar, tarihe ihanet olmanın yanında hukuka da aykırıydı. Çünkü Ayasofya ne devletin ne de herhangi bir kurumun malı değil, vakıf mülküdür” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Fatih İstanbul’u fethettiğinde, Roma İmparatoru unvanını da almış ve dolayısıyla Bizans hanedanı üzerine kayıtlı bulunan tüm emlake sahip olmuştur. İşte bu hukuka istinaden, Ayasofya da, Fatih’in ve onun kurduğu vakfın üzerine tapulanmıştır. Cumhuriyet döneminde bu tapu senedinin yeni harflerle hazırlanmış resmi bir sureti de çıkarılarak hukuki statüsü tescillenmiştir. Ayasofya Fatih’in tapulu mülkü olmasaydı, hukuken burayı vakfetme hakkı da bulunmazdı. Fatih Sultan Mehmet Han, Ayasofya’yı da içeren 1 Haziran 1453 tarihli yüzlerce sayfalık vakfiyesinin bir yerinde aynen şunları söylüyor. ‘Kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirir, bir maddesini tebdil eder, onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterir, yardım ederse, kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkar, camilikten çıkarır ve sahte evrak düzenleyerek mütevellilik hakkı gibi şeyler isterse yahut onu kendi batıl defterine kaydeder veya yalandan kendi hesabına geçirirse huzurunuzda ifade ediyorum ki en büyük haramı işlemiş ve günahı kazanmış olur. Bu vakfiyeyi kim değiştirirse, Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti onun ve onların üzerine olsun. Azapları hafiflemesin, haşr gününde yüzlerine bakılmasın. Kim bunları işittikten sonra hâlâ bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır. Allah’ın azabı onlaradır. Allah işitendir, bilendir.’ Evet, bugün alınan karar, aynı zamanda Fatih’in işte bu ağır bedduasından kurtulmamızı sağlamıştır. Gerçi, aynı zihniyet bugün de bırakınız Ayasofya’nın hüznünü gidermeyi, İstanbul’un en gözde camisi Sultan Ahmet’i müzeye dönüştürmeyi teklif edebilmektedir. Bu zihniyet geçmişte, Sultan Ahmet Camisi’ni resim galerisi, Yıldız Sarayı’nı kumarhane, Ayasofya’yı caz kulübü olarak kullanmayı da düşünmüş, hatta bir kısmını gerçekleştirmişti.”

Her dönemde olduğu gibi bugün de bu bakış açısının, çağdaşlık kisvesi altında çağ dışı bir anlayışın tezahürü olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatikan’ın müze hâline dönüştürülerek ibadete kapatılmasını talep etmekle Ayasofya’nın müze olarak kalmasında ısrarcı olmak, aynı mantığın ürünüdür. Bunun bir adım sonrası, insanlığın en eski mabedi olan Kabe’nin ve yine kadim mabed Mescid-i Aksa’nın da müzeye dönüştürülmesi isteğidir. Rabbim ülkemizi ve insanlığı, bu zihniyetten ilelebet muhafaza eylesin diyorum. Rabbim bir daha bu milleti değerlerine düşmanlık edenlerle sınamasın diyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı eserlerin milletlerin ve devletlerin sembolü olduğunu söyledi; fikir ve sanat insanlarının hemen hepsinin Ayasofya’nın öksüzlüğü konusunu yazılarında, konuşmalarında dile getirdiğini vurguladı.

“AYASOFYA’NIN DİRİLİŞİ, MESCİD-İ AKSA’NIN ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞMASININ HABERCİSİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün Ayasofya, inşa edildiği tarihten itibaren defalarca şahit olduğu yeniden dirilişlerinden birini yaşıyor. Ayasofya’nın dirilişi, Mescid-i Aksa’nın özgürlüğe kavuşmasının habercisidir. Ayasofya’nın dirilişi, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların fetret devrinden çıkış iradesinin ayak sesidir. Ayasofya’nın dirilişi, sadece Müslümanların değil, onlarla birlikte tüm mazlumların, mağdurların, ezilmişlerin, sömürülmüşlerin umut ateşinin yeniden alevlenişidir. Ayasofya’nın dirilişi, Türk milleti, Müslümanlar ve tüm insanlık olarak dünyaya söyleyecek yeni sözlerimiz olduğunun ifadesidir. Ayasofya’nın dirilişi, Bedir’den Malazgirt’e, Niğbolu’dan Çanakkale’ye kadar tarihimizin tüm atılım dönemlerini yeniden hatırlayışımızın adıdır. Ayasofya’nın dirilişi, şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetlerine gerekirse canımız pahasına sahip çıkma kararlılığımızın remzidir.”

Ayasofya’nın dirilişinin, Buhara’dan Endülüs’e kadar medeniyetin tüm sembol şehirlerine verilen bir gönül selamı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayasofya’nın dirilişi, Alparslan’dan Fatih’e ve Abdülhamit’e kadar ecdadın tamamına vefamızın gereğidir. Ayasofya’nın dirilişi, Fatih’in fetih ruhunu şad etme yanında, Akşemsettin’in maneviyatını, Mimar Sinan’ın estetiğini ve zevkini de yeniden gönlümüzde canlandırmaktır. Ayasofya’nın dirilişi, insanlığın özlemle beklediği temeli adalet, vicdan, ahlak, tevhid ve kardeşlik olan medeniyet güneşimizin yeniden yükselişinin sembolüdür” diye konuştu.

“FATİH’İN EMANETİ AYASOFYA’NIN CAMİ OLARAK HİZMETE GİRMESİ, GECİKMİŞ BİR YENİDEN SİLKİNİŞTİR”

“Ayasofya’nın dirilişi, bu mabedin kapılarındaki zincirler yanında, topyekûn gönüllerdeki ve ayaklardaki prangaların da kırılıp atılmasıdır” sözlerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ezanın aslına döndürülmesinden 70 yıl sonra Fatih’in emaneti Ayasofya’nın da cami olarak hizmete girmesi, gecikmiş bir yeniden silkiniştir. Bu tablo, İslam coğrafyasının dört bir yanındaki sembol değerlerimize yapılan hoyratça saldırılara verilmiş en güzel cevaptır. Türkiye, son dönemde attığı her adımla, artık zamanın ve mekânın nesnesi değil öznesi olduğunu göstermektedir. Millet olarak verdiğimiz tarihi mücadeleyle, temsilcisi olduğumuz medeniyetin aydınlık geleceği için maziden atiye tüm insanlığı kucaklayan bir köprü kuruyoruz. İnşallah bu kutlu yolda yürümeye, durmadan, duraksamadan, yılmadan, azimle, fedakârlıkla, kararlılıkla, menzile ulaşana kadar devam edeceğiz. Bir kez daha Ayasofya’nın yeniden camiye dönmesini sağlayan yargı kararı ve Cumhurbaşkanlığı düzenlemesinin hayırlı olmasını diliyorum. Ayasofya’yı insanlığın ortak kültürel mirası vasfını koruyarak cami olarak ibadete açacağımızın altını da tekrar çiziyorum.”

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

Haberler

on

Samsun’da bundan tam 105 yıl önce başlayan ve Millî Mücadele’yi zaferle taçlandıran 19 Mayıs 1919’un, güçlü Türkiye’nin inşasında ilk tuğlanın konulduğu tarih olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu tarih, milletimizin düşman işgaline karşı ülkemizin her köşesinden yükselen istiklal ve istikbal ruhunun kıvılcımı olmuştur. Milletimizin esarete karşı direnişini ortaya koyarak topyekûn bir varoluş mücadelesini başlattığı bu sürecin devamında ya istiklal ya ölüm nidalarıyla vücut bulan varlık-yokluk mücadelesi başlamıştır.” dedi.

Samsun’da yanan istiklal meşalesinin, Amasya, Erzurum, Sivas ve ardından Ankara ile tüm Anadolu’ya yayıldığını belirten Erdoğan, 19 Mayıs ruhunun, bu milletin en büyük varlığı, en büyük sermayesi olduğunu ifade etti.

“Zorluklara karşı durmanın, azimle, inançla, kararlılıkla hep beraber mücadele etmenin anlamı bu ruhta gizlidir. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı her türlü baskıya, provokasyona rağmen

hızlandırdığı kalkınma, büyüme, güçlenme mücadelesini ancak 19 Mayıs’ın ruhuna, özüne, ilkelerine, ideallerine ve hedeflerine sahip çıkarak sürdürebiliriz.

Yeni Türkiye Yüzyılı’nın neferleri olan sizler böyle bir bilinç ve özgüvenle tarihinize, bugününüze sahip çıkıp birbirinizle kenetlenin, birbirinizle kardeşlik hukukunuzu geliştirin. Siz gençlerimizin ve aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın bütün kahramanlarını bir kez daha saygıyla anıyorum.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Meclis’te gençleri ağırladı

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, 81 İL, KKTC VE AZERBAYCAN’DAN GELEN GENÇLERİ MECLİS’TE AĞIRLADI

Haberler

on

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “19 Mayıs, bizim milli tarihimizin sıradan sayfalarından birisi değildir. Fevkalade önemli bir dönüm noktasının başlangıcıdır. Bir kararlılığın, azmin, istikametin ve inancın müşahhas halidir.” dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla 81 il, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’dan gelen gençleri Meclis’te kabul etti.

Meclis Başkanı Kurtulmuş, Tören Salonu’nda düzenlenen programda yaptığı konuşmada, gençleri demokrasinin kalbi, milli iradenin tecelligahı Gazi Meclis’te ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle tarihin en anlamlı sayfalarından birisini bir kere daha hatırlamak için bir araya geldiklerini ifade eden Kurtulmuş, 19 Mayıs’ın, Türkiye’nin milli mücadelesinin dönüm noktalarından birisi olduğuna işaret etti.

İzmir’in işgalinin ertesi günü Mustafa Kemal Paşa’nın beraberindeki 18 subayla Samsun’a gittiğini anımsatan Kurtulmuş, “Samsun’a çıkmak, bir milli mücadeleyi başlatmak, Anadolu’daki direniş ruhunu ateşlemek ve böylece emperyalizmin Anadolu’yu işgal eden öncü ordularına fırsat vermemek için ortaya konulmuş tarihi bir kararlılıktır.” dedi.

Samsun’un ardından Havza, Amasya ve Erzurum kongrelerinin gerçekleştiğini, bu kongrelerle yerel mücadele unsurlarının harekete geçirildiğini, onlar arasında ortak bir kararlılığın vurgulandığını dile getiren Kurtulmuş, bütün bunlarının bağlandığı noktanın ise Sivas Kongresi olduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, farklı milli mücadele unsurlarının tek çatı altında birleştirilmesiyle ülkenin milli kurtuluş mücadelesinin başladığını, “Ya Allah” diyerek yeniden ayağa kalkan milletin genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurduğunu belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“19 Mayıs, bizim milli tarihimizin sıradan sayfalarından birisi değildir. Fevkalade önemli bir dönüm noktasının başlangıcıdır. Bir kararlılığın, azmin, istikametin ve inancın müşahhas halidir. Dolayısıyla bu dönemdeki en önemli hususlardan birisi, bu söylediğim kelimelerin içerisinde gizlidir. İnanç, azim, kararlılık ve direnç… Bütün bunların hepsini bir araya getiren bir ruh anlayışıyla, böylesine büyük bir maneviyatla, böyle büyük bir kurtuluş ve diriliş ruhuyla büyüklerimiz ayağa kalktılar ve Türkiye’nin bağımsızlığını bizlere, sizlere, gelecek nesillere armağan ettiler. O süre içerisinde nice fedakarlıklar yapıldı. Kararlılık sözü, sadece birkaç heceden ibaret bir kelime değildir. O yokluklar ve yoksunluklar içerisinde, eğer ecdadımızın kararlılığı olmasaydı, azmi ve mücadele gücü olmasaydı bizler bugün burada olamazdık. O dönemde aynen sizin gibi genç olan, insanların ortaya koyduğu tarihi kahramanlık, insanlık tarihinin en büyük kahramanlık destanlarındandır.”

  • “Büyük kahramanlıkların arkasında hep gençlerimiz oldu”

Milli mücadelede yer alan gençleri sevgi, saygı, rahmet ve minnetle anan Kurtulmuş, “Büyük kahramanlıkların arkasında hep gençlerimiz oldu. Gençlerimiz hem milli direniş ruhuyla hem inançla, azimle, kararlılıkla ama hep bir büyük ülküye, bir büyük hedefe kenetlenerek yol aldılar.” diye konuştu.

Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana geçen bir asır içerisinde nice zorlukların yaşandığını, nice zor günlerden geçildiğini anımsatan Kurtulmuş, “Bu millet, sizden öncekiler büyük bedeller ödeyerek Türkiye Cumhuriyeti’ni bugüne kadar taşındılar. Bu yüzyılın muhasebesini çok iyi yapmak ve bundan sonra, hemen başlangıcında olduğumuz Cumhuriyetimizin ikinci asrını çok daha güzel bir şekilde geçirebilmek için iyi bir planlama, iyi bir muhasebe yapmak durumundayız. İnşallah birinci asırda elde ettiğimiz bütün kazanımlarımızı koruyarak, daha ileriye götürerek, daha güçlendirerek ikinci asrında Türkiye Cumhuriyeti’ni, dünyanın her yerinde sözü güçlü, gücü tesirli bir ülke haline getirmek için gece gündüz var gücümüzle hep beraber çalışacağız. Türkiye’nin özellikle bu bölgede, bu coğrafyada güçlü bir şekilde ayakta durmaktan başka bir şansı yok.” şeklinde konuştu.

Türk gençlerinin iddialı, iradeli ve ahlaklı olmak zorunda olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu ülkeye, bu coğrafyaya, mazlum ve masum insanların tamamına ve tüm insanlık ailesine karşı bir büyük iddiaya sahip olmak gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin gerçekten güçlü bir ülke olması, sözünün muteber, gücünün de tesirli olmasını sağlayacak bir azim ve iddianın içerisinde olunmasının önemine işaret eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Dünyada hakkaniyete dayalı adil, insani bir sistemin kurulabilmesi en temel iddialarımızın başında gelmelidir. Ayrıca iddia sahibi olmak tek başına yetmez, bunu çelikten bir iradeyle desteklemek zorundayız. İddia ve irade sahibi olarak kendimize, ülkemize ve insanlığa ait ortaya koyduğumuz hedeflerimizi gerçekleştirmek için yüksek ahlakla hareket eden bir tavrı ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Türk gençlerinin her birisinin bu ana çerçeve içerisinde hedeflerini gerçekleştirmek için gayretle çalışması üzerimize bir borçtur. Çünkü Türkiye’nin gençliği sadece Türkiye için bir servet, bir kazanım değil aynı zamanda dünya insanları için bir umuttur, bekleyiştir, hasrettir. Türk gençliği bu anlamda iddialı, iradeli ve ahlaklı anlayışıyla bütün dünya gençlerine örnek olacak bir güce ve potansiyele sahiptir.”

  • “Zamanın ruhunu kavramak şarttır”

Türk gençliğinin, zamanın ruhunu en iyi şekilde kavrayarak güçlü olması gereken alanlarda çok ileri gitmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Sanatta, sporda, kültürde, medeniyette, felsefede, düşüncede, teknolojide, üretimde, yenilikte Türk gençliğinin çok ileride olması lazım. Bunun için zamanın ruhunu kavramak şarttır. Zamanın üç ayağı vardır. Dün, şu an ve gelecek. Dünü bilmeyenlerin yarına ilişkin söyleyecek bir şeyleri yoktur. Bugün de güçlü olmayanın yarına yürüyecek mecali yoktur. Sizlerden beklentimiz bugünün şartlarını, zamanın ruhunu çok iyi anlamak, çok iyi kavramak, dünyadaki yaşıtlarınızla her alanda en iyi şekilde mücadele etmek… Ama bunu yaparken büyük bir milletin evladı olduğumuzu unutmadan, tarihi ve kültürel birikimimizi güçlü bir şekilde özümseyerek, buradan geleceğe ilişkileri fikirleri ve istikametleri temin edebilmektir.”

Geleceğe yürümenin ortak bir ruh hali ve ortak bir fikir dünyasına sahip olmakla mümkün olacağını söyleyen Kurtulmuş, “Tabii ki fikirlerimizde, hayat tarzlarımızda, dünyadaki beklentilerimizde farklılıklar olacaktır ama milli menfaatlerimiz, ortak hedeflerimiz noktasında müşterek hareket etmek mecburiyetindeyiz. Birisi Hanya’ya giderken ötekisi Konya’ya gitmeyecektir. Hepimiz farklı farklı olarak oklar atsak da attığımız her bir ok aynı istikamete doğru olacaktır. Bu hedef de Türkiye’yi, cumhuriyetin ikinci asrında sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye haline getirmek, Türkiye’nin öncülüğünde yeni ve adil bir dünyayı kurabilmek olmalıdır.” dedi.

Gençlerin Atatürk’ün Anma Gençlik ve Spor Bayramını tebrik eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Sizler kadar şanslı olmayan, dünyanın birçok yerindeki mazlum, yoksulluk ve yoksunluk içerisindeki genç kardeşlerimizi TBMM’den sevgiyle selamlıyoruz. Hiç şüphesiz onların başında, sekiz ayı aşkın bir süredir insanlık tarihinin görmediği kadar büyük acıları yaşayan, modern zamanlarda insanların şahit olmadığı kadar ağır bir katliamı, hatta soykırımı yaşayan Filistin’in genç evlatlarını saygıyla ve kardeşçe selamlıyor, onların acılarının en kısa süre içerisinde diliyoruz.”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, başta Filistin’in masum ve mazlum gençleri olmak üzere dünyanın birçok yerinde büyük kahırlar içerisinde yaşayan gençlerin geleceğe ait gözünü dikip baktığı yerlerin başında Türkiye’nin geldiğini vurgulayarak, “Oradaki insanlar da kendi geleceklerini kurgularken güçlü bir Türkiye’nin varlığını ümit ediyor, daha güçlü bir Türkiye’nin var olması için dualarını arttırıyorlar. Bu nedenle ne yapıyor olursanız olun, nerede hareket ediyor olursanız olun, ülkemizin sorumluluklarının üstüne bir de dünyanın mazlum milletlerinin, gençlerinin sorumlulukları da sizlerin omuzlarının üstündedir. Allah size güç ve kuvvet versin, gönlünüze ferahlık, ufkunuza aydınlık, adımlarınıza sağlamlık, bileğinize kuvvet, yüreğinize cesaret versin.” şeklinde konuştu.

Törende, gençler tarafından TBMM Başkanı Kurtulmuş’a Türk bayrağı ve 81 ilden getirilen vatan toprağı takdim edildi.

Törenin ardından Kurtulmuş, gençlerle Şeref Kapısı merdivenlerinde fotoğraf çektirdi.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Türk Hava Yolları, Taş Tepeler Projesi ‘nin Ana Sponsoru Oldu

Haberler

on

Küresel taşıyıcı, 2024 – 2029 yılları arasında Taş Tepeler Projesi’nin Ana Sponsoru ve Karşılama Merkezi ile Araştırma Merkezi’nin İsim Sponsorluğunu üstlendi.

Türk Hava Yolları, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imza altına aldığı anlaşma ile Taş Tepeler Projesi kazı çalışmalarına destek vermenin yanı sıra küresel tanıtım faaliyetleri kapsamında bölge turizmine katkı sağlayacak etkinlikler de gerçekleştirecek.

Taş Tepeler anlaşmasına dair açıklamalarda da bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; “2021’de bakanlığımız tarafından duyurulan ve aynı anda başlatılan Taş Tepeler Projesi, dünya üzerinde ilk yerleşik yaşam ve sosyal topluluk örneklerine ev sahipliği yapan Göbeklitepe, Karahantepe, Harbetsuvan ve Gürcütepe gibi 11 arkeolojik alanı içine almaktadır. İlk olarak Göbeklitepe’deki çalışmalarla gün yüzüne çıkarılmaya başlanan ve özellikle sanatsal üretimleri ve anıtsal yapılarıyla ayrıcalıklı bir yere sahip olan ilk yerleşik topluluklar bu proje kapsamında araştırılmaktadır. Bilim çevreleri tarafından takdir ve heyecanla takip edilen projemiz dünyada çok ciddi bir ilgi uyandırmıştır ve gün geçtikçe bu ilgi artarak sürmektedir. Karahantepe Projesi 2023 yılında 32 ülkeden 970 hakem görüşü ile dünyanın en başarılı 9 projesi arasında gösterilmiştir. Türk Hava Yolları böylesi küresel ölçekte bir projeye sponsor olmakla ülkemizin tanıtımına, kültürüne, turizmine katkı sağlamak adına bir kez daha büyük bir sorumluluk üstlenmiştir. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Bolat’ın şahsında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

İmzalanan sponsorluk anlaşması ile ilgili açıklamalarda bulunan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat; “Ülkemizin millî bayrak taşıyıcı havayolu markası olarak ülkemize her alanda katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz. Medeniyetin beşiği olarak bilinen ve bundan 12 bin yıl önce ilk yerleşim yerlerinin ve tarımın ortaya çıktığı uzak mesafeler arasında ticaretin başladığı Taş Tepeler bölgesi sadece Türkiye için değil dünya tarihi için de büyük önem arz ediyor. 12 yerleşim yerinden oluşan Taş Tepeler bölgesinde yürütülen kazı ve araştırma çalışmalarının önümüzdeki dönemde daha da hızlanacak ve bölgenin gelişimine büyük katkı sağlayacak. Türk Hava Yolları olarak Taş Tepeler Projesi’nin ana sponsoru, inşa edilecek Karşılama ve Araştırma Merkezlerinin de isim sponsoru olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Ülkemiz kültürüne, turizmine ve ekonomisine katkı sağlamaya ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gerçekleştirme yolunda adımlar atmaya devam edeceğiz. ” dedi.

Neolitik Çağ Araştırma Projesi (Göbeklitepe, Karahantepe, Çakmaktepe, Sayburç, Ayanlar, Sefertepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Yeni Mahalle, Kurt Tepesi, Mendik, Yoğunburç) farklı kazı alanlarından oluşmaktadır. Taş Tepeler Projesi ile dünyaya Anadolu’nun uygarlık temellerinin atıldığı yer olduğu vurgusu yapılacak. Ayrıca bu projede, yaklaşık 12 bin yıl önce Anadolu’daki toplulukların eriştikleri düzey ile dünya için ileri seviye bir esin kaynağı oluşturdukları anlatılmış olacak.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

DÜNYA20 saat önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

DÜNYA3 gün önce

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Meclis’te gençleri ağırladı

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, 81 İL, KKTC VE AZERBAYCAN’DAN GELEN GENÇLERİ MECLİS’TE AĞIRLADI

DÜNYA4 gün önce

Türk Hava Yolları, Taş Tepeler Projesi ‘nin Ana Sponsoru Oldu

Küresel taşıyıcı, 2024 – 2029 yılları arasında Taş Tepeler Projesi’nin Ana Sponsoru ve Karşılama Merkezi ile Araştırma Merkezi’nin İsim Sponsorluğunu...

DÜNYA4 gün önce

Türkiye Marka Zirvesi görkemli bir organizasyonla yapıldı

Uraw Cosmetic 8. Türkiye Marka Zirvesi

DÜNYA5 ay önce

MÜZEYYEN AYGÜN EMİR ÇAKA BEY SAFLARINA KATILDI.

Emir Çaka Bey Denizcilik İhtisas Üniversitesini Kalkındırma Vakfı

DÜNYA6 ay önce

Birleşik Arap Emirlikleri Milli Günü Ankara’da Kutlandı

Birleşik Arap Emirlikleri’nin “52’inci BİRLİK GÜNÜ” yıl dönümü Resepsiyonu, iki ülkenin milli marşlarının seslendirilmesi ile başladı.

DÜNYA1 sene önce

Türkiye-Kazakistan Dostluk Parkı açıldı

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, KAZAKİSTAN MECLİS BAŞKANI KOŞANOV İLE BİRLİKTE, “TÜRKİYE-KAZAKİSTAN DOSTLUK PARKI”NIN AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRDİ TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop,...

DÜNYA1 sene önce

TBMM-KAZAKİSTAN PARLAMENTOSU ARASINDA İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

Kazakistan’da 19 Mart’ta gerçekleştirilen parlamento seçimlerinden dolayı tebriklerini ileten Meclis Başkanı Şentop, “Yeni Meclisin, kardeş Kazak halkının esenliği ve refahı...

DÜNYA2 sene önce

Emine Erdoğan, Kadın ve Adalet Zirvesi’nin gala yemeğine katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından Anadolu Ajansının global iletişim ortaklığında düzenlenen “Kültürel...

GÜNCEL2 sene önce

Techxtile Start-Up Challenge ödülleri sahiplerini buldu

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen TechXtile Start-Up Challenge, genç girişimcileri sektöre kazandırırken, Türkiye genelindeki sektör paydaşları ve ihracatçı birlik başkanlarını da...

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

seers cmp badge
tr_TRTurkish